✔️
kafa dinlemek için kendime siteden uzaklaştırma veriyorum hadi allaha emanet güzel insanlar ve diğerleri
Siyahsayfa🍂
şimdi ben burada uzun uzun içimi dökecektim ama çok yorgunum. bugün bana verilen ilaç ciğerimi söktü, elime verdi.
zor bir dönemden geçiyorum ve yalnız bırakıldım. bilirsiniz... kalabalığın içindesindir ama omzunda ağlamak istediğin insan çok uzaktadır. çağırırsın, gider. anladım ki insanlar gitmek istiyorsa o gün annenizin ölmüş olması ya da sizin ölüyor olmanız umurlarında olmayacak. artık önemi yok. "yaşamak istiyorum, bunu yenmek zorundayım"
** kendime not **
kötü gün bazı insanların ortaya çıkan foyasıdır. artık kendileriyle oturup bir çay bile içilmez. yanımızda olmayışı bize kârdır; geçmişte yaşadıklarımız ziyan. he bir de şu var, en zor zamanda gitmiş ve yalnız bırakmışsa belki de hiç olmamıştır...
Fridakahlo
kendinde düzeltmek istediğin ve düzelmeye başladığını, başardığını hissetmek çok güzel bir duyguymuş yaa😂 sinirli bir yapım var ani çıkışlar yapabiliyorum, bugün temizlediğim mutfağa üzerimizden halı çırpan komşumuza bile sakin kaldım. sinirlenmeden sakince uyardım.normalde sakin kalamam. çünkü mutfak takıntım var herşey düzenli ve temiz (tozsuz) olmalı ama komşumuz bir güzel mahvetti. sinirlerimi aldırmışçasına nötr kaldım. bende kendime inanamıyorum 😲İnsan kendini ikna ederse kendiyle ilgili şeyleri aşabiliyor. her insanda olur mu bilmiyorum ama bende işe yaradı. denemekte fayda var. kendinizi ikna edin bırakmak istediğiniz şeyleri bırakın. sigara içmek kafada bitiyorsa bırakılır diye genel bir söz vardır ya işte tam olarak bu. gerçekten önce kendini ikna etmek gerekiyor. herşey için...
yolyordam
2 gündür çok mutluyum. kendi kendime konuşuyorum. gülüyorum falan. umarım delirmemişimdir.
Gamsız Baykuş
uzunca bir zamandır kendimi tanımaya çalışıyorum ve bu süreç kendimle çokça çatışmama sebep oluyor. eskiden gerek deftere gerek siteye olsun kendimi anlattığım yazılar yazardım. birkaçına göz gezdirdiğimde “ben böyle miydim?” diyorum. olmak istediğim kişiydim eskiden ama şimdi zamanın ve çevremin getirmiş olduğu şartlarla birlikte o kişi olmaktan çıktığımı fark ediyorum ve bu durum beni mutsuzluğa itiyor. bu istemediğim bir durumdu ve kabullenemeyerek sürekli eski ben olmak için çabalayıp durdum. alışamıyordum bu halime çünkü. çok düşündüm, hâlâ da düşünüyorum. neden kaçındığımın farkındayım ama bundan bahsetmeyeceğim. İçinde olduğum durumu matematikle örneklemek istiyorum.

şimdi bir diferansiyel denklem problemi ele alalım. diferansiyel denklem dediğimiz şey kısaca bir fonksiyonun türevli halini de içinde bulunduran denklemdir. türev en temel anlamda değişime karşılık gelir. yani çözülmesi gereken problemimiz aslında değişmiş bir halde ve biz onun önceki halini arıyoruz. çözüm arayışına girelim. adi diferansiyel denklemde her iki tarafın integralini alırız ve bir dizi işlem sonucunda “y=f(x)+c” şeklinde bir genel çözüm elde ederiz. burada dikkat etmemiz gereken şey c sabiti. görüldüğü üzere fonksiyonun ilk halini birebir biçimde bulamadık. biz bu c'ye keyfi değer vererek farklı sonuçlar elde edebiliriz ama hangisinin bu fonksiyonun değişmemiş hali olduğunu bilemeyiz. çünkü o değişti ve eski halini korumamız artık çok zor.

İşte bu günlük hayatımızda da böyle. bakıyorum kendime, bu yaşadığım şeyler boyunca birtakım değişimler yaşadım her ne kadar istemesem de. problem yukarıdaki gibi kısmen. çözüm bulmaya çalışıyorum ama aynı zamanda farkındayım ki asla eskisi gibi de olmayacak. onun için ne kadar çabuk kabullenirsem o kadar iyi. belki de düşündüğüm kadar kötü değildir. hem darwin amcamız ne güzel söylemiş: “en zeki veya en güçlüler değil, değişime en iyi şekilde ayak uydurabilenler hayatta kalır.”

okuduğunuz için teşekkürler. İyi geceler dostlar, saygılar..
ladylazarus
merhaba dedikodu ailesi !

buralarda dolanmayalı çok uzun zaman oldu. burası ne kadar değişmiş geyiği yapmak isterdim fakat hiçbir şey değişmemiş. benim hayatım bir tık değişti diyebilirim. merak etmeyin, ağlamaya gelmedim zira her şey daha güzel. bir süredir yalnız yaşıyorum misal. bunun pek güzel tarafı yokmuş doğrusu ama en azından gece ikiye üçe dek ukulelemle dolanabiliyorum. yeni ve güzel arkadaşlıklar edindim ki benim için en güzeli de bu.

yine bir süredir tegv' e gidiyorum, çocuklarımdan koşup gelip bu yavruma sığındım. allı morlu sevimli gideyim, bugün beni yormasınlar dedim ama bahar ayı çocuklara yaramış, sürünerek eve döndüm. melek gibi olmuşsun iltifatımı da aldım bu arada, bana papatyam diyen minik bir yakışıklı var, sahiden mest oluyorum. dünyayı çocuklara verelim !

ve evet sonunda ukulele aldım. kendime doğum günü hediyemdi fakat sabırsızlıkta bir dünya markası olduğumdan, doğum günümden hayli önce sipariş ettim. bütün gün elimde ukulele, miyavlayarak dolanıyorum dgjfg

başlangıç için uygun gibi, umarım daha güzelleri hepimizin olur !
Fafatara
İnsanları dinlemek çok güzel bir şey. başkalarını dinlerken uzak oluyorum kendime. bazen anlatmaktan sıkılıp biraz da sen anlat diyorlar bana. ben kendime bile anlatamıyorum. size ne anlatabilirim ki? bazı şeyleri hatırlaması bile kötü. hiç düşünmemek lazım. farklı sesleri duyarak susturmalı insan kendi düşüncelerini.
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
mimumimu
çok bitik hissediyorum. büyük bir motivasyon eksikliğim var şöyle olumlu şeyler duyasım var 1-2 kelam edinde kendime geleyim
ikarus⚡
yakın bir arkadaşımın (yaşıtız) ikinci kez anne olacağını öğrendiğim şu dakikalarda odamda kendi kendime ayağımda balon sektirmece oynuyorum. ben bir yerlerde çok büyük yanlış yaptım ama o yanlışla yüzleşmeye cesaretim de yok. neys.
iyikalplipsikopat
mecburi epifani

1 aydan uzun sureden beri yokum basima gelmeyen kalmadi nezarethanede yattim karakolluk oldum mahkeme kagidi geldi belki hapse giricem ve babamin hicbirinden haberi yok duysa belki sokaga atacak vuracak kiracak

zorlu bir sureci kismen atlattim mahkemeyi bekliyorum ve her an ani bir sey olmasindan ozellikle babamin ogrenmesinden korkuyorum tramva gibi kafamin icine isledi cogu sey.bu surecte neleri idrak ettim biliyor musunuz?

nefretim sadistligim ofkem hepsi egomun ilkel savunma mekanizmasindan kaynaklanan aptalca iradesizliklermis meger

en temel fizyolojik ihtiyaclarin baskasina sorulmadan giderilebilmesi, evimdeki ozgurlugum rahatim bos zamanim cok degerliymis meger

dostluk en degerli seymis meger.her seyinle guvendigin sevdigin bir dostun varligi en buyuk varlik yoklugu en buyuk yoklukmus meger

tam hayata bi nebze iyi bakarken, severken, tutunurken bunlarin basima gelmesi tam kendimi kesfederken bu sorunlarin cikmasi, tam her sey iyiye gidiyorken ayaga kalkarken bir yumrukla yine yerlerde surunen hale gelmem hayatin bana bunu yapmasindan biktim.ama iyi seyleri umut ediyorum.belki bu tokat beni ayiltir belki bu yumruk bir cikis noktasina yonlendirir diyorum

en azindan bu platformdaki cogu insanin sacma sapan ask mesk diyip insanlari dert etmesinin, o sunu demis bu bunu demis diyerek uzulmesinin ne kadar aptalca oldugunu, 1 ay oncesine kadar bazi konulardaki dusuncelerim acisindan cok aptal oldugumu ogrendim.

delirme noktasina geldigim oldu kendi kendime konustugum oldu her an intihar edesim oldu ama dostluk ve onun sevgisi, iyi ve yakin insanlarin zor anlarda birbirlerine kenetlenisi en buyuk tedaviyi bunda gordum.nefretten yoruldum ofkeden biktim kendimi olmadigim biri olmaya zorlamaktan nefret-vicdan azabi-duzelis-nefret dongusunden biktim ezik miyim yuce miyim umursamiyorum artik hicbir sey olamadigimdan canavar olmaya calisiyordum ama en azindan artik canavar olmadigimi biliyorum.hayat ne getirirse getirsin canavar olmayarak, nefrete ofkeye kapilmayan saf irademle saf kimligimle sevdiklerimin destegiyle ustesinden gelebilecegime inaniyorum.belki suana kadar hep yazilarimla ic kararttim ama bu yazdiklarimi biraz empati yapin anlamaya calisin ellerinizdekilerin kiymetini bilin ve en onemlisi kendinizle barisin kendinize saygi duyun ki ayaga kalkip curumek yerine yasamayi tercih edebilesiniz.
mistletoe🍃
genelde çok zorlanmadığım müddetçe ilaç kullanan biri değilimdir. dün o kadar kötü oldum ki tek ilaç bile beni rahatlatmayınca ikinci bir ilaç daha almak zorunda kaldım. 2 3 saat içinde müthiş uykumu getirdiler ve uyudum. allah'ım uyumaz olaydım gördüğüm saçma sapan rüyalar yüzünden resmen psikolojim bozuk uyandım. hem alakasız, hem rahatsız edici hem de bütün fobilerimi içeren rüyalar gördüm gece boyu. bedenen ağrılarım dinmiş görünüyor ama başımın ağrısı hala bir nebze hissedilir boyutlarda. psikolojimse yerlerde... gidip kendime portakal, mandalina falan sıkıp içeyim belki keyfim yerine gelir.
mistletoe🍃
2018 nihayet geride bırakacağımız için kendimi biraz heyecanlı hissediyorum. genelde yeni bir yılın, yeni bir yaşın, her gün uyanıp yeni bir güne başlamaktan ne farkı var ki bu kadar önemsiyoruz diyenlerdenim ama geçen son 3 4 yıla bir bakınca, iyi ki geride bıraktığımı düşündürecek bir şeyler var derken buluyorum kendimi. 2015 yazında bir mesaj almıştım, doğum günümdü. geriye dönebilsem sanırım o mesaja asla cevap vermezdim mesela. tek bir mesajın son 3 yılımı nasıl benden çaldığını bilseniz siz de o mesaja cevap vermememi isterdiniz. malesef zamanı geri alamıyoruz. yürüdüğüm yollarda, gördüğüm şeylerde kaybettiklerimi hatırlamadığım bir yıl olsun istiyorum 2019. kendime iyi davrandığım bir yıl olsun istiyorum. daha çok okuduğum, yazdığım, konuştuğum, sevdiğim, yürüdüğüm, gezdiğim, öğrendiğim.. bir yıl olsun 2019. en önemlisi de insanlığımı, samimiyetimi, empati yeteneğimi, gülümsememi, merhametimi, cesaretimi kaybetmedigim bir yıl olsun.
mistletoe🍃
şimdi sizin hiç umrunuzda olmayan ama beni ilgilendiren bir şeyler yazacağım yaniii ben uyarımı yaptım. neyse gelelim konuya senelerdir ne zaman canım sıkılsa, üzülsem, yalnız hissetsem, ya da çalışırken ses olsun diye bir şeyler arasam sadece tek bir dizi izlerdim hatta bu takıntı biraz daha ileri gidip uykuya dalmak için de diziyi kullanmam gibi enteresan bir vakaya dönüşmüştü amaaa bugün garip bir şey oldu ve sanırım 2013 yazından bu yana ilk defa başka bir diziyi onun yerine koyabilecegimi fark ettim. güncel bölüme gelir gelmez ilk bölüme geri gittim ve hala aynı heyecanla diziyi izleyebiliyor muyum bunu da kontrol ettim. konu tamamen yeniliklere açık olup, farklı diziler izlemeye devam etmekten geçiyormuş ve nihayet daha iyisini ya da sizi daha iyi hissettiren, mutlu eden diziyi bulabiliyormussunuz. buradan çeşitli psikolojik sonuçlar da çıkardım kendime, alt tarafı bir dizi diyip geçmeyelim yani hayatımdaki en büyük problemi de belki bu sayede çözüme kavuşturma olasılığım var artık.
ladylazarus
hayatını bok çukuruna çevirip orada debelenirken etrafındaki insanları suçlayan, hiçbir engeli olmadığı halde nasıl yaşamak istediğine ve bu yaşama kimleri dahil etmek istediğine karar veremeyecek kadar aptal olan insanları bir uçağa tıkıp ilk benim keşfetmiş olacağım bir adaya düşürmek istiyorum. cannibal holocaust !

yersiz öfkemin sebeplerinden biri de maus çizgi romanını hiçbir yerde bulamıyor oluşum. adını hiç duymadığım iki siteden sipariş ettim ve bir tanesi bir süre sonra siparişimi iptal etti. umarım diğerinden de aynı sonucu almam. şu yaşamdan tek isteğim bir çizgi roman fakat bulamıyorum ha ? bir de yılbaşında geekyapar' daki pickle rick figüründen istiyorum. dear santa !

yeniden örgüye sardım, kendime bir minnoşluk yapıp atkı öreceğim. bu şarkı da kendisine atkı örmemi bekleyen gelecekteki uzaylı sevgilime ve aptallara gelsin, iyi geceler dedikodu ailesi


Ümid Gurbanov
arşivlerde dolanırken "gay nineties live again" adlı 1890'ları gösteren bir kayıtta telefonun mucidi alexander graham bell'e ait bir görüntüye rastladım.

kendime saklamış olmayayım diyerek görüntüyü aldım ve birkaç yıl önce gün yüzüne çıkmış bell'in kendi sesiyle harmanladım.

👑Merry Andrew

kendimi yıkılması imkansız bir kalenin güçlü savaşçısı zannederdim. mücadeleci ve zorluklara karşı dayanıklı bir savaşçı. böyle zannettiğim için şimdi gülüyorum kendime.
karşıma çıkan her sorunun üstesinden gelmeye şartladım bugüne kadar kendimi ve yaralar almış olsam da yine de o sorunu atlattım. ama bu sefer öyle bir yenildim ki yenilgilerin en ağırı hem de. kendime yenildim ben. kendimi tanıdığımı zannederdim, kendimden emin olduğumu. ama bir detayı hep unutuyorum, bugüne kadar başıma ne geldiyse kendi seçimlerim yüzünden. bu hayatta güvendiğim bir iki kişi var, çoğunlukla kimseye güvenmem ama şu zamana kadar yaşadıklarıma bakıyorum en çok da kendime güvenmemeliymişim.
kimseyi yarı yolda bıraktığım falan yok aslında ama beynimin içindeki bu düşünceler beni kemirip duruyor. beynim bir iç savaşın ortasına sürüklenmiş gibi. "hasta olmamalıydım, hasta olmanın zamanı değil, en ufak bir zor koşulda vücudumun böyle pes etmeye hakkı yok, biri bana güveniyor ve yardım istiyorsa yanında olmak zorundayım, bu kadar hassas bir bünyeye sahip olmamalıyım, bunu kabul edemem, ben güçlü biri olmalıyım, her koşulda güçlü ve dayanıklıyımdır ben. hayır, değilim, öyle zannederdim ama değilmişim işte, işe yaramazın biriyim ben, hiçbir şeyi beceremiyorum, her şeyin üstesinden gelmeliyim bunu yapmak zorundayım başka çarem yok. ama yapamıyorum, gücüm tükendi, nasıl tükenir bunu kabul etmek çok zor ama oldu işte gücümün bittiği noktadayım."
bimecnun
bu sabah bi tane kar yumağı geldi ayakkabımın bağını ısırıyor .ayağımı nere atsam oraya geliyor .bakıcısının yanına götürdüm .adam diyor ki oyun istiyor diyor .tabii ister de benim o hav havcıkla oynayacak vaktim yokki neyse teslim ettim bakıcısı olan adama ve yoluma devam ettim bu da güzel bi anı olarak belleğimdeki yerini aldı.ricamdır bakamayacağınız hiçbir canlının sorumluluğunu üstlenmeyin. ben mi ben kendime zor bakıyorum 😂
gulmeksanayakisiyor
ayrılıklar neden hep acıdır. ben neden bu kadar çok duygusal bir insanım. mutluyken bile ağlayabiliyorum. bir erkek için çok fazla okadar hassas bir yapıya sahibim ki bir insanı uzdugumde kirdigimda kendime kızıp oturup ağlıyorum. daha önce kız arkadaşım ile üniversite bittikten sonra memleketime döndüm. o gün o dönüşte okadar çok ağladım ki , birbirimizi çok özlüyorduk. ben onun yanına her gitmem de heyecandan yerimde duramıyorum. 2,3 gün beraber vakit geçirdikten otobüs saati yaklaştıkça bir anda gözümden yaş akmaya başlıyordu. hep onunla meydandan servise binip onu eve gonderiyodum. çünkü o ben ağladıkça daha çok üzülür diye. otogara gidene kadar ağlayan gözler otogara gidince ilk işi yüzünü yıkayıp onu aramakti. üzülmesin ben iyiyim diye beraber vakit geçirirken komik anlarla güldürmeye çalışırdık birbirimizi. kendi erkek kardeşimin yanina gidiyorum . onunla ayrılırken bile sebepsizce dökülüyor yaşlar. simdi evimdeyim. İki yıllık bir iliskim bitti. bilmiyorum o şimdi ne halde ben her gün onunla yaşadığım günlerin özlemiyle evde tek basima kaldıkça yasadigimin yalnızlığın kendimi ne kadar yıprattı gini düşünüyorum. öyle bir sevinki sevmenin elini tutarak değil onun için en özel yerinizi ona armağan edecek kadar sevin. İşte belki de insan bu yüzden sevmeye korkuyor. konu kaybedip yalnız kalmaksa bir gün ayrı dusucegiz . onu düşünmek bile ağlamak için bi sebep. burada olmasa icimdekilerini anlatacak biri yoktu.
👑Merry Andrew
başımı defalarca belaya sokmama rağmen şu zamana kadar bir şeyi akıl edemediğimi fark ettim: hukuk okuyan bir arkadaş bulmak. bunca yıl bunu nasıl akıl edemedim kendime kızıyorum. meğer benim hukuk okuyan mümkünse ceza hukukunda fazlaca bilgili bir arkadaşa o kadar ihtiyacım varmış ki. bugünlerde olduğu gibi hayatımın bazı dönemlerinde de bu gerekli olabiliyor. hukuk tavsiyesi almam gerek ama bedava olsun istiyorum.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)