Fafatara
İnsanları dinlemek çok güzel bir şey. başkalarını dinlerken uzak oluyorum kendime. bazen anlatmaktan sıkılıp biraz da sen anlat diyorlar bana. ben kendime bile anlatamıyorum. size ne anlatabilirim ki? bazı şeyleri hatırlaması bile kötü. hiç düşünmemek lazım. farklı sesleri duyarak susturmalı insan kendi düşüncelerini.
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
mimumimu
çok bitik hissediyorum. büyük bir motivasyon eksikliğim var şöyle olumlu şeyler duyasım var 1-2 kelam edinde kendime geleyim
ikarus⚡
yakın bir arkadaşımın (yaşıtız) ikinci kez anne olacağını öğrendiğim şu dakikalarda odamda kendi kendime ayağımda balon sektirmece oynuyorum. ben bir yerlerde çok büyük yanlış yaptım ama o yanlışla yüzleşmeye cesaretim de yok. neys.
iyikalplipsikopat
mecburi epifani

1 aydan uzun sureden beri yokum basima gelmeyen kalmadi nezarethanede yattim karakolluk oldum mahkeme kagidi geldi belki hapse giricem ve babamin hicbirinden haberi yok duysa belki sokaga atacak vuracak kiracak

zorlu bir sureci kismen atlattim mahkemeyi bekliyorum ve her an ani bir sey olmasindan ozellikle babamin ogrenmesinden korkuyorum tramva gibi kafamin icine isledi cogu sey.bu surecte neleri idrak ettim biliyor musunuz?

nefretim sadistligim ofkem hepsi egomun ilkel savunma mekanizmasindan kaynaklanan aptalca iradesizliklermis meger

en temel fizyolojik ihtiyaclarin baskasina sorulmadan giderilebilmesi, evimdeki ozgurlugum rahatim bos zamanim cok degerliymis meger

dostluk en degerli seymis meger.her seyinle guvendigin sevdigin bir dostun varligi en buyuk varlik yoklugu en buyuk yoklukmus meger

tam hayata bi nebze iyi bakarken, severken, tutunurken bunlarin basima gelmesi tam kendimi kesfederken bu sorunlarin cikmasi, tam her sey iyiye gidiyorken ayaga kalkarken bir yumrukla yine yerlerde surunen hale gelmem hayatin bana bunu yapmasindan biktim.ama iyi seyleri umut ediyorum.belki bu tokat beni ayiltir belki bu yumruk bir cikis noktasina yonlendirir diyorum

en azindan bu platformdaki cogu insanin sacma sapan ask mesk diyip insanlari dert etmesinin, o sunu demis bu bunu demis diyerek uzulmesinin ne kadar aptalca oldugunu, 1 ay oncesine kadar bazi konulardaki dusuncelerim acisindan cok aptal oldugumu ogrendim.

delirme noktasina geldigim oldu kendi kendime konustugum oldu her an intihar edesim oldu ama dostluk ve onun sevgisi, iyi ve yakin insanlarin zor anlarda birbirlerine kenetlenisi en buyuk tedaviyi bunda gordum.nefretten yoruldum ofkeden biktim kendimi olmadigim biri olmaya zorlamaktan nefret-vicdan azabi-duzelis-nefret dongusunden biktim ezik miyim yuce miyim umursamiyorum artik hicbir sey olamadigimdan canavar olmaya calisiyordum ama en azindan artik canavar olmadigimi biliyorum.hayat ne getirirse getirsin canavar olmayarak, nefrete ofkeye kapilmayan saf irademle saf kimligimle sevdiklerimin destegiyle ustesinden gelebilecegime inaniyorum.belki suana kadar hep yazilarimla ic kararttim ama bu yazdiklarimi biraz empati yapin anlamaya calisin ellerinizdekilerin kiymetini bilin ve en onemlisi kendinizle barisin kendinize saygi duyun ki ayaga kalkip curumek yerine yasamayi tercih edebilesiniz.
mistletoe🍃
genelde çok zorlanmadığım müddetçe ilaç kullanan biri değilimdir. dün o kadar kötü oldum ki tek ilaç bile beni rahatlatmayınca ikinci bir ilaç daha almak zorunda kaldım. 2 3 saat içinde müthiş uykumu getirdiler ve uyudum. allah'ım uyumaz olaydım gördüğüm saçma sapan rüyalar yüzünden resmen psikolojim bozuk uyandım. hem alakasız, hem rahatsız edici hem de bütün fobilerimi içeren rüyalar gördüm gece boyu. bedenen ağrılarım dinmiş görünüyor ama başımın ağrısı hala bir nebze hissedilir boyutlarda. psikolojimse yerlerde... gidip kendime portakal, mandalina falan sıkıp içeyim belki keyfim yerine gelir.
mistletoe🍃
2018 nihayet geride bırakacağımız için kendimi biraz heyecanlı hissediyorum. genelde yeni bir yılın, yeni bir yaşın, her gün uyanıp yeni bir güne başlamaktan ne farkı var ki bu kadar önemsiyoruz diyenlerdenim ama geçen son 3 4 yıla bir bakınca, iyi ki geride bıraktığımı düşündürecek bir şeyler var derken buluyorum kendimi. 2015 yazında bir mesaj almıştım, doğum günümdü. geriye dönebilsem sanırım o mesaja asla cevap vermezdim mesela. tek bir mesajın son 3 yılımı nasıl benden çaldığını bilseniz siz de o mesaja cevap vermememi isterdiniz. malesef zamanı geri alamıyoruz. yürüdüğüm yollarda, gördüğüm şeylerde kaybettiklerimi hatırlamadığım bir yıl olsun istiyorum 2019. kendime iyi davrandığım bir yıl olsun istiyorum. daha çok okuduğum, yazdığım, konuştuğum, sevdiğim, yürüdüğüm, gezdiğim, öğrendiğim.. bir yıl olsun 2019. en önemlisi de insanlığımı, samimiyetimi, empati yeteneğimi, gülümsememi, merhametimi, cesaretimi kaybetmedigim bir yıl olsun.
mistletoe🍃
şimdi sizin hiç umrunuzda olmayan ama beni ilgilendiren bir şeyler yazacağım yaniii ben uyarımı yaptım. neyse gelelim konuya senelerdir ne zaman canım sıkılsa, üzülsem, yalnız hissetsem, ya da çalışırken ses olsun diye bir şeyler arasam sadece tek bir dizi izlerdim hatta bu takıntı biraz daha ileri gidip uykuya dalmak için de diziyi kullanmam gibi enteresan bir vakaya dönüşmüştü amaaa bugün garip bir şey oldu ve sanırım 2013 yazından bu yana ilk defa başka bir diziyi onun yerine koyabilecegimi fark ettim. güncel bölüme gelir gelmez ilk bölüme geri gittim ve hala aynı heyecanla diziyi izleyebiliyor muyum bunu da kontrol ettim. konu tamamen yeniliklere açık olup, farklı diziler izlemeye devam etmekten geçiyormuş ve nihayet daha iyisini ya da sizi daha iyi hissettiren, mutlu eden diziyi bulabiliyormussunuz. buradan çeşitli psikolojik sonuçlar da çıkardım kendime, alt tarafı bir dizi diyip geçmeyelim yani hayatımdaki en büyük problemi de belki bu sayede çözüme kavuşturma olasılığım var artık.
Oyuncakayi✔️
kendime koyduğum kurarlar;
1. ne olursa olsun adaletli ol. kendi annen bile olsun doğru olanı yap. haksızlığa uğrayan insanların yanında ol.
2. her zaman yaşayan varlıklara karşı iyi ol. dini ve siyasi görüşü ne olursa olsun insan olduğu için güzel yaklaş. çünkü dünyadaki en güzel şey “sevgidir”
ladylazarus
hayatını bok çukuruna çevirip orada debelenirken etrafındaki insanları suçlayan, hiçbir engeli olmadığı halde nasıl yaşamak istediğine ve bu yaşama kimleri dahil etmek istediğine karar veremeyecek kadar aptal olan insanları bir uçağa tıkıp ilk benim keşfetmiş olacağım bir adaya düşürmek istiyorum. cannibal holocaust !

yersiz öfkemin sebeplerinden biri de maus çizgi romanını hiçbir yerde bulamıyor oluşum. adını hiç duymadığım iki siteden sipariş ettim ve bir tanesi bir süre sonra siparişimi iptal etti. umarım diğerinden de aynı sonucu almam. şu yaşamdan tek isteğim bir çizgi roman fakat bulamıyorum ha ? bir de yılbaşında geekyapar' daki pickle rick figüründen istiyorum. dear santa !

yeniden örgüye sardım, kendime bir minnoşluk yapıp atkı öreceğim. bu şarkı da kendisine atkı örmemi bekleyen gelecekteki uzaylı sevgilime ve aptallara gelsin, iyi geceler dedikodu ailesi


Ümid Gurbanov
arşivlerde dolanırken "gay nineties live again" adlı 1890'ları gösteren bir kayıtta telefonun mucidi alexander graham bell'e ait bir görüntüye rastladım.

kendime saklamış olmayayım diyerek görüntüyü aldım ve birkaç yıl önce gün yüzüne çıkmış bell'in kendi sesiyle harmanladım.

👑Merry Andrew

kendimi yıkılması imkansız bir kalenin güçlü savaşçısı zannederdim. mücadeleci ve zorluklara karşı dayanıklı bir savaşçı. böyle zannettiğim için şimdi gülüyorum kendime.
karşıma çıkan her sorunun üstesinden gelmeye şartladım bugüne kadar kendimi ve yaralar almış olsam da yine de o sorunu atlattım. ama bu sefer öyle bir yenildim ki yenilgilerin en ağırı hem de. kendime yenildim ben. kendimi tanıdığımı zannederdim, kendimden emin olduğumu. ama bir detayı hep unutuyorum, bugüne kadar başıma ne geldiyse kendi seçimlerim yüzünden. bu hayatta güvendiğim bir iki kişi var, çoğunlukla kimseye güvenmem ama şu zamana kadar yaşadıklarıma bakıyorum en çok da kendime güvenmemeliymişim.
kimseyi yarı yolda bıraktığım falan yok aslında ama beynimin içindeki bu düşünceler beni kemirip duruyor. beynim bir iç savaşın ortasına sürüklenmiş gibi. "hasta olmamalıydım, hasta olmanın zamanı değil, en ufak bir zor koşulda vücudumun böyle pes etmeye hakkı yok, biri bana güveniyor ve yardım istiyorsa yanında olmak zorundayım, bu kadar hassas bir bünyeye sahip olmamalıyım, bunu kabul edemem, ben güçlü biri olmalıyım, her koşulda güçlü ve dayanıklıyımdır ben. hayır, değilim, öyle zannederdim ama değilmişim işte, işe yaramazın biriyim ben, hiçbir şeyi beceremiyorum, her şeyin üstesinden gelmeliyim bunu yapmak zorundayım başka çarem yok. ama yapamıyorum, gücüm tükendi, nasıl tükenir bunu kabul etmek çok zor ama oldu işte gücümün bittiği noktadayım."
bimecnun
bu sabah bi tane kar yumağı geldi ayakkabımın bağını ısırıyor .ayağımı nere atsam oraya geliyor .bakıcısının yanına götürdüm .adam diyor ki oyun istiyor diyor .tabii ister de benim o hav havcıkla oynayacak vaktim yokki neyse teslim ettim bakıcısı olan adama ve yoluma devam ettim bu da güzel bi anı olarak belleğimdeki yerini aldı.ricamdır bakamayacağınız hiçbir canlının sorumluluğunu üstlenmeyin. ben mi ben kendime zor bakıyorum 😂
gulmeksanayakisiyor
ayrılıklar neden hep acıdır. ben neden bu kadar çok duygusal bir insanım. mutluyken bile ağlayabiliyorum. bir erkek için çok fazla okadar hassas bir yapıya sahibim ki bir insanı uzdugumde kirdigimda kendime kızıp oturup ağlıyorum. daha önce kız arkadaşım ile üniversite bittikten sonra memleketime döndüm. o gün o dönüşte okadar çok ağladım ki , birbirimizi çok özlüyorduk. ben onun yanına her gitmem de heyecandan yerimde duramıyorum. 2,3 gün beraber vakit geçirdikten otobüs saati yaklaştıkça bir anda gözümden yaş akmaya başlıyordu. hep onunla meydandan servise binip onu eve gonderiyodum. çünkü o ben ağladıkça daha çok üzülür diye. otogara gidene kadar ağlayan gözler otogara gidince ilk işi yüzünü yıkayıp onu aramakti. üzülmesin ben iyiyim diye beraber vakit geçirirken komik anlarla güldürmeye çalışırdık birbirimizi. kendi erkek kardeşimin yanina gidiyorum . onunla ayrılırken bile sebepsizce dökülüyor yaşlar. simdi evimdeyim. İki yıllık bir iliskim bitti. bilmiyorum o şimdi ne halde ben her gün onunla yaşadığım günlerin özlemiyle evde tek basima kaldıkça yasadigimin yalnızlığın kendimi ne kadar yıprattı gini düşünüyorum. öyle bir sevinki sevmenin elini tutarak değil onun için en özel yerinizi ona armağan edecek kadar sevin. İşte belki de insan bu yüzden sevmeye korkuyor. konu kaybedip yalnız kalmaksa bir gün ayrı dusucegiz . onu düşünmek bile ağlamak için bi sebep. burada olmasa icimdekilerini anlatacak biri yoktu.
👑Merry Andrew
başımı defalarca belaya sokmama rağmen şu zamana kadar bir şeyi akıl edemediğimi fark ettim: hukuk okuyan bir arkadaş bulmak. bunca yıl bunu nasıl akıl edemedim kendime kızıyorum. meğer benim hukuk okuyan mümkünse ceza hukukunda fazlaca bilgili bir arkadaşa o kadar ihtiyacım varmış ki. bugünlerde olduğu gibi hayatımın bazı dönemlerinde de bu gerekli olabiliyor. hukuk tavsiyesi almam gerek ama bedava olsun istiyorum.
👑Merry Andrew
hayat sakin ve yolunda gitmeye başladıysa kesin yakın zamanda bi işler dönecek demektir anladım bunu. hayatımdaki hiçbir sessizlik hayra alamet olmaz. hiçbir şey olmasa ben kendi kendime bir işe bulaşırım rahat batıyor ya. diğer tüm dertlerim yetmiyormuş gibi yine başıma saçma salak bir iş açtım. akıllanmıyorum ben yok illa bi b*ka bulaşmalıyım tabi içim rahat etmez 😒
mistletoe🍃
İnsanlar bana ciddi teselliler vermeye başlayınca gözlerimin dolmasına engel olamıyorum. misal geçen gün bir arkadaşıma son günlerde moralimin bozuk olduğunu söyledim o da beni rahatlatmak için bir şeyler söylemeye başladı. cidden oturup ağlamak geldi içimden, anlaşıldığımı ve değer gördüğümü hissettiğim durumlarda aşırı duygusallaşıyorum. o anda mutsuzluktan değil de verilen değerin varlığını hissederek omuzlarımdaki yükün az da olsa hafiflemesiyle rahatlayıp ağlamak istiyorum sanırım. genel olarak insanların acılarını, mutsuzluklarını tam olarak anlayabildiğimizi düşünmüyorum. birini gerçekten anlamak için o durumu yaşamış olmak gerekiyor. ben de ancak o zaman evet seni anlıyorum, bu sorunun eninde sonunda çözümünü bulacaksın diyerek teselli verebiliyorum hatta. anlaşılmakla kafayı bozduğumu fark ettiğim zamanlarda kendime bu detayı hatırlatıyorum. onlar bunu anlamayabilir, çünkü yaşamamışlardır. o yüzden biri beni anlayıp adam gibi teselli verince bir garipleşiyorum aa demek ki o da böyle hissetmiş bir zamanlar ya da hala öyle hissediyor diyorum.
iyikalplipsikopat
5 gunde ders cikartmak

dedemgil son 5 gundur bizdeler.son 3 gundur erken kalkiyor ailecek kahvalti ediyoruz basta bu duruma sovuyor olsamda artik sevmeye basladim

bugun dedemi yuruyuse cikarttim ve yaslida olsa ruhunun benden daha enerjik oldugunu farkettim, kendi kendime cizdigim sinirlari, her seyun kendimde baslayip kendimde bittiginu anlamami sagladi bu durum

ve son 2 gunum nefretsiz ofkesiz ve umutlu geciyor.insan bu duygulardan arindiginda kendiyle savasmadiginda en buyuk zaferi kazaniyormus meger

1.hayati yenmek isteyen kisi once kendi kendini yenebilmeli

2.insan kendisiyle savasmamak icin once kendini bilmeli ardindan kendi oldugu gibi yasamali

bugun bu 2 gercegi ogrendim.sense8 dizisindeki "kalbimde nefrete yer yok" repligj bir kac kere gozumun onune geldi.sadece 5 gun bile, 2 tane yasli insan bile insana cok sey sorgulatiyormus meger

tum bu sadist dusuncelrin ofkenin nefretin beni guclu, korkusuz yaptigina inanirdim aslinda en buyuk engellerim onlarmis, hicbir sey sakin bir irade kadar huzurlu ve guclu hissettiremiyormus.en kotu dusmanlarin bile kotu dusuncelerin kadar zarar veremezler diyen buddha ne kadarda hakliymis.
yolyordam
selamlar. konu dışı bölümüne sanırım ilk defa yazıyorum. 27 yaşındayım. okulu bazı sebeplerden ötürü uzatmıştım ama mühendisim. İçkim yok, sigaram yok. çok şükür öğrencilik hayatım boyunca çoğu kişiden fazla harçlık geçti elime. ama elime geçen parayı hiç kimseye belli etmedim, "bakın ben neler alıyorum" havasında olmadım. kafelerde bir çaya 5, bir kahveye 15₺ verip içmedim, bunu sosyal medyaya koymadım. zaten genel olarak evdeydim. bir şeyler okudum, bir şeyler öğrendim, kendimi eğittim, "ulan şu nasılmış?" diye sorup, o konu hakkında bilgi edindim. ama bilmediğim şeye de "bilmiyorum" diyebildim. kendi kendime online müzik eğitimi aldım, bass gitar çalmayı öğrendim. klasik, jazz, blues, metal müzik dinlediğim için kafelerdeki, gece kulüplerindeki ritmik şeylere müzik diyemiyorum ve ortamları da çok sıkıcı geliyor. hayatım "efendi birisi" olmakla geçti. oturduğumuz sitedeki komşularımızın ben küçükken aileme söyledikleri aklımdadır hep. o sebeptendir ki, otomobil kullanımım bile güvenlik, sakinlik ve konfor üzerine. harıl harıl yabancı dil eğitimi aldım. bunlari kendİmİ övmek İçİn değİl, kendİmİ anlatmak İçİn yazdim.
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.

İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.

ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.

(alıntıdır)
ladylazarus
iyi akşamlar, ders kayıt sisteminin çıldırttığı dedikodu sakinleri.. ben de tertemiz delirdim. dördüncü sınıf derslerinden biri aniden (?!) bizim döneme alınmış, alttan da dersim olduğu için fazlalık ' bir ' kredi yüzünden derslerimden birini alamıyorum. ben de bir bay hyde yaratacağım kendimden, zamanı geldi.

bugün kardeşim sınıfından bir çocuğa olan aşkını anlattı dfjgndf aşkı tarif ediş biçimi sahiden çok yalın ve güzeldi : ' bak abla, biliyorum çok saçma, kendime de '' hayır, sen onu sevmiyorsun '' diyorum ama ne yaparsam yapayım aklımdan çıkaramıyorum. onu düşünmemeye çalışsam da beynimin içinde dönüp duruyor. ' ve sevgisine vücut buldurma biçimi daha da hoştu : ' ikimiz de çocuğuz biliyorum, bu yüzden zaten sevgili olmak istemiyorum ama çok yakın arkadaş olalım istiyorum. ' hikayenin dramatik kısmıysa bunları bana anlatıyor oluşuydu djfgdf. on üç yaşındaki bir çocuğa aşkın esasında ne olduğunu anlatma gafletinde bulunmadım elbette.

yine de bir abla öğüdü olarak, patronumuz tommy' nin de anısına şunu şuraya iliştirmeyi görev bilirim. güzel geceler


Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)