Fafatara
bazı görüşler var ya; kapalı ama sevgilisi var kıza bak, namaz kılıyor ama içki içiyor ne anlamı kaldı vs. bu davranışların doğrusu ya da yanlışı beni ilgilendiren bir konu değil. ve bir insan size zarar vermediği sürece işlediği günahlar da sizi ilgilendirmiyor. din sadece kapalı olanlara farz değil ya da namaz kılanlara. açık olanlar ya da erkekler zinadan muaf mı tutuluyor ya da sadece namaz kılanlara mı haram içki. her insan elinden geldiğince dini inancını yaşamaya çalışıyor. İnanıp inanmamak ya da dini nasıl yaşadığı onu ilgilendiren bir şey. demek ki o insan bu kadarını yapabiliyor. madem her şeyi biliyorsun sen ondan daha iyisini yap. sen kendine müslümanım diyorsun ama daha o insanın yapabildiğini yapamamışsın kalkmış nasıl yaptığını eleştiriyorsun. çoğu insan başkalarının nasıl yaşaması gerektiğine dair bir sürü fikre sahip ve onları acımasızca eleştiriyor ancak bu söyledikleri şeylere kendileri uyuyor mu onu bilmiyorum. bir insan nasıl görünürse görünsün ne yaparsa yapsın sana zarar vermediği sürece onu eleştiremezsin. eğer eleştireceksen dön önce kendine bak ben nasıl yaşıyorum diye. İnandığın fikri savunmakta özgürgün ama bu fikirlerinle başka insanlara zarar veremezsin. bu söylediğim örnekler de aklıma gelenler sadece. herkes başkalarını eleştirmek yerine önce kendisini eleştirse kendisine karşı dürüst olsa kötü yönlerini düzeltmeye çalışsa bu kadar nefret olmazdı. başkalarının kusurlarını görmekte muazzam yetenekli bu insanlar kendilerine karşı neden bu kadar kör anlamıyorum.
shaggy
herkese merhaba,

biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
Oyuncakayi✔️
haftasonun güneşli olmasından hiç ama hiç hoşlanmıyorum neden mi çünkü herkes dışarı gezmeye çıkıyor ne kadar hümanist bir insanım ahshsıejjskskshah
Fafatara
ben: ya bu gece erken uyuyacağım çok uykum var.
beynim: ay şaka mı bu? seni dört gün hiç uyutmayan ben erken uyumana izin verir miyim lan?
ben: hiç şansın yok. park beni sen de dinlen yarın daha güzel uğraşırsın benle.
beynim: hatırlıyor musun küçükken tüp bebek lafını duyunca bebeklerin tüpün içinde olduğunu sanmıştın da gidip kontrol etmiştin tüpten ses geliyor mu diye. sınıfta öğretmene anne diye bağırmıştın da ağlamıştın, sınıftaki herkes gülmüştü sana.
ben: bunları pişirip pişirip getiriyorsun zaten, alıştım.
beynim: peki, bunu sen istedin. yıllar önce akraba düğününde yaptığın danssss.
ben: hayırrrrrrr, hatırlamak istemiyorum. off çok utandım.
Fridakahlo
herkes çok zor bir yaşam savaşı veriyor. anlayış, saygı, empati ve merhamet bir kaç güzel kavramlar.
Zeze
herkes beni ‘şeker portakalı’ndaki zeze sanıyor olabilir ama ben ‘güneşi uyandıralım’ın zezesiydim. dim...
nar
İnsanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok.

herkes melek olmuş beh. kim kime ne yaşattıysa hep unutulup gitmiş. acılar çekildiği ile göz yaşı döküldüğü ile kalmış. benim saflığım ise harcanmış ve artık pek masum olmayan anılar ile baş başa bırakılmışım. kimseye ah! etmedim. ama kalpler allahın elinde doğru olmayan ne varsa bir gün karşına laaaps diye çıkıyor nasılsa insanların hehe. güzel, umarım herkes mutludur ve kaldıgı yerden devam ediyordur. hey millet ! ben döndüm.
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
mihrimah🤘
sobalı ev geleneğidir, herkes bi odaya doluşur, ışıklar kapanınca konuşmalar başlar, sonra ortam sessizleşir, tıkırtılar gelir, biri uyuduznuz mu diye ses verir, uyuyan uyumayan tekrar uyanır
-yooo uyumak mı😏
birazcık daha sohbet muhabbet derken sesler geceninde ilerlemesiyle kesilir. ve herkes uyurken biri uyumaz. İç sesi, tıkırtılar, rüzgar uğultusu, duvar saatinin de eşliğinde saniye saniye uykuyu bekler anıları tarar , hayaller kurar.. ve derken ihtiyaca binayen lavaboya gitmek için stratejik bir pilan yapar.
tam yanındakini uyandırmadan yataktan çıkar ,yere adım atar ki önce gıcırdayan tahtalar, sonra kapı tüm plan yerle yeksan. 😖
sonra sıcak odadan soğuğa geçiş varış ve geriye balıklama bir dönüş:)
paranoiddd
sabahları yanan geceleri sönen sokak lambalarıyla dolu mahalle, bir tane aklı başında insan bildirmiyor durumu (ben dahil) toplumun bir olaya tepki verme süresini ölçmek için karışmıyorum, gittiğim her evde ısrarla aynı konuyu açıyorum herkes muzdarip bakalım hangi deliyürek hangi edison getirecek mahalleye ışığı
mistletoe🍃
"sorunun bir parçası da bu. artık kimse kendi olmak istemiyor. İnternet, sosyal medya, bir dolu öküzün katıldığı yetenek programları... herkes başkası olma derdinde. kimse aynada kendini gördüğünde mutlu değil."
Komutank
niye herkes depresif. sanki secilmiş yok oluşlarsınız.
Parasetamol
kütüphane günlükleri serisine ek.(bu seriyi eski müdavimler iyi hatırlar)
yeni kütüphanedeyi uzun süredir gözlemliyorum.bir vize haftası geçti ve bir final haftası geldi.bu süreçte ne kadar çok boş insanın üniversiteye yerleşmiş olduğunu yeniden anımsadım. daha önce kütüphanede küfredilesi tipler başlıklı yazımda nazikçe iğnelemiştim bu tip insanları hatırlarsanız.ama özellikle final haftası gibi zamanlarda yer bulmak da zor olduğu için bu boş insanlardan uzaklaşmak da mümkün olmuyor.gelin bu boş insanların özelliklerini yakından inceleyelim.bu tipler kütüphaneyi kullanmayı bilmezler. özellikle bu yeni kütüphanede sesli çalışma alanı olmasına rağmen burayı kullanmayıp sessizliğin hakim olması gereken yerlerde fingirdeşenler , yanındaki kıza/erkeğe yavşayanlar , muhabbete dalanlar , gülüşenler ve sizin de şahit olduğunuz nice durumlar. biraz anlayışlı olur insan.biraz empati.belki sen iki sayfa nota bakıp bir de sınavda kopya çekerek geçeceksin dersi ama onlarca sayfayı ezberlemesi gereken insanlar var. dikkati kolay dağılabilen insanlar var. hassas olmalıyız , bu lütuf değildir , bu olması gerekendir.diger taraftan kütüphane eşyalarını hor kullanmak niye? tıp kazanmışsın muhtemelen aferin ama bi musculus brahioradialisi de çalışma masasına yazmadan ezberleyiver kardeşim.yazıktır.kitaplara zarar verenlerede yazıklar olsun.
kahve makinası yine şekersiz kahveler yaptığından hatta para yuttuğundan dolayı bu makinalardan artık çay kahve almıyorum.eski kütüphanede zehir gibi acı köpüğü olsa da bu makinaların kahvesini içerdim.şimdi tansiyonum çıkıyor, malum yaşlandık artık.
yeni kütüphanenin en sessiz çalışma ortamı en üst katta soldaki beyaz salon( niyeyse oraya beyaz salon diyesim geldi) o kadar sessiz ki kapı dahi kapatılmıyor ses olur diye.ki zaten kapıya yapıştırılmış uyarı yazısı dikkatinizi çeker.beyaz salonda çalışan herkes bu sessizliğe ayak uyduruyor.ayak uyduramayanlar ise sert ve imalı bakışlar ile uyarılıyor. kütüphanenin en soğuk çalışma alanı da yine en üst katta bulunan ve diğer katlarda olmayan , pvc ile kapatılıp odaya katılan balkon misali duran yol manzaralı , ayrıca beyaz salon ile bağlantı kapısı bulunan yer. buraya da artık balkon diyeceğim.1 ve 2 . katlar standart. orta alanda çalışmak ayrı keyif verici. arada aşagı ve yukarı katlara bakıp “ millet ders çalışıyor mu ? “ , “ acaba şurdan atlasam ağlar beni ne kadar yukarı savurur? “ , “‘ eyooo ‘ diye bağırsam bakmayan olur mu ?” gibi saçma düşünceler ile derse kısa aralar vererek çalışmaktan bahsediyorum , evet bu keyif verici . farkında olmadan mola vermiş oluyor insan. kütüphanenin selçuklu mimarisi örnek alınarak yapıldığına kulak misafiri oldum ama neresi örneğe uygun yapılmış onu tam anlayamadım.girişte tahta kapıyı acıyorsunuz ve sizi solda kimsenin olmadığı bi masa karşılıyor, sonra ötücü camlı alandan geçip danışmadaki görevli ile kısa süreli gözgöze geldikten sonra solda multimedya birimi ( eski kütüphanede adı böyle idi ) içerisinde bazen şaşılacak hızda internete bağlanan pc ler bulunmakta. bazı pc ler ise çalışmamakta/internete bağlanamamakta.evet buraya pc salonu diyelim. buranın da müdavimleri var elbet.
danışmanın arkasındaki dairesel masada hiç çalışmadım. düşünsenize ya üstünüze biri tükürse yukarıdan. birisi su içerken elinden şişeyi düşürse yağmur misali dairesel masayı ıslatır.evet bunlar kuruntu.
eski kütüphanenin müdavimleri vardı.bu müdavimleri görmek isterseniz ilgili kata çıkardınız ve müdavimler yerlerinde çalışmakta olurlardı.ama şimdi bu imkansızlaştı.misal eski kütüphanede giriş katta çalışan tıpçı bir grup vardı birde mühendis grup.en üst katta da tıpcılar vardı. hatta ara katta da vardı tıpcılar. çıkmıyorlardı sanki kütüphaneden.
eski kütüphanede kitap aramak daha eğlenceli idi. şimdi ise daha yorucu.
artık lavaboların pencerelerinden ziraatçilerin ekinlerine bakıp boy vermelerini seyrede duracağız.şöyle salatalık domates ekseler keşke.olgunlaşınca girerdik bahçeye.bugün dikkat ettim çift sıra beton direk dikilmiş ama araya tel çekilmemiş.birde demir kapı konulmuş...
yazı daha sıkıcı hale gelmeden burada kesiyorum.
beni sorar iseniz ben kütüphanede raftan bir kitap seçip oturup o kitabı okuyan yaşlı amcayım. evet evet o yaşlı amca benim.
alonecowboy
merhabalar instagramda gezerken biranda aklıma geldi burası, nasılsınız görüşmeyeli umarım herkes iyidir, bilmiyorum eskiden neler kaldı ama herkes umarım mutludur ☺️☺️☺️
Parasetamol
tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken
kimi sırtüstü yatar kimi boşta gezerken
kul ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti

o mahallede herkes gömlek giyerdi
bizim kul ahmet bir gün bir ceket diktirdi diktirir ya
mahalleye dert oldu kul ahmet'in ceketi

kul ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti
herkes gömlek giyerken ahmet ceket giyerdi
konu komşuya dert oldu kul ahmet'in ceketi

mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken
leylekler lak lak edip peynir gemisi yüklerken
kul ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti

herkes gömlek giye dursun

bizim kul ahmet ceketini birde astarla kaplatıverdi kaplatır ya
mahalleye dert oldu kul ahmet'in ceketi
kul ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti
herkes gömlek giyerdi
konu komşuya dert oldu kul ahmet'in ceketi

bir gün bir yoksul öldü üzüldü mahalleli
ama bir kefen parası bulamadı mahalleli
kul ahmet dedi yalan dünya çıkardı ceketini
örttü garibin üstüne kaldırdı cenazeyi

sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
bizim kul ahmet birdenbire oluverdi ahmet bey
ceket ise ahmet beyin ceketi
İbreti alem oldu ahmet beyin ceketi
sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
İbreti alem oldu ahmet beyin ceketi
meğerse tüm keramet ceketteymiş be ahmet
barış a sorar isen sen bu yolda devam et
mimumimu
öyle bir gün hayal edin ki etrafınızdaki herkes yabancı .. insan şaşırıyor tabi
orlito
saat gece 03:30 civarı. sabah 11de son sınavım var ve öyle bir sınav, öyle bir hocanın sınavı ki çok çalışıp kaladabilirsin hiç çalışmayıp geçedebilirsin. 2 kahve içtim ve sabahlıyorum. neyse ders çalışırken sigaram bitti saat 1 gibi. mahallede de büfe var açıktır diye çıktım paket almaya ama kapalıydı. tam yanından geçerken bir araba durdu büfeyi açtı adamın birine alkol sattı. bende girip sigaramı aldım ve adam büfeyi kapatıp arabasına bindi gitti. gece gece böyle bir şans ayağıma geldi inşallah test yaparsın sayın danışman hocam yoksa sınıfça direği tuttuk. sınıf grubunda da herkes kaldım diyor zaten gizliden gizliye rakip eleme oyunlarını sunmayan kalmadı.
psikodok
çevremdeki herkes sen psikologsun anlarsın diyip oturup bütün hayat hikayesini anlatıp kalkıyor. sonra bana eee ne çıktı diyor. tekrar deneyin çıktı bir dahaki sefere artık.
Akif Yanbak
madem herkes müslümcü oldu şunu şuraya bırakıyorum


Gaf Ebesi
bakma sen herkesin öyle mutlu göründüğüne, vicdan diye bir yer var ve orada herkes suçlu.

thomas stearns eliot

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)