iyikalplipsikopat
ben vs okul hayat para her sey

gecen hafta gidecegim okula bugun yeni gittim.3 sene boyunca okulda rol yapardm olmadigim insan olurdum, yazin 4 ayda hstirladigim, kazandigim kimlik ile "ben" olabilmek cok ozgur ve rahat hissettirdi

okuldan sonra canim arkadasimla bulusmaya gittim, gidistede donustede yolda dusuncelete daldim

guc, efendi ile kole arasindaki farki belirliyor, guc para ve paranin temeli ticaret, mal ve hizmet pazarlama.

hayatta neyi istedigimi sordum kendime.okula gidiyorum ama diploma hicbir ise yaramayacak en buyuk basarilarida kazansam hatta baska bir bolum bile okusam en az 3-4 yil karin tokluguna calisacagim hep para hesabi yapacagim baskalarinin kolesi olacagim baskalarini zengin edecegim benden daha cahiller beni ezecek ve ic savasa suruklenen ekonomisi batmis bir ulkede curuyecegim

ben bunlari istemiyorum.refah huzur ozgurluk eglenmek bunlari istiyorum, milyonlar kazanmak aileme cenneti yasatmak istiyorum

cok okumali cok gelismeliyim yurt disina gitmeli buyuk isler basarmali ailemide yanima almaliyim.hayat bu sekilde yurumuyor bunca yil hapisteydim hic eglenmedim ozgurce para harcanadim kendimi iyi hissettiren basarilarim olmadi.7 yil bir hapiste sadece yattim kactim saklandim

kimligim ve arzularim sekilleniyor.ben tiyatroya gitmek opera dinlemek en uc seyleri yasamak ahlaksiz olmak delilikler yapmak ve buyuk basarilar kazanmak, kazandiklarimla yardimlar yapmak istiyorum.
gulmeksanayakisiyor
düşünceierini tam ve yerinde sözcükierie aniatamayan kişi, yaniış tartıiaria iş görmeye çaiışan satıcıya benzer. bazen öyle bir konuşmaya başlıyoruz ki soylediklerimiz nereye gidiyor karsimizdaki insan buna üzülür mü kırılır mı onu hiç düşünmeden empati duygumuzu kaybetmiş gibi oluyoruz. onun için sakin kalmayı başaran insanlar olmayı basarmamiz lazım . bunları söylerken benim de yaptığım yanlislardan kurtulmayı çok istediğim için . siz siz olun kalp kirmayin tüm hepsi duzelirde kırılan bir kalbi onarmasi çok zordur.
LorneMalvo
andımızdan rahatsız olanlarda art niyet görüyorum.anne tarafından çerkes,baba tarafında rum kökenli olan birisi olarak bu topraklarda yaşadığım için gururla türküm derim.ve bu topraklarda yaşayan herkes de bunu diyebilmeli bence.bu arada gururla dememin sebebi yaşadığım topraklara olan saygımdan,sevgimden.yoksa ırk asla üstünlük belirtmez.milliyetçi olmak en üstün ırk bizim ırkımız demek değil;yaşadığı topraklara sevgisi olmak tarihinin değerini bilmektir bence.maalesef bu tür konularda ayrışmaya çok müsaitiz.ne olurdu sanki hepimizin insan olduğunun farkına varabilseydik,saçma sapan genellemelerden uzak dursaydık.hepimiz bu vatan içinde biriz,farklı vatanlarda dünya içinde bir.şu 3 günlük dünyada nefrete harcayacak anımız olmamalı diye düşünüyorum.
ogretmenbey18
omü de ilk senem ve gerçekten bir duruma çok gıcık oluyorum omü de ortam yapmak için illaki içki ve sigara içmek okey ve batak mı bilmek gerekiyor anlamadım ki kitap okuyan, kültürlü, insan gibi konuşan, insan gibi yaşayanlar değilde neden bu kadar hoyrat kalpler tercih ediliyor. resmen insanlar bu vasıflara sahip olmayan kişilerle konuşmak bile istemiyor. hadi her fakülteyi geçtim egitimde ki adamlar bile her gün yaşamda batak atıyor. sizler değilmisiniz ilerde bir koca nesli yetiştirecek yapmayın gözünüzü seveyim yaşamdaki okey masaları tıklım kütüphaneler bomboşsa şapkaları önümüze koyup iyice bir düşünmeli...!!
Zeze
her şeyin seviyelisinden yanayım. özellikle tartışmaların. birbirine hakarete gidenlere hiç dayanamıyorum. kardeşim bir insan tamamen seninle aynı düşünse, dünyada senden milyar tane olurdu değil mi ? bırak farklı düşünebilelim. onu da geçtim, haklı haksızlı bir tartışmaysa da güzel laf sok ya, ama neden hakaret yani. karşıdakini ezince, o iyice küçük duruma geçince bizde ezilmiş olmaz mıyız ? çünkü o seviyedeki biriyle muhattap olduysan demek ki sen de onunla aynısın derler adama, ben derim. (arkadaş ortamında şakalaşırsın bu ayrı, şuracığa belirteyim de) yani yaşlandım, kafam böyle şeyleri kaldırmıyor 😅
LorneMalvo
kendimiz seçemediğimiz ama hayatımızı en çok etkileyen etmenlerden olan ailemiz.bu konuda şanssızım desem aslında onlara haksızlık yapmış olurum.çünkü bana olan sevgilerinden eminim.her aile yeteri kadar sevmiyor bunun defalarca örneğini gördüm.ama benim ailem beni çok seviyor bundan eminim.onlarına sevgilerine emeklerine layık olmak için çok çalışıyorum.ama bazı durumlar var ki çok acı çekiyorum.mesela babamın bipolar olduğunu düşünüyorum.zaten ben de bipolar olduğum için bu ihtimal daha da artıyor.emekli asker kendisi.hayatı dağlarda zor koşullarda geçmiş.bunun etkisinden hala kurtulduğunu sanmıyorum.değişik takıntılarıyla hayatı hepimize cehennem edebiliyor.eve geldiğim 2-3 günde bile bunu başarabiliyor.üstelik beni ne kadar özlediği halde.annem desen bir değişik.gerçekten o kadar ki anlatsam inanamazsınız.mesela kendisi doktor olduğu halde benim ilaçlarımı almama karşı.reddediyor bu hastalığı.ona göre insan dinden uzak yaşayınca psikolojik sorunlar yaşar.mesela her sabaha karşı arar namazını kıldın mı diye.bilmiyorum bu konuda çok zorluk yaşattı bana.ondan dolayı mı bilmiyorum ama şuan tam inanıp inanmadığımı bilmiyorum.kafam bu konuda da çok karışık.İkiz kardeşim var böyle duygusuz pek bir şeyi umursamayan anı yaşayan insanlardan.onun için çok endişeleniyorum.beni pek sevmediğini hissediyorum ama ben onu çok seviyorum.ama pek yakın değiliz.zaten o pek kimseyle yakın olamayacak insanlardan.ablamı hayatımdaki en değerli şey olarak görüyorum ama maalesef yıllardır uzaktayız.ve en acı durumlarımdan birisi de benim gerçekten ne hissettiğimi paylaşabileceğim insanlar yok.her şeyi paylaşabildiğim gerçekten çok yakın hissettiğim arkadaşlarım hepsi farklı şehirlerde.onları çok özlüyorum.gerçekten çok yalnızım.etrafımda bir şeyler yaptığım kişiler var ama gerçekten öylesine.çok anlamsız.neler hissettiğimi ekşi sözlüğe,twittera bazen de buraya yazıyorum.İyice sanallaşmaya başladığımı hissediyorum.bir insan saatlerce ekşi sözlüğe neler hissettiğini dertlerini yazar mı?gerçekten bu durumum hiç normal gelmiyor bana.gerçi orada bana benzer insanlarla tanıştım ama hiçbirisiyle yüz yüze görüşemedim.İçimde bir tereddüt,garip bir his var.sırf bu yüzden çok sevdiğim insanlarla artık yazışmaz olduk.
benim yapmam gereken şeyler sorumluluklarım var.ama ruhumu emen şeyler var içimde.İzin vermiyorlar.sonra bir de üstüne vicdan azabı yaşıyorum.
niye internete yazıyorum bunları bilmiyorum.sanırım içimde bir paylaşma isteği var.ya da anonim olmanın verdiği rahatlık var.bir de bazen yorumlarda bana yardım etmek isteyen öğüt veren insanlar oluyor gerçekten çok mutlu oluyorum buna.bir seferinde o kadar depresiftim ki bir entry girmiştim ekşide.baya kişi mesaj atmıştı ki o kadar mutlu olmuştum ki.sanırım bende sevgi açlığı var.herkes sevsin istiyorum beni.ama gerçekten ama samimi.ruh halimin getirdiği kendini çok değersiz hissetme hissini atmak istiyorum.
ya zaten toplumun farklılıklara karşı ön yargısı yok mu?bir şekilde insanlardan farklıysan kendin gibi olan insanları bulana kadar yalnızsın.tabii bu farklılıklar çok artınca işte o zaman işler korkunç hale geliyor.bu arada yalnızlık dediğim etrafında kimsenin olmaması değil.önemli olan o insanlarla ne kadar uyuşabildiğin.bunun da örneğini gördüm ben.dolu arkadaşı olan ama aslında hiç kimsesi olmayan :/
hayata tutunmaya çalışıyorum.şuan muhtemelen en zor yıllarımı yaşıyorum.şu yıllarımı bir atlatabilsem güzel günler gelecek gibi hissediyorum.fakat sabretmeye pek gücüm kalmadı.kendime telkin ediyorum sürekli sabret sabret.şu hayatta yapacağın çok şey diyorum ideallerini unutma pes etmek yok diyorum.İşin ironik tarafı ben hayatta çok keskin idealleri olan onlara çok sıkı bir bağlı insanım ama durumum ortada :( yaşadığım şeylerden çok ideallerimden uzak olmama üzülüyorum.
neyse ben çok yazdım yine buraya :( mutluluk bulduğum şarkılardan birisini bırakayım bari.iyi bu şarkılar var iyi ki varlar.

casualman
tavlada kendine güvenen varsa 2el atalım mezun olunca insan çok sıkılıyor😏
LorneMalvo
çok tükenmiş hissediyorum yine.kendimden o kadar bıktım ki...elimde olmayan şeylerin hayatımı mahvetmesinden bıktım.ruh sağlığımın bozuk olmasından bıktım.kendimi mükemmel hissettiğim çok enerjik olduğum her şeyi yapabileceğim zamanlardan yataktan kalkamadığım yemek yiyemediğim ağlama krizlerinden çıkamadığım zamanlara..bir de ilaçların etkisiyle şimdiki halim var ki...yaşıyorum ama o kadar boş ki.sabahtan akşama kadar oyun oynayıp internette boş boş gezmek.hiçbir şeye tahammül edemeyecek seviyede olmak.bu ruhumu emen sıkıntılardan kurtulduğum o kadar az zaman var ki.bir psikiyatri harikasıyım.bir insan bu kadar çok hastalığı nasıl yaşar anlam veremiyorum.artık tıpa olan inancımı da kaybediyorum.bu hayata mahkumum sanki öyle hissediyorum.kendimi topluma ait hissedemiyorum.
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız. bu yazıyı yazmak için 3. denememizi yapıyoruz şu anda ömürevleri sahilindeki iskelede. her seferinde yazmaya başlıyoruz ve yurtlarımızın kapanma saati geldiği için yurtlarımıza geri dönmek zorunda kalıyoruz. ama bu gece kararlıyız. bu yazıyı yazıp yolla gitsin butonuna basacağız. yazının başından beri 1.çoğul şahıs ile yazıyorum, fark etmişsinizdir illa ki. çünkü bu yazıyı, size taa ilk dikkatimi çektiği günden beri anlattığım, sonra hayatıma girmesiyle kalbimin sultanı olan hanımefendi ile yazıyoruz. şaka maka tam 1 yıl 4 ay olmuş hanımefendinin hayatıma girmeyi kabul edişi. zaman çok hızlı akıp gidiyor gerçekten ama bu hızla akıp giden zamanın içinde hızla artıp çoğalan şeyler de oluyor. aşk gibi, bağlılık gibi, mutluluk gibi, huzur gibi. eğer gerçekten hayallerinizdeki kadını hayatınızın bir parçası yaptıysanız dünya çok farklı bir hal alıyor. herhangi bir sözünü bile delicesine seviyorsunuz mesela. bir bakışına kurban olacak seviyeye geliyorsunuz. gününüzün herhangi bir saniyesinde size bir defa gülümsemesi tüm modunuzu değiştirebiliyor bir anda. bazen telefonu alıyorum elime. üstte bir mesaj olarak ismini gördüğümde bile öyle mutluluk doluyor ki içim. bunları ne kelimelerle ne de başka bir şeyle anlatabiliyor insan. uzayıp giden sohbetlerin, birlikte dinlenen şarkıların, adım adım yürünen yolların, sessiz sedasız izlenen yıldızların, birlikte dalınan hayallerin, gündüzünde olduğu gibi gece de rüyalarına gelmenin, bir kitabı beraber karıştırmanın, aynı şeyler uğruna beraber savaşmanın ve daha bir çok şeyin en güzel halini yaşıyorum yanımda duran, içimi aşkıyla dolduran hanımefendiyle. her ne kadar kelimelerle anlatamıyorum desem de insanın anlatmaya başladı mı durası gelmiyor hiç. size son bir şey daha söyleyeyim dostlarım. hayatınıza hayat olacak kadınları/erkekleri delicesine sevin. hayat karşılıklı yaşanan bir aşkla gerçekten çok güzel bir hal alıyor. ahh yahu. biz bu sene baya yoğunuz. bu sene son senesi olan bir ikizler var karşınızda. hazırlık ile başlayan serüven 5.yılında son buluyor artık. tabi son yılımızda şöyle samsunun tadını çıkaralım, gitmediğimiz yerlerine gidelim, yapamadığımız şeyleri yapalım desek de önümüzde koca bir engel var. kpss. evet her son sene öğrencisi gibi ben de kpss çalışıyorum. hem de deliler gibi. normalde ders çalışmaya karşı olan ikizler şimdi biricik yarine kavuşabilmek için delicesine ders çalışıp gün sayıyor. kitaptaki sayfaları 30'ar 40'ar çalışıp çalışıp bırakıyor arkasında. benim bir huyum var. bir şeye motive oldum mu ondan başka şeyleri görmüyor gözüm. elde edesiye kadar çalışıyorum. ama bu uzun süreli bir maraton olduğu için diğer şeyleri de ihmal etmiyorum. gezginle yolculuklarımız, okuduğumuz kitaplar, yarimin yanında ve kelimelerinde huzur bulmam ve daha bir çok şey. siz de dua edin de bir an önce, hayırlısıyla kavuşayım hayallerime. şimdi iskelede otururken de eğlendik baya. ben yazarken yarim çayımı tutuyor. bey içer misin diye soruyor. ben de gülüp, allah razı olsun hanım deyip içiyorum çayımı. pastoral bir hikayeyi canlandırıyor gibiyiz adeta, hoş gülüşler arasında. ben uzun zamandır yazmayınca yine uzattıkça uzattım sanırım. aslında yazacak daha da şeyler vardı. neyse yahu daha sık uğrarsam bu sorunu çözeriz sanırım. hepinize mutlu geceler dostlarım. rüyalarınızda sizin hayatınız olacak yarlerinizi görün. bize de dua edersiniz hem... :)
snorlax
martılar alışılagelmişin dışında davranmaya başladılar. bir seneyi aşkın süredir çok yukarılarda dolaşmaya başladılar üstelik 40-50 tanesi bir arada gelip gökyüzünde salınıyorlar. geceleri bile.. sebebine dair duyduğum şeyler dışında bir yorumda bulunamıyorum ama onları toplu halde uçarken izlemek hayli hoş. umuyorum ki mecburiyetten değil istedikleri için buradadırlar, keşfe çıkmışlardır. aylar oldu ki meydana gitmedim. bugün birkaç işim olduğu için gitmek zorunda kaldım ve ne bekliyordum emin değilim ama bir farklılık aradı gözlerim istemsizce. kalabalıktan hazzetmediğimi bir kez daha görmüş oldum. alışveriş olayını zaman zaman abartıyoruz zannımca. bazı insanlar var ki sağında solunda ne var, kim var umursamıyor bile öyle bir aceleyle hareket ediyorlar ki. 'kaaliyesiz' acelelelik bahsettiğim şey aslında. yavaş olmaya, hele ki yürürken, benim de pek tahammülüm yok fakat böyle bir aceleyi garipsiyorum. pek ifade edemedim belki ama neyse. anı yaşamaktan yoksun, makine gibi hareket eder olduk gibi geliyor. girdap gibi kimi zaman bu olaya ben de kapılıyorum. elimden geldiğince karşı durmaya çalışıyorum. son zamanlarda bazı etkenleri de düşünürsem bundan uzak durabilmeyi öğrendim allah' tan. sonrasında sahilde oturdum biraz eve dönüşte. farklı yerler görmeyi hep istedim. fakat bu şehrin yeri bende hep farklı kalacak anlaşılan. küstüğüm de oldu nefret ettiğim de... ama bambaşka bir yanı da var çözemiyorum. panzehir meselesi gibi galiba. meşhur 'kendinizi beş, on yıl sonra nerede görüyorsunuz?' sorusu vardır hani. biraz bunu düşündüm. her şey bu kadar çabuk değişirken kim bilir neler olur? yine de şu anımı yaşamak daha doğru diyerek fazla üzerinde durmadım. bir aralar her ay yapmak istediğim şeyleri listelerdim. çoğunu da yapabilirdim şartlarımı zorlasa bile kimi zaman. oracıkta aklıma gelen birkaç şeyi yazdım mai' ye. yorgun hissedip dinlendirdiğim atlar yeniden koşmaya başladı. İtiraf etmek gerekirse korkuyorum yeniden köşelerine çekilirlerse diye.. bu arada ders çalışmaktan hoşnut olduğum zamanlara döndüm. bizimkiler duysa gözleri yaşarır sdjkljsdj başarı duygusunu, bir şeyler için mücadele etme duygusunu özlemişim. kendinizi kısıtlamayın dostlarım. yapabileceğiniz şeyler için olumsuz, yıkıcı düşüncelere kapılmayın. bir süre sonra gerçekten öyle olduğuna inanmaya başlıyor insan zira... şuraya bir şarkı iliştireyim. eda baba- bahçede. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın ☕
iyikalplipsikopat
5 gunde ders cikartmak

dedemgil son 5 gundur bizdeler.son 3 gundur erken kalkiyor ailecek kahvalti ediyoruz basta bu duruma sovuyor olsamda artik sevmeye basladim

bugun dedemi yuruyuse cikarttim ve yaslida olsa ruhunun benden daha enerjik oldugunu farkettim, kendi kendime cizdigim sinirlari, her seyun kendimde baslayip kendimde bittiginu anlamami sagladi bu durum

ve son 2 gunum nefretsiz ofkesiz ve umutlu geciyor.insan bu duygulardan arindiginda kendiyle savasmadiginda en buyuk zaferi kazaniyormus meger

1.hayati yenmek isteyen kisi once kendi kendini yenebilmeli

2.insan kendisiyle savasmamak icin once kendini bilmeli ardindan kendi oldugu gibi yasamali

bugun bu 2 gercegi ogrendim.sense8 dizisindeki "kalbimde nefrete yer yok" repligj bir kac kere gozumun onune geldi.sadece 5 gun bile, 2 tane yasli insan bile insana cok sey sorgulatiyormus meger

tum bu sadist dusuncelrin ofkenin nefretin beni guclu, korkusuz yaptigina inanirdim aslinda en buyuk engellerim onlarmis, hicbir sey sakin bir irade kadar huzurlu ve guclu hissettiremiyormus.en kotu dusmanlarin bile kotu dusuncelerin kadar zarar veremezler diyen buddha ne kadarda hakliymis.
themuallim
dertsiz tasasız bir insan olunca yürürken canınız çok sıkılıyormuş. resmen düşünecek bir şey yok, tertemiz. eskiden kaldırım taşlarında renkli kısımlara ve otlara basmayıp oyun çıkartırdım ya da "on saniyede direğin oraya gidemezsem allah belamı versin"cilerdendim, şimdi baya bildiğiniz yürüyorum. kafam hep meşgul. bu dert sahibi olduğum anlamına mı gelir? o zaman böyle giderse önümüzdeki üç-dört yıl içerisinde standart insan formuna evrilirim sanıyorum. nerede benim döner sandalyem, kafamda hunim? iyi geceler!
Zeze
genelde vaktimi ev ortamında geçiren bir insanım ya da arkadaşlarımla park, çay bahçesi gibi sakin yerleri tercih ederiz. maksat sohbet muhabbet çünkü, duyabilmeliyiz birbirimizi. bir de son zamanlarda fazlaca yalnız yaşadım, hep sakindi yani hayatım. ondan kaynaklı mı bilmiyorum ama dün arkadaşımla çarşıya indiğimizde fena gerildik. İnsanların yüzünde insan sıfatı yok arkadaşlar. herkes dik dik bakıyor, garip davranışlar sergiliyorlar. tahammül edemedim o kalabalığa yani. kendimi emekliliğe ayrılmış dedeler gibi falan hissediyorum. toplu insan gruplarına dayanamayacak duruma gelmişim anlaşılan ya da gerçekten gördüğüm herkes bi garipti 🤦‍♀️
iyikalplipsikopat
gercekler vs ben

sali gunu %90 ihtimalle okula baslayacagim.gecen donem sinavlar disinda neredeyse hic gitmemistum ve bu donem haftada 4 gun gitmek zorundayim

istemiyorum, yorgunum, nefret ediyorum ayni seyler.uzun zamandir sadece hayatta kaldim saklandim uyusturuldum ve izledim.yasamak bu degil.bu curumuslukten kurtulmamin tek yolu yasamayi secmek.istemedigimi sevmedigimi idare edebilmek daima ogrenmek ve gelismek

4 aylik sevgi ve dostluk dolu bir tatilden, hayata yeniden gelme hissinden, hizlandirilmis kimlik kazanma cabalarindan sonra bu savasa girmeliyim

okulum uzayacak, kredi almaktaki son yilim.hala "ne is yapar mutlu olur, neyde basarili olurum neye yetenekliyim" sorularinin cevabindan uzagim ama sunu anladim hayati yasayarak ogreniriz, kendimi yasayarak cozebilirim ve yasamak cesarettir, cesaret yoksada esaret vardir

son gunlerde kendimi sorgularken cocukluktan beri tiyatroya olan ilgi merak ve sevgimi kesfettim.bir karakter olmak bir senaryodaki insan olabilmek onu hissetmek ve hissettirmek tek bedende bambaska hayatlari yasamak bu kesinlikle istedigim sevdigim ve icimdeki birikmis duygulari odaklayabilecegim rahatlatabilecegim bir sey

bunlar disinda gelecegi dusundugumde bu ulkede yasayamayacagimi kesfettim.ben marjinal dusunen ozgurluge onem veren muhafazakarliktan, tum kaliplasmis ve baski siddet aracina donusmus kavramlardan nefret eden eglenmeyi refahi ozgurlugu isteyen biriyim.gelecegi karanlik her seyi hukuksuz ve baskiyla dolu bu ulkede yasayamam

ailemin bana cizdigi kader malum.okulu bitir askere git babanin veya baskasinin amelesi ol ailenin buldugu kadinla evlen tatminsiz zoraki rutin bir hayat sur cocuk yap onu buyuturken yaslan sonra öl

hayir.7 yildir yeteri kadar curudum.ben eglenmeliyim doruklarda yasamaliyim sarhos olmaliyim gezmeliyim daha fazla curuyemem

istedigim hayati sadece kendi cabamla elde edebilecegimi, kendimi ve hayattan istediklerimi sadece hayati yasayarak ogrenebilecegimi, hicbir sey yapamasam bile daima isime yarayacak seylere(spor, diksiyon, iletisim, bilgi vs) onem vermem gerektigini yeni anladim.yasama karsi once istekli olmali sonra cesurca cabalamali ve daima umutlu olmaliyim.diger turlu hayat sadece hayatta kalmaktan curumekten izlemekten ibaret oluyor ve bu yasamak degil.

yasamak anin tadini cikarmaktir.mesela gecen gelen ve 5-6 guna gidecek olan dedemgil ile eglenmek mutlu olmaktir.gozlerinin onundekileri gormektir.karamsarligi, tembellige bahane olan depresif duygulari kenara koymak acida cekilse goz yaslarini silip ayaga kalkip eglenmeye mutlu olmaya bakmaktir.durmak yasami katlanilmaz yapan sey cunku yasam bir aksiyon ve bu aksiyona uyum saglayanlar hayatta kaliyor.hareket eden kazaniyor mutlu oluyor sorunlarini cozuyor duygularin icinde bogulmak hicbir seyi cozmuyor hicbir seye yaramiyor
Ümid Gurbanov
mavinin (yani denizin) hakkını yemek istemesem de, yeşilin (yani doğanın) yeri bir başka benim için. bir de böyle uzakdoğu esintisi olunca insan istese aydınlanabilirmiş gibi geliyor. tabii öyle kolay değil bu işler, ama olsun.
https://www.instagram.com/p/Bo6n5GWhVqn/
Gaf Ebesi
sevmek insan yüreği kadardır,
küçükse büyüğünü taşıyamazsın...

#Attilailhan
LorneMalvo
ne zaman bir dram filmi izlesem bu son olsun bir daha asla izlemem diyorum ama dayanamayıp yine izliyorum.gerçi çok film izlediğim için türü dram olmayan filmlerde bile drama denk geliyorum ve çok etkileniyorum.ama bazı filmler var tabii mahvediyor beni.en son izlediğim 'biutiful' da böyleydi.paramparça oldum,gözyaşım bitti :(( 3 gün oldu izleyeli ve ben yeni yemek yiyebildim.aklıma geldikçe insan olmaktan utanıyorum.rüyalarımda yaşıyorum sürekli.ben filmi izlemeye dayanamazken böyle şeyleri yaşayan insanlar var.yaşam enerjim 0a iniyor yine.hep bir şeyler yapmak istiyorum ama hiçbir şey yapamıyorum.sadece üzülüyorum :(
Gaf Ebesi
böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu...

dostoyevski
Gaf Ebesi
‘hayatta kimseye güvenmeyeceksin' demek saçmalıktır inan. ama kime iki defa güveneceğini hesaplamalı insan.

victor hugo
snorlax
montumun cebinde 25 kuruş buldum az önce. belki az bir meblağ olabilir fakat yine de mutlu oluyor insan.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)