üniden mezun olalı 3 yıl oldu. üniye ilk kayıt yaptırdığım zamanlar bulmuştum burayı da.. hatıralar dün gibi sıcak.. samsun bana çok güzel şeyler kattı, çok güzel insanlar, nice unutulmaz anılar ve bolca hayat dersi.. hayatımın aşkı zannettiğim adam hayatımın en büyük dersi oldu. o benim eşim, ailem derken cehennemim oldu. onun yüzünden samsunla ilgili hiçbir sey duymaya tahammülüm kalmadı. şu an 7 yıl önceki o günden çok daha gerideyim. o zamanlarda en azından umudum vardı, hayat ışığım vardı. güzel bir yerlere gelirim zannediyordum. her imkanı değerlendirmeye çalıştım olmadı. en son kpssyle şansımı deniyim dedim, o da elimde patladı. keske şu an şu siteye 7 yıl önce kayıt yaptırdığım ilk güne geri dönsem, o heyecanı yeniden yaşayarak... o günleri çok özledim.. umarım bundan sonraki her sey geçmişimi özletmeyecek kadar güzel olur..
bismillahirrahmanirrahim diyerek giriş yaptım siteye. İlk başta eşimden sitenin açıldığını duyduğumda inanamadım. yok be dedim ama gerçekmiş. nasılsınız hanımlar beyler, sıhhatiniz afiyetiniz yerindedir umarım. yazarak bir şeyler anlatmayalı uzun zaman geçtiği için klavyede ellerim bile şaşırıyor şu anda yazdıklarıma. ay bazında baksak 2 seneye yaklaştı böyle bir durum yaşamayalı. olsun o kadar da. eskiden dağa taşa yazardım her şeyi. her gittiğim yerde bir yere bir şeyler karalar orada var olmaya çalışırdım. bu geçtiğimiz sürede ise altını çizmeye başladım. bir elimde cetvel bir elimde kırmızı kalem ne görsem altını çiziyorum. kendim için kendimin konuşması yerine başkalarının kelimelerinde ifade edilmenin rahatlığını yaşıyorum sanırım. yoksa orta yaşlarıma geldikçe dinginlemeye mi başladım? sanmıyorum. atamalı bir işte çalışalı 2 yılı bitiriyorum. ticaretin köpeği olan ben için atanmışlık zor becerdiğim bir iş olsa da iyi kıvırdım sanırım bu işi. süreç içerisinde evlendim üniversiteden beri hayatımda olan hanımefendiyle. evlendim ama hanımefendi de başka bir ilde çalıştığı için bekar hayatı yaşıyorum senenin 10 ayında. sporumu düzenli bir şekilde devam ettiriyorum. tabi pisboğaz yememi de. bu yüzden fiziksel olarak pek değişmesem de güçsel ve mental anlamda her geçen zaman daha da güçleniyorum. zorla çaya attığım şekeri bıraktırdı hocam. alıştım ancak şimdi de ne şekerli içiliyor ne şekersiz içiliyor bu meret. gezginimden sonra (bilmeyenler için üniversite hayatımdaki bisikletim, dostum, herşeyim), bir de mızrağım oldu. o da motosikletim. mızrağımla beraber iş yerine gidip geliyoruz, işten sonra veya haftasonları farklı şehirlere kaçıyoruz. o da bu yetişkinlik hayatımdaki dostum oldu. gezgine oranla biraz masraflı (benzin fiyatları :( )bir dost ancak ona göre de keyfi olan bir dost. bir de karavan gibi kullandığımız bir aracımız oldu bu sene. onunla birlikte de 7 şehir gördük. acemilik senemizdi onunla birlikte ancak baya keyifli anlar yaşattı bize. arabadan eskiden nefret ederdim hâlâ nefret ediyorum. ancak böyle karavan tarzı kullanabildiğim için biraz sempatim var. o yüzden o benim işime yarayan uzaktan bir akrabam gibi. arkadaş edinme yetimi kaybettim niyese. eskiden hayatıma senede en az 1 dost bir çok da arkadaş eklerdim ancak 2 senedir hiç dost ekleyemedim. edindiğim arkadaşlar da çoğunluğu mecburiyetten. niye böyle oldu hâlâ anlam veremedim buna. hâlâ birileriyle kavga etmedim, hâlâ aynı şarkıcıları keyifle dinliyorum, hâlâ hâlâ... bir sürü hâlâlar ve bir sürü yepisyeni şeylerle iki yıl geçmiş buraya gelmeyeli. hepinizi çok özledim ve seviyorum. biraz daha duvarı okuyayım bakalım millet neler yapıyor. bu şarkı eşliğinden hanım memleketindeki balkonumdan hepinize mutlu geceler... :)
elimde
eski bir aşktan kalma tutku damlacıkları
arkamda
diz boyu balçık hatıraların çığlığı var
yırtmış atmışım her şeyi
bir ben kalmışım ortada
birde sen içimde
taa şuramda...
kendimden geçiyorum, özlemişim seni bir tanem
gel döndür beni bu yollardan, hadi, bekliyorum.
eski bir aşktan kalma tutku damlacıkları
arkamda
diz boyu balçık hatıraların çığlığı var
yırtmış atmışım her şeyi
bir ben kalmışım ortada
birde sen içimde
taa şuramda...
kendimden geçiyorum, özlemişim seni bir tanem
gel döndür beni bu yollardan, hadi, bekliyorum.
bi gün şu fotokopi mevzusu yüzünden birine dalıcam.. bu ne yaa öğrenciyi kazıklama çabası.! fotokopi her yerde 25krs adam siz kaça cektirirsiniz diye ağzımızı arıyor. biz bilmiyoruz size soruyoruz dedik size 35 e çekerim diyor o da indirimli fiyati bak!! piyasayı bildiğimizi söyleyince bozuldu bide laf söyledi. yaşlı başlı demicem bi gün böyleleri elimde kalcak. hem kazıkci hem terbiyesiz.!
güzel bi türk sanat müziği arkada fon müzik karşımda bi kadın elimde rakı dudağımda sigara terasta bunu yaşatacak olan dm atabilir
naber bak, bende dert yok tasa yok
mutluyum artık bir beynim yok
dikmişim ekrana gözlerimi
başka da bir ihtiyacım yok
kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun
tıklana tıklana her şeyim ortada
atın ölümü arpadan olsun
her yiğit gibi benimki de meydanda
tıklama konusu ayrı bir dava
mahkemelerde görülüyor hala
namusu bacak arasında ararım
dişi sinek bile görsem laf atarım
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
ben tüketmeden var olamam
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
bana dokunmayan yılan bin yaşasın
dedikodu yapar, keyfime bakarım
ağzımda sakız, elimde çanta
fink atarım kaldırımlarda
bağlanmaya sonuna kadar karşıyım
ama dizilerimden beni ayırmayın
değişir dünyam bir tuşla uzaktan
elimdeki kumandam hayatıma kumandan
yeni bir kart verdi bugün bankam
puanlarım artık en büyük kankam
olmasa da cebimde beş kuruş para
cebimdeki telefon on numara
allah allah gizli numara kim acaba, alo?
"bak kızım, yedi kocalı hürmüz gibi dolan
seni alacak biri de bulunur elbet
en kolay parayı hep sen kazan"
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
sıkıldım çok, her dakika düşünmekten üzülmekten
artık yok, kalmadı gücüm düşmekten yenilmekten
pişmanım erken vazgeçmekten kendimden
bu alem geçmiş kendinden
ne gelir elden?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
mutluyum artık bir beynim yok
dikmişim ekrana gözlerimi
başka da bir ihtiyacım yok
kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun
tıklana tıklana her şeyim ortada
atın ölümü arpadan olsun
her yiğit gibi benimki de meydanda
tıklama konusu ayrı bir dava
mahkemelerde görülüyor hala
namusu bacak arasında ararım
dişi sinek bile görsem laf atarım
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
ben tüketmeden var olamam
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
bana dokunmayan yılan bin yaşasın
dedikodu yapar, keyfime bakarım
ağzımda sakız, elimde çanta
fink atarım kaldırımlarda
bağlanmaya sonuna kadar karşıyım
ama dizilerimden beni ayırmayın
değişir dünyam bir tuşla uzaktan
elimdeki kumandam hayatıma kumandan
yeni bir kart verdi bugün bankam
puanlarım artık en büyük kankam
olmasa da cebimde beş kuruş para
cebimdeki telefon on numara
allah allah gizli numara kim acaba, alo?
"bak kızım, yedi kocalı hürmüz gibi dolan
seni alacak biri de bulunur elbet
en kolay parayı hep sen kazan"
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
sıkıldım çok, her dakika düşünmekten üzülmekten
artık yok, kalmadı gücüm düşmekten yenilmekten
pişmanım erken vazgeçmekten kendimden
bu alem geçmiş kendinden
ne gelir elden?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
elimde festival için kombine bilet var
merhaba dedikodu ailesi !
buralarda dolanmayalı çok uzun zaman oldu. burası ne kadar değişmiş geyiği yapmak isterdim fakat hiçbir şey değişmemiş. benim hayatım bir tık değişti diyebilirim. merak etmeyin, ağlamaya gelmedim zira her şey daha güzel. bir süredir yalnız yaşıyorum misal. bunun pek güzel tarafı yokmuş doğrusu ama en azından gece ikiye üçe dek ukulelemle dolanabiliyorum. yeni ve güzel arkadaşlıklar edindim ki benim için en güzeli de bu.
yine bir süredir tegv' e gidiyorum, çocuklarımdan koşup gelip bu yavruma sığındım. allı morlu sevimli gideyim, bugün beni yormasınlar dedim ama bahar ayı çocuklara yaramış, sürünerek eve döndüm. melek gibi olmuşsun iltifatımı da aldım bu arada, bana papatyam diyen minik bir yakışıklı var, sahiden mest oluyorum. dünyayı çocuklara verelim !
ve evet sonunda ukulele aldım. kendime doğum günü hediyemdi fakat sabırsızlıkta bir dünya markası olduğumdan, doğum günümden hayli önce sipariş ettim. bütün gün elimde ukulele, miyavlayarak dolanıyorum dgjfg
başlangıç için uygun gibi, umarım daha güzelleri hepimizin olur !
buralarda dolanmayalı çok uzun zaman oldu. burası ne kadar değişmiş geyiği yapmak isterdim fakat hiçbir şey değişmemiş. benim hayatım bir tık değişti diyebilirim. merak etmeyin, ağlamaya gelmedim zira her şey daha güzel. bir süredir yalnız yaşıyorum misal. bunun pek güzel tarafı yokmuş doğrusu ama en azından gece ikiye üçe dek ukulelemle dolanabiliyorum. yeni ve güzel arkadaşlıklar edindim ki benim için en güzeli de bu.
yine bir süredir tegv' e gidiyorum, çocuklarımdan koşup gelip bu yavruma sığındım. allı morlu sevimli gideyim, bugün beni yormasınlar dedim ama bahar ayı çocuklara yaramış, sürünerek eve döndüm. melek gibi olmuşsun iltifatımı da aldım bu arada, bana papatyam diyen minik bir yakışıklı var, sahiden mest oluyorum. dünyayı çocuklara verelim !
ve evet sonunda ukulele aldım. kendime doğum günü hediyemdi fakat sabırsızlıkta bir dünya markası olduğumdan, doğum günümden hayli önce sipariş ettim. bütün gün elimde ukulele, miyavlayarak dolanıyorum dgjfg
başlangıç için uygun gibi, umarım daha güzelleri hepimizin olur !
bir çok şey başardım hayatımda özellikle üniversiteye başladığımdan beridir. İyi bir işim var kendi halimde yaşıyorum hayatı. güzel para kazanıyorum, iyi bir bölüm okuyorum, gelecek planlarım için çok çeşitli organizasyonlarda görev alıyorum. bir proje uğruna 19 mayıs sanayi sitesi'ne bile gittim. ama yolunda gitmeyen şeyler de yok değil. burayı ara ara girip kullanıyorum. not defterim burası. çok fazla insandan zarar gördüm. çok kırıldım. çok kötü davrandılar. kanımda var o dik başlılık elimde değil, dik durmaya çalıştım. hiçbir şeye gücüm kalmadığını hissediyorum bugünlerde. çok kırdılar. kırıldım.
1 ay kadar önce sınıf tekrarı yapan 1.sınıf bir öğrenciyle derse başladık. harfleri tam okuyamıyordu, karıştırıyordu. çünkü %40 zeka geriliği olan bir öğrenci. anlattıklarına göre kolay kolay kimseyi de sevmiyormuş, dinlemiyormuş. İlk dersten çok iyi bi enerji yakaladık. bugün geldiğimiz nokta beni çok şaşırttı. başlarında duran görevli hevesle çalıştığını söyledi. dersimizde de bir kitabı okudu. mutluluktan ağlayacaktım ya. ben yanına gideceğim diye, beni sevdiği için çalışıyormuş 🙈 bu dünyada, buraya ait çocuklardan daha sevilesi bi şey tanımıyorum. ben böyle bir içtenlik, böyle bir sevgi bilmiyorum. haftaya elimde olmayan sebeplerden dolayı dersleri sonlandırmak zorundayım çok üzülüyorum ya. tam bi şeyleri beraber başarmaya başlamışken yarım kalacak, üstelik çok üzülecek... 😔
geçenlerde yağmur yağıyor diye otobüsten erken inip ıslandım. baya fazla ıslandım ama nasıl mutlu oldum anlatamam. küçük bi şeyle mutlu olmuşum gibi olsa da hayır bu büyük bi şey. ben istediğim an yağmur yağdıramam, elimde olmayan bi şey nasıl küçük sayılabilir ki ? ben ancak yağmur yağdığında onun keyfini çıkarabilirim. fazlası gelmez elimden. toplumumuzda insanların uğraşarak yapabileceği şeyler büyük sayılırken, ne kadar uğraşırsak uğraşalım yapamayacağımız şeyleri küçük sayma var. mesela birine ev hediye edilse ya da bütün yıl sınava çalışsa ve kazansa sevindiğini görsek büyük şeylere sevindi diye düşünürüz. hayır, bu küçük bi şey. çünkü istenilse ‘bi şekilde’ elde edilir. artık o kadar kavramlarımız iç içe geçmiş ki bunları bile karıştırır olmuşuz. uğraşmadan gelen her şeyi küçük sayar olmuşuz. halbuki uğraşarak elde ettiklerimiz kolay, basit ve küçük. çünkü bizim elimizde... her şey gibi bunların da yerini değiştirmeyi başarmışız, üzgünüm...
uzun zaman sonra dün bir bebiş sevdim. o kadar şişko ve tatlıydı ki ! sarışınları çok seviyormuş, gidene dek gözlerini benden ayırmadı. yüzümü okşuyor, sırıtıyor bakıp bakıp fjgkf hayatımın erkeğini buldum sanırım 😻💃
elimde nefis bir kitap var ve köyde sonbahar çok güzel 🍂
elimde nefis bir kitap var ve köyde sonbahar çok güzel 🍂
selamlar. konu dışı bölümüne sanırım ilk defa yazıyorum. 27 yaşındayım. okulu bazı sebeplerden ötürü uzatmıştım ama mühendisim. İçkim yok, sigaram yok. çok şükür öğrencilik hayatım boyunca çoğu kişiden fazla harçlık geçti elime. ama elime geçen parayı hiç kimseye belli etmedim, "bakın ben neler alıyorum" havasında olmadım. kafelerde bir çaya 5, bir kahveye 15₺ verip içmedim, bunu sosyal medyaya koymadım. zaten genel olarak evdeydim. bir şeyler okudum, bir şeyler öğrendim, kendimi eğittim, "ulan şu nasılmış?" diye sorup, o konu hakkında bilgi edindim. ama bilmediğim şeye de "bilmiyorum" diyebildim. kendi kendime online müzik eğitimi aldım, bass gitar çalmayı öğrendim. klasik, jazz, blues, metal müzik dinlediğim için kafelerdeki, gece kulüplerindeki ritmik şeylere müzik diyemiyorum ve ortamları da çok sıkıcı geliyor. hayatım "efendi birisi" olmakla geçti. oturduğumuz sitedeki komşularımızın ben küçükken aileme söyledikleri aklımdadır hep. o sebeptendir ki, otomobil kullanımım bile güvenlik, sakinlik ve konfor üzerine. harıl harıl yabancı dil eğitimi aldım. bunlari kendİmİ övmek İçİn değİl, kendİmİ anlatmak İçİn yazdim.
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.
İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.
ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.
(alıntıdır)
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.
İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.
ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.
(alıntıdır)
nabokov' un önerisiyle, dr. jekyll and mr hyde ı okudum. nasıl bu kadar geç kalmışım ! ondan sonraki tüm kitap ve filmlerin, bilhassa kafka' nın dönüşüm kitabının ilham kaynağı bana kalırsa. aklıma gelen ilk eserlerden biri de coelho' nun ' şeytan ve genç kadın ' kitabı oldu. şöyle bir bölümü var ki yıllardır aklımdan çıkmaz satırları :
'' leonardo da vinci ' son akşam yemeği ' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı. iyiyi isa ' nın bedeninde, kötüyü de isa ' nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde o ' na ihanet etmeye karar veren yahuda ' nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı. resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodokilerden birinin isa tasvirine çok uyduğunu fark etti. o'nu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız eskiz çizdi. aradan üç yıl geçti... ' son akşam yemeği ' neredeyse tamamlanmıştı, ancak vinci henüz yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı... günlerce aradıktan sonra leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.. leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi, zira artık eskiz çizecek zamanı kalmamıştı. kiliseye varınca yardımcıları adamı ayağa diktiler. zavallı başına gelenleri anlamamıştı. leonardo adamın yüzünde görünen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu. ressam işini bitirdikten sonra sarhoşluğun etkisinden kurtulan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi : ' ben bu resmi daha önce gördüm ' ' ne zaman ? ' diye sordu ressam. o da şaşırmıştı ! ' üç yıl önce.. elimde avucumda olanı kaybetmeden önce.. o sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni isa' nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti.. '
iyi ve kötünün yüzü aynıdır.. her şey insanın yoluna ne zaman çıkacağına bağlıdır. "
bu da tanıdığımız en sevilesi hyde olan durden' dan, iyi uykular müdavimler.
'' leonardo da vinci ' son akşam yemeği ' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı. iyiyi isa ' nın bedeninde, kötüyü de isa ' nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde o ' na ihanet etmeye karar veren yahuda ' nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı. resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodokilerden birinin isa tasvirine çok uyduğunu fark etti. o'nu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız eskiz çizdi. aradan üç yıl geçti... ' son akşam yemeği ' neredeyse tamamlanmıştı, ancak vinci henüz yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı... günlerce aradıktan sonra leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.. leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi, zira artık eskiz çizecek zamanı kalmamıştı. kiliseye varınca yardımcıları adamı ayağa diktiler. zavallı başına gelenleri anlamamıştı. leonardo adamın yüzünde görünen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu. ressam işini bitirdikten sonra sarhoşluğun etkisinden kurtulan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi : ' ben bu resmi daha önce gördüm ' ' ne zaman ? ' diye sordu ressam. o da şaşırmıştı ! ' üç yıl önce.. elimde avucumda olanı kaybetmeden önce.. o sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni isa' nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti.. '
iyi ve kötünün yüzü aynıdır.. her şey insanın yoluna ne zaman çıkacağına bağlıdır. "
bu da tanıdığımız en sevilesi hyde olan durden' dan, iyi uykular müdavimler.
elimde salatalıkla dublaj film izliyorum, hayatım nasıl daha kalitesiz olur diye düşünmeye hiiiç gerek yok bence 😅
arkadaşlar elimde yavru bi kedi var acil sahiplendirmek istiyorum. yurtta kaçak bakıyorum kediye ve her an yakalanabilirim:/ barınağa da yollamak istemiyorum. evinde minik bi yaramaz isteyen vardır illaki diye düşünüyorum😊
nasılsınız gençler,benim garip ve karışık yazılarımı özlediniz mi :d dhshshdn özlediğinizi varsayıyorum ve hemen başlıyorum özleminizi gidereyim
(bugün biraz fazla hızlandım)
abi saçımı kestirirken sakalımı da biraz kısalttırayım dedim keşke yapmasaydım fetüse döndüm lan (büyük boy çöp poşetlerinden kendime rahim oluşturup içinde sağa sola tekme atasım var ) :d tabi sadece bana öyle geliyor olabilir,biraz paranoyaklaştım herkes beni izliyormuş gibi hissediyorum :d ben birşeyi merak ediyorum bir insanı tanımadan ondan nasıl hoşlanıyorsunuz bunu bana öğretin,aaaa ben seni arkadaşım olarak görüyordum pis şerefsiz diyorlar sonra,onu da anlayabilmiş değilim birini tanımadan nasıl sevebilirsin.test aşamasında olan yazılımlar gibi olur.sürekli bug çıkar takılır sinir eder hayattan soğutur, sonra bir taraf ya olmuyor sevmiyorum diyor ve karşısındaki insana ne yaşattığını düşünmeden keyfine göre gidiyor bari özür dile insanların duygularıyla oynamayın lan yazık,eminseniz ilişkiye başlayın ileri de sizin elinizde olmayan bir olay olur yollarınızı ayırmanız gerekir(ayrılık gene acıtır ama iki kişide yapılması gerekenin bu olduğunu bilir öyle bir durumda)ama kalp kırmaz ve kalbiniz kırılmaz,bencil olmayın lan dünyada ki en önemli şey kendinizmiş gibi hareket etmeyin çünkü değilsiniz.insanlığa,bilime katkıda bulunduysanız kendinizi daha fazla düşünebilirsiniz.kalbinizin kırılması size diğer insanları kırma hakkını vermiyor en nefret ettğim insan tipidir.ben çok üzüldüm o yüzden üzüyorum elimde değil,hadi lan sie elinde değilmiş gayette elinde ulan.ben bu mantıkla hareket etseydim akıl sağlığı bozulurdu herkesin delirirdi millet...neyse bu da böyle bir yazımdır
(bugün biraz fazla hızlandım)
abi saçımı kestirirken sakalımı da biraz kısalttırayım dedim keşke yapmasaydım fetüse döndüm lan (büyük boy çöp poşetlerinden kendime rahim oluşturup içinde sağa sola tekme atasım var ) :d tabi sadece bana öyle geliyor olabilir,biraz paranoyaklaştım herkes beni izliyormuş gibi hissediyorum :d ben birşeyi merak ediyorum bir insanı tanımadan ondan nasıl hoşlanıyorsunuz bunu bana öğretin,aaaa ben seni arkadaşım olarak görüyordum pis şerefsiz diyorlar sonra,onu da anlayabilmiş değilim birini tanımadan nasıl sevebilirsin.test aşamasında olan yazılımlar gibi olur.sürekli bug çıkar takılır sinir eder hayattan soğutur, sonra bir taraf ya olmuyor sevmiyorum diyor ve karşısındaki insana ne yaşattığını düşünmeden keyfine göre gidiyor bari özür dile insanların duygularıyla oynamayın lan yazık,eminseniz ilişkiye başlayın ileri de sizin elinizde olmayan bir olay olur yollarınızı ayırmanız gerekir(ayrılık gene acıtır ama iki kişide yapılması gerekenin bu olduğunu bilir öyle bir durumda)ama kalp kırmaz ve kalbiniz kırılmaz,bencil olmayın lan dünyada ki en önemli şey kendinizmiş gibi hareket etmeyin çünkü değilsiniz.insanlığa,bilime katkıda bulunduysanız kendinizi daha fazla düşünebilirsiniz.kalbinizin kırılması size diğer insanları kırma hakkını vermiyor en nefret ettğim insan tipidir.ben çok üzüldüm o yüzden üzüyorum elimde değil,hadi lan sie elinde değilmiş gayette elinde ulan.ben bu mantıkla hareket etseydim akıl sağlığı bozulurdu herkesin delirirdi millet...neyse bu da böyle bir yazımdır
elimde nikon d70 dslr makina var. yanında 18/70 lens ve kapağı + 2 adet ara kablosu + 2 adet batarya + 1 adet araç içi şarj kablosu + 1 adet şarj adaptörü + 512 mb hafıza kartı ile birlikte veriyorum. sorunsuzdur. İşinizi görür. model yükseltmek için satıyorum. 900 tl fiyatı vardır.
bugünki gökkuşağını görenler burada mı ? ben çiçeklerin arasından izleme şerefine nail oldum.
dedem hastalığından sonra bazı şeyleri unutmaya başladı, bugün de ladylazarus nişanlı mı yoksa evli mi diye soruyormuş dfjgf dahası okula nişanlımın evinden gidip geldiğimi iddia etmiş. bu bir evlen artık mesajı mıydı bilmiyorum lakin üzgünüm, henüz çok gencim david. bu arada elimde fazladan bir saramago kitabı var, kabil' i okumayan bir arkadaşımıza hediye edebilirim. mesaj kutum sonsuz bakımından çıktığında yazabilirsiniz efendim, seve seve gönderirim.
bu da gökkuşağı gibi asla eskimeyen, hatıra geldikçe gülümseten bir parça :
dedem hastalığından sonra bazı şeyleri unutmaya başladı, bugün de ladylazarus nişanlı mı yoksa evli mi diye soruyormuş dfjgf dahası okula nişanlımın evinden gidip geldiğimi iddia etmiş. bu bir evlen artık mesajı mıydı bilmiyorum lakin üzgünüm, henüz çok gencim david. bu arada elimde fazladan bir saramago kitabı var, kabil' i okumayan bir arkadaşımıza hediye edebilirim. mesaj kutum sonsuz bakımından çıktığında yazabilirsiniz efendim, seve seve gönderirim.
bu da gökkuşağı gibi asla eskimeyen, hatıra geldikçe gülümseten bir parça :
Omü Dedikodu