Badboy
kardeş site canlanacaksa şu dmdeki bakım çalışmasını kaldırsanıza millet birbirine yazsın bakın yeni sezon geliyor bir ayar verin şu siteye ya bu arada kafam hafif çakır yanlış bişey dediysem kusura bakmayın kendinize iyi bakın dostlar seviliyorsunuz :)
Mona lisa
saat 12'yi geçince bana resim yapma perileri geliyor. masa lambamın altında bazen saatlerce resim yapıyorum. İnanır mısınız, en derin konuları, içinden çıkamadığım her şeyi bu anlarda yakalayıp çözüyorum. yine öyle bir gün bu geceydi. aklıma bir an öyle şeyler geldi ki kendimi ne kadar hafife aldığımı, yargıladığımı fark ettim. yeni şeyler deneyip üstüne gittim ve en azından denedim. bahane uydurmadım, başarısız olmayı göze aldım. basketbola başlama cesareti gösterdim, uzun yıllardır içindeyim ve beni en çok mutlu eden şeylerin başında. daha birçok spor dalına, farklı el sanatlarına yöneldim. baktım ki aslında kendime bir şeyler katmak için hiç durmamışım. yapamadıklarına değil de yaptıklarına odaklanmak gerekiyor.neyi yapamadım değil, neleri başardım? kendimize çok yükleniyoruz. kendimize bu kadar yüklenmeyelim ne olur. bir söz var instagram'da sürekli dönen: "sen de bu hayatı ilk defa yaşıyorsun, kendine bu kadar yüklenme."
ucuncunesilsaglikci
hafif şiddet içeren yakın kız arkadaş terapisi diye bir şey var. psikologa gitsem bu kadar gerçeklerle yüzleştirilemezdim.
Belinda
miyopum lens takıyorum diyorum .ooo hangi renk mavi mi diye soruyorlar ne mavi takcam be benim gözlerim zaten çok güzel .ela içi hafif yeşilli başka renge gerek yok zaten hıh 😉
iyikalplipsikopat
22.5 yilin ozeti

----0-5 yas:normal, mutlu, 4-5 yaslarindayken bazen bir kadinin gogusuyle yaptigi hos( :d ) tacizler disinda normal bir donem (tasinma1)

---.5-12 yas:mahallede dayak, asagilanma yasiyor, bunun disinda macerali, guzel bir cocukluk(tasinma2)

----12-14 yas: yeni yere tasinma etkisiyle hafif asosyallik , okulda ezilen fakir cocugu korumak ugruna onunla birlikte ezilmek, sonra cocuktan saglam kaziklar(arkadaslarla ara bozma, yalan soyleyerek somurme vs) yemek bunlar disinda normal mahalle arkadasliklari vs (tasinma3)
----14 yas: ilk defa ozel okula gidis, koca 1 yil boyunca asagilanma, itilip kakilma, 1 yil toplam 10 kereden fazla disari cikmayarak kirilan asosyallik rekoru, mayis sonu, haziran gibi sinifta tramvatik cinnet gecirme benzeri bir durum, normal bir sey yok, ilk sadist hayaller, nefret ve ofkeyle guclu oldugunu dusunmeler basliyor(tasinma 4)

----15-17 yas: ozel liseye derslere calisarak baslayis ve 2 ay sonra babanin anneyi aldatmasinin ortaya cikmasi, annenin uzuntusunu, cokusunu hicbir sey yapamayarak izlemek, babanin naralariyla sabaha dogru saatlerde uyanmak, sinifta onceki kadar olmasa da yasanan asagilanmalar, yavas yavas artan parasizlik, asosyallik, bunlar disinda 3-5 ayda olsa biraz spor, arkadaslarla 3 kere sinemaya gitmek, sanaldanda olsa asik olmak, sanata felsefeye parapsikolojiye ilgi duymak(tasinma 5)

---18 yas: bazi geceler bir gunde barlarda 3-4 bin lira yiyen, 3-4 ev parasi parayi 5 yildizli otellerde yiyerek tum kazancini tuketen babanin odemedigi 30-40bin lira paradan dolayi icracilardan kacarak dagin basi gibi bir mahalleye tasinma, acik lise, aylarca 0 disari cikis, asiri yalnizlik, arada gidilen internet kafe disinda aile ici haric 0 iletisim, bunlar disinda bir sure sonradan eski telefonla mesajlasarak bir parca huzur, dershaneye yazilarak bir parca insan yuzu gormek, ilk i n t i h a r dusuncesi: hayatim hep boktan olacak ygs lysden sonra olmek en iyisi(tasinma 6)

---19-21 yas: "ya zaten bir sey duzelmez hem olmadi okul bitince intihar ederim" dusuncesiyle baslanilan okul, cogu derste basarisizlik, okul disi 0 iletisim, asosyallik, bunlar disinda biraz spor, kizli erkekli ortama giris ve ardindan dedikodudan tanistigim canimdan bir parca, bir evladim gibi gordugum insanla tanisma(tasinma yok)

----21-suan: canimdan parca insanla harika bir yaz tatili, tam hayata tutundum gibi derken tatilden 3-4 ay sonra babadan habersiz mahkemelik olmak, uzayan okula ragmen derslere kayit harci odeyip gitmemek, giderek artan intihar dusuncesi, giderek artan sapkin sadist dusunce ve hayaller, giderek artan her seye gulme alaya alma hali, icinden surekli kendini asagilama, nefret etme hali, anlamsiz umutlar hayaller...
----son durum:hayatimin ya son aylarini yasiyorum ya da artik inanmiyorum ama olmasi icin biraz ugrastigim bir mucize olacak ve para ile her sey hizla duzelecek...bunlarin ustune son 10 gundur ilk 3-4 gunu her gun, digerleri aralikli olmak uzere erkenden kaldirilip babamin zorla karsisina oturup pcden is yapmaya calisiyorum ki yapamiyorum ama gunde 5-6 saat sigara dumani icinde belim agriyana kadar oturuyorum, "kotu dusunursem kotuyu cekerim" e inanarak artik sadist sapik dusuncelerle vicdanimla mucadele etmeye calisiyorum ama her sey icin cok tukendim, neredeyse her gece(3/5 oran vereyim) olmek istiyorum, maket bicagiyla bileklerimi kesip kuvette oldugum bir intihari dusunuyorum.evet hicbir sey yasamadim ama bu kadari yetti, zaten yasasamda normal olmam cok zor , bu psikolojiyle eninde sonunda babam gibi kotu biri olacagimi dusunuyor bu yuzden hala iyiyken, ileride kimseyi uzmemek, aileme daha fazla yuk-umut olmamak icin intihari daha mantikli buluyorum, bence benim olumum ailem dahil her sey icin bir cozum olacak diye dusunuyorum ama bakalim istinaftaki dosyami bekliyorum 3 belki 4 ay daha sabredecegim, mucize icin cabalamama, ozen gostermeme ragmen her sey ayni kalir en azindan bir parca umut verecek bir sey bile olmazsa kesin net artik intihar edip huzura kavusacagim, yeteri kadar aci cektim, en azindan olumumun cogu seyi cozecegini bildigim icin icim rahat olacak


iyikalplipsikopat
merhametimden yedigim iki kazik:

6-7 yasindayken
benden 9-10 yas buyuk gokhan diye bir cocuk vardi beni hep dover, asagilar saf olmamla alay eder amele gibi islerini yaptirtirdi, cok sevdigim, cipsten cikan topac gibi bir oyuncagimi bicagiyla kesmisti, mahallede mac oynarken bana "gokhan beni sikti" dedirtip ses kaydi alip herkese gosterip alay etmisti,

bir kere bu olaylari cok hafif ustunden babama anlatmistim, bu cocugu doveym mi napayim falan demisti bende acimistim yok onemli degil falan demistim, bu cocuk 6-9 yaslari arasi hayatmi skmisti, futbol oynardik beni kaleci yapar sert sutlar cekerdi, futbol oynamiyorkende yolda tek gordugunde kafama dogru top atardi bir keresinde kaleci yapip arkadasi toygar diye biriyle birlikte cok sert sutlar cekmislerdi topu kurtarayim derken belim cok acimisti aglayarak eve gitmistim falan bu olaylardan dolayi hafif kekemeligim baslamisti ve hala top oynayan cocuklarin arasindan gecerken her an kafama top gelecek diye korkma hissim var
6. ve 7. siniftayken
sinifta kürt oldugu icin dislanan bir cocuk vardi, bizim mahalledeydi, biraz fakirlerdi, babasi taksi soforuydu, yeni tasinmistik, mahallede ilk tanistigim cocuklardan biriydi, okula ilk geldigimde cocugu sinifin kabadayisi tipler asagiliyordu bende daha ilk gelir gelmez onlara kafa tutmustum.cocuga hep destek oluyordum,tenefuslerde yaninda oluyordum onunla geziyorum diye bize "ayrilmaz ikili" falan diyerek gulenleri aldirmiyordum,

ve her gun, kardesine tost alsin diye 3lira harcligimin 1lira sini veriyordum, boyle aylar gecti bir gun cocugun yalanini yakaladim, bana "senin parayla kardesime tost aldim, param bitti" demisti ama sonraki tenefus verdigim 1 lirayi keyfine gore harcamisti

sonra ben buna para vermemeye basladim, cok zaman gecmeden diger arkadaslarimla(mahalleden, farkli siniflarda) arami bozmaya basladi, ardindan durduk yere bana saka niyetine saldirmaya, hakaret etmeye basladi

o cocuk yuzunden yalniz kalmistim, tenefuslerde yalnizdim, her tenefus baska siniftaki arkadasima gidiyordum ki o da beni pek sallamiyor oylesine yaninda tutuyordu, 2 yillim tenefuslerde boyle gecti

bu sekilde cok ornek var, cocukluktan beri merhametim yuzunden hayatimin en guzel yillarini baskalari caldi, bana en buyuk zarari merhametim verdi ve nefretim sayesinde daima guclu oldum, bana daima nefretim cesaret ve guc verdi

devami psikopatlik iceriyor
devami psikopatlik iceriyor
devami psikopatlik iceriyor

eger o kurt cocuk suan benim merhametime kalsa babasi ile annesini gozleri onunde idam eder, kardesiyle kendisini hapseder, ikisinide ac birakir ardindan her gun parmaklarini kesip pisirerek yemek olarak verir bu sekilde gun gectikce ikisinide tamamen ampute birakir bu sekilde olume terk ederim

eger gokhan merhametime kalsa
sorgu odasi camindan gorecegi sekilde sandalyeye baglarim

icerideki esine cocuklarinin parmaklarini kopartmasini yoksa hepsini oldurecegimi soylerim, ardindan kadini zihnen sakat(beyne elektrik), gokhani ise felc birakirim ve omur boyu bu sekilde yasamaya mahkum kalir ve benim gibi her gun pismanligi yasar dusunur olmek ister ama olemez

vicdanimi ve gucsuzlugumu anakinin annesi, ona bunu yapan yaratiklari hayatimi calanlar, ve anakini ise nefretimin gucu gibi goruyorm bu videoda


Denetimliserbest
geçen amfide hoca ders anlatırken istemeyerek de olsa arka sıradaki iki kızın konuşmasına şahit oldum aynen şöyle ;

+ : ya kanka ben göbekli erkeklerden hoşlanıyorum ya..ne bilim böyle göbeği olucak oynayacaksın...

- : aynen kanka ya böyke hafif bi göbeği olucak böyle oynayacaksın bıngıl bıngıl

( bu konuşmadan sonra acaba yanlış mı yapıyorum fitness salonuna giderek aq !! diye düşünmeden edemedim. )

#Nefretdoluyumkızlarsize
ordinaryus
mesajlar sekmesinin üstünde görülen sayıyı nasıl yok edebilirim. bakım var yazısı çıkıyor, tümünü okundu say yapamıyorum. ah bu başak burcu olmanın verdiği dayanılmaz hafiflik... rahatsız ediyor ufaktan onun orada durması.
Carllucas
ilk poşet iadesi haberi samsundan geldi, aldıklarını eve taşıyıp poşeti iade etmiş kral, siz bu milleti fazla hafife aldınız..
ikizler
gecenin geç sayılabilecek bir saatinde kütüphaneden çıkıp aheste aheste adımlarla ziraat fakültesinin önündeki e1 durağına doğru yürüyorum. yine en sevdiğim havalardan biri var bu gece. ceket giymesen üşünecek, ceket giysen tam gelecek hafif esen, soğuğa yakın serin bir hava. hani bir önceki yazımda bahsetmiştim ya balkonumu özledim diye. İşte tam oradaki gibi. bilmiyorum kaçınız gece 11 den sonra kampüsün içinde dolaştınız gönlünüzce ama size tek diyebileceğim. okul hayatınız bitmeden kampüsün 23 ile 06 saatleri arasındaki o havasını da içinize çekmeniz gerektiği. özellikle yaşam merkezi çevresi öyle tuhaf geliyor ki bana. gündüz milletin yemek için oluşturduğu kuyruklar, derslere gitmek için yoğun bir akış içinde olan kalabalıklar, dolu dolu ring durakları sanki hiç yaşanmamış, hiç yokmuş gibi oluyor. sanırım kütüphaneden geç çıkmamın dersten başka bir sebebi de kampüsün gece halini sevmem. şöyle bir göz gezdiriyorum da. keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı da gösterebilseydim size. bir gün getirirsem o güne nasip olur inşallah. bugün kütüphaneye bir arkadaşımla gittim. oturduğumuz masada elektrik olmayınca ben de elektrik olan bir masaya geçtim. ders çalışamam için iki şeye ihtiyacım var benim. biri notlarımı yazacağım bilgisayarım, ikincisi ders çalışırken müslüm baba veya eda baba dinleyeceğim kulaklığım. bu ikisi olmadan ders çalışamıyorum. baya esaslı konular çalıştım bugün. tamamen anlamaya çalışmadım. genel hatları ile anlayıp 6 sayfalık bir not çıkardım. bu notu yayayım da diğer gençler de bilgiye güzel bir şekilde ulaşabilsin değil mi. bir de imzamı çok sevdiğim için her yaptığım şeye atıyorum imzamı. çıkardığım notlara bile. vektör haline getirdiğim imzam her yere uyuyor zaten kolayca. bu güzel gecede ne çok ders muhabbeti yaptım değil mi. e1 yerine t1 geldi. ona binip gideyim bari. hepinize mutlu geceler dostlarım. gecenin tatlı serinliği kadar güzel bir gönül ile dalın rüyalara... :)
ladylazarus
geçen gün üşümüş bir şekilde eve koşup yatağıma sığındım. dalmışım, bir ara kolumu yorgandan çıkarmışım ki üşüyerek uyandım. o uyku ve uyanıklık hali arasında üşüyen, açlıkla sınanan insanlarla sızladı kalbim. bir şeyler yapılmalıydı, büyümeyi hiç bu kadar istemedim. ertesi gün soğuktan donarak ölen iki askerin haberiyle sarsıldım. diyor ya cansever : ' gülemiyorsun ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir, ne kadar benziyoruz türkiye' ye ahmet abi. ' tıpkı böyle işte..
dün gece oğuz atay' ın babama mektup parçasını yeniden okuyup dinledim. ' korkuyu beklerken ' kitabında yer alan bu hikaye, oğuz atay' ı en iyi anlatan parça sanırım. karalama defterime istemsizce kolomon moore' nin sadist kadınlarının arasında venüs' ü yerleştirdim hikayeyi dinlerken.

onun ruhunu kendiminikine benzetmişimdir daima hakkım olmayarak. yıllar evvel bu parçayı okuduğumda sahiden de ne kadar yakın olduğumuzu idrak etmiştim. sonraları daha bir şefkatle öptüm fotoğrafını. ben de babasına kızgın çocuklardan biriydim. büyüdükçe esasında ne kadar benzediğimizi, sahip olduğum tüm güzel duyguları ondan aldığımı fark ettim. en acısı kötü yönlerimin de onunkiyle benzeşiyor oluşuydu benim için. anlayıp, affetmek büyümeye delalet sanıyorum. onu affettikçe mi anladım, anladıkça mı affettim bilmiyorum fakat ilk kez birinin özlemiyle ağladım. benzeşmek her zaman o kadar iyi değil, ikimiz de duygularımızı belli etmek konusunda beceriksiziz, üstelik yabancıymışız gibi büyümüşken ben, her şey daha zor oluyor. babamı çok özlüyorum ve yanındayken içimden geldiği gibi sarılamıyorum ona, ne tuhaf bir duygu. diğer insanları tanıdıkça ona sarılma isteğim artıyor. pamuklara sarılarak büyüyen biri olmama rağmen hiçbir zaman korunmaya ihtiyaç duymadım. yeri geldi kavga ettim, yeri geldi bile bile başımı belaya sokmaktan çekinmedim. tüm arkadaşlarımın karşıma dikildiği o gün dahi eğilmedim. dün o parçayı dinledikten sonra aslında ne kadar küçük olduğumu gördüm. huzur çok farklı bir duygu, yaşamdan mutluluk istemiyorum zira mutluluk bencilce gelmiştir bana hep. mutlu olmak zorunda değilim fakat huzurlu olmak istiyorum. etrafımda benimle ilintili fakat asla bana ait olmayan binlerce sorunun ve insanın arasında çekiştirilirken, gülümsemekle yetiniyorum. kimseye karşı öfke duyamıyorum zira herkes bir yerinden haklı. bağışladıkça kalbindeki yük hafifliyor insanın, son yıllarda bunu adet edindim. karşıma çıkan her insan bir farkındalık bırakıyor ve insanın, salt sahip olmak isteyen, gördükleri ve duyduklarıyla yetinen ucuz bir yaratık olduğu idrakiyle aradığım huzura bir parça sahip olarak devam ediyorum yaşamıma. bir an önce ideallerimi gerçekleştirip izole bir yaşam sürmek istiyorum. bunun için çalışmak güç veriyor bana. bir süredir iş arıyorum fakat ailem buna pek sıcak bakmadığı için, daha ziyade hedeflediğim şeylerin bir kısmını gerçekleştirmek adına para biriktirebileceğim kısa süreli işler bakıyorum. umarım en kısa sürede bu sorunumu da halletmiş olurum.

uzun ve dağınık oldu fakat insan her zaman bu tür şeyler paylaşacak gücü bulamadığı gibi, anlaşılmaya insan da bulamıyor. muhtemelen burada da okunmayacak bir yazı fakat paylaşmak bir miktar da olsa rahatlatıyor insanı.

oğuz atay' ın mektubunu bırakıyor, iyi geceler diliyorum.




işte bütün terakkinizi gördüm ve aslıma rücu ediyorum.
Zeze

İnsanlar, insanlar yerine artık sevecek başka şeyler arıyorlar, uzaktan sevecekleri şeyler. mesela köpek. köpeği ne kadar yakından tanıyabilirsin ki ? köpek sana seni sevdiğini nasıl anlatabilir ki ? köpeğin hergün yanında da olsa uzaktan seversin ve bu can yakıcı noktaya doğal olarak gelemez. çocukları seversin, hastanede ziyaret ettiklerini mesela. ne kadar yakından sevebilirsin ? çok severbilirsin ama yakından olmaz. ya da huzurevindeki yaşlıları, uzaktandır. İnsanlar uzaktan severse mutludurlar. ne zaman yakından sevmeye başladık, canımızın acısı hafiften hissedilmeye başlar. yani yakından sevmeler bitirir bizi. o yüzden hep mesafe insanı korur diye düşüneceğim galiba. saygılar sevgili dedikodu ☺️
chen
bi şey sorucam ey gözlüklü arkadaşlar. normalde etraf daha beyazken gözlük takınca hafif bi sarılılık oluyo size de oluyo mu bu? (burdan sormak istedim teşekkürler)
mistletoe🍃
bir şarkı, sizi ne kadar etkileyebilir, neler yaptırabilir, neler hissettirebilir, nelerin hayalini kurdurup, ne kadar dibe çekebilir ya da yüzeye çıkarabilir? söz konusu bensem fazlaca etkileyebilir, hayaller kurdurtabilir, özletebilir, mutsuz edebilir, göklere de çıkarabilir... beni alıp götürebilecek bir şarkı keşfettiğim için dakikalardır aşırı mutluyum ama şarkının sözleri, ritmi, doğası gereği ise bir şeylere aşırı özlem duyuyor ve kendimi epeyce hüzünlü hissediyorum. bir insan iki ucu aynı anda yaşayabilir mi? biraz yorucu ama ben çoğunlukla böyle yaşıyorum.
şarkıyı dinlerken gözlerimi kapatıyorum hayal bu ya bir balo salonundadır genç kadın, bordoya çalan kırmızı bir elbisenin içinde, ışıkların altında parlayan düze yakın hafif dalgalı saçları sırtına dökülüyor, sadece boynunda ve parmağında zarif birer parça takı, makyajı güzelliğini gölgelemeyecek ama bakışlarını ortaya çıkaracak kadar sade yapılmış...salonda gezinirken birden onu fark ediyor bakışları kenetleniyor genç adamla, kalbinin atışlarını duymaya başlıyor, gözlerinden başka hiçbir şey göremiyor genç adamın ve anlıyor 'dans etmeliyiz'... bir saat, bir gün, bir ay, bir yıl? hayır 'koca bir ömür' diye fısıldıyor kendi kendine genç kadın... şarkıyı dinlerseniz siz de değişik hayallerin esiri olabilirsiniz.

kestanegurgenpalamut
arkadaşlar merhaba! omü ubs sisteminde şifremi unuttuğum için şifremi değiştirmek zorunda kaldım ve 'şifremi unuttum' seçeneğine tıklayarak oradan yeni şifremi almak için e-mail hesabımı verdim ama e-mailime herhangi bir dönüş olmadı. şimdi hafif bir korku sardı öğrenci işleriyle iletişime mi geçmem gerekiyor bu durumda birisi lütfen sistemin yavaş olduğunu ya da öğrenci işleri kapalı olduğu için şu an için geçici hizmet veremediklerini söylesin. bilgisi olanlar yardım ederseniz çok sevinirim.
ladylazarus
İyi akşamlar, yemeği fazla kaçırıp ateşlenen tombiş ruhlu insanlar !

hayır o koca tabağı bitirmeye çalışmak benim neyime , ben ki poşetten ekmek aldığında poşeti kedi tırmaladı sanılacak kadar az yiyen bir insanım. sınırlarımı zorladığım için ateşim çıktı..🤒

bugün nihayet fuara gittim fakat geçen yılki gibi bir sohbet ortamı olmadığı için verim alamadım. benim için fuarın en güzel yanı bebişlerdi 😻 hormonlarım neden böyle harekete geçti bilmiyorum fakat bugün öyle sevimli bebekler vardı ki, yapışıp öpücüklememek için zor tuttum kendimi. çıkışta para isteyen bir çocuğa pamuk şeker alacakken hepsinin toplanması sonucu hafif gerilimli dakikalar da yaşadık, sabah evden çıkıp akşam sürünerek geldiğim oldukça hareketli bir gündü efenim.

bu da günün yorgunluğunu alacak pamuk şeker tadında bir video :



ladylazarus
merhabalar sevgili dedikodu ahalisi

minnoş siyah bir kedinin uğursuzluğu, tahtaya vurmak, uğurlu sayılar, uğursuz günler.. ilkel olduğunu bildiğiniz fakat bir türlü vazgeçemediğiniz inanışlarınız var mı ? esasında çoğu batıl inanç, önceleri böyle görülmeyen inanışların dönüşüm geçirmiş halidir. örneğin eşikte durmanın uğursuzluk getireceği yönündeki inanç, tarikat kültüründe eşiğin kutsal sayılmasından kaynaklanan bir öğretiye dayanıyormuş. zira eşik, zahirle batının buluştuğu noktadır.

her birimizin yaşamının bir/belki de birçok eşiği mevcut. ben de tam o eşiği geçtim, huzura kavuştum derken, çölde görülen serap misali, o eşiğin ardının bir sanrıdan ibaret olduğunu görüyorum. aylar evvel bir edebiyat dergisinde, çölde kaybolan ve sınırın ötesinin sevdasıyla tutuşan askerlerle ilgili bir yazı okumuştum. bazen o askerler gibi hissediyorum kendimi. savaşmaktan yorgun düşüp kaçmak isteyen fakat görevinin zincirleriyle sarılı bir asker. ' yaşamak görevdir bu yangın yerinde ' diye hatırlatıyor behramoğlu.

sanat bir miktar da olsa hafifletiyor bu görevin yükünü, kısa süreli bir kaçış sağlıyor. bahar gelsin, köyde şövalemi kurup boyalarımla buluşayım.. yarın da kitap fuarı başlıyor, ilk günden gidemeyeceğim fakat en kısa sürede kitapların/kitapseverlerin arasında kaybolmak istiyorum.

bu arada ismim lazanyayı anımsatıyor, acıktım !




Police in Wonderland
bugün vapurla kadıköyden beşiktaşa dönerken martılara ekmek attım. kuşların havada süzülüşünü ve reflekslerini izlemek inanılmaz huzur vericiydi. paylaşmanın dayanılmaz hafifliğini en son urfa balıklıgölde balıkları beslerken bu denli yaşamıştım. fotoğrafı da bugün çektim. 🕊
Papatyalı
çok sıkkın içim konuşmak isteyip de konuşmak istediğin kişi seninle konuşmak istememesi afff diyorum kimseyi önemseme bu kadar senin verdiğin değeri vermiyo ama olmuyo işte ağlamak istiyorum yüksek bi yerde bağıra çağıra böyle o zaman biraz hafifler mı ki içim bilmiyorum insanları bilmediğim gibi..
iyikalplipsikopat
kolelik-ozgurluk ve uyanis

son 2 gunum babamin kolesi hatta daha beter, oyuncagi gibi gecti.biri saat 13.00 dan 18.00 kadar digeri saat 13.00 dan saat 01.00 a kadar sirf kucuk cok hafif bi poseti tasimam ugruna sogukta ellrim yuzum hatta ayaklarim dondu.evde onunla dip dibe bilgisayardan is yaparkrn resmen tecavuze ugruyormusum gibi hisssttim.o solugu emirleri baskisi arada acemiligimden yanlis bi sey yapincaki hakaretleri oyle sinjr bozucu oyle asagilayuci ve mide bulanduriciydi ki ama bi sure sonra insan alisiyor tabi

herneyse iyi yanlarina bakalim.oncelikle 6 saat bilgisayarda calismam sonucunda microsoft programlarini daha iyi kullanmayi ogrendim.onu is yaparken izleyerek ondan insanlarla yeni iletisim.teknikleri ogrendim.onun getir gotur tarzi islerini yaparken yeni tecrubeler bilgiler edindim

hepsinden once kole iken edindigim tecrube ve bilgileri ozgur olmak icin kullanabilecegimi kesfettim

ikinci kesfimse dun gece buradaki 2 sene onceki halimi yazdigim.yorumda oldu.2 sene onceki halimle suani dusunnce anladim ki hersey zaten degisiyor degismek zorunda yani degusim hayatin bir sarti bunu kendume uyarladigimda farkettim ki tum mesele ustune koymakla alakali.zayif siska celimsiz bi tipken 2 yilda daha duzgun saglam bi vucuda kavusmam , ayni sekilde kiyafet almaya utanacak kadar ozguvensizken suan daha iyi giyinebilmem tamemen ust uste koymakla oldu.hicbir sey ayagimiza gelmiyor.hayat benm odam gibi benim hayatim gibi degil.tum.mesele hak etmekle ilgili ugrunda bi seyler yapmakla

ancak hala kayipim gidecegim.yolu bilmiyorum hala amacsiz gunu birlik geleceksiz hayal dunyasinda bi hayatin icindeyim.ama gelisiyorum burasi kesin.tek istegim.elimdeki imkanlarla ulasilabilecek en iyi duzene ulasip her gcen gun kendimi daha cok daha hizli daha duzgun gelistirmek.bir gun buna ulasacagim iste o zaman 1 yildaki gelisimim.ilerleyisim 1 ayda olacak ve hayata daha hazirlikli olacagim.tipki 2 yildir oldugu gibi hala sardigum.yaralarimla iyilesmeyi bekliyor normal sosyal insan olmaya calisiyorum ve %90 ini basardim ilerlemem daha yavasladi ama durmadi ve tum yaralarim.iyilesince yapacagim ilk sey duzeni yakalamaya calismak olacak.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)