merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)
öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.
*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.
*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)
*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…
*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.
*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.
hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.
tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.
şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
sabretmelisin dedi yemeği pişirirken annesi eğer acele edersen yakarsın böyle yavaş yavaş pişereceksin eğer acele ederde altını açarsan hiç bi şeye benzemez boşa gider tüm emeklerin . peki bu kadar lezzetli olmasının sırrı ne dedi insan . hem sabretmelisin hem de sevgini katmalısın dedi annesi . sonra devam etti bu her şey de böyle dedi . bir şeyler yapmaya karar verdiysen önce sabretmelisin sonra da yaptığın işi sevmeli öyle ki ona sevgini katmalısın dedi .sonra yemeğe tuz attı. İnsan dayanamayıp sordu dedim ki peki bu tuz neyin nesi ? annesi de dedi ki bu tuzda yaptığın işte karşılaştığın zorluklar dedi , onlarla karşılaşınca pek hoşlanmazsın dedi ama yemeğe lezzet katan tuz gibi işin sonunda geri bakınca sana bi şey başardım duygusunu da yaşatan da o dedi. bitti :))
iyikalplipsikopatin gunlugu saat 04.46
bugun sabah kalktim kahvaltimi ettim ozenerek sacima sekil verdum ve hava soguk olur diye aptal gibi mont giydim halbuki hava sicakti keske gecenki aldigim ve bana yakisan seyleri giyseydim ozenerek yaptigim saclarla birlkte bir parca iyi gorunurdum belki
bugun alkollu bi halde gece konsere gittim mekandada ictim biraz normalde nadiren icerim ve en fazla 1 kere raki icmistim ama bu cok farkliydi.muzik filan yinede ozgur hissetmedim genelde kendimdeydim sadece bi kac kere kendime hakim olamayarak kafamdan gecenleri sesli bicimde soyledim hepsi bu
arkadas ortamimla biraz daha iyi gibiydik.onlara karsi ikiyuzluyum aslinda herkese karsi ikiyuzluyum.bir karakterim yok bilmiyorum herkes olabiliyorum herkese karsi baskayim gercek bir ben yok gibi.normalde utangac saf cocuk rolundeyimdir ama samimilestigim ortamda en komik kaynak cocuk olurum aslinda herkes olabiliyorum farkli karakterler oluyorum.herkese karsi birbirinden farkli rengarenk maskelerim var
yinede arkadaslarim arasinda sessizligimden biraz ezilsemde bazen tepkimi koyabiliyorum.onlari sevmeli miyim?ama onlar gibi hareketli ve zevk pesinde kosmuyorum.onlarin meraki istahi cocuksulugu bende yok.aslinda insanlarin genelinin genel hali dusunceleri hayati bende yok.sadece bedenim insan dusuncelrim hayallerim bambaska.bu bir hastalik mi?normal seyler dusunmuyorum sirf psikopatlik olarak algilamayin hep ucmak ozgur olmak istiyorum tanri olmak istiyorum bu zincirleri kirmak istiyorum
her seyden farkli olarak bugun sunu farkettim.yuzunu gozlerini cok begendigim kizin fotografina yakin cekim yaptim ve yuzunun sag tarafinin hafif cokuk oldugunu farkettim ve bu her seyi yikti artk ona bakmak bana guzel seyler hissetirmemeye basladi.iste her seyin geciciliginin yuceligi.maddi seyler kadar manevi seylerdr gecici
kizkardesimin durumuda hala duzelmedi.az yiyor az uyuyor az disari cikiyor.zaten boktan bir aileydik dahada boktanlastik.param krediye kadar cok azaldi 100tlnin altinda ve 150tl spor param var ondan harcayacagim mecbur.sinavlarim.yaklasiyor ve hic daha girmedigim dersim var.hayata istahim stresim duzelmesi icin cabaladamda aslinda dahada azaliyor.sinavlar insanlar olaylar hepsine lanet olsun.aslinda kendi parami kazansam cok zengin olsam ismimi degistirecegim elimden geldigibfe babama ve onun bazi akrabalarina akla gelmeyecek her turlu sadistligi yapmaya calisacagim.
bugun yazmamdan rahatsiz olanlarda vardi.elbette onlari anliyorum.karsi cinsi etkilemek disinda insan olmak gokyuzu yerine yere bakmak disinda yaptiklari hicbir sey yok.suraya bakin herkes ask ve iliskiler hakkinda konusuyor.hadi ama farklilik iyidir hem bir psikopat empatini gelistirir seytan icimizdedir tanri ise onu dizginleyebilmemizdir
ve evet yazilari kisaltacagim bu son uzun olandi..
bugun sabah kalktim kahvaltimi ettim ozenerek sacima sekil verdum ve hava soguk olur diye aptal gibi mont giydim halbuki hava sicakti keske gecenki aldigim ve bana yakisan seyleri giyseydim ozenerek yaptigim saclarla birlkte bir parca iyi gorunurdum belki
bugun alkollu bi halde gece konsere gittim mekandada ictim biraz normalde nadiren icerim ve en fazla 1 kere raki icmistim ama bu cok farkliydi.muzik filan yinede ozgur hissetmedim genelde kendimdeydim sadece bi kac kere kendime hakim olamayarak kafamdan gecenleri sesli bicimde soyledim hepsi bu
arkadas ortamimla biraz daha iyi gibiydik.onlara karsi ikiyuzluyum aslinda herkese karsi ikiyuzluyum.bir karakterim yok bilmiyorum herkes olabiliyorum herkese karsi baskayim gercek bir ben yok gibi.normalde utangac saf cocuk rolundeyimdir ama samimilestigim ortamda en komik kaynak cocuk olurum aslinda herkes olabiliyorum farkli karakterler oluyorum.herkese karsi birbirinden farkli rengarenk maskelerim var
yinede arkadaslarim arasinda sessizligimden biraz ezilsemde bazen tepkimi koyabiliyorum.onlari sevmeli miyim?ama onlar gibi hareketli ve zevk pesinde kosmuyorum.onlarin meraki istahi cocuksulugu bende yok.aslinda insanlarin genelinin genel hali dusunceleri hayati bende yok.sadece bedenim insan dusuncelrim hayallerim bambaska.bu bir hastalik mi?normal seyler dusunmuyorum sirf psikopatlik olarak algilamayin hep ucmak ozgur olmak istiyorum tanri olmak istiyorum bu zincirleri kirmak istiyorum
her seyden farkli olarak bugun sunu farkettim.yuzunu gozlerini cok begendigim kizin fotografina yakin cekim yaptim ve yuzunun sag tarafinin hafif cokuk oldugunu farkettim ve bu her seyi yikti artk ona bakmak bana guzel seyler hissetirmemeye basladi.iste her seyin geciciliginin yuceligi.maddi seyler kadar manevi seylerdr gecici
kizkardesimin durumuda hala duzelmedi.az yiyor az uyuyor az disari cikiyor.zaten boktan bir aileydik dahada boktanlastik.param krediye kadar cok azaldi 100tlnin altinda ve 150tl spor param var ondan harcayacagim mecbur.sinavlarim.yaklasiyor ve hic daha girmedigim dersim var.hayata istahim stresim duzelmesi icin cabaladamda aslinda dahada azaliyor.sinavlar insanlar olaylar hepsine lanet olsun.aslinda kendi parami kazansam cok zengin olsam ismimi degistirecegim elimden geldigibfe babama ve onun bazi akrabalarina akla gelmeyecek her turlu sadistligi yapmaya calisacagim.
bugun yazmamdan rahatsiz olanlarda vardi.elbette onlari anliyorum.karsi cinsi etkilemek disinda insan olmak gokyuzu yerine yere bakmak disinda yaptiklari hicbir sey yok.suraya bakin herkes ask ve iliskiler hakkinda konusuyor.hadi ama farklilik iyidir hem bir psikopat empatini gelistirir seytan icimizdedir tanri ise onu dizginleyebilmemizdir
ve evet yazilari kisaltacagim bu son uzun olandi..
kıymetlendim bana geri dön demek isterdim lakin eski sevgilini unutmak için benimle geçirdiğin ayları bildiğimden susuyorum. ve umarım biri de seni yarabandı olarak kullanır ve o senin aşık olduğun kişi olur. o zaman yaşattığın acıyı yaşarsın ancak. şiir gibi bakan kadınları şiirden anlayan adamlar sevmeli ki ziyan olmasın o satırlar der ileri ki sevgilinle mutluluklar dilerim.
bakıyorum ki herkes aile saadeti içerisinde güzel sıcak odalarda zaman geçiriyor. yani herkes olmasa da buraya yazılan güzel şeyler. sizlerden ilk defa bir şey isteyip soracağım. şimdi soru cevap kısmına yazmak istemiyorum. çünkü soru cevap kısmı için biraz daha samimi soracağım bu şey. ben buraya hiç gönül yaralarımdan bahsetmedim ve ben her zaman kendi başıma dertlerime derman olmuş biriyim. ağlasam da bunu insanlara gösteremem. sevinsem de. saklamaya çalışırım hep. babam bana ağlama, ağlayanlar güçsüzlerdir derdi. sonra farkettim. aslında ağlayanlar güçsüzler değildi. aslında duygularını kabullenip yaşayamayanlar güçsüzlerdi. sanırım bu yüzden hep ağlamaktan korkttum. duygularımı göstermekten korktum. üzüldüğümü asla belli etmezdim. sanırım güçsüzce yaşadım ben. hatta öyle anlarım olurdu ki ne kadar zoruma giderse gitsin umrumda değilmiş gibi davranırdım. babamı taklit ettiğimi yeni yeni farkediyorum. hayattaki bütün sorunlarımdan kaçtığımı daha geçen gün 6 senelik arkadaşım pat diye yüzüme söylediğinde farkettim. sanırım o kadar çok saklamışım ki kendimden bile saklamışım duygularımı. başıma bir dert geldiğinde içim yana yana sorun yokmuş gibi davranıp hayatıma devam ediyorum. kaçmak..... kaçmak çözüm mü diye sorarsanız çözüm değil. ama yüzleşmeye gücü olmayan biri için nefes alacak alanı oluşturuyor. belki kimse inanmaz ama düşünmemeyi o kadar iyi başarıyorum ki. bir sorun olduğunda bunun üzerinde 5 dakikadan fazla düşünmüyorum. sadece 5 dakika veriyorum kendime. sonra bir kapattım mı kapılarını daha da asla ne açıyorum nede kapıya birini yaklaştırıyorum. biliyorum dışardan en güçlü ben mişim gibi dursa da. sırrımı artık biliyorsunuz😊 hayatta yaşadığım mukemmel bir aşkı aldatılarak istemeye istemeye bitirmiş gibiyim. bu sefer 5 dakika veremedim kendime. bu sefer kendime 15 ay 17 gün verdim. sonra ne mi oldu? bitirdim. ogün bugündür ne bir erkeği sevebildim ne de sevebilecek kadar kendimi güçlü görebildim. tam birinden hoşlanacakken yaptığı en ufak bir hatasında al iste buda aynı. hiç gerek yok, hiç bulaşma sen böyle daha mutlusun diyip yoluma devam ediyordum. şimdi burda ben böyle çok sevin,sevilin diye yazıp duruyorum. gelin bana sorun bakalım en son ne zaman korkusuzca sevebildin çeyrek hanım diyin? sevemedim 😊 aslında sorun bende değildi zaten önüme boyle biri gelmedi. bende kim geldiyse gereksiz buldum. hiç zaman kaybetmeye gerek yok diye düşünüp hayatıma devam ettim. hep derdim ki. biliyorum öyle biri var ki gelecek derdim. ve şuan hayatımda biri var. ona siyah demek istiyorum. onu burda anlatmak istemiyorum. çünkü bütün insanlar ilk başlarda mükemmeldir ama ben ona baktıkça siyah renginin insan olmuş hali gibi. öylesine gizemli öylesine sıcak ve asil. yani iste bilirsiniz. siyah...... size soracağım soruya gelirsek sorum şu. "sizce artık kaçmayı bırakıp deli gibi üzülüp kırılacağımı bilerek uzun süredir ilk defa bütün kalbimle dönüp sevmeli miyim?" ya birileri çıkıp sev falan diyecek ama bana lazım olan bu değil. ve biliyorsunuz acı çekersem burda sizi de darlarım 😂 neyse yine sonuna gülücük koydup mutluymuşum gibi de gözüktüğüme göre burada bitirebilirim. genç dostlarım geceniz güzel olsun...
İnsan sevdiğine değer vermeli. yanında değilken ozlemeli. yanindayken yapmacık değil doğal olmalı. İnsan sevmeli. hayatta insanı en çok mutluluğa sevk eden şey sevmek. yeri geldiğinde en üzen şey de sevmek ama onu şimdi karistirmayalim. ne de olsa pespembeeeee bir dunyamiz var. kardeşler eyvallah
"pentatonix-hallelujah" sen ne güzel bir şeysin ya... bu mükemmel şarkının insana dönüşüp benimle evlenmesini istiyorum... ki zaten hayatımı geçireceğim adam da tıpkı bu şarkı gibi bana her anımda huzur vermeli. ne dediğini anlamasam da dinlerken mutlu olmalıyım. onun sesini duyuyorum demeliyim. günün herhangi bir saatinde en sevdiği rengi gorüp onu özlemeliyim. gözümü kapatıp hissetmeliyim... en zor zamanında bile gözlerinde bir ışık olmalı... bana umut olmalı... onun nefesi her anlamı içinde barındırmalı... saçlarının arasında parmaklarımı gezdirirmek bence dünyanın en güzel hissidir... değil mi?? sıcaklığı başka olmalı, kollarını sevmeliyim... beni sarışına aşık olmalıyım... aklına, insanlara bakışına, bir çocuğu sevişine aşık olmalıyım. ayaklarım üşüdüğünde onun ayaklarının sıcaklığıyla ısınmalıyım. buram buram aşık olmak istiyorum... nefes alamayacak kadar sevmek istiyorum. aramız kötü olduğunda sadece sarılmak istiyorum ona. yeni günün ilk saatlerini sanırım sırf bu yüzden seviyorum. duygularımı en derin hissettiğim saatler bunlar... güneş doğduğunda yalnızlıktan mutluymuşum gibi davranmaya ve ilişki sorumluluk ister ben gelemem demeye devam 😊 ben ve benim ruh hallerim... 😊 sevin sevilin... hayattaki her şeye değer şu sevgi denilen şey...
dış güzellik mevzu bu ara popüler ve ben dış güzelliğe önem veren insanları gerçekten anlamıyorum. bir insanın kalbini sevmelisin önce saçını gözünü kolunu bacağını mesleğini değil. yavaş yavaş sindire sindire yaşanmalı yaşanacaklar ki kalıcı olsun. o kız çirkin bu erkek tipsiz diye yolunuza devam ederseniz daha çok mutsuz ve yalnız olursunuz. elbetteki herkesin düşüncesine saygılıyım ama ben düşüncelerimi uyguladım ve gayet mutluyum size de tavsiye ediyorum
demin gecen bir konusmadan söz edicem. halamın cocugu yok o yuzden beni kızı olarak tanıtır herkese enistem de bildiginiz ikinci babamdir. iste halamla konusuyorduk 2 yasindaki yegenine bebek almis guzel mi bak diye bana resmini yolladi. ulan ben bir kıskan bir kıskan anlatamam. bebegi kiskanmadim aksine halam onu nasil sever en cok beni sevmeli diye halamin sevgisini kiskandim. oyle bir benimsemisim ki cidden cok koyuyor. ne zaman bir bebek alip kucagina sevse hemen beni gorur tamam tamam seni daha cok seviyorum senin bebekligin daha guzeldi der bebegi birakir elinden cunku neden o benim ve kiskandigimi bilir. ve tabiki bu konusmanin sonunda ne oldu banada bir oyuncak bebek alma sözü verdi 😂 inanır mısınız ben bildiginiz kıskandığımdan tamam dedim buna. artık oturur bebeklerimizi kıyaslarız 2 yasindaki cocukla 😂
bir anımı paylaşayım sizinle :) iki yıl falan önce,harbiyeli'yle arkadasiz ama beni seviyo mu sevmiyo mu bilemedigim zamanlar,sahilde yürüyüşe cikmisim beni yine biseyden deli etmis sinirli sinirli yuruyodum ve "allah'im bu sevgiyi icimden al"diye dua ettim. tam o sirada nazar duasi satan bi amca cikti karsima şu cumleyi soyledi:"allah sevdiginizi ve guzelliginizi sizden ayirmasin",ben sok tabi, ramazan oldugu icin para almadan da cikmisim evden,"param yok"dedim,yanindan gecip gidecegim sirada ayni cumleyi tekrarladi:"allah sevdiginizi ve guzelliginizi sizden ayirmasin". o zaman dedim ki kendi kendime ben bu cocugu sevmeliymisim ve o gun bugundur vazgecmeden,benim kaderimin o olduguna inanarak seviyorum kopegi :d
bu yaşıma kadar asla benim olanı kimseyle paylaşmadım. burda bir eşyayı kastetmiyorum asla sevdiğim kişiyi biriyle paylaşmadım. benimse benimdir ben seviyorsam benimdir o da sadece beni sevmeli diye dusundum hep. bu biraz cocukluğumla alakalı. kardesim dogduktan sonra ben onu cok kıskanmayayim diye halam beni surekli alip evine gotururmus. bende halama ne zaman biri gelse onu da kaybederim diye gelen misafirlere surekli bıçak cekip binanın dışına kadar kovalarmışım. bunu yaparken de 4 5 yaşlarında falanmışım. o gün bugundur birinin bana karşı olan sevgisini gordugumde o sevgisini kaybetmemeye çalışırım. ve asla da paylasamam ya baska birini severse diye. yani hersey cocukluğuma dayanır, benim olan benimdir!!!
İyi mi gercekten geceler ya da aydın mı gerçekten günler?bilmiyorum.hoşçakal denince bir insana hoşça kalır mı cidden?peki ya insanlar "özlüyorum"derken kelimenin kokundeki "öz" kelimesinin farkinda oluyorlar mi?bilmiyorum.hayat kolay da biz mi zorlastiriyoruz yoksa simdi zor dedigimiz zamanlar ilerideki yasanacaklara gore cok mu kolay acaba?yaptigimiz seylerden zevk almaya mi bakmaliyiz acaba yoksa zevk alacagimiz seyler mi yapmaliyiz?sevmeli miyiz gönülden yoksa kurumalı mı kalbimiz durana kadar.bilmiyorum.
selamlar, destan yazdım arkadaşlar 🙋😊 lise 2. sınıfta bir hatuna aşık olmuştum. gülüşü beni benden alıyordu 🙍 ona hiçbir zaman hislerimi söyleyemedim ama bakışlarımdan vs. anlamış olmalı ki arkadaşlığımız da uzun sürmemişti. 3. sınıfa geçince o sözel sınıfa geçmişti, tm'de kalsa bile aynı sınıfta olamazdık çünkü benim dengim değildi 😜 neyse.. uzaktan sevmeye devam ettim tabi. reddedilmemiştim ama reddedilsem bile sevmeye devam ederdim herhalde çünkü sırf reddedildik diye daha başka tür aşklar aramak saçma geliyordu o yıllarda, sevdimi tam sevmeli insan derdim. şuan bende bilmiyorum bu konuda ne düşündüğümü. neyse.. onu çok seviyordum. güldüğünde dünyalar benim olurdu, ağladığında da içim parçalanırdı. döktüğü o gözyaşları.. neyse uzatmayayım. lise bittikten sonra yavaş yavaş unutmaya çalıştım. zaten 2 senedir başka sınıfta diye az görüyordum. başarmıştım da unutmayı. taa ki dün geceye kadar. bizim hatun rüyama girdi. 🙍 daha önce de birkaç kez rüyalarımda ağırlamıştım onu 😊 rüya bile olsa onunla birlikte olduğumuzu görmek o kadar mutlu etmişti ki beni, anlatamam. sabah uyandığımda hem mutlu hemde şaşkındım. numarasını arkadaştan aldım. arasam.. yüzüme kapatır diye korkuyorum. mesaj atıp içimdekileri döksem... engellerse de engelkesin, mesele o değil. mesele içimi dökmem. yazarım birazdan bir destan, gönderirim hatuna. bu mesele de burada kapanır. can yücel'den alıntı yapayım. "daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için.. açıldı nefesim, fikrim, canevim.." ('hayatta ben en çok babamı sevdim' şiirinden)
sen, kendini çirkin bulan kız veya erkek. güzel bir burnun olmayabilir. mükemmel ve mavi gözlerin, düzgün kaşların yok. olmasın. şişman olabilirsin. bacakların çok kalın olabilir, belki göbeğin vardır. hepsi olabilir. ama sevilmek için bunlara ihtiyacın olduğunu düşündüren ne? neden birinin seni sevmesi için ‘güzel’ veya ‘yakışıklı’ olmak zorunda hissediyorsun? daha önemlisi, neden kendini sevmek için bunlara ihtiyaç duyuyorsun? unutma, güzel kızların peşinden koşan erkeklerin veya yakışıklı erkekleri tavlamaya çalışan kızların bir önemi yok. neden olsun? sevmek için güzelliğe mi ihtiyacımız var? hayır. hayır yok. aynaya baktığında gördüğün şeyi beğenmek zorunda değilsin ama... neden beğenmeyesin? güzellik nedir ki? yıllar sonra, yaşlanıp büyükanne ve büyükbabalar olduğumuzda güzelliğin bir önemi olacak mı sanıyorsun? hayır. olmayacak. hepimiz yaşlanacağız ve güzellik denen şeyin aslında bir b*ka yaramadığını anlamak için yaşlanmayı beklemek zorunda değiliz. sen güzelsin. sen yakışıklısın. değiştiremeyeceğin şeylerle mutsuz olmak yerine, olduğun insanla mutlu olman gerekir. İnsan güzelliğini, çirkinliğini değiştiremez. belki şişmansan, zayıflayabilirsin. sivilcelerin varsa bol su içip gerekli bakımı yaparsan onlardan kurtulabilirsin, veya buna gerek bile kalmaz, ergenlik bitince hepsi geçer. ama ya kişiliğin, kişiliğimiz? bizi biz yapan, içinde yaşadığımız vücut değil; o vücudun içine neler katabildiğimiz değil mi? mükemmel bir fiziğe, barbie gibi bir güzelliğe veya modellerdeki yakışıklılığa ihtiyacımız yok! kendin olabiliyorsan, istediğin müzikleri dinleyebiliyor, istediğin kıyafetleri giyebiliyorsan, en sevdiğin dersin ödevini yaparken mutlu hissediyorsan, istediğin filmleri izleyebiliyorsan, bu kendini sevmek için yeterli değil mi? kimsenin seni sevmesi için uğraşmana gerek yok! İnsan, sevilmek için önce kendini sevmeli. ve sen, bunu okuyan kız veya erkek, sen sevilmeye değersin! biliyorum, insanlar hep güzelin ve yakışıklının peşinden koşunca, sen de o peşinden koşulan insanlardan olmak istiyorsun. sevilmek için güzelliğin zorunlu olduğunu düşünme. çünkü sen henüz karşılaşmadıysan bile, bu dünya üzerinde hala kitapları kapaklarına göre değil içeriğine göre seçen insanlar var. henüz rastlamamış olman, o insanların var olduğu gerçeğini değiştirmez. kendini sev. her şeyinle sev. görünüşünü değil, olduğun kişiyi sev.
İnsan kendini tanımalı, sevmeli deriz ya hep bir seyi unuturuz. kendini mutlu etmeyi bilmek. bugün yine kendimi mutlu etmeyi basarabildigim, huzurlu bir günümdü. okul çıkışı heyecanla kitapciya gittim. raflarin arasinda dolanirken saatlerin nasil gectigini anlamadim. kah oturup bir iki sayfa karistirdim alacagim kitabi secmek icin, kah dolandim durdum çeşit cesit kitaplarin arasinda. sonra evime geldim uzandim sobanin yanina basladim okumaya. ohh miss. bu huzuru daha nerde bulabilirim acaba☺anladim ki ben o sıkıldığında avmleri turlayan, cafelerde takilan kiz olamadim hic. kitaplarla huzur bulan bir cay yaninda iki misra siirle vakit geciren yazarlik hayaliyle yasayan bir kizim iste ☺ belki de bunu cocuklugumda aksamlari eve elinde bes alti kitapla gelen babama borçluyum. "bak kizim yeni kitaplar aldim sana!"
bugün ego hakkında biraz konuşmak istiyorum. biraz da tanımadığı ve hakkında hiç fikre sahip olmadığı kişilere değişik yakıştırmalar yapan insanlardan. hepimizin ağzında olan bir kelime var 'egoist'. söz meclisten dışarı çoğu insan bir kere bile sözlük anlamına bakmadan kendi çıkarımlarıyla ürettiği bir anlam doğrultusunda hunharca sağa sola kullanıyor. çoğu zaman da haketmeyen insanlara... 'ego' kelimesi latince kökenlidir ve anlamı 'ben, benlik' olarak geçer. aslında günümüze uyarlarsak insanın kendisindeki eksikliği söylemesi bile bir ego. mesela 'ben çok şanssızım' cümlesi bir egodur, kendini anlatır. ego tamamen bir insanın kendi eksikliğini karşıya aktarması veya kendindeki eksikliği yücelterek üstünü kapatmaya çalışmasıdır. yine söz meclisten dışarı beyni olduğu halde düşünmekten ve araştırmaktan aciz olan bazı insanlar neden böyle ağır bir ithamda bulunur ki? hep karıştırılır kendini seven insanla egoist insan. kendini sevmeli insanlar, başkasından üstün görmemek şartıyla. kendini sevmeli ki doğayı, insanları, hayatı, yaşamayı sevsin. peki neden tanımadan yargılarsınız insanları? kırılacak mı, eleştirim tutarlı mı, acaba yanlış düşünüyor muyum? bunlar hiç aklınıza gelmez mi? bu yükün altına girmek bu kadar kolay olmamalı. neyse sözüm ona bir kelime kullanırken anlamını bilmek önemli, en azından bir insan hakkında yorum yaparken bilmeye özen gösterin lütfen. kalın sağlıcakla...
mavi gibi sevmeli erkek ve papatya kadar umut vermeli kadın seviyor sevmiyorlar klişesinin yerini seviyor sevecek almalı artık ağlamak istemiyorum büyüdüm kocaman bi şehir ve yapa yalnız bir aspirin...
Omü Dedikodu