merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)
öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.
*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.
*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)
*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…
*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.
*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.
hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.
tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.
şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
eyyamı bahur -gülesim geliyor bu isme- sıcaklarının olduğu şu günlerde yağmurlu bir geceden merhaba herkese. bugün biraz iç dökme ile katılıyorum aranıza çünkü neden olmasın? bilmiyorum daha önce bahsettim mi ama burası artık benim 8-10 yıl önceki halimi hatırlamak için, o zamanki ben ne düşünürdüm diye kendime sığınmak için döndüğüm yer oldu. yine aklımda kocaman bir soru: kabullenmek mi gerek?
insan doğası gereği -yani uydurdum bu bilgiyi ama olsun- ister istemez her duygusuna, her davranışına karşılık bekliyor, içten içe beklentisi oluyor ya da bazen karşısındaki insana nazaran çok daha hassas olabiliyor. aynı şekilde yeri geliyor kendine de zalim oluyor, bunu mu demeliydim bunu mu yapmalıydım… bu aslında insanı çok kemiren bir durum. oysaki bilmek gerek; insanlar bizden uzaklaşabilir, iletişim kurmak istemeyebilir, önemsemeyebilir, bağı koparabilir. ama sanki böyle aramızda sözsüz, sonsuz anlaşmalar varmış gibi karşımızdakinden de bizimle aynı duyguları, tepkileri bekliyoruz ve aksi durum bizi yaralıyor. yani onun fikri değişebilir, artık bizi sevmediğine bile karar vermiş olabilir. çok basit bir denklem gibi görünse de en azından kendi açımdan söyleyeyim, sindirmesi çok zor bir süreç.
özellikle insan ilişkilerinin artık bu denli benmerkezci olduğu bir dönemde birini hayatımızda tutmak da zorlaşıyor. insan kabul edemiyor; elbette önemliyim, duygularım düşüncelerim kıymetli. biriciğim. ancak diğer herkes için de öyle, herkes kendine göre biricik. benim kıymetli olmam, karşımdakine olan sevgimin büyüklüğü, belki mücadele isteğim; benim duygularımı onun duygularından daha değerli mi yapar? “sen elmayı seviyorsun diye, elma da seni sevmek zorunda mı?” :) asıl erdem koşulsuz kabulden geçmiyor mu? belki de tek ihtiyacım bu. yormadan, yargılamadan, öylece, kendisi gibi, kendim gibi kabul etmek. o zaman, yazının başında sorduğum soruyu sizlere tekrar soruyorum; kendim ise kendimi cevaplamış bulunuyorum. evet, kabullenmek gerek.
insan doğası gereği -yani uydurdum bu bilgiyi ama olsun- ister istemez her duygusuna, her davranışına karşılık bekliyor, içten içe beklentisi oluyor ya da bazen karşısındaki insana nazaran çok daha hassas olabiliyor. aynı şekilde yeri geliyor kendine de zalim oluyor, bunu mu demeliydim bunu mu yapmalıydım… bu aslında insanı çok kemiren bir durum. oysaki bilmek gerek; insanlar bizden uzaklaşabilir, iletişim kurmak istemeyebilir, önemsemeyebilir, bağı koparabilir. ama sanki böyle aramızda sözsüz, sonsuz anlaşmalar varmış gibi karşımızdakinden de bizimle aynı duyguları, tepkileri bekliyoruz ve aksi durum bizi yaralıyor. yani onun fikri değişebilir, artık bizi sevmediğine bile karar vermiş olabilir. çok basit bir denklem gibi görünse de en azından kendi açımdan söyleyeyim, sindirmesi çok zor bir süreç.
özellikle insan ilişkilerinin artık bu denli benmerkezci olduğu bir dönemde birini hayatımızda tutmak da zorlaşıyor. insan kabul edemiyor; elbette önemliyim, duygularım düşüncelerim kıymetli. biriciğim. ancak diğer herkes için de öyle, herkes kendine göre biricik. benim kıymetli olmam, karşımdakine olan sevgimin büyüklüğü, belki mücadele isteğim; benim duygularımı onun duygularından daha değerli mi yapar? “sen elmayı seviyorsun diye, elma da seni sevmek zorunda mı?” :) asıl erdem koşulsuz kabulden geçmiyor mu? belki de tek ihtiyacım bu. yormadan, yargılamadan, öylece, kendisi gibi, kendim gibi kabul etmek. o zaman, yazının başında sorduğum soruyu sizlere tekrar soruyorum; kendim ise kendimi cevaplamış bulunuyorum. evet, kabullenmek gerek.
bugün normalin aksine canımın sıkkın, modumun oldukça düşük olduğu bir gündü. okul çıkışı kahve içelim dedik, siparişimi verirken barista kız birden “ne kadar sempatiksiniz ya” dedi, benim gözlerim o anda kalpli göz oldu hemen hahahsj elbette ki ihihihi tişikkirler diye şımardım. canımmmm hanfendiiii, kocaman öpüyorum seni burdan. sonra bir masa gözümüze kestirmiş oturacakken samsun’dan bölüm arkadaşımı gördüm yan masada. o da meğer buraya atanmış. tabi ben çığlık kıyamet hahsahsh eski günleri hatırladık, yad ettik ve o kısacık sohbet bile bana o kadar iyi geldi ki. bakın, anında damladım buraya yine🥲 neden bunları size anlatıyorum onu da bilmiyorum açıkçası ama şunu belirtmek istiyorum ki ihtiyacımız olduğu anda bir sihirli dokunuş, bir güzel söz, bir tanıdık yüz içimizi sıcacık yapabilir. bunlar sağlanırsa, bazen günün geri kalanının pek de önemi yoktur. hipokratinyegeni dostumuzun da dediği gibi, hayat bazen böyledir :)
sonuç olarak nerede o eski günler klişesine de girmek istemiyorum ama bugün yeniden hatırladım; 19 yaşındaki dinamik, içi içine sığmayan, anında sebepsiz mutlu olan minik themuallim’e selam olsun. arada bana kendini hatırlat lütfen, seni çok seviyorum.
ve deee caaaanım omüdedikodu, sizi seviyorum, samsun ile ilgili güzel anılarımda burası da hep vardır. kendim için dilediğim her iyi dileği sizin için de diliyorum tam da şuan. görüşmek üzere❤️
sonuç olarak nerede o eski günler klişesine de girmek istemiyorum ama bugün yeniden hatırladım; 19 yaşındaki dinamik, içi içine sığmayan, anında sebepsiz mutlu olan minik themuallim’e selam olsun. arada bana kendini hatırlat lütfen, seni çok seviyorum.
ve deee caaaanım omüdedikodu, sizi seviyorum, samsun ile ilgili güzel anılarımda burası da hep vardır. kendim için dilediğim her iyi dileği sizin için de diliyorum tam da şuan. görüşmek üzere❤️
helllöööö diyerek giriş yapıyorum siteye.🌈
saygıdeğer ikizler'in yazısından ilham alarak buralarda arzı endam etmeye karar verdim. nasılsınız?
ben görüşmeyeli hele hele hele hele antepli oldum arkadaşlar💃
sizinle görüşmeyeli şahsi olarak hayatımda pek de bir şey değişmedi aslında. yine aynı ben, sadece mesleğimi gerçekleştirmeye ve farklı bir şehirde yaşamaya başladım. üç yıllık bir kpss süreci sonucunda 2022 şubatta antep'te bir liseye atandım. bu süreç benim için ilk başta çok zordu. thor'la da konuşmuştuk, maceradan maceraya atladım ilk atandığım zaman😅
öncelikle antep pahalı bir şehir, zaten günümüzde alım gücümüz belli maalesef ama antep'te bu durum ekstra diyebilirim. yemek kültürü bunu en çok besleyen durum bence. daha önce hiç güneydoğu turu yapma fırsatım olmamıştı, kulaktan dolma bilgilerle gittim oraya. çok katmanlı, her tür sosyal statüden insanla karşılaşabileceğin; bilindiği üzere farklı milletleri de çokça barındıran bir yer. aslında bizim için zorunlu hizmet adına ilk başta gelen bölge burası ama sevmek lazım. elbette hem fakültede okurken hem sınava hazırlık sürecinde "her neresi olursa olsun görevimi yaparım" diyordum, diyorduk ama iş bunla bitmiyormuş gerçekten.
bir yandan ev bulmaya çalışıyorum, bir yandan kültüre adapte olmaya çalışırken aynı zamanda mesleğime, öğrencilerime adapte olmaya çalışıyorum. en zoru kesinlikle ev bulmaktı, bu uğurda az kalsın yolum malum evlere düşüyordu dolandırıcılar sağolsun :)
şimdilik 4 aylık bir tecrübem var bu içinde bulunduğum tempoya dair ama okulum çok kötü, semti çok kötü, şartlar çok kötü. güzel olan tek tarafı sanırım çocuklar. ben buraya öğretmeye geldim ama kendim her gün ayrı bir gerçek öğreniyorum. ben onlara matematik öğretiyorum -en azından deniyorum :)- onlar bana kendimi öğretiyor. çok garip. ne olaylar ne olaylar. anlatırım bir gün, çok uzun. şuan çok idealist gidiyorum aslında ama umarım içinde bulunduğum sistem bunu köreltmez. kendime sabır ve daha fazla hoşgörü diliyorum.
velhasıııllll karanlık yollardan geçtik, zehir gibi sular içtik veee tekrar burada buluştuk. öpüyorum kocaman :*
saygıdeğer ikizler'in yazısından ilham alarak buralarda arzı endam etmeye karar verdim. nasılsınız?
ben görüşmeyeli hele hele hele hele antepli oldum arkadaşlar💃
sizinle görüşmeyeli şahsi olarak hayatımda pek de bir şey değişmedi aslında. yine aynı ben, sadece mesleğimi gerçekleştirmeye ve farklı bir şehirde yaşamaya başladım. üç yıllık bir kpss süreci sonucunda 2022 şubatta antep'te bir liseye atandım. bu süreç benim için ilk başta çok zordu. thor'la da konuşmuştuk, maceradan maceraya atladım ilk atandığım zaman😅
öncelikle antep pahalı bir şehir, zaten günümüzde alım gücümüz belli maalesef ama antep'te bu durum ekstra diyebilirim. yemek kültürü bunu en çok besleyen durum bence. daha önce hiç güneydoğu turu yapma fırsatım olmamıştı, kulaktan dolma bilgilerle gittim oraya. çok katmanlı, her tür sosyal statüden insanla karşılaşabileceğin; bilindiği üzere farklı milletleri de çokça barındıran bir yer. aslında bizim için zorunlu hizmet adına ilk başta gelen bölge burası ama sevmek lazım. elbette hem fakültede okurken hem sınava hazırlık sürecinde "her neresi olursa olsun görevimi yaparım" diyordum, diyorduk ama iş bunla bitmiyormuş gerçekten.
bir yandan ev bulmaya çalışıyorum, bir yandan kültüre adapte olmaya çalışırken aynı zamanda mesleğime, öğrencilerime adapte olmaya çalışıyorum. en zoru kesinlikle ev bulmaktı, bu uğurda az kalsın yolum malum evlere düşüyordu dolandırıcılar sağolsun :)
şimdilik 4 aylık bir tecrübem var bu içinde bulunduğum tempoya dair ama okulum çok kötü, semti çok kötü, şartlar çok kötü. güzel olan tek tarafı sanırım çocuklar. ben buraya öğretmeye geldim ama kendim her gün ayrı bir gerçek öğreniyorum. ben onlara matematik öğretiyorum -en azından deniyorum :)- onlar bana kendimi öğretiyor. çok garip. ne olaylar ne olaylar. anlatırım bir gün, çok uzun. şuan çok idealist gidiyorum aslında ama umarım içinde bulunduğum sistem bunu köreltmez. kendime sabır ve daha fazla hoşgörü diliyorum.
velhasıııllll karanlık yollardan geçtik, zehir gibi sular içtik veee tekrar burada buluştuk. öpüyorum kocaman :*
bismillahirrahmanirrahim diyerek giriş yaptım siteye. İlk başta eşimden sitenin açıldığını duyduğumda inanamadım. yok be dedim ama gerçekmiş. nasılsınız hanımlar beyler, sıhhatiniz afiyetiniz yerindedir umarım. yazarak bir şeyler anlatmayalı uzun zaman geçtiği için klavyede ellerim bile şaşırıyor şu anda yazdıklarıma. ay bazında baksak 2 seneye yaklaştı böyle bir durum yaşamayalı. olsun o kadar da. eskiden dağa taşa yazardım her şeyi. her gittiğim yerde bir yere bir şeyler karalar orada var olmaya çalışırdım. bu geçtiğimiz sürede ise altını çizmeye başladım. bir elimde cetvel bir elimde kırmızı kalem ne görsem altını çiziyorum. kendim için kendimin konuşması yerine başkalarının kelimelerinde ifade edilmenin rahatlığını yaşıyorum sanırım. yoksa orta yaşlarıma geldikçe dinginlemeye mi başladım? sanmıyorum. atamalı bir işte çalışalı 2 yılı bitiriyorum. ticaretin köpeği olan ben için atanmışlık zor becerdiğim bir iş olsa da iyi kıvırdım sanırım bu işi. süreç içerisinde evlendim üniversiteden beri hayatımda olan hanımefendiyle. evlendim ama hanımefendi de başka bir ilde çalıştığı için bekar hayatı yaşıyorum senenin 10 ayında. sporumu düzenli bir şekilde devam ettiriyorum. tabi pisboğaz yememi de. bu yüzden fiziksel olarak pek değişmesem de güçsel ve mental anlamda her geçen zaman daha da güçleniyorum. zorla çaya attığım şekeri bıraktırdı hocam. alıştım ancak şimdi de ne şekerli içiliyor ne şekersiz içiliyor bu meret. gezginimden sonra (bilmeyenler için üniversite hayatımdaki bisikletim, dostum, herşeyim), bir de mızrağım oldu. o da motosikletim. mızrağımla beraber iş yerine gidip geliyoruz, işten sonra veya haftasonları farklı şehirlere kaçıyoruz. o da bu yetişkinlik hayatımdaki dostum oldu. gezgine oranla biraz masraflı (benzin fiyatları :( )bir dost ancak ona göre de keyfi olan bir dost. bir de karavan gibi kullandığımız bir aracımız oldu bu sene. onunla birlikte de 7 şehir gördük. acemilik senemizdi onunla birlikte ancak baya keyifli anlar yaşattı bize. arabadan eskiden nefret ederdim hâlâ nefret ediyorum. ancak böyle karavan tarzı kullanabildiğim için biraz sempatim var. o yüzden o benim işime yarayan uzaktan bir akrabam gibi. arkadaş edinme yetimi kaybettim niyese. eskiden hayatıma senede en az 1 dost bir çok da arkadaş eklerdim ancak 2 senedir hiç dost ekleyemedim. edindiğim arkadaşlar da çoğunluğu mecburiyetten. niye böyle oldu hâlâ anlam veremedim buna. hâlâ birileriyle kavga etmedim, hâlâ aynı şarkıcıları keyifle dinliyorum, hâlâ hâlâ... bir sürü hâlâlar ve bir sürü yepisyeni şeylerle iki yıl geçmiş buraya gelmeyeli. hepinizi çok özledim ve seviyorum. biraz daha duvarı okuyayım bakalım millet neler yapıyor. bu şarkı eşliğinden hanım memleketindeki balkonumdan hepinize mutlu geceler... :)
ekonomi saolsun kötü alışkanlığım kalmadı alkol, sigara, konsol oyunu vs. hepsi gitti. diğer alışkanlıklarım da evrim geçirdi mesela eskiden kitapçıdan kitap alır okurdum şimdi pdf drive dan telegram gruplarından kitap pdf'i arıyorum. bilgisayar telefon falan bozulunca parça siparişi verip kendim tamir ediyorum. boyama, tesisat işlerini de öğrendim baya.umarım yakında hintlilerin doğada ilkel ev nasıl yapılır videolarını izlemek zorunda kalmam
herkese merhabaaaa. uzunca bir zaman oldu. yine boş okulda nöbetimi tutup eve gideceğim. geçen hafta eski adıyla @odin'e musallat olmuştum, bu sefer de buraya yazayım dedim. tam mesleğe başladım derken pandemi patlak verdi o yüzden çoook boş vaktim var. hayatım biraz düzelecek derken daha beter oldu. hiçbir şeyin tadı yok. sözde her haftasonu bir şehre gidecektim. ilk defa kamp yapacaktım, hepsi yalan oldu. sosyal hayat sıfır. online dersler bakanın dediği gibi iyi gitmiyor, katılan en fazla on çocuk. bunu da yapmış olmak için yapıyoruz. pandeminin tek iyi yanı ördüğüm şeyler oldu. ninemin vaktinde örmediği kadar çok şey örüyorum ahahjs. gerçi bir bakıma iyi, markaların beğendiğim kazaklarını vs. kendim örebiliyorum hem de yarı fiyatından daha az bir maliyetle. enayi olmadığım için mutluyum ahajjssk. odin pisliği bunu okuyorsan benden çaldığın atkı ve bereyi kargoya ver. peşini bırakmayacağım! sjsjjs
benim kendim dahil hiçbir şeye güvenim yok.
resmen insan gibi uyanma özelliğimi kaybettim. hangi şartlarda uyursam uyuyum gözlerimi açmamla başka odaya geçmem 2 saniye falan sürüyor. panikle uyanma hastalığına yakalandım. (teşhisimi kendim koyduğum için ismi bu şekilde şuan sonra değiştirir şekilli şukullu yaparım.) küçük bir miktar yıpranmaya başladık gibi...
tam 8 ay gecti
burada ancak bir seyler duzeldiginde paylasim yapacagima dair kendime soz vermistim.iyi ve dogru olmaya dair guzel seyler yazacagimi, sevgiyi, vicdani ogrendigimi, artik iyi dusundugumu iyi oldugumu yazacagimi falan
ama her zamanki gibi hicbir sey degismedigi gibi daha da kotuye gitti, daha cok curudum daha cok kinlendim , daha cok kole gibi ezildim, daha cok kolelestim
ve tum bunlarin ustune, gun sonunda en buyuk basarim intihar etmemek iken lanet domuz babamin salak sacma islerini yapiyor onun bagrislarina, emirlerine susup boyun egiyor, onun benim icin cizdigi kadere itaat ediyor, icimden onu öldurmek kesmek gelse de sadece tamam diyebiliyorum, kucuk bir sey istiyor yapiyorum ama gitmeme izin vermiyor saatlerce hicbir sey demeden onun karsisinda oturuyor, telefon konusmalarini dinliyor itaat ediyorum
hayati boyunca en buyuk zevki insanlari baskalarinin karsisinda asagilamakti, ne zaman babamn bir arkadasyla iletisim kurmak, hatta sadece arkadasinin sesini duymak zorunda kalsam kendimi bir haydut grubundaki seks kolesi gibi hissediyorum, adeta ruhuma toplu tecavuz ediliyor
bir gun tum bunlar bittiginde, kolelikten kurtuldugumda, kimseye itaat etmeyecegim, kimseden korkmayacagim, tamamen ozgur olacagim, kendim ve sevdiklerim disinda herkesi kole olarak gorecegim, hicbir duygumu bastirmayacagim, hicbir seye susmayacagim ve bir gun ozgur oldugumda, son 8-9 yildan beri kendimden nefret etmeme, kole gormeme, daima ezilmeme, asagilanmama, gucsuz ve aptal hissetmeme sebeb olan babamin en buyuk psikolojik acilari cekmesi, yalniz sekilde ruhundaki aciyla ölmesi icin elimden geleni yapacagim
sevdigim 3 insan disinda hicbir seye karsi vicdan, sevgi gibi hislerim kalmadi, her seyle alay edebiliyor, kendiminki dahil her aciya kahkaha atabiliyorum ve icimdeki kin ve delilik her gecen gun daha da artiyor gibi
burada ancak bir seyler duzeldiginde paylasim yapacagima dair kendime soz vermistim.iyi ve dogru olmaya dair guzel seyler yazacagimi, sevgiyi, vicdani ogrendigimi, artik iyi dusundugumu iyi oldugumu yazacagimi falan
ama her zamanki gibi hicbir sey degismedigi gibi daha da kotuye gitti, daha cok curudum daha cok kinlendim , daha cok kole gibi ezildim, daha cok kolelestim
ve tum bunlarin ustune, gun sonunda en buyuk basarim intihar etmemek iken lanet domuz babamin salak sacma islerini yapiyor onun bagrislarina, emirlerine susup boyun egiyor, onun benim icin cizdigi kadere itaat ediyor, icimden onu öldurmek kesmek gelse de sadece tamam diyebiliyorum, kucuk bir sey istiyor yapiyorum ama gitmeme izin vermiyor saatlerce hicbir sey demeden onun karsisinda oturuyor, telefon konusmalarini dinliyor itaat ediyorum
hayati boyunca en buyuk zevki insanlari baskalarinin karsisinda asagilamakti, ne zaman babamn bir arkadasyla iletisim kurmak, hatta sadece arkadasinin sesini duymak zorunda kalsam kendimi bir haydut grubundaki seks kolesi gibi hissediyorum, adeta ruhuma toplu tecavuz ediliyor
bir gun tum bunlar bittiginde, kolelikten kurtuldugumda, kimseye itaat etmeyecegim, kimseden korkmayacagim, tamamen ozgur olacagim, kendim ve sevdiklerim disinda herkesi kole olarak gorecegim, hicbir duygumu bastirmayacagim, hicbir seye susmayacagim ve bir gun ozgur oldugumda, son 8-9 yildan beri kendimden nefret etmeme, kole gormeme, daima ezilmeme, asagilanmama, gucsuz ve aptal hissetmeme sebeb olan babamin en buyuk psikolojik acilari cekmesi, yalniz sekilde ruhundaki aciyla ölmesi icin elimden geleni yapacagim
sevdigim 3 insan disinda hicbir seye karsi vicdan, sevgi gibi hislerim kalmadi, her seyle alay edebiliyor, kendiminki dahil her aciya kahkaha atabiliyorum ve icimdeki kin ve delilik her gecen gun daha da artiyor gibi
sanki bana ait olmayan bir hayata sıkışıp kalmışım gibi hissediyorum bu aralar.
genel anlamda net ve kararlı bir insanken kararsızlıklar yaşıyorum. hislerime hep güvenen biriyken hislerimle ilgili de sorunlarım var galiba. bu da karar veremememe sebep oluyor. değişikliğe ihtiyacım olabilir derdim ama daha hayatım yeni değişti bununla ilgili değil sanki. kendim de çok değiştim. belki de bu rahatsız ediyor içten içe. olumlu olmasına rağmen... büyüdükçe işler sarpa sarıyormuş. bir daha bundan bikaç ay önceki halimin ufacık bir kısmına bile dönememekten korkuyorum. tespit edemediğim şeyler var o yüzden yazı dağınık oldu bu çabalamadığım anlamına gelmiyor ama beynim toparlamaya çalışırsa söyleteceğini de unutacak gibi.
genel anlamda net ve kararlı bir insanken kararsızlıklar yaşıyorum. hislerime hep güvenen biriyken hislerimle ilgili de sorunlarım var galiba. bu da karar veremememe sebep oluyor. değişikliğe ihtiyacım olabilir derdim ama daha hayatım yeni değişti bununla ilgili değil sanki. kendim de çok değiştim. belki de bu rahatsız ediyor içten içe. olumlu olmasına rağmen... büyüdükçe işler sarpa sarıyormuş. bir daha bundan bikaç ay önceki halimin ufacık bir kısmına bile dönememekten korkuyorum. tespit edemediğim şeyler var o yüzden yazı dağınık oldu bu çabalamadığım anlamına gelmiyor ama beynim toparlamaya çalışırsa söyleteceğini de unutacak gibi.
ben hiçbir şeyin cimrisi olmadım, beğendikleri eşyalarımı arkadaşlarıma vermişliğim çoktur. amaaa söz konusu kitap oldu mu bana bi şey oluyor. arkadaşım okuyacaksan ver parasını al oku yaa ! ben yeri geliyor yemeğimden kısıp alıyorum o kitabı. İçinde çizdiğim yer var not aldığım yer var. neden içimi birileriyle paylaşayım ki 🤦♀️ bakın hadi alır yakın zamanda getirir amenna. mesela komşu kızının ödevi varmış, annesi bana sordu bulamadım diye. verdim, 1 hafta geçmeden geldi. böyle olsun canımı ye. 1,5 yıl önce vermişiz birine kitap, geçen gün bir şeye bakacaktım aradım yok. hala getirmemiş. ya bi kitabı 1,5 yılda okuyamıyorsan ne diye götürüyorsun ? önemsiz işte onun için. İnanın okurken kapağı bükülmesin diye çaba sarfederim ama birine veriyorsun kapağı bükülmüş geliyor. eeee ben kendim özenirken, benim kitabıma özenmeyene neden kitap veriyim ? bi manyak ben olamam yaa, nolur sizden birileri daha böyle olsun 😅 (yazıyı baştan bi okudum da ne sinir olmuşum be 🤦♀️)
merhaba !
boş işler müdürü olarak , la double vie de veronique' deki kukla sahnesinden sonra bu kez de kuklalarla kafayı bozdum. filmden sonra kuklalarla ilgili bir ton belgesel izledim ve tam anlamıyla büyülendim ! fakat ne yazık ki internette pinokyo kuklaları dışında marionette bulmak imkansız. ahşap kukla yapmak için insanlar yıllarını veriyorken kendim yapmam da imkansızlaşınca polimer kilden de yapılabiliyor olmasıyla aydınlandım ve geniş bir zamanda kukla yapmayı deneyeceğim. hikayesini yazıp, bu hikayeyi resimlendirip karakterlere ahşapla hayat vermek, bunu bir tiyatroya dönüştürmek.. bu süreç bana tarifsiz hisler yaşatıyor ve gerçekleştirmek için o kadar sabırsızlanıyorum ki yazarken dahi titreyen bacaklarıma hakim olamıyorum sdkgjf
boş işler müdürü olarak , la double vie de veronique' deki kukla sahnesinden sonra bu kez de kuklalarla kafayı bozdum. filmden sonra kuklalarla ilgili bir ton belgesel izledim ve tam anlamıyla büyülendim ! fakat ne yazık ki internette pinokyo kuklaları dışında marionette bulmak imkansız. ahşap kukla yapmak için insanlar yıllarını veriyorken kendim yapmam da imkansızlaşınca polimer kilden de yapılabiliyor olmasıyla aydınlandım ve geniş bir zamanda kukla yapmayı deneyeceğim. hikayesini yazıp, bu hikayeyi resimlendirip karakterlere ahşapla hayat vermek, bunu bir tiyatroya dönüştürmek.. bu süreç bana tarifsiz hisler yaşatıyor ve gerçekleştirmek için o kadar sabırsızlanıyorum ki yazarken dahi titreyen bacaklarıma hakim olamıyorum sdkgjf
bugün size bir mekandan bahsedeceğim. burası benim istediğim tüm özellikleri barındıran bir yer. muhabbet edebileceğiniz güler yüzlü çalışanların olduğu, ne tenha ne çok kalabalık, arkadaşlarınla gelip güzelce muhabbet edebileceğiniz, çay,kahve içebileceğiniz, oturup güzelce ders çalışabileceğiniz, kitabınızı okuyabileceğiniz, yazın sepserin kışın da sıcacık olan bir kitapevi burası. "tdv samsun kitabevi". burası samsunda çay ocakları hariç müdavimi olduğum tek mekan sanırım. her müsait olduğumda soluğu burada alıyorum diyebilirim. gelip kitabımı okuyorum, ders çalışıyorum, bir şeylerle uğraşıyorum. ben de burayı keşfedeli 2 yıl oldu aslında. bir gün bir arkadaşımı görmüştüm burada. yanına girmiştim hoşuma gitmişti o an için. ama asıl müdavimliğim bu senenin başında başladı. boş oldukça kaçıp kaçıp geliyordum buraya. vize, final ne varsa burada çalışıyorum. zaman geçtikçe çalışanlarla da iyice ahbap olduk. artık kitapevi benim oldu gibi. çayımı falan kalkıp kendim alıyorum bazen. yakında bakarsın satış yapmaya bile başlarım. bir tarafı kafe bir tarafı ise kitapevi. beni de çeken noktası orası zaten. bir sürü kitabın arasında rahatça takılabiliyorum. canım sıkıldıkça kalkıp dolaşıyorum rafların arasında. mezun olduktan sonra da özleyeceğim yerlerden birisi olacak kendisi. bakarsın mezun olduktan sonra da samsunda kalırım da ayrı da kalmam buradan ha. ne dersiniz?... :)
yazı karamsarlık içermektedir, okunmaması tavsiye edilir.
dedikten sonra; farklı hayatın farklı pencerelerine yelken açalım. her hayatı yansıtan farklı bir pencere. elindeki işleri bir kenara bırak ve birkaç saniyeliğine evleri gözetleyip yaşamlara bak. herkes kendi halinde, aynı evde birden fazla değişik pencere. hepsinin ayrı bir sıkıntısı, birkaç çuvaldızı, birkaç da iğnesi var. başkalarının derdini sahiplenmek isteyip kendi derdinden arınmak isteyenler, kabullenip kendi sorunları ile yaşamayı öğrenenler, tam öğrendim derken fire verip karamsarlığa tutulanlar. farklı farklı sorunsallar, farklı farklı çıkmazlar. kısa süreli hatalarla karşılaşmalar, altından kalkıp yoluna devam edenler, yükün altında ezilip sessizce can verenler. herkes birbirinden habersiz, haberdar olduklarını sanırken tesadüf eseri olayların gördüklerinden ibaret olmadığının farkına varanlar. benim bir pencerem var, senin bir penceren var, onun bir penceresi var. sadece 2 3 tanesinin varlığından haberdarsın, geri kalanlarından bihaber. İnsanlar ölüyor, insanlar diriliyor. çoğu diri görünürken ölmüş oluyor. kiminin namı ölü bedenini diri tutuyor.(İyi ya da kötü.) yaşamlara baktın mı? birkaç saniyeliğine. herkesin farklı hayatları olduğunu gördün mü? peki, devamını görüp onların yaşantısının içine girmek ister miydin, en derin kesimlerine hem de. İşlediğimiz günahların yazılmadığı evrelerde dünyada varolan kuklalar sanıyordum kendim dışındakileri. onları oynatan başkaları varmış gibi, oyun karakteri gibi. onların duygu ve düşünceleri yok sanıyordum. bir defasında isyan etmiştim, "sen beni sevmiyorsun, ben de artık seni sevmiyorum." küçüktüm. gözyaşlarımın bedeliydi kendimce. görmüyordum, duymuyordum, çektiğim acılarım yanıma hep zarardı. (evet evet oyuncak ayım kaybolmuştu.) bir insanın acı çekmesinin yaşı yok bence, her yaşta kendi payını alıyorsun. pişman olmuştum, kendim gibi pencerem de küçüktü. büyüdüm, değiştim, pencerem görüş açım için genişledi.(yeteri kadar değil.) İnsanların kukla olmadıklarını idrak ettim. onların da benim gibi penceresi varmış. saklı köşelerinde yatan mutlulukları, üzüntüleri. çok zaman altından kalkamayacağım yükleri sırtladığımı düşündüm, tam altında ezilecekken bana uzanan el ile ayağa kalktım. İntihar benim için kurtuluştu, sadece kendi penceremi kapatacaktım. sadece kendi odamı havasız bırakacaktım. yapacağım tek şey, oyuna son vermek olacaktı. zamanla kurtuluş olmadığını fark ettim. uzun bir zamanımı aldı diyebilirim. öğrendim ki; bir evin penceresiydim, bağlantım vardı. penceresi olduğum evin sadece penceresi olmayı bırakıp bakımsız penceresi olacaktım. İntihar etmiş olsaydım tabii. kapısı ölümle kilitlenmiş bir oda, yağmur yağacaktı, toz olacaktı, rüzgarlar esecekti, dört mevsim de ayrı ayrı zamanlarda yaşanacaktı. ölüm yüzünden o pencere hep eski gibi gösterecekti evi. şu an kapım da açık, pencerem de. ev yeni gibi görünüyor, hayatında yerim olanları üzmemiş oluyorum ama gözlerimi kapatınca aydınlıkta bulduğum karanlıkta herkesin yaşamı beni esir alıyor frank.
dedikten sonra; farklı hayatın farklı pencerelerine yelken açalım. her hayatı yansıtan farklı bir pencere. elindeki işleri bir kenara bırak ve birkaç saniyeliğine evleri gözetleyip yaşamlara bak. herkes kendi halinde, aynı evde birden fazla değişik pencere. hepsinin ayrı bir sıkıntısı, birkaç çuvaldızı, birkaç da iğnesi var. başkalarının derdini sahiplenmek isteyip kendi derdinden arınmak isteyenler, kabullenip kendi sorunları ile yaşamayı öğrenenler, tam öğrendim derken fire verip karamsarlığa tutulanlar. farklı farklı sorunsallar, farklı farklı çıkmazlar. kısa süreli hatalarla karşılaşmalar, altından kalkıp yoluna devam edenler, yükün altında ezilip sessizce can verenler. herkes birbirinden habersiz, haberdar olduklarını sanırken tesadüf eseri olayların gördüklerinden ibaret olmadığının farkına varanlar. benim bir pencerem var, senin bir penceren var, onun bir penceresi var. sadece 2 3 tanesinin varlığından haberdarsın, geri kalanlarından bihaber. İnsanlar ölüyor, insanlar diriliyor. çoğu diri görünürken ölmüş oluyor. kiminin namı ölü bedenini diri tutuyor.(İyi ya da kötü.) yaşamlara baktın mı? birkaç saniyeliğine. herkesin farklı hayatları olduğunu gördün mü? peki, devamını görüp onların yaşantısının içine girmek ister miydin, en derin kesimlerine hem de. İşlediğimiz günahların yazılmadığı evrelerde dünyada varolan kuklalar sanıyordum kendim dışındakileri. onları oynatan başkaları varmış gibi, oyun karakteri gibi. onların duygu ve düşünceleri yok sanıyordum. bir defasında isyan etmiştim, "sen beni sevmiyorsun, ben de artık seni sevmiyorum." küçüktüm. gözyaşlarımın bedeliydi kendimce. görmüyordum, duymuyordum, çektiğim acılarım yanıma hep zarardı. (evet evet oyuncak ayım kaybolmuştu.) bir insanın acı çekmesinin yaşı yok bence, her yaşta kendi payını alıyorsun. pişman olmuştum, kendim gibi pencerem de küçüktü. büyüdüm, değiştim, pencerem görüş açım için genişledi.(yeteri kadar değil.) İnsanların kukla olmadıklarını idrak ettim. onların da benim gibi penceresi varmış. saklı köşelerinde yatan mutlulukları, üzüntüleri. çok zaman altından kalkamayacağım yükleri sırtladığımı düşündüm, tam altında ezilecekken bana uzanan el ile ayağa kalktım. İntihar benim için kurtuluştu, sadece kendi penceremi kapatacaktım. sadece kendi odamı havasız bırakacaktım. yapacağım tek şey, oyuna son vermek olacaktı. zamanla kurtuluş olmadığını fark ettim. uzun bir zamanımı aldı diyebilirim. öğrendim ki; bir evin penceresiydim, bağlantım vardı. penceresi olduğum evin sadece penceresi olmayı bırakıp bakımsız penceresi olacaktım. İntihar etmiş olsaydım tabii. kapısı ölümle kilitlenmiş bir oda, yağmur yağacaktı, toz olacaktı, rüzgarlar esecekti, dört mevsim de ayrı ayrı zamanlarda yaşanacaktı. ölüm yüzünden o pencere hep eski gibi gösterecekti evi. şu an kapım da açık, pencerem de. ev yeni gibi görünüyor, hayatında yerim olanları üzmemiş oluyorum ama gözlerimi kapatınca aydınlıkta bulduğum karanlıkta herkesin yaşamı beni esir alıyor frank.
affetme ve yeniden dogma
son 1 haftadir kendimde bir degisim var.en son 9-10 yil once dinledigim bi sarkiya tesaduf eseri rastladim sanki kendimi yeniden bulmus gibiyim.
hayati ve her gunu iskence gormek yerine farkli bakiyorum gibi.her gunu bir mahkumun hapshanede katlandugi ceza olarak gormemeye basliyorum sanki
ama ne var ki 7 yillik sey kolayca duzelmiyor.tetikleyiciler ve stres altina girdigimdeki tepkilerim her seyi dagitiyor.yeniden dogmak istiyorum bunu yavas yavas yapacagim bugunku tetikleyiciler, final haftasi stresi disinda pek sikinti yok gibi
icimdeki savas durdugunda kendimden nefret etmeyi biraktigimda dunya guzel oluyor.karanlik gok yzunde pandoranin kutusu aciliyor ve umut sayesinde karanlik yerini isiga veriyor.
uzun suredir sanki yasam benim irzima geciyorduda ben kafami yastiga gomuyordum gibi..nefretle stresle sapkin dusuncelerle bas etmek normal birey olmak benim icin cok zor.7 yilin ardindan hayata yeniden geliyor gibiyim.rol yapmadan sadece kendim olarak yasiyorum..lutfen bu sursun tetikleyiciler ustume gelmesin cunku gecen seneki kadar dayanabilecegimi sanmiyorum..ofkemi nefretimi yenmeliyim onlar bana igneler saplasalarda dayanmaliyim..
son 1 haftadir kendimde bir degisim var.en son 9-10 yil once dinledigim bi sarkiya tesaduf eseri rastladim sanki kendimi yeniden bulmus gibiyim.
hayati ve her gunu iskence gormek yerine farkli bakiyorum gibi.her gunu bir mahkumun hapshanede katlandugi ceza olarak gormemeye basliyorum sanki
ama ne var ki 7 yillik sey kolayca duzelmiyor.tetikleyiciler ve stres altina girdigimdeki tepkilerim her seyi dagitiyor.yeniden dogmak istiyorum bunu yavas yavas yapacagim bugunku tetikleyiciler, final haftasi stresi disinda pek sikinti yok gibi
icimdeki savas durdugunda kendimden nefret etmeyi biraktigimda dunya guzel oluyor.karanlik gok yzunde pandoranin kutusu aciliyor ve umut sayesinde karanlik yerini isiga veriyor.
uzun suredir sanki yasam benim irzima geciyorduda ben kafami yastiga gomuyordum gibi..nefretle stresle sapkin dusuncelerle bas etmek normal birey olmak benim icin cok zor.7 yilin ardindan hayata yeniden geliyor gibiyim.rol yapmadan sadece kendim olarak yasiyorum..lutfen bu sursun tetikleyiciler ustume gelmesin cunku gecen seneki kadar dayanabilecegimi sanmiyorum..ofkemi nefretimi yenmeliyim onlar bana igneler saplasalarda dayanmaliyim..
neyim ben
7 yildir ölu hayat surmemin nedeni bu.
sonunda cozdum ve buldum
surekli deneyipte basariz olmamin sebebi bu.ben kendimi bilmiyorum ben kendim konusunda eksigim.bir karakterim yok.kendimi lanetlenlenmis hissetmem surekli zayif ve basarisiz hissetmem ve ne kadar denesemde hep bu eksiklik yuzunden basarisiz olmamin nedeni bu.
ben kendimi bulamiyorum 7 yildir rol yaparak gecen hayatim bana kendimi unutturdu.iyi ve kotunun otesinde bir sey bu.nasil karakterim oldugunu bilmiyorum suana kadqr utangac asiri durust asiri saf ezik bir cocuktum ama tam tersi hareketli eglenceli biride olabiliyordum arkadaslarimin arasinda kismen boyleyim herkes olabilirim.hepsi birer rol gercek ben hangisi..en son cocukken bir karakterim vardi ama son 7 yil sadece rol.insanin katlanmak ucin rol yapmasi durumunu yasadim yasiyorum bie cesit hapis kendimi unuttum
icimde hep bir catisma kaos var.bundan yorulup perdeleri cekip kendimi icime hapsedip uyusturmaya calisiyorum.son 7 yilin ozeti bu.gecenlerde god of war 4 full movieyi bitirdim o gun uyurken ve uyandigimda sacma sapan kratosla ilgili cocuksu hayaller kurdum.onun ogluymusum arkadasiymisim gibi 21 yasindayim ama iste baba eksikliginin sacmaligi.ne kadar zavallica.sevgi ve samimiyet isterdim azicik ilgi isterdim ama kucukkenki bir tutam sevgi disinda sadece korku ve asagilanma gordum.maco ukala ve narsist biri.iste bu yuzden hemcinslerimden muhafazakarliktan macoluktan erkek cinsiyetinden tiksiniyor kadinlariysa daima zor anlarimda yanlarimda oluslarindan oturu taparcasina seviyorum
dis dunyaya cikmak istemiyorum ic dunyamdaki dugumu cozmekte istemiyorum.tam 7 yildir kendimden nefret ediyorum tam 7 yildir kendimden uzagim oyle uzagim ki 3 yil oncesine kadar aynaya bile bakmiyordum hayati bir iskence bir katlanma olarak goruyor bos umutlar hayaller kuruyordum.hayatim boyunca kendime ait bir tarzim olmadi kendime ait olan ozendigim bir seyler olmadi.hepsi roldu sahteydi hepsi uyum saglamak icindi.hep baski hep saklanma hep kacis.hala durum boyle.karsi cinsten bi arkadasimla telefonda konusurken ailemden biri kapima yakinsa eger arkadasim hemcinsimmis gibi konusma ve buna benser binbir baski yasiyorum
kendmle barisp kendimi sevemiyorum cunku kendimi tanimiyorum ve tum bu nefretin basarisizligin uyusmanin sebebi bu.bu gidisle belkide kisikik bolunmesi falan yasayacagim.tum o bastirmak zorunda kaldigim seyler tum saklanan gercekler ortaya cikmaya basladi zaptedilemez hale geldiler.
bakalim ne kadar surecek 2 yildan fazla yasayamayacagima eminim gerceklikten okuldan her seyden uzaklasiyorum.kendm olmayi denedigimdeyse her gun bambaska karakterler olasim geliyor.kimi gunler deli eglenceli yaratici biri kimi gunler sakin bilge biri kimi gunler olgun biri kimi gunler cocuk biri..
ya yepyeni bir ben ortaya cikacak tarzi olan hareketleriyle yuruyusle her seyiyle suankinden bambaska olan rol yapmayan hayati bir katlanma bir iskenfe gormeyen orjinal olan icinden geldigi gibi davranan bir ben ki bunun kisilik bolunmesine neden olmasindan korkuyorum..ya da 2 yillik omrum var..
7 yildir ölu hayat surmemin nedeni bu.
sonunda cozdum ve buldum
surekli deneyipte basariz olmamin sebebi bu.ben kendimi bilmiyorum ben kendim konusunda eksigim.bir karakterim yok.kendimi lanetlenlenmis hissetmem surekli zayif ve basarisiz hissetmem ve ne kadar denesemde hep bu eksiklik yuzunden basarisiz olmamin nedeni bu.
ben kendimi bulamiyorum 7 yildir rol yaparak gecen hayatim bana kendimi unutturdu.iyi ve kotunun otesinde bir sey bu.nasil karakterim oldugunu bilmiyorum suana kadqr utangac asiri durust asiri saf ezik bir cocuktum ama tam tersi hareketli eglenceli biride olabiliyordum arkadaslarimin arasinda kismen boyleyim herkes olabilirim.hepsi birer rol gercek ben hangisi..en son cocukken bir karakterim vardi ama son 7 yil sadece rol.insanin katlanmak ucin rol yapmasi durumunu yasadim yasiyorum bie cesit hapis kendimi unuttum
icimde hep bir catisma kaos var.bundan yorulup perdeleri cekip kendimi icime hapsedip uyusturmaya calisiyorum.son 7 yilin ozeti bu.gecenlerde god of war 4 full movieyi bitirdim o gun uyurken ve uyandigimda sacma sapan kratosla ilgili cocuksu hayaller kurdum.onun ogluymusum arkadasiymisim gibi 21 yasindayim ama iste baba eksikliginin sacmaligi.ne kadar zavallica.sevgi ve samimiyet isterdim azicik ilgi isterdim ama kucukkenki bir tutam sevgi disinda sadece korku ve asagilanma gordum.maco ukala ve narsist biri.iste bu yuzden hemcinslerimden muhafazakarliktan macoluktan erkek cinsiyetinden tiksiniyor kadinlariysa daima zor anlarimda yanlarimda oluslarindan oturu taparcasina seviyorum
dis dunyaya cikmak istemiyorum ic dunyamdaki dugumu cozmekte istemiyorum.tam 7 yildir kendimden nefret ediyorum tam 7 yildir kendimden uzagim oyle uzagim ki 3 yil oncesine kadar aynaya bile bakmiyordum hayati bir iskence bir katlanma olarak goruyor bos umutlar hayaller kuruyordum.hayatim boyunca kendime ait bir tarzim olmadi kendime ait olan ozendigim bir seyler olmadi.hepsi roldu sahteydi hepsi uyum saglamak icindi.hep baski hep saklanma hep kacis.hala durum boyle.karsi cinsten bi arkadasimla telefonda konusurken ailemden biri kapima yakinsa eger arkadasim hemcinsimmis gibi konusma ve buna benser binbir baski yasiyorum
kendmle barisp kendimi sevemiyorum cunku kendimi tanimiyorum ve tum bu nefretin basarisizligin uyusmanin sebebi bu.bu gidisle belkide kisikik bolunmesi falan yasayacagim.tum o bastirmak zorunda kaldigim seyler tum saklanan gercekler ortaya cikmaya basladi zaptedilemez hale geldiler.
bakalim ne kadar surecek 2 yildan fazla yasayamayacagima eminim gerceklikten okuldan her seyden uzaklasiyorum.kendm olmayi denedigimdeyse her gun bambaska karakterler olasim geliyor.kimi gunler deli eglenceli yaratici biri kimi gunler sakin bilge biri kimi gunler olgun biri kimi gunler cocuk biri..
ya yepyeni bir ben ortaya cikacak tarzi olan hareketleriyle yuruyusle her seyiyle suankinden bambaska olan rol yapmayan hayati bir katlanma bir iskenfe gormeyen orjinal olan icinden geldigi gibi davranan bir ben ki bunun kisilik bolunmesine neden olmasindan korkuyorum..ya da 2 yillik omrum var..
hayallerim ve tembelligim
bugun odami topladim ve duzenli spor yapmak istedigim icin hazirlik olarak bugun duzensiz araliklarlada olsa 100 e yakin barfix falan yaptim
hayalimdeki duzen:
gunluk 1-2 saat streetworkout(fotograftaki program) yaptigim, 1 saat yabancidil, 1 saat programlama, 1 saat karikatur-senaryo calistigim ve her gun mutlaka 1 saat yuruyuse cikip kafa dinledigim, ilerleyen zamanlarda programlamadan, senaryo ve karikaturlerden 3-5 kazanip cesitli yatirimlara hisse senedine borsaya falan harcayip iyi bir para yonetimiyle ciddi para kazanip cennet gibi bir hayat surmek, tum yasayamadiklarimi yasamak , icimdeki sanata bilime dair gecmisteki istahi gidermek hayalkirikliklarinin yaralarini sarmak
yasadigim duzen:
sabah 8-9 gibi uyku, ikindi de yapilan kahvalti kahvalti yaparken ve ardindan gece 21-22 e kadar telefonda facebook, youtube gece 22-23 civari yapilan yuruyus , gece 2 de aksam yemegi ardindan sabah 8-9 a kadar youtube facebook sapkin pornografiler vs
ozetle:
tembel, asosyal, yorgun, pes etmis ve her yonuyle curuyen bir ben
cozum:
duzenlenen uyku, gidilen okul, duzenli spor ve duzenli calisma, arkadaslarin arasina katilma vs
gercekler:
bozuk psikoloji, kendimi kotu hissettiren kiyafetler, kendim olamadigim arkadas ortami, evin genel duzeni
sonuc:
temel ihtiyaclar hiyearsisindeki en temel ihtiyaclari karsilayamadan daha ust basamaktakilere ulasma istegi.temeli bozuk binaya agir yuk koymak gibi eninde sonunda cozuyor
icinden cikilmaz bir labirentte asla bir cikis yolu bulamayip sonsuza kadar curumeye hapsedilmis bir labaratuar faresi..
bugun odami topladim ve duzenli spor yapmak istedigim icin hazirlik olarak bugun duzensiz araliklarlada olsa 100 e yakin barfix falan yaptim
hayalimdeki duzen:
gunluk 1-2 saat streetworkout(fotograftaki program) yaptigim, 1 saat yabancidil, 1 saat programlama, 1 saat karikatur-senaryo calistigim ve her gun mutlaka 1 saat yuruyuse cikip kafa dinledigim, ilerleyen zamanlarda programlamadan, senaryo ve karikaturlerden 3-5 kazanip cesitli yatirimlara hisse senedine borsaya falan harcayip iyi bir para yonetimiyle ciddi para kazanip cennet gibi bir hayat surmek, tum yasayamadiklarimi yasamak , icimdeki sanata bilime dair gecmisteki istahi gidermek hayalkirikliklarinin yaralarini sarmak
yasadigim duzen:
sabah 8-9 gibi uyku, ikindi de yapilan kahvalti kahvalti yaparken ve ardindan gece 21-22 e kadar telefonda facebook, youtube gece 22-23 civari yapilan yuruyus , gece 2 de aksam yemegi ardindan sabah 8-9 a kadar youtube facebook sapkin pornografiler vs
ozetle:
tembel, asosyal, yorgun, pes etmis ve her yonuyle curuyen bir ben
cozum:
duzenlenen uyku, gidilen okul, duzenli spor ve duzenli calisma, arkadaslarin arasina katilma vs
gercekler:
bozuk psikoloji, kendimi kotu hissettiren kiyafetler, kendim olamadigim arkadas ortami, evin genel duzeni
sonuc:
temel ihtiyaclar hiyearsisindeki en temel ihtiyaclari karsilayamadan daha ust basamaktakilere ulasma istegi.temeli bozuk binaya agir yuk koymak gibi eninde sonunda cozuyor
icinden cikilmaz bir labirentte asla bir cikis yolu bulamayip sonsuza kadar curumeye hapsedilmis bir labaratuar faresi..
neden ve nasil disari cikmaliyim?
bu soruya mantikli bir cevap veremiyorum.neden disari cikmaliyim?sabah gec saatlerde uyuyor ikindide uyaniyorum kahvalti ettigim saat normal insanlar icin aksam yemegine denk geliyor
disari cikmak icin bir amac anlam arzu hissetmiyorum m bedeni uygunken xl ina sahip oldugum yagmurlugumu giyip ezik gibi gorunerek kulakligimi takip yuruyus yapip gelmenin ne amaci ne anlami var ki?bundan sıkıldım.yuruyus yaptigim yerlerin her cmsini ezberledim.
farkli yerlere gitsem yalniz olduktan sonra bir farki, anlami yok, sosyalleseyim desem param yok, arkadas edineyim desem insan sever biri degilim baskalariyla tanisayim desem ugrasicak arzum yok
sanaldaki arkadaslarimla iletisimimde zayifliyor dertlestigim ve cok sevdigim sanal 1 tane arkadasim disinda kimse yok.okuldaki arkadaslarim sadece okuldan ibaretler ki onlarin yaninda ben ben degilim.
tum gunum sosyal medyada siyasi dini tartismalarla trollukle youtube la pornoyla geciyor.bazen gece gec saatlerde tenhada kulakligi takip 45dk 1 saat yuruyus ve parktaki 3-5 spor aletiyle dips falan calismak disinda yaptigim bir sey yok
lafa gelince sanal psikologum herkese moral veriyorum sosyal medyada ask doktoruyum insan iliskilri uzmaniyim asosyallere sosyallesmeyi anlatan hayata kusenleri hayatla baristiran biriyim herkesin zeki sandigi biriyim ama gerceklerim boyle
bir duzene koysam sporu duzenli yapsam her gun aklima gelen binlerce karikaturu video montajini kucuk programlari oyunlari yapip paylasabilsem okumak istedigim ama elime aldigimda zorlamayla 10 sayfasini zor okudugum kitaplarimi okuyabilsem bunlari istiyorum ama en alttaki temel bozuk olunca bunlar olmuyor evde curuyorum tum yaraticiligim hayallerim arzularim yasam istencim eriyor her gecen gun azar azar yavas yavas
tum gun telefon ekranina bakip siyasi tartismalarla haberlerle icimi karartmaktan trollukle aptal aptal eglenmekten kendimi uyusturmaktan baska yaptigim bir sey yok yapmak istesemde param yok yorgunlugum var
olmak istedigim kisi degilim ait olduklarma sahip degilim parcalar uyusmuyrlar bir turlu oturmuyorlar kendim degilim olamiyorum kendimi tanimiyorum istedigim tarzda degilim istedigim seyleri yapmiyorum.hem disimda hem icimde bir hapishanedeyim ve bu hapishaneyle basa cikmak icin tek yaptgim sey kendimi uyusturmak
hayalini kurdugum hayati asla yasayamayacak ve aci icinde olecegim..bundan eminim
bu soruya mantikli bir cevap veremiyorum.neden disari cikmaliyim?sabah gec saatlerde uyuyor ikindide uyaniyorum kahvalti ettigim saat normal insanlar icin aksam yemegine denk geliyor
disari cikmak icin bir amac anlam arzu hissetmiyorum m bedeni uygunken xl ina sahip oldugum yagmurlugumu giyip ezik gibi gorunerek kulakligimi takip yuruyus yapip gelmenin ne amaci ne anlami var ki?bundan sıkıldım.yuruyus yaptigim yerlerin her cmsini ezberledim.
farkli yerlere gitsem yalniz olduktan sonra bir farki, anlami yok, sosyalleseyim desem param yok, arkadas edineyim desem insan sever biri degilim baskalariyla tanisayim desem ugrasicak arzum yok
sanaldaki arkadaslarimla iletisimimde zayifliyor dertlestigim ve cok sevdigim sanal 1 tane arkadasim disinda kimse yok.okuldaki arkadaslarim sadece okuldan ibaretler ki onlarin yaninda ben ben degilim.
tum gunum sosyal medyada siyasi dini tartismalarla trollukle youtube la pornoyla geciyor.bazen gece gec saatlerde tenhada kulakligi takip 45dk 1 saat yuruyus ve parktaki 3-5 spor aletiyle dips falan calismak disinda yaptigim bir sey yok
lafa gelince sanal psikologum herkese moral veriyorum sosyal medyada ask doktoruyum insan iliskilri uzmaniyim asosyallere sosyallesmeyi anlatan hayata kusenleri hayatla baristiran biriyim herkesin zeki sandigi biriyim ama gerceklerim boyle
bir duzene koysam sporu duzenli yapsam her gun aklima gelen binlerce karikaturu video montajini kucuk programlari oyunlari yapip paylasabilsem okumak istedigim ama elime aldigimda zorlamayla 10 sayfasini zor okudugum kitaplarimi okuyabilsem bunlari istiyorum ama en alttaki temel bozuk olunca bunlar olmuyor evde curuyorum tum yaraticiligim hayallerim arzularim yasam istencim eriyor her gecen gun azar azar yavas yavas
tum gun telefon ekranina bakip siyasi tartismalarla haberlerle icimi karartmaktan trollukle aptal aptal eglenmekten kendimi uyusturmaktan baska yaptigim bir sey yok yapmak istesemde param yok yorgunlugum var
olmak istedigim kisi degilim ait olduklarma sahip degilim parcalar uyusmuyrlar bir turlu oturmuyorlar kendim degilim olamiyorum kendimi tanimiyorum istedigim tarzda degilim istedigim seyleri yapmiyorum.hem disimda hem icimde bir hapishanedeyim ve bu hapishaneyle basa cikmak icin tek yaptgim sey kendimi uyusturmak
hayalini kurdugum hayati asla yasayamayacak ve aci icinde olecegim..bundan eminim
kulaklığımı düşürdüm.. öyle kulaklığımı takıp dünyadan kopayım modunda bir insan değilim fakat kulaklığıma bir şey olduğunda çok modum düşüyor, niye böyle oldu ki falan.. güne böyle başlayınca elbette murphy laws devreye girdi ve mide bulantısı artı halsizlikle günümü tamamlıyor, sabaha sağlam çıkmayı umuyorum.
kendim hastalandığımda önemsemem fakat başkasının hasta olmasına dayanamıyorum. bilhassa yaşlılar konusunda çok hassasım. dedem de anneannem de çok hasta şu dönemler, onları öyle görünce böyle bebek gibi sevip, bakasım geliyor. zaten kuş kadar kaldılar tontişlerim. bu durumdaki insanlara nasıl kötü davranıyorlar aklım almıyor sahiden. dünyada ne kadar hasta insan varsa toplayıp bakmak istiyorum, insana böyle bir şey yük gelir mi ? yok, modern dünya bana göre değil. kimim/neyim varsa toplayıp dağa, ormana falan yerleşeceğim. sebze yetiştirir, geçinir giderim. ruhum emekli, mis..
bu arada bu kanalı çok seviyorum :
bu şarkı kadar huzurlu geceler !
kendim hastalandığımda önemsemem fakat başkasının hasta olmasına dayanamıyorum. bilhassa yaşlılar konusunda çok hassasım. dedem de anneannem de çok hasta şu dönemler, onları öyle görünce böyle bebek gibi sevip, bakasım geliyor. zaten kuş kadar kaldılar tontişlerim. bu durumdaki insanlara nasıl kötü davranıyorlar aklım almıyor sahiden. dünyada ne kadar hasta insan varsa toplayıp bakmak istiyorum, insana böyle bir şey yük gelir mi ? yok, modern dünya bana göre değil. kimim/neyim varsa toplayıp dağa, ormana falan yerleşeceğim. sebze yetiştirir, geçinir giderim. ruhum emekli, mis..
bu arada bu kanalı çok seviyorum :
bu şarkı kadar huzurlu geceler !
Omü Dedikodu