ikarus✨
bana bi tane asistan şart. para veremem ama, yok çünkü. yol + yemek karşılarım. sigorta da yok tabi doğal olarak. arada sırada bana"hadi aslanım benim, sen yaparsın" diye gaz verecek. "kimler kimler neler başardı sen mi yapmayacaksın" diye beni yükseltecek, gerektiği anlarda araba kullanabilecek, stresli olduğum anlarda stresimi yönetmeme yardım edebilecek, haftalık programımı kontrol edebilecek, ufak tefek angarya kağıt işleriyle ilgilenebilecek, aradığımda telefonu açacak ve yazdığım mesaja en geç 15 dk içinde geri dönüş yapabilecek ... karşılık olarak sadece sonsuz sevgi ve saygı görebilir, pamuk gibi davranırım, şuan elimden başka bir şey gelmez çünkü. müracaatlar omü dedikodahsjdkdksö şaka şaka :(((((((
👑 Ef.
'sen efe'nin arkadaşısın di mi?' dedi. başımı sallayarak onayladım. 'efe anlatmıştır biz ayrıldık onla' dedi. 'vay be ben evde oturup kalemle mandalina liflerini tırnaklarımdan sökerken insanlar neler yaşamış.' diye içimden geçirdim ve acı acı gülümsedim. efeyi hala çok sevdiğini filan söyledi. 'ulan efe'yi dedem de sever, yakışıklı, zengin çocuk, beni sevsene.' demek istedim, diyemedim.gözleri dolmuştu, benimkiler de doldu.sonra toparlanmaya çalışarak her şeye rağmen gülümsedi. 'neyse saçmalıyorum işte. boşver beni. sen ne yapıyorsun? yürüyelim mi işin yoksa?' dedi.yürüdük. 'sen hep susuyorsun. anlatsana kendini' dedi.boşver manasında başımı salladım.gerçekten de anlatacak bir şey aklıma gelmiyordu.'ama gerçekten merak ediyorum. her insanın bir hikayesi vardır' dedi. karşılaşmadan önce 'ağzıma bakalım şu çubuk krakeri enlemesine sokabilecek miyim' diye bir deney yapıyordum ve karşılaştığımdan beri ağzımda enlemesine duruyordu o kraker.önce onu yedim. sonra bütün gücümü toplayıp, bütün samimiyetimle 'göğüslerin çok güzelmiş' dedim.

umut sarıkaya- sıfatsız
maestro
dorttebirhukukcu
2014 yılında henüz 18 yaşında koca bir çocukken çok sevdiğim bir hocamızın ' benim dörttebir hukukçularım' hitabından esinlenerek dörttebirhukukçu olarak bu mecraya giriş yaptım. yolu yarıladığımı sandığımda artık koca bir çocuk değil omuzlarındaki yükleri taşımakta zorlanan küçük bir kadındım. dörttebeşhukukçu olarak buraları terk etme umudunda olduğum şu sıralarda çok düşünüyorum.' - eee sen neler yapıyorsun?' sorusuna verilen ' - okuyorum cevabının ' içinde ne çok mücadele barındırdığını, 'sizin için çalışıyoruz, her şey sizin için, sizin için yaşıyoruz' edebiyatı yapan ailemin neden bir kere 'nasılsın, hiçbir şey senden kıymetli değil'demediğini, yalandan da olsa mezuniyet günümde tebrik beklediğim dayımın ' o cübbe asıl annenin hakkıydı' demesinin kendimi nasıl değersiz hissettirdiğini; lafa geldiğinde arkadaş gibi olduğumuzu iddia edip sadece bütün sıkıntılarını üstüme kusmakla yetinen, kocasının aynı zamanda benim babam olduğunu unutan anneme ne kadar kızgın olduğumu.... herkesin sorunlarla başa çıkabilme potansiyeli aynı değil, şu sıralar içinde bulunduğum psikoloji derdimin çok olmasından değil bunlarla başa çıkamamamdan;kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı ardımda bırakamamamdan... 7-8 yaşındayken annemin kardeşimi eve gelen misafirlere - işte bu benim umudum diye tanıtmasını unutamıyorum mesela, ne için söylediğini hatırlamasam da -senden umudu kestim dediği aklımda... bizim için ne kadar çabaladıklarını, sıfırdan başlayıp ne kadar çok yol aldıklarının farkındayım, hep farkındaydım, 'yok'tan hep anladım. dünyaya gelmeyi ben seçmedim bana bakmaya mecburlar demedim hep yaptıklarının karşılığını vermek için yaşadım, onları hayal kırıklığına uğratmak en büyük korkum oldu, kendi hayal kırıklıklarımı hep sineye çektim. köpek gibi hep bir aferin bekledim. keşke biraz bencil olabilseydim, bu kadar yıpranmaz, güçsüz kalmazdım, belki o zaman 'hiçbir şey benden değerli değil' diyebilirdim. çünkü bir zaman sonra buna kendini inandırmak çok zor oluyor. dönüp baktığınızda hayatınızın 23 yılını ne kadar saçma sapan bir şekilde harcadığınızı, halden anlayan çocuk olmanın omzunuzda koca bir yükle dolaşmak demek olduğunu fark ediyorsunuz... eğer aranızda anne baba olanınız varsa çocuklarınıza sizin projenizmiş gibi davranmayın, başarısız olduğunda nasıl fark ediyorsanız başarılı olduğunda da fark edin; onlar için yaptıklarınızı, vazgeçmek zorunda kaldıklarınızı nimet gibi yüzüne vurmayın ... telafisi güç olabiliyor. size olan siniri, kırgınlığı size olan sevgisini, sizi kırma ihtimalinin korkusunu aşamadığından siz farkına bile varmadan bu hayata ancak ilaçlarla katlanabilecek hale geliyor...
Kütüphanedeafk
kız bildiğin kütüphanede çatır çatır avon kutusu açılımı yaptı daha neler göreceğiz bir de şu laptoplarınızı çalışma yerlerinde kullanıyorsunuz ya o fareyi kullanmayın abi kullanmayın ahmak mısınız ya ahmaaaaaakkkkk s.ktirin gidin aşağıda pc yeri var oraya
wulsfgersborger
selam gençlik 2015 yılından beri girmiyorum, neler değişmiş neler. eskiden buralar leblebi tarlasıydı...
malifalitiko
omü dedikodu aslında günlük gibi benim için. ilk memurluk mülakatına çağrıldığımı buraya yazmıştım, memurluğa atandığımı ilk burada duyurmuştum. tayinim çıktı buraya yazdım. başıma ne mevzular geldi hep burada döktüm içimi. sözlendim nişanlandım evlendim derken bir bakmışım 2019 olmuş ve ben 25 ocakta 27 yıllık birey oldum. 2015 haziranında sitenin yeni haline üye olurken aklımdan geçen ilk şey malifalitiko demek oldu ve bu benim kullanıcı adım oldu. bu siteden gerçek hayatta konuşup tanıştığım o kadar dostum oldu ki saymakla bitiremem ve iyiki de olmuşlar hep varolsunlar. başıma gelen iyi kötü ilginç garip ne varsa burada paylaştım ve sanırım paylaşmaya da devam edeceğim. site için ses kayıtları yapıyordum ama şimdilerde evim için odun kırıp eşim için rızık peşinde koşuyorum yani hayatın içinde yuvarlanıp gidiyorum bir şekilde. öz eleştiri yapacak olursam aslında kötü birisiyim yapmaması gerekilen çok şeyler yaptım bunları biliyorum ama iyi insan olmaya çalışıyorum ve bunu başaracağıma inanıyorum. sırada ne mi var ? sanırım sizlerle paylaşmadığım daha doğrusu paylaşamadığım şeyler yaşadım mesela henüz iki aylık evliyken evimizi sel felaketi vurdu. aman allahım çamur çelpeş derken atlattık hamdolsun. rutubet belası sardı evi ve bununla birlikte böcek istilası. geçenlerde göz göre göre boğuluyorduk eşimle allah korudu. soba içeri tüttü bacanın tüm zifiri kurumu eve döküldü off neler neler ama onunda üstesinden geldik evelallah. millet evlendiğinde kilo alır ben 11 kilo verdim eşim sağolsun sağlam bir akdeniz diyetine tabii tuttu beni. (zayıflamak isteyen ege kızı ile evlensin) mesela ben kola müptelasıydım ama bugün tam bir yıldır değil kola asitli içecek sürmedim ağzıma. yaşadığım yerin de katkısı ile organik yaşıyoruz bağ bahçe işlerine girdim anlayacağınız. ufak tefek de olsa bile arabam var ve borç yiğidin kamçısıdır misali düğün borçlarım var ama cidden allah evlenen kuluna yardım ediyormuş o yüzden evlilik olayından maddi olaylar sebebinden asla korkmayın. İçsel olarak boktan bir iç dünyam var kirli karmaşık düğüm düğüm ama sadece ben biliyorum. dıştan tam bir aile reisiyim. geçenlerde beyaz askılı atlet ile haber izlerken sade maden suyu içiyordum ve eşimin tabiri ile tam aile reisi oldum 😂 hayat standartları cidden zor mesela bu ekonomik çöküntüler den önce 89 günde 265 lira elektrik faturası ödemistim şimdilerde 32 günde 211 tl ödedim yani elektrik baya zam yedi 😂 özetle hayat zor ama ruh eşin ile evlenirsen yaşamak güzel şey. bundan sonra size vereceğim haber sanırım yaşasın baba oluyorum haberi olur ama o haberi vermeme biraz zaman var şimdilik. çok darmadağınık bı yazı oldu artık affınıza sığınıyorum. o halde geçmiş doğum günüm kutlu olsun !!
mistletoe🍃
"kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiğini, yenemediğini, kimlerin yanında olmak istediğini, neler hissettiğini, neleri hissetmekten korktuğunu, içini senden daha iyi bilemez. o yüzden dik yürü hep, kendine, sadece kendin lazımsın."
Артем
çabuk söyle muhtarın görevleri neler babacım söyle muhtarın görevleri @limos
alonecowboy
merhabalar instagramda gezerken biranda aklıma geldi burası, nasılsınız görüşmeyeli umarım herkes iyidir, bilmiyorum eskiden neler kaldı ama herkes umarım mutludur ☺️☺️☺️
Ailenizin Gayriresmi Doctoru
vay anam vay, yazmayalı neler dönmüş serhat ya? okulunu bitirenler, bitirmek üzere olanlar. yeni insanlar falan fistan.

neyse, benim de artık son yılım

İyisiyle, kötüsüyle anılar biriktirdim
mistletoe🍃
kaç yaşına geldim hala harry potter eşliğinde ders çalışıyorum.
-hmmm bakalım bu sefer azkaban tutsağı'nda neler olacak...
+hıı ?!?
Gaf Ebesi
bazen düşünüyorum, ne garip mahluklarız?
hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?

ahmet hamdi tanpınar
and he lived happily ever after
hitler ve mussolini omü dedikodunun tavla turnuvasına katılmıştır ve karşılıklı oynamaktadırlar. o sıra ricardoveritas içeri girer ve admine bunlar hitler ve mussolini değil mi diye sorar. admin:

"evet, onlar" der. ricardo huşu içinde onlara doğru yürür ve:

"selam beyler, ne yapıyorsunuz?"

hitler cevaplar:

"3. dünya savaşını planlıyoruz."

ricardo sorar:

"gerçekten mi? neler olacak?"

hitler:

"bu sefer 10 milyon omü dedikoduluyu ve güzel sarışın bir kadını öldüreceğiz" der.

ricardo öfkeyle karışık şaşkınlıkla:

"güzel sarışın bir kadını mı?!?!" diye tepki gösterir.

bunun üzerine hitler, mussolini'ye döner ve der ki:

"gördün mü, sana kimsenin 10 milyon omü dedikoduluyu takmayacağını söylemiştim!"
Calimeroo
herkese yeniden merhaba...
bir saat kadar önce aldığım bir mesaj münasebetiyle siteye geldiğim ilk günden bugüne neler yaşamışım, neler yazmışım şöyle bir gözlerimin önünden geçti. bir hatta iki önceki versiyonunu görme şansı buldum sanırım sitemizin. son radyo yayınlarına denk geldim, sabahladım. çok güldüm, çok eğlendim ben bu sitede...gerçekten minnettar olduğum bir şey de edindiğim arkadaşlıklar, dostluklar oldu. sanırım bir dönem hepimizin birbirini daha iyi tanımasına ve hatta buluşmasına vesile olan "dm"in hakkını yiyemeyiz bu konuda. her şey daha dün gibi aslında ama bir o kadar da uzun zaman geçmiş üstünden...siz bu siteden ne beklediniz, ne elde ettiniz bilemiyorum ama ben beklemediğim kadar güzel insan kazandım. bazılarıyla aramızda kilometreler, bazılarıyla metreler olsa da... sadede gelirsek burası bir kısmınızın sayesinde benim için bir aile olduk diyebileceğim bir yer haline dönüştü. umarım beni tanıyanlarınız için de sizi kırıp gücendirmediğim; iyi bir site sakini, iyi bir omüdedikoducu, iyi bir arkadaş, iyi bir dost olabilmişimdir. anonim oluşunuza güvenip saçma sapan, rahatsız edici şeyler yapmak yerine espri anlayışınızı, iç dünyanızı, olduğunuz kişiyi doğru aktardığınız müddetçe asla bulamadığınız kafa dengi insanları burada bulmanız uzun zaman almayacaktır. umarım yeni gelenler ve hala burada olanlar için hayatımızın sonuna kadar güzel bir hatıra olarak kalmayı sürdürür omüdedikodu, kendinize çok iyi bakın.
Gaf Ebesi
nüfus artışı, azalan kaynaklar, iklim değişikliği ve göç…
dünya ve insanlık için neler yapılabilir? #KartepeZirvesi

Zeze
bundan 3 yıl 8 ay önce ahmet hamdi tanpınar’ın şiir kitabını almıştım. açıp ‘ ne diyorsun sen ahmet ya ‘ deyip kapattım, beğenmedim, okumadım.
bu yaz o kitabı tekrar açtım. ’ ahmet sen neler demişsin öyle ya ‘ diyerek okuyorum. hatta okumuyorum sadece, onunla konuşuyorum. üstü yazılarla doldu. şiirin sonunu beğendiysem sonraki seferde başı bitiriyor beni. orası etkiliyor. sanki bi şiire farklı yaşanmışlıklar sığdırmış. tecrübeler galiba bu. ben de her yeni tecrübemde şiirin başka mısrasında buluyorum tabi kendimi. bu zamanda kendinle aynı fikirleri paylaşacağın, beynini açacak dost bulmak zor tabi, sağolsun şimdilik tanpınar var. galiba böyle şairlerimiz olduğu için şanslıyız.
Gaf Ebesi
yavru file bunu yapan hayat bize neler yapmaz...
mistletoe🍃
bir şarkı, sizi ne kadar etkileyebilir, neler yaptırabilir, neler hissettirebilir, nelerin hayalini kurdurup, ne kadar dibe çekebilir ya da yüzeye çıkarabilir? söz konusu bensem fazlaca etkileyebilir, hayaller kurdurtabilir, özletebilir, mutsuz edebilir, göklere de çıkarabilir... beni alıp götürebilecek bir şarkı keşfettiğim için dakikalardır aşırı mutluyum ama şarkının sözleri, ritmi, doğası gereği ise bir şeylere aşırı özlem duyuyor ve kendimi epeyce hüzünlü hissediyorum. bir insan iki ucu aynı anda yaşayabilir mi? biraz yorucu ama ben çoğunlukla böyle yaşıyorum.
şarkıyı dinlerken gözlerimi kapatıyorum hayal bu ya bir balo salonundadır genç kadın, bordoya çalan kırmızı bir elbisenin içinde, ışıkların altında parlayan düze yakın hafif dalgalı saçları sırtına dökülüyor, sadece boynunda ve parmağında zarif birer parça takı, makyajı güzelliğini gölgelemeyecek ama bakışlarını ortaya çıkaracak kadar sade yapılmış...salonda gezinirken birden onu fark ediyor bakışları kenetleniyor genç adamla, kalbinin atışlarını duymaya başlıyor, gözlerinden başka hiçbir şey göremiyor genç adamın ve anlıyor 'dans etmeliyiz'... bir saat, bir gün, bir ay, bir yıl? hayır 'koca bir ömür' diye fısıldıyor kendi kendine genç kadın... şarkıyı dinlerseniz siz de değişik hayallerin esiri olabilirsiniz.

yolyordam
selamlar. konu dışı bölümüne sanırım ilk defa yazıyorum. 27 yaşındayım. okulu bazı sebeplerden ötürü uzatmıştım ama mühendisim. İçkim yok, sigaram yok. çok şükür öğrencilik hayatım boyunca çoğu kişiden fazla harçlık geçti elime. ama elime geçen parayı hiç kimseye belli etmedim, "bakın ben neler alıyorum" havasında olmadım. kafelerde bir çaya 5, bir kahveye 15₺ verip içmedim, bunu sosyal medyaya koymadım. zaten genel olarak evdeydim. bir şeyler okudum, bir şeyler öğrendim, kendimi eğittim, "ulan şu nasılmış?" diye sorup, o konu hakkında bilgi edindim. ama bilmediğim şeye de "bilmiyorum" diyebildim. kendi kendime online müzik eğitimi aldım, bass gitar çalmayı öğrendim. klasik, jazz, blues, metal müzik dinlediğim için kafelerdeki, gece kulüplerindeki ritmik şeylere müzik diyemiyorum ve ortamları da çok sıkıcı geliyor. hayatım "efendi birisi" olmakla geçti. oturduğumuz sitedeki komşularımızın ben küçükken aileme söyledikleri aklımdadır hep. o sebeptendir ki, otomobil kullanımım bile güvenlik, sakinlik ve konfor üzerine. harıl harıl yabancı dil eğitimi aldım. bunlari kendİmİ övmek İçİn değİl, kendİmİ anlatmak İçİn yazdim.
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.

İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.

ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.

(alıntıdır)

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)