buranın hala yaşıyor olması da şov be hocam
saat 12'yi geçince bana resim yapma perileri geliyor. masa lambamın altında bazen saatlerce resim yapıyorum. İnanır mısınız, en derin konuları, içinden çıkamadığım her şeyi bu anlarda yakalayıp çözüyorum. yine öyle bir gün bu geceydi. aklıma bir an öyle şeyler geldi ki kendimi ne kadar hafife aldığımı, yargıladığımı fark ettim. yeni şeyler deneyip üstüne gittim ve en azından denedim. bahane uydurmadım, başarısız olmayı göze aldım. basketbola başlama cesareti gösterdim, uzun yıllardır içindeyim ve beni en çok mutlu eden şeylerin başında. daha birçok spor dalına, farklı el sanatlarına yöneldim. baktım ki aslında kendime bir şeyler katmak için hiç durmamışım. yapamadıklarına değil de yaptıklarına odaklanmak gerekiyor.neyi yapamadım değil, neleri başardım? kendimize çok yükleniyoruz. kendimize bu kadar yüklenmeyelim ne olur. bir söz var instagram'da sürekli dönen: "sen de bu hayatı ilk defa yaşıyorsun, kendine bu kadar yüklenme."
merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)
öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.
*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.
*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)
*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…
*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.
*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.
hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.
tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.
şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.
*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.
*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)
*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…
*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.
*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.
hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.
tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.
şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
yaşıyor muyuz ?
küçükken dalga geçiyordum meğerse doğruymuş. yanımdakiyle yaşıyorum aklımdakiyle rakı içiyorum.
@mayk yaşıyorsun bu hayatı paspas çekiyorum ayağına tosunum
selamünaleyküm, merhaba. yaşıyor muyuz ?
öyle bir kurtlar sofrasında çalışıyorum ki. tamam ücüncünesil kim nasıl isterse öyle olsun dedim, hiçbir sidik yarışına girmedim. sonucunda ise yetersiz bulunduğuma dair dekanlıktan yazı geldi. götümü yırtıp çalıştığım klinikte. birkaç gündür anksiyete atakları yaşıyorum. her yaşadığım gün ömrümden yıllar gidiyor gibi geliyor. gerçekten ciddi anlamda bıktım.
fosforlu kalemlerim sayesinde renkli bir cumartesi yaşıyorum
dublin'de ilk ay deneyim ve gözlemlerim:
667€ kiraya paylaşımlı oda bulabildim
reyna'da kebap ve döner yedim. lezzet eh işte, fiyat 20€ civarı. çay 3€
konuştuğum yerli yabancı herkes dublin pahalı diyor
aile yanında kalırken ısıtıcıyı günde 2-3 saat açıyorlardı, soğuğa dayanaksızsanız mafolursunuz
taharet için manuel pompalı bir alet buldum, mutluyum
aynı gün içinde 4 mevsim yaşıyoruz
hava 6dereceye kadar düşüyor ama ortalama 10 diyebiliriz.
güneş varken bile yağmur yağabiliyor :d
ergenlerin çete şeklinde adam dövüp gasp ettiklerini duydum. umarım başıma gelmez
hırsızlık olayları motor, bisiklet, telefon ve cüzdan olmak üzere sürekli oluyor. whatsapp gruplarında mağdurlar paylaşım yapıyor
yazılımcı olarak iş bulmak biraz görünüyor çoğu ilanda irlanda veya ab vatandaşlığı istiyor. bence bu ırkçılık
değişik bar konseptleri var. bir tarafta dev ekranda maç izlenirken alt katta diskoda dans ediliyor diğer tarafta bilardo oynanıyor
aile yanında her yemekte patates yemekten patates oldum
oda arama sürecimde tanıştığım türkler yarı yarıya geldiklerine pişmanlar
İlk ay deneyimlerim sonucunda burda kalır mıyım? %80 kalmam, %20 kalırım
667€ kiraya paylaşımlı oda bulabildim
reyna'da kebap ve döner yedim. lezzet eh işte, fiyat 20€ civarı. çay 3€
konuştuğum yerli yabancı herkes dublin pahalı diyor
aile yanında kalırken ısıtıcıyı günde 2-3 saat açıyorlardı, soğuğa dayanaksızsanız mafolursunuz
taharet için manuel pompalı bir alet buldum, mutluyum
aynı gün içinde 4 mevsim yaşıyoruz
hava 6dereceye kadar düşüyor ama ortalama 10 diyebiliriz.
güneş varken bile yağmur yağabiliyor :d
ergenlerin çete şeklinde adam dövüp gasp ettiklerini duydum. umarım başıma gelmez
hırsızlık olayları motor, bisiklet, telefon ve cüzdan olmak üzere sürekli oluyor. whatsapp gruplarında mağdurlar paylaşım yapıyor
yazılımcı olarak iş bulmak biraz görünüyor çoğu ilanda irlanda veya ab vatandaşlığı istiyor. bence bu ırkçılık
değişik bar konseptleri var. bir tarafta dev ekranda maç izlenirken alt katta diskoda dans ediliyor diğer tarafta bilardo oynanıyor
aile yanında her yemekte patates yemekten patates oldum
oda arama sürecimde tanıştığım türkler yarı yarıya geldiklerine pişmanlar
İlk ay deneyimlerim sonucunda burda kalır mıyım? %80 kalmam, %20 kalırım
adım robert malifalitiko, kurtulanlardan ve kıymet bilenlerden biriyim, İzyork'ta yaşıyorum. bütün frekanslardan yayın yapıyorum, var gücümle yazıyorum. eğer beni duyuyorsanız,eğer yazılarımı okuyorsanız sesimi duyan biri varsa? herhangi biri.omulü olmak zorunda değil. lütfen! yalnız değilsiniz?"
aranızda istanbulda yaşayan varsa gelsin elini öpeceğim. bu lanet şehirde nasıl yaşıyorsunuz abi siz ? kafayı mı yediniz
aylar sonra siteye geçerken bir uğrayım dedim. buradan herkese kocaman bir sa demek istiyorum. bu siteye ilk kaydolduğumda birinci sınıf bir tıpçıydım, geçtiğimiz aylarda meslekte ilk senemi tamamladım. geriye dönüp baktığımda zaman ne kadar hızlı geçmiş gerçekten. benim öyle uzun uzun anlatacağım bir şeyler yok. İş güç çalışma hayatı,1+1 ev ve kedimle beraber samsundan 600 km uzakta yaşıyoruz. tr serverinde hayatta kalmaya çalışıyoruz.
bismillahirrahmanirrahim diyerek giriş yaptım siteye. İlk başta eşimden sitenin açıldığını duyduğumda inanamadım. yok be dedim ama gerçekmiş. nasılsınız hanımlar beyler, sıhhatiniz afiyetiniz yerindedir umarım. yazarak bir şeyler anlatmayalı uzun zaman geçtiği için klavyede ellerim bile şaşırıyor şu anda yazdıklarıma. ay bazında baksak 2 seneye yaklaştı böyle bir durum yaşamayalı. olsun o kadar da. eskiden dağa taşa yazardım her şeyi. her gittiğim yerde bir yere bir şeyler karalar orada var olmaya çalışırdım. bu geçtiğimiz sürede ise altını çizmeye başladım. bir elimde cetvel bir elimde kırmızı kalem ne görsem altını çiziyorum. kendim için kendimin konuşması yerine başkalarının kelimelerinde ifade edilmenin rahatlığını yaşıyorum sanırım. yoksa orta yaşlarıma geldikçe dinginlemeye mi başladım? sanmıyorum. atamalı bir işte çalışalı 2 yılı bitiriyorum. ticaretin köpeği olan ben için atanmışlık zor becerdiğim bir iş olsa da iyi kıvırdım sanırım bu işi. süreç içerisinde evlendim üniversiteden beri hayatımda olan hanımefendiyle. evlendim ama hanımefendi de başka bir ilde çalıştığı için bekar hayatı yaşıyorum senenin 10 ayında. sporumu düzenli bir şekilde devam ettiriyorum. tabi pisboğaz yememi de. bu yüzden fiziksel olarak pek değişmesem de güçsel ve mental anlamda her geçen zaman daha da güçleniyorum. zorla çaya attığım şekeri bıraktırdı hocam. alıştım ancak şimdi de ne şekerli içiliyor ne şekersiz içiliyor bu meret. gezginimden sonra (bilmeyenler için üniversite hayatımdaki bisikletim, dostum, herşeyim), bir de mızrağım oldu. o da motosikletim. mızrağımla beraber iş yerine gidip geliyoruz, işten sonra veya haftasonları farklı şehirlere kaçıyoruz. o da bu yetişkinlik hayatımdaki dostum oldu. gezgine oranla biraz masraflı (benzin fiyatları :( )bir dost ancak ona göre de keyfi olan bir dost. bir de karavan gibi kullandığımız bir aracımız oldu bu sene. onunla birlikte de 7 şehir gördük. acemilik senemizdi onunla birlikte ancak baya keyifli anlar yaşattı bize. arabadan eskiden nefret ederdim hâlâ nefret ediyorum. ancak böyle karavan tarzı kullanabildiğim için biraz sempatim var. o yüzden o benim işime yarayan uzaktan bir akrabam gibi. arkadaş edinme yetimi kaybettim niyese. eskiden hayatıma senede en az 1 dost bir çok da arkadaş eklerdim ancak 2 senedir hiç dost ekleyemedim. edindiğim arkadaşlar da çoğunluğu mecburiyetten. niye böyle oldu hâlâ anlam veremedim buna. hâlâ birileriyle kavga etmedim, hâlâ aynı şarkıcıları keyifle dinliyorum, hâlâ hâlâ... bir sürü hâlâlar ve bir sürü yepisyeni şeylerle iki yıl geçmiş buraya gelmeyeli. hepinizi çok özledim ve seviyorum. biraz daha duvarı okuyayım bakalım millet neler yapıyor. bu şarkı eşliğinden hanım memleketindeki balkonumdan hepinize mutlu geceler... :)
hayat samsun'un hava durumu gibi yaşıyorum resmen :)
bu corona bitmedikçe hiçbirşey normale dönmeyecek, evden dışarı çıkamaz olduk, avrupa turu yapma hedefindeyken bu lanetten ötürü herşeyi erteledik, bir sağlığımız var oda yerinde çok şükür, umarım bu yaz bu felaket biter, o zaman belki bir ihtimal diplomamızı alır biraz samsunda gezeriz, hapishane hayatı yaşıyoruz resmen, evden işe, işten eve oda gece vakitleri....
herkes senin gibi bakıyor bana. herkes çıkarı uğruna bir ömrü heba ettiğinin farkında olmadan. yaşıyorum yaşamak denirse buna. güvenemeden, inanamadan daha da acısı hep aldatılacağım korkusuyla
kim size iyi geliyorsa, iyi hissettiriyorsa onunla devam edin yola. aksi taktirde sizi yoran insanlar bir yük olup kalıyor sırtınızda. o yükle yürüdüğünüzde beli kırılan, ayakları şişen siz oluyorsunuz. sırtınızda taşıdığınız her kimse, sadece keyfini yaşıyor. bu böyle, net.
Omü Dedikodu