Elf
bazı anlar gerçekten çok zor. hoşlandığım nadir kişilerden biri uzun zamandır aşık olduğu kişiyi unutmaya karar verdiğini anlattı, ağlamaklıydı. üzüldüm bu haline. kendi adıma ise mutluluk kapladı içimi. çünkü ben onun sevgisini istiyorum. bunun olacağına da inanıyorum, sevdiğini söylediği birçok özelliğe sahibim. bencillik midir böyle hissetmem?
Zeze
her şeyin seviyelisinden yanayım. özellikle tartışmaların. birbirine hakarete gidenlere hiç dayanamıyorum. kardeşim bir insan tamamen seninle aynı düşünse, dünyada senden milyar tane olurdu değil mi ? bırak farklı düşünebilelim. onu da geçtim, haklı haksızlı bir tartışmaysa da güzel laf sok ya, ama neden hakaret yani. karşıdakini ezince, o iyice küçük duruma geçince bizde ezilmiş olmaz mıyız ? çünkü o seviyedeki biriyle muhattap olduysan demek ki sen de onunla aynısın derler adama, ben derim. (arkadaş ortamında şakalaşırsın bu ayrı, şuracığa belirteyim de) yani yaşlandım, kafam böyle şeyleri kaldırmıyor 😅
LorneMalvo
kendimiz seçemediğimiz ama hayatımızı en çok etkileyen etmenlerden olan ailemiz.bu konuda şanssızım desem aslında onlara haksızlık yapmış olurum.çünkü bana olan sevgilerinden eminim.her aile yeteri kadar sevmiyor bunun defalarca örneğini gördüm.ama benim ailem beni çok seviyor bundan eminim.onlarına sevgilerine emeklerine layık olmak için çok çalışıyorum.ama bazı durumlar var ki çok acı çekiyorum.mesela babamın bipolar olduğunu düşünüyorum.zaten ben de bipolar olduğum için bu ihtimal daha da artıyor.emekli asker kendisi.hayatı dağlarda zor koşullarda geçmiş.bunun etkisinden hala kurtulduğunu sanmıyorum.değişik takıntılarıyla hayatı hepimize cehennem edebiliyor.eve geldiğim 2-3 günde bile bunu başarabiliyor.üstelik beni ne kadar özlediği halde.annem desen bir değişik.gerçekten o kadar ki anlatsam inanamazsınız.mesela kendisi doktor olduğu halde benim ilaçlarımı almama karşı.reddediyor bu hastalığı.ona göre insan dinden uzak yaşayınca psikolojik sorunlar yaşar.mesela her sabaha karşı arar namazını kıldın mı diye.bilmiyorum bu konuda çok zorluk yaşattı bana.ondan dolayı mı bilmiyorum ama şuan tam inanıp inanmadığımı bilmiyorum.kafam bu konuda da çok karışık.İkiz kardeşim var böyle duygusuz pek bir şeyi umursamayan anı yaşayan insanlardan.onun için çok endişeleniyorum.beni pek sevmediğini hissediyorum ama ben onu çok seviyorum.ama pek yakın değiliz.zaten o pek kimseyle yakın olamayacak insanlardan.ablamı hayatımdaki en değerli şey olarak görüyorum ama maalesef yıllardır uzaktayız.ve en acı durumlarımdan birisi de benim gerçekten ne hissettiğimi paylaşabileceğim insanlar yok.her şeyi paylaşabildiğim gerçekten çok yakın hissettiğim arkadaşlarım hepsi farklı şehirlerde.onları çok özlüyorum.gerçekten çok yalnızım.etrafımda bir şeyler yaptığım kişiler var ama gerçekten öylesine.çok anlamsız.neler hissettiğimi ekşi sözlüğe,twittera bazen de buraya yazıyorum.İyice sanallaşmaya başladığımı hissediyorum.bir insan saatlerce ekşi sözlüğe neler hissettiğini dertlerini yazar mı?gerçekten bu durumum hiç normal gelmiyor bana.gerçi orada bana benzer insanlarla tanıştım ama hiçbirisiyle yüz yüze görüşemedim.İçimde bir tereddüt,garip bir his var.sırf bu yüzden çok sevdiğim insanlarla artık yazışmaz olduk.
benim yapmam gereken şeyler sorumluluklarım var.ama ruhumu emen şeyler var içimde.İzin vermiyorlar.sonra bir de üstüne vicdan azabı yaşıyorum.
niye internete yazıyorum bunları bilmiyorum.sanırım içimde bir paylaşma isteği var.ya da anonim olmanın verdiği rahatlık var.bir de bazen yorumlarda bana yardım etmek isteyen öğüt veren insanlar oluyor gerçekten çok mutlu oluyorum buna.bir seferinde o kadar depresiftim ki bir entry girmiştim ekşide.baya kişi mesaj atmıştı ki o kadar mutlu olmuştum ki.sanırım bende sevgi açlığı var.herkes sevsin istiyorum beni.ama gerçekten ama samimi.ruh halimin getirdiği kendini çok değersiz hissetme hissini atmak istiyorum.
ya zaten toplumun farklılıklara karşı ön yargısı yok mu?bir şekilde insanlardan farklıysan kendin gibi olan insanları bulana kadar yalnızsın.tabii bu farklılıklar çok artınca işte o zaman işler korkunç hale geliyor.bu arada yalnızlık dediğim etrafında kimsenin olmaması değil.önemli olan o insanlarla ne kadar uyuşabildiğin.bunun da örneğini gördüm ben.dolu arkadaşı olan ama aslında hiç kimsesi olmayan :/
hayata tutunmaya çalışıyorum.şuan muhtemelen en zor yıllarımı yaşıyorum.şu yıllarımı bir atlatabilsem güzel günler gelecek gibi hissediyorum.fakat sabretmeye pek gücüm kalmadı.kendime telkin ediyorum sürekli sabret sabret.şu hayatta yapacağın çok şey diyorum ideallerini unutma pes etmek yok diyorum.İşin ironik tarafı ben hayatta çok keskin idealleri olan onlara çok sıkı bir bağlı insanım ama durumum ortada :( yaşadığım şeylerden çok ideallerimden uzak olmama üzülüyorum.
neyse ben çok yazdım yine buraya :( mutluluk bulduğum şarkılardan birisini bırakayım bari.iyi bu şarkılar var iyi ki varlar.

Sunset✔
yağmurlu havayı seviyorum.izlemesini de, yağmurda yürümeyi de. ama yağmur yağarken o boğucu havayı sevemiyorum ya.öyle içimde bir sıkıntı oluşuyor, daralıyorum. bu sadece bende mi böyle oluyor bilemiyorum🙄🤔
Anonda
hayat çok farklı. hele ki benim gibi bir ruh haliniz varsa geceleri uyuyamayan durduk yerde ağlayan ota boka biranda gülen. kendimi tanımlayamaz oldum. sinirlerim bozuluyor. şarkı var mı şarkı bildiğiniz böyle acıklı acıklı ..
mistletoe🍃
İnsanlar bana ciddi teselliler vermeye başlayınca gözlerimin dolmasına engel olamıyorum. misal geçen gün bir arkadaşıma son günlerde moralimin bozuk olduğunu söyledim o da beni rahatlatmak için bir şeyler söylemeye başladı. cidden oturup ağlamak geldi içimden, anlaşıldığımı ve değer gördüğümü hissettiğim durumlarda aşırı duygusallaşıyorum. o anda mutsuzluktan değil de verilen değerin varlığını hissederek omuzlarımdaki yükün az da olsa hafiflemesiyle rahatlayıp ağlamak istiyorum sanırım. genel olarak insanların acılarını, mutsuzluklarını tam olarak anlayabildiğimizi düşünmüyorum. birini gerçekten anlamak için o durumu yaşamış olmak gerekiyor. ben de ancak o zaman evet seni anlıyorum, bu sorunun eninde sonunda çözümünü bulacaksın diyerek teselli verebiliyorum hatta. anlaşılmakla kafayı bozduğumu fark ettiğim zamanlarda kendime bu detayı hatırlatıyorum. onlar bunu anlamayabilir, çünkü yaşamamışlardır. o yüzden biri beni anlayıp adam gibi teselli verince bir garipleşiyorum aa demek ki o da böyle hissetmiş bir zamanlar ya da hala öyle hissediyor diyorum.
SANANE BE SLK
dostinize müsait misin diye mesaj atıp beklerken, onun mesajı görüp cevap vermek yerine, sizi sizden önce araması müko şekil hareket. böyle dostilerimi hep severim hsjdjd hepsini severim ama böylelerini daha bi..:d
snorlax
martılar alışılagelmişin dışında davranmaya başladılar. bir seneyi aşkın süredir çok yukarılarda dolaşmaya başladılar üstelik 40-50 tanesi bir arada gelip gökyüzünde salınıyorlar. geceleri bile.. sebebine dair duyduğum şeyler dışında bir yorumda bulunamıyorum ama onları toplu halde uçarken izlemek hayli hoş. umuyorum ki mecburiyetten değil istedikleri için buradadırlar, keşfe çıkmışlardır. aylar oldu ki meydana gitmedim. bugün birkaç işim olduğu için gitmek zorunda kaldım ve ne bekliyordum emin değilim ama bir farklılık aradı gözlerim istemsizce. kalabalıktan hazzetmediğimi bir kez daha görmüş oldum. alışveriş olayını zaman zaman abartıyoruz zannımca. bazı insanlar var ki sağında solunda ne var, kim var umursamıyor bile öyle bir aceleyle hareket ediyorlar ki. 'kaaliyesiz' acelelelik bahsettiğim şey aslında. yavaş olmaya, hele ki yürürken, benim de pek tahammülüm yok fakat böyle bir aceleyi garipsiyorum. pek ifade edemedim belki ama neyse. anı yaşamaktan yoksun, makine gibi hareket eder olduk gibi geliyor. girdap gibi kimi zaman bu olaya ben de kapılıyorum. elimden geldiğince karşı durmaya çalışıyorum. son zamanlarda bazı etkenleri de düşünürsem bundan uzak durabilmeyi öğrendim allah' tan. sonrasında sahilde oturdum biraz eve dönüşte. farklı yerler görmeyi hep istedim. fakat bu şehrin yeri bende hep farklı kalacak anlaşılan. küstüğüm de oldu nefret ettiğim de... ama bambaşka bir yanı da var çözemiyorum. panzehir meselesi gibi galiba. meşhur 'kendinizi beş, on yıl sonra nerede görüyorsunuz?' sorusu vardır hani. biraz bunu düşündüm. her şey bu kadar çabuk değişirken kim bilir neler olur? yine de şu anımı yaşamak daha doğru diyerek fazla üzerinde durmadım. bir aralar her ay yapmak istediğim şeyleri listelerdim. çoğunu da yapabilirdim şartlarımı zorlasa bile kimi zaman. oracıkta aklıma gelen birkaç şeyi yazdım mai' ye. yorgun hissedip dinlendirdiğim atlar yeniden koşmaya başladı. İtiraf etmek gerekirse korkuyorum yeniden köşelerine çekilirlerse diye.. bu arada ders çalışmaktan hoşnut olduğum zamanlara döndüm. bizimkiler duysa gözleri yaşarır sdjkljsdj başarı duygusunu, bir şeyler için mücadele etme duygusunu özlemişim. kendinizi kısıtlamayın dostlarım. yapabileceğiniz şeyler için olumsuz, yıkıcı düşüncelere kapılmayın. bir süre sonra gerçekten öyle olduğuna inanmaya başlıyor insan zira... şuraya bir şarkı iliştireyim. eda baba- bahçede. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın ☕
hennessy
arkadaşlar petlere de zam gelmiş tehlikenin farkında mısınız böyle giderse ortalığı kan götürecek
themuallim
dertsiz tasasız bir insan olunca yürürken canınız çok sıkılıyormuş. resmen düşünecek bir şey yok, tertemiz. eskiden kaldırım taşlarında renkli kısımlara ve otlara basmayıp oyun çıkartırdım ya da "on saniyede direğin oraya gidemezsem allah belamı versin"cilerdendim, şimdi baya bildiğiniz yürüyorum. kafam hep meşgul. bu dert sahibi olduğum anlamına mı gelir? o zaman böyle giderse önümüzdeki üç-dört yıl içerisinde standart insan formuna evrilirim sanıyorum. nerede benim döner sandalyem, kafamda hunim? iyi geceler!
Ümid Gurbanov
mavinin (yani denizin) hakkını yemek istemesem de, yeşilin (yani doğanın) yeri bir başka benim için. bir de böyle uzakdoğu esintisi olunca insan istese aydınlanabilirmiş gibi geliyor. tabii öyle kolay değil bu işler, ama olsun.
https://www.instagram.com/p/Bo6n5GWhVqn/
mistletoe🍃
erkekler nasıl giyinsin, nasıl giyinsin işte böyle giyiasdfghjkjkdsdf
Gaf Ebesi
üç çeşit meslek varmış: mühendislik, doktorluk, bir de hukukçuluk. ben ressam olmak istiyordum. babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.

İnşaat y. mühendisi oğuz atay
Xena
oda arkadaşımı her an dayak manyağı yapabilirim ve böyle bir şey yaparsam hiç pişmanlık duymayacağım.
snorlax
kendimi oyalamak için belli başlı uyguladığım şeyler vardır. zamanla bazılarını geliştirdim. bazıları daha sönük kaldı. yine de hep onlara başvurdum. fakat artık yetmiyorlar. üzgün hissettiğimde ya da öfkeme yenik düştüğümde bunları düşünmeme çabalarım boşa çıkıyor. yukarıda bahsettiğim şeyler de etki etmiyor. ne bulabiliyorum artık bilmiyorum. belki yeni bir kurtarılmış bölge gerekiyor. ya da yeni bir hobi. gözlerimi kapatıp dokuza kadar sayıca geçse keşke böyle zamanlarda o kötü hisler, düşünceler... İnternetimin bitiyor olması ise benim için büyük bir şans olabilir bu konuda kim bilir? geceniz ve günleriniz şahane geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, huzurlu olun...
vackheriff
az kaldı kaçıcam dağlara. yaylalarda kendimi tedavi edicem. ruhumu dinlendiricem. en güzel türküleri dinliycem. beni ayakta tutan bu. biraz huzur bulacağıma inanmak. bunca çaba, eziyet, bu kadar yorulmak. hepsi biraz yaşamak için. keşke, lütfen ve keşke mecbur olmasaydım yaşamak için hayatı kaçırmaya. çıkıcam yollara, asfalt böyle upuzun, yol kenarı ağaçları. gölgem önümde, yüküm sırtımda. gideceğim buralardan. ama unutmayacağım yolculuk yalnızca gitmek değil mutlaka dönmektir de. eksik gidip tamam döneceğim.
snorlax
bir grup kadının elleriyle ritim tutarak söylediği eski bir karadeniz ezgisine rastlamıştım bir süre önce. İsmini almayı unutmuşum az önce aklıma gelince bunun pişmanlığını yaşadım. müziğini de hatırlamıyorum esasen fakat o an defalarca dinlemiştim. normalde de böyle şeyler oluyor. bazı şeyleri net hatırlamıyorum ama üzebiliyor ya da gülümsetebiliyor. gözlerim görevini gönlüme veriyor sanki bir parça böyle anlarda. sonra suya atılan taşın oluşturduğu dalgalar misali bu görüntüler ve hisler büyüyüp genişliyor ve kayboluyor. ta ki sonraki taşı atana kadar. taş demişken sahildeki deniz kabuklarını ezmeyin olur mu arada uğrayıp güzel birkaç tanesini alıyorum kavanozum için. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın⛆
LorneMalvo
ne zaman bir dram filmi izlesem bu son olsun bir daha asla izlemem diyorum ama dayanamayıp yine izliyorum.gerçi çok film izlediğim için türü dram olmayan filmlerde bile drama denk geliyorum ve çok etkileniyorum.ama bazı filmler var tabii mahvediyor beni.en son izlediğim 'biutiful' da böyleydi.paramparça oldum,gözyaşım bitti :(( 3 gün oldu izleyeli ve ben yeni yemek yiyebildim.aklıma geldikçe insan olmaktan utanıyorum.rüyalarımda yaşıyorum sürekli.ben filmi izlemeye dayanamazken böyle şeyleri yaşayan insanlar var.yaşam enerjim 0a iniyor yine.hep bir şeyler yapmak istiyorum ama hiçbir şey yapamıyorum.sadece üzülüyorum :(
paranoiddd
şu an yağan yağmur beni en çok geren yağmur tipi. yağacaksan yağ işte bardaktan boşalır gibi bitsin gitsin bu ne böyle rehin kaldık. şemsiye açsak gereksiz açmasak yavaş yavaş ruhuna işliyor
Zeze
bundan 3 yıl 8 ay önce ahmet hamdi tanpınar’ın şiir kitabını almıştım. açıp ‘ ne diyorsun sen ahmet ya ‘ deyip kapattım, beğenmedim, okumadım.
bu yaz o kitabı tekrar açtım. ’ ahmet sen neler demişsin öyle ya ‘ diyerek okuyorum. hatta okumuyorum sadece, onunla konuşuyorum. üstü yazılarla doldu. şiirin sonunu beğendiysem sonraki seferde başı bitiriyor beni. orası etkiliyor. sanki bi şiire farklı yaşanmışlıklar sığdırmış. tecrübeler galiba bu. ben de her yeni tecrübemde şiirin başka mısrasında buluyorum tabi kendimi. bu zamanda kendinle aynı fikirleri paylaşacağın, beynini açacak dost bulmak zor tabi, sağolsun şimdilik tanpınar var. galiba böyle şairlerimiz olduğu için şanslıyız.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)