limos
minik bir bebek insana bayramlık giydirme hevesi anne olma hissini getiriyor ama sonra aklıma işten gelip montla kanepede 2 saat duvar izleyerek kendime anca geldiğim ve hemen üstümü çıkarıp sağlıksız şeyler yiyip uyumaya çalıştığım geliyor ve his kayboluyor
nar
yarın bayraaamm ve beeeen minik yavrumun bayramlıklarını büyük bir heyecanla hazırladım baş ucuna koydum 🥹 bayramlar o kadar tatlandı ki onunla her seyden x8748392020 keyif alıyorum hamdolsun 🫠 herkese iyi bayramlarrrrrr
Артем
nasılsınız gençler,benim garip ve karışık yazılarımı özlediniz mi :d dhshshdn özlediğinizi varsayıyorum ve hemen başlıyorum özleminizi gidereyim
(bugün biraz fazla hızlandım)
abi saçımı kestirirken sakalımı da biraz kısalttırayım dedim keşke yapmasaydım fetüse döndüm lan (büyük boy çöp poşetlerinden kendime rahim oluşturup içinde sağa sola tekme atasım var ) :d tabi sadece bana öyle geliyor olabilir,biraz paranoyaklaştım herkes beni izliyormuş gibi hissediyorum :d ben birşeyi merak ediyorum bir insanı tanımadan ondan nasıl hoşlanıyorsunuz bunu bana öğretin,aaaa ben seni arkadaşım olarak görüyordum pis şerefsiz diyorlar sonra,onu da anlayabilmiş değilim birini tanımadan nasıl sevebilirsin.test aşamasında olan yazılımlar gibi olur.sürekli bug çıkar takılır sinir eder hayattan soğutur, sonra bir taraf ya olmuyor sevmiyorum diyor ve karşısındaki insana ne yaşattığını düşünmeden keyfine göre gidiyor bari özür dile insanların duygularıyla oynamayın lan yazık,eminseniz ilişkiye başlayın ileri de sizin elinizde olmayan bir olay olur yollarınızı ayırmanız gerekir(ayrılık gene acıtır ama iki kişide yapılması gerekenin bu olduğunu bilir öyle bir durumda)ama kalp kırmaz ve kalbiniz kırılmaz,bencil olmayın lan dünyada ki en önemli şey kendinizmiş gibi hareket etmeyin çünkü değilsiniz.insanlığa,bilime katkıda bulunduysanız kendinizi daha fazla düşünebilirsiniz.kalbinizin kırılması size diğer insanları kırma hakkını vermiyor en nefret ettğim insan tipidir.ben çok üzüldüm o yüzden üzüyorum elimde değil,hadi lan sie elinde değilmiş gayette elinde ulan.ben bu mantıkla hareket etseydim akıl sağlığı bozulurdu herkesin delirirdi millet...neyse bu da böyle bir yazımdır
Eleni
kesiksiz uyuyanlara özeniyorum. rahatsız, bölük bölük uykulara sahibim. aynı zamanda çok uzun uykulara ama konu bu değil, konu öğretmenlik frank. bazen düşünüyorum da öğretmen olasım var. tüm öğrenciler tarafından sevilen bir öğretmen. çünkü inancım beni arkadaşlık ilişkisi ile birleşen öğretmenlerin daha çok sevildiği tezine sürüklüyor. ben öyleydim mesela; en başarılı olduğum dersler hep sevdiğim öğretmenlerin dersiydi. çoğunun iyi niyeti suiistimal edilir, ardından bir canavar doğardı. sonrasında “iyi niyetli olmak yaramıyor size.” cümleleri ve hemen ardından gelen masaya çarpmış yumruklar. yaramaz öğrencilerin çoğu sorunları olan öğrencilerdi, lakin odak merkezini hep sınıfın en çalışkanı sahiplenirdi. tüm öğretmenler ona yönelir, bizi 2. plana atarlardı, belki de 3. 5. 6. planlara. bunun aksi tavırlarını sergileyen hocaları hep garipsedim, alışılmamış bir hissiyatti. bir kadın öğretmenim vardı, tüm sorunlarımı göz ardı eden tek bir öğretmen. İyi niyetini istesem de suiistimal edemezdim, yanımda gibiydi. sarılışı vardı bir defasında, kötü olduğum bir anda hem de. bu sınıfta eleni’yi(ewt bni .s) ayrı seviyorum diyerek içten bir sarılışı, benim ise durumun şoku ile kendimi ondan uzaklaştırıp geri çekişim.(lez msn lan?) tabii hemen ardından gelen bir pişmanlığı yok saymamalıyım. İçten, şefkat doluydu ama ihtiyacım yoktu buna. sonrasında sınıf içi çok konuşulmuştu, “okulda hiçbir hocaya sevdiremedik kendimizi afghsjkldşs.” dedikçe söylenen “öyle dme o karı sni sefio.” söyleşileri. benim ise daha çok uzaklaşmam. karışık mevzulardı. zaman geçtikçe dersi sevdiren bir hareketin sahip olduğu bir mevzu. doğru. sonrasında o derste başarılı oldum, nedeni ise inek gibi çalışıyor olmam değil de(ki işm olms.) 5 saniyelik bir sarılmaydı. İhtiyacım olan sevgi pıtırcıklığıydı demek ki. bu yüzden arada bir öğretmen olasım geliyor, sonrasında geçiyor. geçmediği zamanlar daha fazla ama çizildi artık bir şeyler.
w4silo
5 tane annem 2 tane babam var şimdi demeyin 'ne diyorsun biraaderr sen ' öyle işte sizi doğuran,büyüten ve eğiten insanlar sadece iki kişiyle sınırlı olmuyor bazen sonradan da anne veya baba kazanılabiliyor. geçen hafta babamın gitmeden önce bir mektubunu halam mail ile bana gönderdi,şöyle başlıyordu:merhaba kardeşim bu mektup sana ulaşacağı zaman ben çoktan o karanlık tarafa yola koyulmuş olucam.hatırlarmısın güzel hayallerimiz vardı seninle o gençlik zamanlarımızdan rüyalara kapılmış gençler olarak bir o tarafta bir bu tarafta koşturup durduk özgürlüğü savunuyorduk ahmette öyle olucak biliyormusun geçen hafta geldi yanıma bir şiir okudu ahmed ariften içerdeyi okudu bana.şimdi gelelim asıl konumuza kardeşim dilim bu cümleleri kurarken çok zorluk çekiyor ama birisinin bunları ögrenmesi gerekli,ben ahmet'in evliliğini göremeyeceğim kardeşim veya bir baba olduğunu,çocugunu kucağına aldığında onun omuzlarını sıvazlayan kişi ben olamıcam.geçen gün hastaneye gittim birşeyler çıkmış dediler içimde biraz afalladım o an aklıma ahmet geldi şuan okuldan dönmüştür karnı acıkmıştır diye düşündüm o an ve hemen orayı terkettim.biliyorsun zor bir çocukluğu oldu annesi bizden kopup gittiğinden beri hep bir yanı eksik kaldı hep o eksikliği doldurmaya çalıştım ama bazen başaramadım siz onun eksik yanlarını doldurun yalan söylemeyi beceremez lafları ikilemeye başlarsa bilinki size söylemek istediği birşeyi söyleyemiyor çekiniyor bu arada dövmelere merak saldı aman hertarafını boyamasına izin vermeyin.bu saatten sonra o sizinde evladınız olsun demek çok isterdim ama o sizi kabul etmicek bunu çok iyi biliyorum o yanaşmaz kimseye sizden kaçmaya çalışır sürekli kaçmasına izin vermeyin bir zamandan sonra sizi alışıcak görüceksiniz bunu söyliceklerim bu kadar onun büyüdüğünü az da olsa izleyebildim gülşen kardeşim ama ondan ayrılmak o kadar zor ki şuan içerde yatıyor sabah okulu var kıyafetlerini ütüleyip odasına bıraktım ona sarılmamak için kendimi çok zor tutuyorum sebebsiz yere sarıldığım zaman şüpheleniyor birşeylerden neyse kardeşim çok uzatmak istemiyorum güzel bir hayat yaşadım güzel bir evladım oldu ama bu kadarmış herşey sevgi ve barış ile kal kardeşim...
ben büyüdüm baba.kardeşlerin benim annem ile babam oldular gözün arkada kalmasın senden sonra bikaç dövme daha yaptırdım ama o dövmelerin içinde hep sen gizliydin be baba.seni çok özledim
Neris
tahİr İle zühre hİkayesİ
geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. malı, mülkü, askere kısaca her şeyi vardır. ancak çocuğu olmamaktadır.
doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. “her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin” diyen bir dilenciye para verir. oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. derviş “marifetlerim vardır” deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. bunun üzerine dervişten yardım isterler. dervişte cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını, ama onları ayırmamalarını evlendirmelerini söyler. padişahta vezirde çok sevinir. akşam elmayı yerler ve dokuz ay on gün sonra padişahın kızı, vezirin oğlu olur. kızın adını zühre, oğlanın adını tahir koyarlar. tahir ile zühre birlikte büyürler. en tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. fakat on yaşında zühre’nin gönlü tahir’e düşer ve uyurken tahir’i öper. tahir çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanır. bir gün zühre tahir’i yine öper ve tahir’de zühre’yi döver. zühre o kadar üzülür ki allah’a “allah’ım benim sevgimin yarısını tahir’e ver” diye dua eder. tahir’de zühre’ye aşık olur. bu sefer zühre kendini naza çeker. ancak kardeş olmadıklarını öğrenen tahir ile zühre günden güne bir birine daha çok bağlanırlar. sazlarını alıp bir birlerine türkü söylerler. bunları gören arap köle padişahın karısına söyler. padişah kızını tahir’le evlendirmenin zamanı geldiğini söyler.
ancak karısı kızının padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. padişah kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir. bu arada tahir rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah tahir'den soğur ve onu saraydan kovar. aşkı ile yanıp tutuşan tahir zühre’nin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. zühre’de olayları dadısından öğrenir ve her şeyi tahir’e açıklar. arap köle bunları görünce yine padişaha haber verir. bu sefer padişah onu mardin’e sürer. mardin’de yedi yıl kalan tahir bir gün allah’a dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. duası kabul olur zindanın açılan kapısından siyah atıyla hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken zühre’nin köşkünün önüne bırakır. zühre tahir’i dadısına gönderir. o günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. fakat bir gün tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. rüyası yine çıkar çünkü arap köle onları yine görmüştür. bunu padişaha haber verir ve tahir, üstü açık bir sandıkla şat suyuna bırakılır. şat suyu kenarında da göl padişahının sarayı vardır. zühre bunu bildiği için göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. göl padişahın üç kızı da tahir’i sevmektedir ve bir gün onu paylaşamadıkları için kavga ederken, tahir bunları duyar ve kaçar. bir çeşme başında dua eder ve uyur. at sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. yine ata biner ve gözlerini kapatır. derviş “aç” dediği zaman tahir kendisini zühre’nin köşkü önünde olduğunu görür. dadısına gider. dertleşirler. bir gün tahir davul zurna sesleri duyar ve dadısından zühre’nin evleneceğini öğrenir. kadın esvabı ile düğüne gider. kendini zühre’ye tanıtır. ertesi gün zühre ile anlaşırlar. hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler.
ancak arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. arap köle durumu padişaha haber verir. padişah tahir’i yakalatır. mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. tahir iki haneyi söyler fakat üçüncü hanede zühre'nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. padişahta onun boynunu vurdurmaya karar verir. cellat tahir’in boynunu vurmadan tahir namaz kılıp allah’a ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür. bunu gören zühre aklını kaçırır. hekimler çare bulamaz hatta tahir’in etini yedirmeye çalışırlar ama dadısından bunu öğrenen zühre’de çok kızar, tahir’in mezarına gider. allah’a ruhunu alması için dua eder ve ölür. mezara gelen arap köle de zühre’ye aşık olduğu için kendini hançerle öldürür. padişah kızını tahir’e vermediği için pişman olur ama iş işten geçmiştir. bir süre sonra aşıklara mezar yapılır. arap köle de başuçlarına gömülür. oradan geçenler zühre'nin mezarında beyaz bir gül fidanı, tahir’in üzerinde ise kırmızı bir gül fidanı görürler. arab’ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. her sene aşıklar baltalarla o çalıyı keserler ancak çalının yine bittiğini görürler. ziyaretgah olan mezarı da aşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler. (alıntı)
and he lived happily ever after
İlişki denen şey tek tarafın hep vermesi ötekinin hep alması yani parazitik bir durum değildir. İki tarafın da faydalandığı bir durumdur; mutualistiktir. o yüzden doğru kişiyi bulmadıysanız acilen ondan kurtulmalısınız. aksi halde sömürüldüğünüzle kalmanız işten bile değildir. o yüzden çeşitli taktikler, savunma sistemleri geliştirmelisiniz.

mesela yemeğe gideceksiniz. öncelikle yemeğe gideceğiniz mekan çok önemli. oturacağınız yerden tuvalet ve çıkış görünmemeli ve aynı istikamette olmalı. oldu da bir hataya düştün hatunu pek tanımadan yemeğe çıktınız. yemeği bitirdiniz, sohbete devam, laf arasında bi ağzını yokla hatunun hesabı nasıl yapalım diye. derse ki hesabı erkek ödemeli; bence de, benim de kanaatim o yönde zaten de. muhabbeti devam ettir 10-15 dk, en optimal süre 9 dk'dır ama olsun işi garantiye almak gerek, daha sonra müsadenle benim bir lavaboya gitmem lazım de kalk. sonra hatunun görüş açısından çıkana kadar sakince yürü, iyi dinle bak buralar çok önemli, erkenden hızlanırsan hatun mevzuyu çakar, görüş açısından çıktığın anda adımlarını hızlandırmalısın ve hemen çıkışa yönelmelisin! mekandan çabucak çık. arkana bile bakma, koşarak uzaklaş! koşmak zaten endorfin salgılamanı sağlayacaktır ve mutlu eder seni; o yüzden yaptığından da daha az pişmanlık duyarsın. aslında pişmanlık duymanı gerektirecek bir şey yapmadın; kendi geleceğini kurtardın. ama insan vicdanı işte, elvermiyor yine de.

neyse, böyle şeyler düşünme sen. koşmana bak. koş, koş, daha çok koş. sonunda zaten yorgunluktan vicdan azabı olayın da kalmayacak. İşte o anlar çok önemli. hemen hatunun numarasını ve tüm sosyal medya hesaplarını engellemen için birkaç dakikan var, onu iyi değerlendir.

tüm bunları yaptıktan sonra kumsal olur, çimenler olur, (kesinlikle beton zeminde yapma bak uyarıyorum, dizlerini parçalayıp suçu bana atma) koşarak dizlerinin üzerinde kayıp işaret parmaklarını gökyüzüne yönelt ve bil ki yüce tanrı thor bu kararından dolayı valhalla'da sana sofrasında yer ayırdı. çünkü bunu yapmak için irade, sağlamlık, güç, çeviklik, zeka, ateş, su, toprak, tahta gerek. yani her baba berserkerin harcı değil bu, sen olağanüstüsün kardeşim, sen bir numarasın, başarabilirsin.

bu arada anlamadığın yerleri sorma, tekrar tekrar oku, anlatmaya uğraşamayacağım. ayrıca, yaptığım bu amme hizmetinden dolayı bana sonra teşekkür edersin.

not: bu mesaj ağır bir işsizlik örneği olmakla beraber kimseyi eleştirme maksadıyla yazılmamıştır. kişi, mekan ve olaylar tamamıyla kurgusaldır ve alegori içermemektedir. ayrıca hayatınızdan çaldığım dakikalar artık benimdir, geri iadesi söz konusu değildir. biliyorum ki çoğu kişi mesajın sonunu göremeden telef oldu ama buraya kadar başaranlara şunu söylemek istiyorum: demek ki işsizlik konusunda yalnız değilim, sağolun varolun! (bu mesajı okuyup yayınlamak durumunda olan admin/moderatörleri tenzih ederim, o gönüllü de olsa işe giriyor çünkü, ama tabiki onlara da ayrıca teşekkürler heheh.)
anonim
rüyamda böyle küçük bir akarsuda elimle balık yakalamaya çalışıyorum ve birsürü balık yakalamışım ve kapanışıda kocaman bir balık tutarak yapıyorum tabi ve hemen uyandırdılar beni daha o tuttuğum balıkları yiyecektim afiyetle neden uyandırdınız ki beni diye anneme söyleniyorum asdfgj😥😤😁
anonim
geçenlerde burada çok ilginç bir yazı okudum ve hemen arkadaşlara bahsettim siz de gördünüz mü diyerekten oysaki, güya onlar omü dedikoduyu takip etmiyorlarmışşş ayy bende ne kadar inandım buna anlatamam size. artık itiraf edin arkadaşlar burayı takip ettiğinizi bu ayıpssama nedir yahuu sanki kötü bişey yapıyoruz burda haksız mıyım ??
thyke
çarşıdan dönerken tulumba tatlısı aldırdım.akşam çay vakti geldi ve hemen tatlıları ben koymak istedim .tabaklara eşit bir şekilde dağıtmak için bir kaç tanesini mideye indirdim.ee hak geçirmeyelim değil mi?😉😁
maestro
merhabalar. yılbaşı dolayısıyla size başımdan geçen yüzde 100 gerçek bir hikayemi anlatacağım. 2008i 2009a bağlayan yılbaşı gecesi yeter birader bi kere de biz kutlayalım diyerek ben, hürriyet gücer ve shinji okazaki istanbulda bir yılbaşı partisine gitmeye karar verdik. bilindik bir mekan bura şimdi reklam olmasın. saat 9 gibi mekana giriş yaptık. içerisi hala tam ısınmamıştı. hürriyet bu nedir abi şarabımızı tuzlu fıstığımızı alıp boğazda bi bankta takılalım dedi. ben de dedim ki olum o kadar para verdik benim burdan ancak ölüm çıkar dedim. shinji çoktan bar taburesine oturmuş sakisini içmeye başlamıştı bile. neyse yavaş yavaş mekan doldu kız erkek oranı nerdeyse yarı yarıyaydı ve yeni yıla yarım saat kalmıştı. hürriyet ve ben localardan birine çekilmiş insanların eğlenmesini izliyorduk. hürriyet bi ara tuvalete gitti ve hemen yüzünde endişeli bir ifadeyle geri geldi. alex de burdaymış abi benim markaj yapmam lazım dedi. olum dedim adamı bari burda rahat bırak dedim ya. aldığı ciddi miktarda alkol sebebiyle beni dinlemedi ve soluğu alexin yanında aldı. neyse ben de tuvalet ihtiyacımı karşılamak için tuvalete doğru yol aldım. tuvalete yaklaştıkça japonca bağırışlar duymaya başladım. aha dedim okazakiyi çinli sanan biri dövüyor kesin. koştum baktım tuvalette kendi kendine konuşuyor deli. olum noluyor dedim tabi ingilizce. o da dedi ki bir gün premier lig şampiyonu olacağım ulan dedi. yav dedim bunun muhattabı ben miyim aqü çekik gözlüsü daha önünü göremiyorsun. aldım bunun kafasını yıkadım falan sonra neyse dedi bundesliga da olur ama bi şampiyon olayım abi be dedi. tuttum bunu locaya oturduk. uzaktan hürriyetle alexi izlemeye başladık. alex bardan içki alıyor hürriyet kayarak bardağa vuruyor sürekli. alex geldi yanıma dedi ki şunu al başımdan birader içeceğimiz iki votka zehir etti. ben attım elimi bunun ensesine alex dedim üzülme ben hallederim dedim. hürriyet dedim dışarda yılbaşı kutluyorlar ya müslüman ülkedeyiz buna sessiz mi kalacağız? çivili kramponlarını giyip koşa koşa dışarı çıktı. yanında taşıyormuş manyak. bu gittikten sonra bi baktım okazaki sızmış yatıyor koltukta. alexe seslendim kaptan gel şunu uyandıralım dedim. abartmıyorum tam 12 metre 74 santimetreden plastik bardağı okazakinin ağzına yapıştırdı. okazaki uyandı bara doğru gitti. sağol kaptan dedim alexe. ama dikkat et aykutla aziz seni harcayacak dedim eyvallah anlamında başını salladı. bir kez daha tuvalete doğru gittim. tam hacetimi gideriyordum ki dj saymaya başladı. 10. 9. 8. 7...
cezzar
bayanlar baylar ben geldim bana bu merhaba yokmu gozlerimi acar açmaz bu siteye girdim ve hemen size merhaba demek istedim uzun bu uykudaydim yeni yeni toparlaniyorum nasılsınız arkadaslar
anonim
cidden sevgilisi olanları kıskanıyorum ulan ben 1 ay paramı ayarlayacağım diye kırk takla atıyorum millet hergün sevgilisiyle birşeyler yapıyor. yemin ediyorum parasızlıktan yalnız kalacam. hoş güzel birisini görüyorum, tanışıyım diyorum sonra paranın kısıtlı oluşu geliyor aklıma ve hemen geri vitese takıyorum. of ulan of
islakpestamal
odada yalnız kaldığınizda korktugunuzu bilen bi arkadaşınız varda ve hemen kendi evine davet ediyorsa kaybetmeyin işte o kotu gün dostu canım arkadaşım yanımda uyumam da bunu kanıtlıyor💞
ulnaris
acil aranıyor! her ne kadar mantikli gormesem de otobüste gördüğü kizdan hoşlananlar kervanina katilmis bulunmaktayim.saat 15 de 26 numaraya binen, 2.sirada arkasi dönük oturan ve hemen hastanede yaslilara yer veren(boyle de hanimdir bizimkisi) bütün yolu orta kapinin arkasinda giden ve necati bey okulunda inen kişi bul beni demeye de dilim var miyor ama bul beni. fiziksel özellikler: sacinin yarisi dogal yarisi kahve-sari arasi boyali, sağ alt dudaginin yaninda miniminnacik ve cok tatli sivilcesi olan.. kahverengi cantali, altin sarisi kalin cizgisi olan beyaz ayakkabili ve beyaz samsung marka telefonu olan kisiyi bana bulana yemek ismarliyorum. hadi kardesler kiz gelininiz olacak...
fuzuliye
carpe dieam arkadaslar hayatınızı bu sekil yasayın . bugün bi şiir yarısması afişi gördüm ve hemen carpe dieam dedim. katılacağım büyük bir heyecanla kendimi durumlardan duruma empati yapacağım . bir deniz olacağım bir gökyüzü olacağım , evde kalmıs yası geçmiş bi kız , düşüncelerinden ötürü hapse girmiş bir düşünür olacağım her kılığa bürünüp her duyguyu tatmaya calısacağım, 1 hafta boyunca bu vb kimliklere bürünüp yasayacağım kendi dünyamda ve hangi kimlikle hangi şiirim göz kırparsa onu yarısmaya vereceğiiim cok heycanlandım o zaamaan başlasıın
anonim
herkes r11'de birini görüp beğeniyor ve hemen sevgili olmak istiyor.tabi benim de zaman zaman beğendiğim kişiler olur ama sevgili olmayı isteyecek kadar değil.önce o kişiyi tanımak isterim
cerri
fazlasiyla tuhaf insanlarla karsilastim ve hemen samimimiyet kuran insanlar gerek boyle seylere zamana birakin ya free takilin birazcik
ibiksiz
daha demin ingilizce hikaye okurken buldum kendimi ula napıyosun ibiksiz dedim ve hemen bunu itiraf edeyim diye düşündüm :) niçün cünkü yıllardır bu konuda sıkıntılıydım taaaaki o karşıma çıkıp ingilizce paylaşımlar yapana kadar. adamın ne dediğini anlamak için çeviri yapa yapa dillendim .üç beş ay daha böyle platonik devam edersem ana dilim gibi ingilizceyi sökcem heralde :d bari ara sıra almanca fransızca bi şeylerde serpiştirse :d
anonim
omü'yü kazandım ve hemen kütüphanesine baktım. dış görünümü yenilenmiş ve güzel gözüküyor bakalım içi nasıl. umarım kendime kütüphane arkadaşı bulabilirim. üniversitede genelde yiyip içme meşhur yerlerde takılma merakı varmış ama bakalım belki bir kaç dost vardır kitap, defter seven.
korebe
film bitti ve hemen buraya yazmak istedim.me before you (senden önce ben) filmin adı.her gün istisnasız bir film izlerim.bugün de bu filmi izledim.2016 yapımı aşk ve dram konulu.genellikle aşk romantik vs. konulu filmler bana göre değil sevmem pek.İzleyecek başka film bulamayınca açtım izledim.ve pişman olmadım gayet guzel ve akiciydi.trafik kazası sonucu sakat kalan ve yürüyemeyen bir adam ve ona bakıcı olarak işe alınan kızın aşkı anlatılıyor.nedense böyle hikayeler beni çekiyor.beğendiğim romantik filmlerde ya oğlan hasta ya kız filmin sonunda hep bir ölüm oluyor.bir insanın sevdiği insanın son günlerini güzel geçirip mutlu ölmesini sağlamak,onun öleceğini bile bile karşısında güçlü durmak dünyanın en güzel en anlamlı çabalarından biri olsa gerek.bu tür hikayeler beni hep etkiler bildiğiniz böyle filmler varsa tavsiyelerinizi alabilirim 😀

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)