themuallim
haftaya kim böyle başladı? aaa benmişim😷
çok_karanlık_patron!
ey vize haftası güzel olan olan hava nerdesin şimdi.hep mi böyle olmak zorunda.bi gel de ilk defa iyi geçen sınavlarımın tadını çıkarayim
vackheriff
yaklaşık 3 aydır samsun'da değilim. biliyordum böyle olacağını. özleyeceğimi biliyordum. İlk defa bir şehir böyle tuttu beni. İlk defa bir yeri yurdum bildim. sana söz, geri geleceğim!
psikodok
geçen çalıştığım firmanın sahibi seminer için samsuna gelmişti. adamın beni ilk gördüğünde tepkisi seni hiç böyle hayal etmemiştim oldu. "nasıl hayal etmiştin abi?" dediğimde ise "ne bileyim en azından daha uzun bekliyordum" dedi. sen beni görebildiğine şükret aslanım diyemedim. patron sonuçta.
Timur
böyle arkadaşlarınız var mı kızlar?
Motosikletli Kurye
bugün kendimi gençliği boyunca fakirlikle boğuşmuş ve ileride fakirlikten orta düzey zenginliğe geçmiş sonra da çocuklarının yaptığı ultra lüx harcamaları görüp onlara ulan ben gençken şöyle böyle zorluklar çektim diyip ellerinden kredi kartlarını alıp hayat dersi verecek olan biri gibi hissettim. hadi inşallah 🤣
Gamsız Baykuş
arkadaşlar çok mutluyum. ama nasıl mutluyum bir bilseniz. çok uzuun bir zamandır böyle güzel mutlu olmamıştım. deli gibi eğlendim. sürecin başı da çok heyecanlıydı. şimdi olaylar şöyle gelişti. mabel matiz'in bugün konseri vardı burada. ben de özellikle öyle kolaysa'yı çıkardığından beri bu adamı canlı dinlemek istiyordum. bu hayale bugün ulaşabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü bana kalırsa baya mucize gibi bir şey oldu. konser ilanını gördüğümde direkt saatine, bilet fiyatına bakmıştım zaten. sonra beni biraz aşar bu diye düşünüp bir kenara koydum bu fikri ama tamamen de vazgeçmiş değildi hâlâ. geçen haftalarda tekrar bakmıştım ve biletler tükenmişti. dedim başka zamana artık, vazgeçtim. zaten bilet kalmamış vazgeçmeyip ne yapacaktım değil mi? neyse ben mabel matiz'in facebook sayfasında bir duyuru gördüm iki gün önce. samsun konserine iki kişilik bilet hediye ediyorlarmış. dedim ya nasip bir şansımı deneyeyim. ama hiç ümidim olduğundan falan değil ha. bendeki de ne şans. hâlâ inanamıyorum o biletin bana çıktığına. bir yandan şeyi de düşünüyorum, lan fake mi acaba, mail geldi ama ya konser alanına gittiğimde böyle bir şey yok derlerse falan ben hâlâ böyle bir olayın başıma gelebileceğine inanmıyorum. ta ki konser mekanını kapısından girdim, o zaman inandım. sanki zaman mekan algılarım falan kapandı. ya diyorum nasıl olur ben buradayım şu an ve benim 24 saat öncesine kadar katılmak gibi bir düşünce aklıma gelmezdi. bilenler bilir mabel'e olan daha doğrusu şarkılarına olan hayranlığımı. hatta çok kez bu platformda sizlerle de paylaşmıştım bazı şarkılarını. konser çok güzel geçti benim adıma. bağıra bağıra eşlik ettim her şarkısına, bu yüzden yarın sesim bile kısılabilir. sabahtan beri zihnimin arka planında "fırtınadayım" şarkısı çalıyordu. girişi bu şarkıyla yapınca ayrı bie sevindim. olay aslında sadece konser meselesi de değil benim için. uzun zamandır, yani yaklaşık bu eğitim öğretim yılı başladığından beri üstümde bir ağırlık vardı. ya resmen canlandım şu etkinlikle. bana hiç bu kadar iyi geleceğini tahmin etmiyordum. belki de beklemediğim bir anda olduğu için bu kadar sevinmişimdir bilemiyorum. ama her açıdan çok güzel bir anı oldu benim için. giderim sakin sakin müzik dinlerim gelirim diye düşünürken deli gibi hareket ettiğim için kollarım, bacaklarım, her yerim ağrıyor. zaten boyum kısa diye ara sıra parmak uçlarıma yükselmek zorunda kaldım o da yordu. neyse ki önümdeki kız tüm konseri elindeki telefonuyla yüksekten çekti de onun telefonundan izleyebildim sahneyi(!) yani arkadaşlar okuyamadım durumumuz yoktu diyenler için özet geçeyim. eminim ki yukarısı çok karışık olmuştur ama hislerimi sizinle hemen paylaşmak istedim. mutlu oldum arkadaşlar. çok güzeldi be her şey benim adıma. dilerim ki sizin de benden daha çok mutlu olacağınız zamanlar olsun. hayatınızda böyle kısa da olsa güzel anlar olsun. seviyorum sizleri, kendinize iyi bakın. güzel geceleriniz olsun dedikodu ahalisi.
mistletoe🍃
"beni çıkardığında anlamın bozulmuyorsa,
bundan böyle ayrı yazılalım..”
Fafatara
bir gün zamanda yolculuk yapıyorum. daha o zamanlar benedict taşı kaptırmamış, ben de takılıyorum işte. öyle gezinirken baktım adamın biri boş boş geziyor. dedim aha bir işsiz hemen yanına gideyim de konuşayım, ne zamandır konuşmadım canım sıkılıyor. gittim yanına tanıştık. dedim ki: kafam çok dolu hacı ne yesem diye düşünürken gözüm ayağıma takılıyor, orta parmağımı neden baş parmağımı oynattığım gibi oynatamıyorum diye sinirleniyorum. sonra su şişesini masanın sağ tarafına koydum diye sinirleniyorum. sonra birden diyorum ki keşke bükücü olsaydım, oynardım ateşle suyla. hem o zaman okumama da gerek kalmazdı. İşte ben böyle aklımdaki düşünceleri söylerken adam ağlamaya başladı. dedi ki; ben seni normal düşünerek anlayamıyorum, sen nesin? adam öyle deyince bir kez daha anladım konuşmamam gerektiğini, ayrıldım yanından. sonra yazmışlar ki felsefe antik yunanda thales ile başlamıştır.
Gamsız Baykuş
selam dostlar. kitap fuarına gitme fırsatını anca bulabildim. aslında dün de gelmiştim ama o daha hızlı gelişen bir olaydı. arkadaşlarımla geldiğim için odağımız daha çok test kitapları oldu ve kafama göre gezemedim. biraz da yorgunluğun verdiği baş ağrısıyla keyfini çıkaramadığımı düşündüm ve bugün sabahın erken saatlerinde tekrar yol aldım. fuar genel olarak güzel geçti benim adıma. sabah saatleri olduğu için çoğunlukla okullardan gelen öğrencilerle doluydu etraf. bir tane çocuğun pubg kitabını gördüğünde verdiği tepki ile başka bir çocuğun yanık yanık sesiyle "nayino" şarkısını söylemesi hatırımda kala güzel detaylardan :d bu defa her standa uğramadım. aslında bu sene kitap fuarından pek bir kitap almam diye düşünüyordum çünkü epey zamandır kitaplarla çok haşır neşir değilim. birinci dönemi geride bıraktığımda sadece bir kitap okumuşum ve elimde aylardır sürünen bir kitap var. dönemin yoğunluğundan dolayı kitap okumaya pek zaman ayıramıyordum. hal böyle olunca araya giren soğuklukla beraber aklımda şu kitabı alırım gibi bir düşüncem yoktu. geçen sene "şeker portakalı" ve "güneşi uyandıralım" kitaplarını almıştım, üçüncü kitabı da seneye alırım diyerek bırakmıştım. aklımda olan sadece bu vardı. dün kitabı sorduğumda kalmadı demişlerdi ama bugün tekrar geldiğini görünce sevinçle aldım. bu sene de geçen seneki gibi en çok kitabı can yayınları'ndan aldım. böyle yazınca da çok gibi oldu ama çok değil aslında, 3 tane eheh. yine sevdiğim yayınlardan olan yky'den oradaki görevlinin tavsiyesi üzerine bir kitap aldım. gezinirken baykuşlu bir kitap -diğer baykuşlu her şey gibi- dikkatimi çekti. daha önceden bilmediğim bir kitap olduğu için görevli arkadaşa kitap hakkındaki bilgisini sordum. İlk sayfasını okuyup çok beğendiğini ve devamında da aynı türde olan bir kitabı da mutlaka okumamı önerdi. ben de ilk sayfasını okuyunca düştüm direkt kitaba. çünkü uzun zamandır içinde bulunduğum ruh haline yakın şeyler yazıyordu. çok şaşırdım çünkü kitabın dışından hiç böyle bir izlenim uyandırmamıştı. sonrasında daha evvel okuduğum ve kitaplığımda bulunmasını istediğim iki kitabı daha aldım. arada kardeşim için de hem etkinlik tarzı hem de okuması için küçük kitaplar aldım. çocuk sonuçta, her türlü hediyeye seviniyor :) resmen okumayı özlemişim yaa, bunu fark ettim. okunacak çok kitap var. İçlerinde kayboldum sanki. neyse ben şu sınavı bir atlatayım hele. zaten burada aldığım kitapları yazın evde okumayı tercih ediyorum çoğunlukla.
yani özetle bir iki kitap alsam kâfi diyerek girdiğim fuardan 8 kitapla çıkmışım. bakıldığında kitaplar için çok değil verilen para ama çok hazırlıklı olmadığım elimden bu kadarı geldi :/ fiyatlar genel olarak ortalama geldi bana. kitapçılarda olmasa da internette bu fiyatlara bulunabilir çoğu. en çok indirim sanırım test kitaplarındaydı. ama şöyle de bir etken var, fuarın sonuna geldikçe kitapların fiyatı daha da iniyor. mesela dün bir kitabı sorduğumda 22 lira demişlerdi, bugün aynı kitabı 20 liraya aldım. onun için hâlâ gitmemiş olanlar varsa hafta sonunu değerlendirin derim :)
malifalitiko
samsun'da öğrencilik zamanlarım. mimar sinandaki ziraat bankasının bankamatik sırasındayım. önümde bir bayan var bi ödeme yaptı makbuzunu aldı bankamatik hemen ardından 12 tl para üstü verdi hepsi de 1 tl lik ama bayan çoktan gitmişti. bende kendi işlemimi yaptım sonra o 12 tl para üstünü aldım bozuk para bölmesinden. hemen arkamda ki durakta kadını aradı gözlerim ama gitmişti. bende parayı koydum cebime dedim şimdi kesin bana sosyal deney yapıyorlar beni izliyorlar. hiç istifimi bozmadan yolumun sağ tarafında ki sultan camii ne girdim. bir müddet bekledim çıktım. hani dedim ki şimdi gelirler bana parayı ne yaptın derlerse bende diyim ki camii de ki sadaka kutusuna attım. camii den çıktım baktım gelen giden yok gittim eve 1 koli yumurta aldım 😂 sonuçta iş güç yok o zaman bide evde 5 arkadaş kalıyoruz. bı ekran fotoğrafı gördüm çocuk yazmış bu sosyal deneyciler yüzünden yerde ki parayı alamaz olduk onu okuyunca bu anım aklıma geldi bu da böyle bir itirafım olsun 🤓
Fafatara
sevgililer günü olması sebebiyle arkadaşımla hadi iki yalnız oturup dedikodu yapalım dedik. önceden konuştuğum çocuk aklıma geldi. gıcıklık olsun diye gece 3 4 gibi kalkıp son görülmemi değiştiriyordum. sabah olunca tartışıyorduk sonra bir şekilde üste çıkıp trip atıyordum. sevgili de değiliz istediği tepkiyi veremiyordu. psikolojisini bozmuştum çocuğun. cahillik işte. böyle yaparak cehenneme vip üyelik kazandım.
Fridakahlo
özellikle lisede böyle sürekli insanları bişeylere benzetme geleneği vardır.herkesin vardır şuna buna benzetiliyordum diye yani genelde öyle tavşana, kediye falan benzetenler var sizinde varmıydı bilmiyorum. kendimi bildim bileli anime karakterlere benzetiliyorum. lisede anime kız diye seslenirlerdi. anime diye seslenince dönüp bakıyordum, artık siz düşünün 🤭 birde internetten açıp gösteriyorlar, bak işte aynısın diyorlar. artık bu duruma alıştım sanırım.
Fridakahlo
ders kaydı yapayım dersin sakinsindir. sonra 5 dk sisteme giriş yapmaya çalışırsın. 10 dk olur sakinsindir ve işte o patlama anı 20 dk da sonra sana böyle yavaş yavaş gelirler bilgisayar ile ilgili tuhaf şeyler düşünmeye başlarsın onu yere atıp üstünde tepinmek istersin camdan aşağı atmak istersin onu paramparçik etmek istersin işte buna omü ders kaydı sistemi denir.
sakinim.
Fridakahlo
evet az önce kuzenim aradı ve alo canım benim dedi ve ben anladım ki sevgililer günü 😁

söze başlayış şekli beni benden aldı,
-malum benim sevgilim var biliyon işte, bide 14 şubat var biliyon ona bir hediye yapsak dedi.
olur abi ne demek dedim.
sevgilisinin karakalem portresini yapmamı istedi.
sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, vs şeylerin gereksiz olduğunu düşünüyorum ama yinede onu kıramadım, çünkü sevgilini anneni babanı sevgini göstermek için illa o gün hediye almak zorunda değilsindir 14 şubat olmaz da 12 şubat hediye alırsın içinden gelir. böyle günler bana gereksiz geliyor.hele anneler günü babalar günü dahada değişik bir durum var annesi babası olmayan insanların o gününü mahvetmekten başka bişey değil.(tabi tamamen benim şahsi fikrim.)
ikarus⚡
bugün kalabalık bir alışveriş merkezinde kasa sırasında beklerken iki kızın konuşmalarına şahit oldum. biri diğerine "haticenin sevgilisi hatice'yi terketmiş" dedi. diğer arkadaşı da "hangisi terketmiş " diye sordu. nasıl ya? sevgilisi terketmiş işte hangisi diye soru mu olur diye içimden geçirdim. konuşmanın devamında da "üçü birden terketmiş kızıııaammm" diye bir cümle geldi. vallahi aklım almıyor. nasıl yapabiliyorlar böyle şeyleri. nasıl ya? nasıl?
soulless
şimdi hayatımda başıma gelen en sayko olayı anlatacağım. iş dolayısıyla başka bir şehre taşındım. işten bir arkadaşın yanında kalıyordum. kaldığımız semt de öyle lanet bir yer ki çoğu ev birbirinin aynı apartmanların içinden tutun dışardaki kapıya kadar. neyse taşındıktan sonra ki ilk iş gününden eve dönceğiz arkadaş dedi ki ; knk sana anahtarı vereyim de sen dön beni bekleme benim iş uzun, bulursun demi evi ? bende hafızama güveniyorum ve evlerin birbirine o kadar benzediğinden de haberim yok tmm dedim sonra. zindan anahtarlığı gibi bir anahtarlık çıkardı içinde 10 tane falan anahtar var. İçlerinden birini verdi bana şakayla karışık inşallah yanlış anahtarı vermemişimdir dedi. neyse ben çıktım yola ve bizim eve benzeyen ilk eve girdim baktım içerisi falan aynı o yüzden şüphem olmadı hiç dairenin önüne geldim başladım kapıyı açmaya çalışmaya 1-2dk uğraştım açamadım kapıyı sonra arkadaşın yanlış anahtar şakası aklıma geldi başladım sövmeye telefonu çıkardım aradım ulaşamadım daha da sinirlendim bir kez daha açmayı denedim kapıyı sonra apartmanın kapısından bir adam girdi merdivenleri hızlı hızlı çıkarken bir yandan bana sövüyor. ben şok oldum o anda kafa basmadı ne olduğuna beni tuttu savurdu o ara , yere düşürdü sırtıma dizini falan koydu bizim apartmanın kapı birden açıldı içerden bir kadın çıktı poliside aradım geliyor dedi. benim kafa o zaman dank etti neyse zorla falan anlattım olayı abi apartmanı karıştırmışım diye baya bir dil döktükten sonra birde anahtarı falan gösterdikten sonra inandılar. polisi falan geri aradılar tamam sıkıntı yok diye.meğer kadın beni kapıyı zorlayıp sinirli görünce korkmuş içerde. bende de saç sakal uzun gözlerin altı siyah ten kansızlık derecesinde beyaz yani tam potansiyel suçlulara benziyorum. kocasını aramış sonrası malum. arkadaşa anlattım olayı gülmekten altına sıçtı. bu da böyle bir anı oldu.
Fafatara
az önce fark ettim ki parmağımı bir yerlere çarpmışım, morarmış. o kadar güzel gözüküyor ki gidip bilerek sandalyeye vurdum daha çok morarsın diye. İşte böyle normal bir insanım.
Motosikletli Kurye
gencecik dostlarımı öbür dünyaya yolcu etmekten usandım artık. ölmesi gereken o kadar insan varken neden böyle güzel insanlar ölüyor..

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)