Sos
birisi fen-edebiyat dekanına söylesin psikoloji 1. sınıflara oryantasyon eğitimine gerek kalmadı ben onların oryantasyonlarını tamamladım. 🙋🏻‍♀️ gariplerim sanki o whatsap grubunda birbirlerini sürekli onaylayacaklarmış, sürekli mükemmel bir sınıf olacaklarmış gibi (98 kişiler) beraber şu dersi seçeriz, şunu yaparız diye konuşuyorlar. günaydın iyi geceler mesajları havalarda uçuşuyor. son sınıfım, biri gruba mesaj atınca bakma ihtiyacı bile hissetmiyorum. bu kıvama geleceklerinden habersiz muhabbet ediyorlar.
thor
"kredisi bitmiş bir dostluğun limitini yükseltmeye gerek yok." warren buffett
Sanatçı
gerek yok her sözü laf ile beyana, bir bakış bin söz eder bakıştan anlayana.
karakutuu
allah herkesin kalbine göre verir güzel insalar güzel insanlarla tanışır arkadaş olur evlenir mutlu olur kötülük yapan kötülük bulur kalbi kötü olana daha beteri denk gelir buna karma derler yani kendinizi kasmaniza gerek yok kim ne bok yerse yesin tertemiz kalan kızlarımız var tertemiz kalan erkekler var ve onlar birbirini bulacak tövbe kapısı da ölene kadar kapanmaz en kasar fahişe bile affolur da sen millete yukardan bakar abdestini namazını kibir konusu yaparsın cennetin kokusunu alamazsın.
karakutuu
sabretmek çok güzel birşey ve herkesin harcı değil çabalamak güzel ama imkansız için çabalamak acı verici. bazı şeylerin olması için zaman gerek erteliyorum ve zaman geçtikçe kendiliğinden herşey yoluna giriyor. bu süre içinde etrafımdan birsuru laf yiyorum ama kimseye anlatamıyorum . bak bunun zamanı değil gelmedi şuan bunu ertelemem lazım diyorum kimseye anlatamıyorum .süreç içinde boş durmuyorum hazırlıklarımi yapıyorum sonra bana işin gücün rast gidiyor ne kadar şanslı adamsin biz o kadar uğraştık senin işin kendiliğinden oldu diyorlar .
Nunuu🔥
şu sıralar çok kötü bir dönemden geçiyorum. azcık teselli ve şefkate ihtiyacım var. ailenin alınan bir kararda arkanda olmaması ve sana sırt çevirmesi kadar acı bir durum yokk! onların önceliğinin her zaman çocuğunu düşünmek ve onu anlamak olduğunu sanırdım fakat yanılmışım. eğer birgün anne olursam önceliğim daima çocuğum olacak onun düşünceleri ve hayatı..anlamaya çalışmak gerek bazı şeyleri,bunun için çaba sarf etmek misal...bastırılmışlık ve içinde kalmışlık hissi çok zorr!
karakutuu
siz akşam gelen telefonları açmaktan korkarmisiniz ? ben korkuyorum. özel numara değil ailenizden biri arıyor hemde saat 11 de 12 de 1 de farketmez bir yakınınız arar size en yakın kişi olur bu sonra sorar otobüs var mı? var dersin noldu ki ? korkmana gerek yok önemli bisey yok gelmen lazım der. sonra kalkar gidersin ya duvar kenarına çekilip ağlayan insanlarla dolu bir eve gidersin ya bir hastahanenin yoğun bakım ünitesinin önüne şimdi ankaradayım hacettepe önünde. daha kötüleri de var bir arkadaşımı kardeşinin ayağı kırıldı diye çağırdılar. korkun telefonlardan açmayın tedirgin olun . telefonu kapatınca ağlayın gittiğiniz yerde guclu olmak zorundasınız.
theseus
kuantum kuramı göstermiştir ki, durum kesin olarak belirtildiği ve uzay sıkı sıkıya sınırlandığı zaman, gerek hızda, gerek itim ve enerjide sonsuz bir belirsizlik meydana gelir.
#Heisenberg
ikarus✨
yine yazmam gereken yazıları yazmamak için, okumam gereken şeyleri okumamak için kendime türlü türlü meşgale bulduğum saatlerdeyiz. bu meşgalelerin en başında da tabi ki temizlik yapmak geliyor. gerek kitaplık olsun gerek komodin çekmeceleri olsun defalarca temizlenecek. kaçış yolu gibi kaçış yolu valla..
wtpupp
müzisyen arkadaşlar varsa aranızda grup kurmak istiyorum, 6 sene vokal yaptım. İstanbuldan döndüm samsuna, memlekette tanıdık müzisyen kalmamış. kasmadan keyfine çalarız bi stüdyoda. İyiyseniz sahne falan da yaparız cebimize para girer. öyle yıllarca enstrüman çalmanıza falan da gerek yok maksat müzik yapmak.
ninca
arkadaşlar burası özgün bir platformdur. yeni gelen bazı arkadaşlar sadece fav amaçlı alıntı yapıyor. bu tip şeylere gerek yok. bizim için önemli olan sizin ne düşündüğünüz ve nasıl ifade ettiğiniz. dikkat edelim lütfen.
Nurnur
turevinial
güzel kızlar ve 2 yıllık olmayanlar sea diğer arkadaşlara da gönülsüz bir niye geldiniz ki bakışı
tavsiyelerim:
1-üniversitenin içinde kyk da kalmayın samsun gibi bir şehri köy ve körfez sahilden ibaret sanabilirsiniz
2- atakentteki eski adi beyoğlu nargilecisi olan yere gitmeyin kavgalıyım
3- üniversitenin ilk haftası gelmenize gerek yok alışma vs geçin bunları
4- eve çıkacaksanız mimarsinan-atakent arasından ev bakin (kurupelit kampüsü için) zaten diğer yerler de çok yaşanılabilir yerler deyil
5-itiraf sayfalarına doluşmayın burasını ve twitterı kullanın mümkünse because ben insta mı kapattım sizi bulamam.
yolyordam
naber bak, bende dert yok tasa yok
mutluyum artık bir beynim yok
dikmişim ekrana gözlerimi
başka da bir ihtiyacım yok
kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun
tıklana tıklana her şeyim ortada
atın ölümü arpadan olsun
her yiğit gibi benimki de meydanda
tıklama konusu ayrı bir dava
mahkemelerde görülüyor hala
namusu bacak arasında ararım
dişi sinek bile görsem laf atarım
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
ben tüketmeden var olamam
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
bana dokunmayan yılan bin yaşasın
dedikodu yapar, keyfime bakarım
ağzımda sakız, elimde çanta
fink atarım kaldırımlarda
bağlanmaya sonuna kadar karşıyım
ama dizilerimden beni ayırmayın
değişir dünyam bir tuşla uzaktan
elimdeki kumandam hayatıma kumandan
yeni bir kart verdi bugün bankam
puanlarım artık en büyük kankam
olmasa da cebimde beş kuruş para
cebimdeki telefon on numara
allah allah gizli numara kim acaba, alo?
"bak kızım, yedi kocalı hürmüz gibi dolan
seni alacak biri de bulunur elbet
en kolay parayı hep sen kazan"
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
sıkıldım çok, her dakika düşünmekten üzülmekten
artık yok, kalmadı gücüm düşmekten yenilmekten
pişmanım erken vazgeçmekten kendimden
bu alem geçmiş kendinden
ne gelir elden?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
OzY
genellikle her insanın içinde bir boşluk var. sahipsiz kedi gibi kendisine bir aidiyet arıyor her insan. bana göre bu aranarak bulunan bir şey değil. tam tersi aradıkça bizi hatalara sürükleyen, sürükledikçe yeni tecrübeler kazandıran ve doğru insanı bulmamız konusunda bize kriter oluşturmaya yarayan bir tecrübe. bu yüzden herkese "seni seviyorum" dememek gerek. sevgiyi basite indirmemek gerek. neden seviyorsun sorusuna cevaplarınız bitmiyorsa gerçekten seviyorsunuz demektir. sınırlı cevaplara sahipseniz kendinizi kandırıyorsunuz.
Gameover06
uzem çocuk gelişimi okuyan acil yazabilir mi bilgi edinmem gerek
Zeze
İnsanlar robot değil ki. mesela edebiyattan gerçekten anlayan illa enstrümantal müzikleri sevecek diye bi şey yok. starbuckstan kahve içen ferdi tayfur dinleyemez diye, yalnız başına dolaşmayı seven kalabalıkla eğlenmeyi sevemez diye. çaya bayılan kahve içemez diye bi şey yok. kategorilendirmeye gerek yok yani. İnsanlar birbiriyle alakasız onca şeyi sevebilir. mesela ben gabriel garcia marquez okuduktan sonra hakkı bulut dinliyorum. kime ne 😉
ladylazarus
çizgi romanım sonunda geldi !!! artık huzur içinde ölebilirim. geldiğinden beri heyecanla kapağına bakıp sayfalarını karıştırıyorum. heyecandan başlayamadım bile djghd aşık olsam ancak bu kadar aşkla izleyebilirdim sanırım, sevgiliyi izler gibi izliyorum. umarım başına bir şey gelmez. önceki sahibi sayfalarına bir şeyler çiziktirmeyi de ihmal etmemiş. ikinci el kitapların da böyle bir güzelliği var, elinizdeki kitabın yaşadığını hissediyorsunuz. sizden önce de bir çift göz gezinmiş üzerinde, bir başkasının parmakları değmiş. bu tür şeyler duygulandırıyor beni, sonra da, nasıl satarsın ?! diye sahibine kızıyorum dsjgh

duygularım konusunda bir farkındalık sahibi olduğum günden beri, onları insanlardan saklamaya dahası sakınmaya özen gösteriyorum. zira çoğu insan başkalarını manen - çoğu kez de maddi olarak - sömürerek yaşamını parazit olarak sürdürmekten keyif alıyor. yalnız bir çocukluk geçirmenin artılarından olsa gerek, duygularımı insanlardan ziyade, gerçekten sevilmeye değer bulduğum diğer canlı varlıklara ve nesnelere vermeyi, kısaca ' doğru ' sevmeyi öğrendiğimi düşünüyorum. ben buna şefkat demeyi tercih ediyorum esasında. sevgi kavramı, gördüğüm, okuduğum ve yaşadığım şeylerden sonra bana çok vahşice geliyor. içinde bolca nefret barındırdığını görüyorum. nefret edebilmeyi dilediğiniz çoğu zaman yıkıcı olsa da, şefkat bambaşka bir duygu. yormuyor, kırmıyor, tüketmiyor. gülümseyip yaşamaya devam ediyorsunuz.

etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz derken cioran haklıydı. susmak gerekir, sahteliklerden iğrenip, elisabeth gibi, belki günlerce konuşmamak.. bununla birlikte bir miktar yanılıyordu, insan tüm dünyaya sırtını dönse de kendinden kaçamıyor. çoğu kez sustuklarımızdır celladımız. düşünceler bir araya gelip bir silahın silüetine bürünür, artık sadece ayna ve silah vardır. ve kelimeler çoğu kez yalnızca düşleyeni öldürür

Zeze
‘ölüm de yaşamın bir parçası forrest’ ı üzülmek de yaşamın bir parçası diye kullanmak istiyorum. sonuçta her şey herzaman istediğimiz gibi gitmeyenilir. anı yaşamanın bir tarafı da hüznü yaşamaktır. bu illa mutlu anlar için gerekli değil ki. üzüntü de an değil mi ? yaşanması gerekenler ertelenmemeli bence. yoksa arkasından gelecek olanı da erteleriz. yanisi hayatta her an her şey olabilir ve boşver, sallama, takma laflarına gerek yok. eğer yaşnması gereken bi şey varsa, can acıtıcı bile olsa bırakalım yaşansın :) mutlaka o öyle olması gerektiği için oluyordur 🌸
ikarus✨
bulunduğumuz ortamlarda çalışan insanlara bir "günaydın" ya da "kolay gelsin" demek çok zor olmasa gerek ki bu davranış bize 100 misli ile geri dönüyor çoğu zaman. başımdan geçen bir olayı kısaca anlatmak istiyorum.
kısa bir süre önce yaklaşık 1 hafta hastanede kalmak zorunda kalmıştım. bu süre zarfında hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısından temizlik personeline kadar o servisin tüm çalışanlarını gözlemleme fırsatım olmuştu. hemşireler ve doktorlar zaten işlerini iyi takip edip ilgili davranıyorlardı, ben de temizlik personellerini gözlemlemeye karar verdim. rutin temizlikleri sırasında hal hatır sordum, kolay gelsin dedim ve hani en basitinden sildiği yerlere daha kuruman basmadım. bunlar çok basit şeyler bakıldığı zaman. bir de bunların hiçbirini yapmayıp bu personellerin yüzüne bile bakmayan hasta yakınları vardı. İnanır mısınız ben sırf bu şekilde davrandım diye neredeyse 2-3 saatte bir çarşaflarımız değişiyordu,odamız gün içinde 2 defa siliniyordu, el dezenfektanımız daha bitmeden bile yenileniyordu, fazladan 2 yastık daha alabildik, gece üşüyünce battaniye bulabildik, çayımız kahvemiz eksik olmadı... tüm bunları sadece bir "kolay gelsin" ve "nasılsınız" ile yaptım. şimdi belki size bunlar zaten olması gereken, normal seylermis gibi gelebilir ama insan 1 hafta gibi bir süre hastanede kalınca bu anlattıklarım birer nimet sayılabilir. ya da ben uzun zamandır "insanlık namına" pek bir şey görmüyorum :)
çok uzattım. demem o ki hayat zaten yeterince zor, insanın mutsuz olması için bir çok neden var, bari biz birbirimize yardım edelim, iki güzel söz bir sıcak gülümseme ile birbirimizin hayatında fark yaratabiliriz. siz birine güleryüz gösterdiğinizde mutlaka bunun karşılığını alırsınız. tamam kabul ediyorum çok büyük mutluluklar değil bunlar ama hangimizin hayatında her gün mutluluktan ağlayacak derecede büyük mutluluklar yaşanıyor ki? böyle böyle küçük şeylerle en azından yarıştan kopmamış oluyoruz.
kısaca anlatıcam dedim olay nerelere geldi :)

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)