Uçuçböceği
sevdiğim çocuktan utanıyorum. anlamasın istiyorum. o yanıma gelip konuştuğunda mutlu oluyorum. nasıl olacak böyle bilmiyorum. onunda bana karşı duyguları var gibi. bi yakın bi uzak davranıyor. ben de haliyle altüst oluyorum. 😔
mistletoe🍃
bir hikaye sözüm vardı buraya onu anlatayım hazır boş boş otururken... net hatirlamamakla birlikte iki ya da üç gün sonraya sunum hazırlamakta olduğum, saatlerdir pc başında çalıştığım bir geceydi. bir yerden sonra uykumu açmak amacıyla spotify listelerini karıştırıp rastgele bir şeyler dinlemeye başlamıştım. bir yandan sunuma devam ediyorum bir yandan sıkılmanın vermiş olduğu rahatsızlık sebebiyle aklıma alakasız şeyler üşüşüyor. aylardır konuşmadığım ama çok özlediğim birinin bana bahsettiği bir şarkı geldi aklima ama ne adi ne melodisi hicbir ayrıntısı yok kafamda sadece bana o şarkıyı her dinlettiğinde söylediklerini hatirlayabiliyorum. nasıl yapsam nasil bulsam o şarkıyı diye düşünüp dururken aklıma bir yazışma esnasında sarkinin linkini attığı geldi. her seyi bir kenara bıraktım yazışmayi actim ama aslinda ne aradığımı çok da iyi bilmiyorum. neyse gidiyorum eskilere, daha eskileree derken dedim bununla neden uğraşıyorum ya ben ama aramaya devam bir yandan. taktım bir kere kafaya bulmadan rahat edemem. o arada şarkılar değişti sevmediğim melodiler duymaya başladım yazışmayi kurcalamayi bıraktım spotify da yeni bir liste aramaya koyuldum. yazışmayi didiklemeye sonra devam ederim dedim. ordan oraya, buradan şuraya derken alakasiz bir yerden alakasiz bir listede, alakasiz bir sarki açıp aramaya geri döndüm. ariyorum...ariyorum... o arada açtığım listede ikinci ya da üçüncü şarkı çalmaya başladı, melodiyi duydum ve şarkıyı tanıdığım anda önümdeki yazışmada da linki bulmuştum. bunun ihtimali nedir diye düşünüyor insan o anda. nasıl böyle bir tesadüf gerçekleşebilir? bu tür anların benim için tarif edemediğim bir hazzı var. garip şekilde mutlu ediyor hatta tatmin ediyor sanki bir şey başarmışım gibi. anlatmasını da yaşaması kadar keyifli buluyorum. dinlemesini de...
Nazliokulbirincisi
hava 150 derece olmuş gelip sarılan, konuşma esnasında nükteli bir cümlem mevcutsa ' ilahi sen de' minvalinde omuza, kola vurup yere düşürme olaylarını gerçekleştiren insanlar yüzünden hava 1800 derece oluyor bir anda. bu sıcaklarda böyle yakın olacak kadar birbirini seven insanlar saf sevgi ile bağlıdır birbirine. net!
themuallim
önemli görüşmelerde topuklu ayakkabı giyilir yoksa profesyonel görüntü(?) olmaz anlayışını her kim ortaya attıysa bi beni bulabilir mi, bişey konuşcaz. hadi beni geçtim, zaten bende ölümüne converse durumu var ama bir insan neden böyle bir ayakkabı tasarlar, üretir? e tamam üretildi, kardeşim neden kendinize eziyet ediyorsunuz yahu? ölüyorum anlasana... zaten oldum olası resmi kıyafetleri üzerime yakıştıramıyorum, aynaya bakınca "merabalar teyzecim" diyesim geliyor. bunun artık bir seviye üstü döpiyes, evlerden ırak!
thyke
sevmediğimi artık hayal kurmadığımı fark ettiğimde anladım.ne gariptir kendimize dahi geç kalmak.
(doğaçlama.bu da böyle burda bi yerde dursun.)
mistletoe🍃
biraz dertleselim sizlerle istiyorum. etrafimda malesef sağlıklı bir evlilik sürdüren kimse olmadığı için evliliğe bakış açım hep bir iki değil mümkünse beş altı adım geri durmak yönünde şekillendi. ama arkadaşlarımdan bazılarını evlenirken nişanlanirken görünce sevdiğim insanla olursa güzel olur ya diyerek gözyaşlarımı tutmaya çalışır bir halde buluyorum kendimi. tüm zorluklarına tüm gereksiz adetlerine rağmen hakikaten sevdiğin insanla olursa her şey yerli yerine oturuyor mu acaba? sonra yine birkaç arkadaş tecrübesi geliyor aklıma ve uyanıyorum. düğünde nişanda herkes eğleniyor, ağlaşıyor falan sonra maalesef yine birçok şey çok kötü gidebiliyor. hayaller yarım kalabiliyor, verilen sözler unutulabiliyor. kısacası ben bunun orta yolunu bulamıyorum. galiba gözümü karartıp anında evlenecek kadar sevmediğim müddetçe ben bu işlerden uzak durmaya devam edeceğim. halimden memnunum da insan arada bir acaba mı oluyor. bazen saçlarımı çok kısa kestirmek konusunda da böyle hissettiğimi hatırlıyorum demekki olay değişiklik ihtiyacı tecrübe hevesi anlık şeyler yani diyerek konuyu kapatıyorum.
Fafatara
aklıma geldi de ben dün gece 3 gibi uyandım. duvara baktım havlu çok garip duruyordu. "bunu acaba neden böyle astım?" dedim. şimdi fark ettim askı yok ki orada havlu asılı olsun. neyse herkese iyi geceler.
mimumimu

canım bir çoko pren s çekti anlatamam çaylan beraber içeceksin böyle
Gamsız Baykuş
uzunca bir zamandır kendimi tanımaya çalışıyorum ve bu süreç kendimle çokça çatışmama sebep oluyor. eskiden gerek deftere gerek siteye olsun kendimi anlattığım yazılar yazardım. birkaçına göz gezdirdiğimde “ben böyle miydim?” diyorum. olmak istediğim kişiydim eskiden ama şimdi zamanın ve çevremin getirmiş olduğu şartlarla birlikte o kişi olmaktan çıktığımı fark ediyorum ve bu durum beni mutsuzluğa itiyor. bu istemediğim bir durumdu ve kabullenemeyerek sürekli eski ben olmak için çabalayıp durdum. alışamıyordum bu halime çünkü. çok düşündüm, hâlâ da düşünüyorum. neden kaçındığımın farkındayım ama bundan bahsetmeyeceğim. İçinde olduğum durumu matematikle örneklemek istiyorum.

şimdi bir diferansiyel denklem problemi ele alalım. diferansiyel denklem dediğimiz şey kısaca bir fonksiyonun türevli halini de içinde bulunduran denklemdir. türev en temel anlamda değişime karşılık gelir. yani çözülmesi gereken problemimiz aslında değişmiş bir halde ve biz onun önceki halini arıyoruz. çözüm arayışına girelim. adi diferansiyel denklemde her iki tarafın integralini alırız ve bir dizi işlem sonucunda “y=f(x)+c” şeklinde bir genel çözüm elde ederiz. burada dikkat etmemiz gereken şey c sabiti. görüldüğü üzere fonksiyonun ilk halini birebir biçimde bulamadık. biz bu c'ye keyfi değer vererek farklı sonuçlar elde edebiliriz ama hangisinin bu fonksiyonun değişmemiş hali olduğunu bilemeyiz. çünkü o değişti ve eski halini korumamız artık çok zor.

İşte bu günlük hayatımızda da böyle. bakıyorum kendime, bu yaşadığım şeyler boyunca birtakım değişimler yaşadım her ne kadar istemesem de. problem yukarıdaki gibi kısmen. çözüm bulmaya çalışıyorum ama aynı zamanda farkındayım ki asla eskisi gibi de olmayacak. onun için ne kadar çabuk kabullenirsem o kadar iyi. belki de düşündüğüm kadar kötü değildir. hem darwin amcamız ne güzel söylemiş: “en zeki veya en güçlüler değil, değişime en iyi şekilde ayak uydurabilenler hayatta kalır.”

okuduğunuz için teşekkürler. İyi geceler dostlar, saygılar..
mistletoe🍃
@nyks bakın bu kız her kahrımı çekiyor, salak salak ses kayıtlarımı dinliyor, hattaaa sesimle eşlik etme cesaretinde bulunduğum şarkı kayıtlarını bile dinliyor böyle sanal arkadaş mı olur bee oluyormuş, iyi ki var o zaman 😆 hadi seni şuralarda utandirdim gidiyorum 😋
Fafatara
tanıdığım kişilere sürekli 'kafayı yemek orucu bozar mı?' ' kazık yemek orucu bozar mı?' ' çok parfüm sıkınca kokuyu yuttum orucum bozuldu mu?' şeklinde sorular soruyorum. abime beni böyle sev dedim sağ olsun engellemiş beni canım abim. sevgisini böyle gösteriyor o. kuzenim de 'allah seni tanıyan herkese sabır versin' dedi. amin yani ne diyeyim.
mimumimu
böyle herkes bugün bi zıt gidiyo bana anlaşmalımı yapiyorlar anlamadım ki uyuz sinir sitres oluyom arkadaş . nasıl böyle biliyon mu snaki yüz verdikçe sikmeye çalışıyorlar bi cesaret geliyo en sonunda benn çok pis sikecme ama gene kötü ben olacam belki de iyi olurum siken iyi oluyor hep amk . onların ta amk
themuallim
haftaya kim böyle başladı? aaa benmişim😷
çok_karanlık_patron!
ey vize haftası güzel olan olan hava nerdesin şimdi.hep mi böyle olmak zorunda.bi gel de ilk defa iyi geçen sınavlarımın tadını çıkarayim
vackheriff
yaklaşık 3 aydır samsun'da değilim. biliyordum böyle olacağını. özleyeceğimi biliyordum. İlk defa bir şehir böyle tuttu beni. İlk defa bir yeri yurdum bildim. sana söz, geri geleceğim!
psikodok
geçen çalıştığım firmanın sahibi seminer için samsuna gelmişti. adamın beni ilk gördüğünde tepkisi seni hiç böyle hayal etmemiştim oldu. "nasıl hayal etmiştin abi?" dediğimde ise "ne bileyim en azından daha uzun bekliyordum" dedi. sen beni görebildiğine şükret aslanım diyemedim. patron sonuçta.
Rider
bugün kendimi gençliği boyunca fakirlikle boğuşmuş ve ileride fakirlikten orta düzey zenginliğe geçmiş sonra da çocuklarının yaptığı ultra lüx harcamaları görüp onlara ulan ben gençken şöyle böyle zorluklar çektim diyip ellerinden kredi kartlarını alıp hayat dersi verecek olan biri gibi hissettim. hadi inşallah 🤣
Gamsız Baykuş
arkadaşlar çok mutluyum. ama nasıl mutluyum bir bilseniz. çok uzuun bir zamandır böyle güzel mutlu olmamıştım. deli gibi eğlendim. sürecin başı da çok heyecanlıydı. şimdi olaylar şöyle gelişti. mabel matiz'in bugün konseri vardı burada. ben de özellikle öyle kolaysa'yı çıkardığından beri bu adamı canlı dinlemek istiyordum. bu hayale bugün ulaşabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü bana kalırsa baya mucize gibi bir şey oldu. konser ilanını gördüğümde direkt saatine, bilet fiyatına bakmıştım zaten. sonra beni biraz aşar bu diye düşünüp bir kenara koydum bu fikri ama tamamen de vazgeçmiş değildi hâlâ. geçen haftalarda tekrar bakmıştım ve biletler tükenmişti. dedim başka zamana artık, vazgeçtim. zaten bilet kalmamış vazgeçmeyip ne yapacaktım değil mi? neyse ben mabel matiz'in facebook sayfasında bir duyuru gördüm iki gün önce. samsun konserine iki kişilik bilet hediye ediyorlarmış. dedim ya nasip bir şansımı deneyeyim. ama hiç ümidim olduğundan falan değil ha. bendeki de ne şans. hâlâ inanamıyorum o biletin bana çıktığına. bir yandan şeyi de düşünüyorum, lan fake mi acaba, mail geldi ama ya konser alanına gittiğimde böyle bir şey yok derlerse falan ben hâlâ böyle bir olayın başıma gelebileceğine inanmıyorum. ta ki konser mekanını kapısından girdim, o zaman inandım. sanki zaman mekan algılarım falan kapandı. ya diyorum nasıl olur ben buradayım şu an ve benim 24 saat öncesine kadar katılmak gibi bir düşünce aklıma gelmezdi. bilenler bilir mabel'e olan daha doğrusu şarkılarına olan hayranlığımı. hatta çok kez bu platformda sizlerle de paylaşmıştım bazı şarkılarını. konser çok güzel geçti benim adıma. bağıra bağıra eşlik ettim her şarkısına, bu yüzden yarın sesim bile kısılabilir. sabahtan beri zihnimin arka planında "fırtınadayım" şarkısı çalıyordu. girişi bu şarkıyla yapınca ayrı bie sevindim. olay aslında sadece konser meselesi de değil benim için. uzun zamandır, yani yaklaşık bu eğitim öğretim yılı başladığından beri üstümde bir ağırlık vardı. ya resmen canlandım şu etkinlikle. bana hiç bu kadar iyi geleceğini tahmin etmiyordum. belki de beklemediğim bir anda olduğu için bu kadar sevinmişimdir bilemiyorum. ama her açıdan çok güzel bir anı oldu benim için. giderim sakin sakin müzik dinlerim gelirim diye düşünürken deli gibi hareket ettiğim için kollarım, bacaklarım, her yerim ağrıyor. zaten boyum kısa diye ara sıra parmak uçlarıma yükselmek zorunda kaldım o da yordu. neyse ki önümdeki kız tüm konseri elindeki telefonuyla yüksekten çekti de onun telefonundan izleyebildim sahneyi(!) yani arkadaşlar okuyamadım durumumuz yoktu diyenler için özet geçeyim. eminim ki yukarısı çok karışık olmuştur ama hislerimi sizinle hemen paylaşmak istedim. mutlu oldum arkadaşlar. çok güzeldi be her şey benim adıma. dilerim ki sizin de benden daha çok mutlu olacağınız zamanlar olsun. hayatınızda böyle kısa da olsa güzel anlar olsun. seviyorum sizleri, kendinize iyi bakın. güzel geceleriniz olsun dedikodu ahalisi.
mistletoe🍃
"beni çıkardığında anlamın bozulmuyorsa,
bundan böyle ayrı yazılalım..”

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)