limos
İnsanların en hızlı kaybettiği şey yine insanlığı. bugün bir kişi çocuğunun yanında erkekliğine laf etti diye yine çocuğunun yanında eski karısını öldürelebiliyor. cinayete rahatlıkla gerekçe sunulabiliyor. şimdi bu kişiye verilen ceza ne olmalı? hangi ceza bu kişinin insan olmasını sağlayacak? hangi ceza gözünün önünde annesi ölen bir çocuğu rahatlatabilecek? hangi ceza ölmüş bir kadını geri getirebilecek? cevap çok basit "hiçbir ceza". ne zaman bir sorun olsa önce cezadan bahsediliyor. tamam cezalar tabiki önemli, yoksayılamaz. ama suç işlendikten, ölüm gerçekleştikten, bir çocuğun hayatı mahvolduktan sonra bence ceza en az önemli şey. cezadan çok suçu önlemeye ve eğitime önem verilmesi gerektiğini fark etmiyor muyuz? bugün bu adama en ağır cezayı versinler yarın bir başka adam aynı şeyi yine yapacak. çünkü leş bir toplum içinde leş bir aile içinde yetişip kendilerine "aile" kuruyorlar. psikolojisi düzgün olmayan binlerce insan rahatlıkla geziyor normal insanların arasında. İnsan psikolojisini bozacak binlerce şey yaşatılıyor bu dünyada. ahlak, kişilik değil de namusmuş gibi davranılıyor. toplumsal ahlak diyince bireysellik seviciler ayaklanıyor. sonra bu toplumun içinde can güvenliğimiz yok deniyor. bir iki tane olsa bu cinayetleri işleyenin üstüne bırakıp kenara çekilebiliriz. ama her gün insanların (daha çok kadınların ve çocukların) öldürüldüğü bir yerde cinayeti işleyen kadar o toplumun devleti de vatandaşıda suçludur. İki gün sonra sırtımızı döneceğimiz olayların sorumlusu biziz. bizim yaptıklarımız ve bizim yapmadıklarımız. ücra bir köşede veya dağda tek başınıza yaşamıyorsanız yaşadığınız yerdeki herkes üzerinde ufak bile olsa iziniz var. İzleriniz birikerek bu toplumu ve davranışlarını oluşturuyor. düşüncesiz ve beceriksiz insanlar olarak önce yaşadığımız toplumu sonrada dünyayı mahvettik. mahvetmeye de devam ediyoruz. herkes kendi kapisinin önünü temizlerse dünya temiz bir yer olabilir sözü çok doğru. bunu dikkate alarak yaşamaya çalışalım en azından. maddi veya manevi temizlik önemli.
limos
alev öztürk'ün kim olduğunu öğrendim. alev öztürk dışında herkes hatalıymış resmen. ah alev ah toplumsal algılarımın mağduru oldun sorry aşkoo
limos
İlk başlarda instada yakın arkadaşlara eklendiğimi gösteren yeşil halkayı görünce sevinirdim. vay be yakın görmüş tüm takipçileriyle bir tutmamış derdim. sonra anladım ki herkes sevgilisiyle fotoğraflarını göreyim diye beni yakın arkadaşlarına ekliyor. yeşil çerçeveyi görür görmez anlıyorum ki manitalı foto var. sadece adam gibi adam yakın arkadaşım @hipokratinyegeni horoza fındık yedirmeye çalışırken attığı videoyu göreyim diye yakın arkadaşlarına eklemişti beni. onu da açmadan önce hobaaaaa dedikodunun kralı geliyor diye açmıştım. horoz çıktı☹️ neyse işte bu yeşil çerçeveli olaya yakın arkadaş değil "akraba savar" ismi verilmeliydi. genelde o amaç için kullanılıyor. yakın arkadaş ismi verip benim minnoş kalbimi incitmeye ne hakkınız var¿
Bubbles
llosa bir öyküsünde hiçbir şeyi unutmayan bir adamı anlatır. adını şimdi hatırlayamadığım kahraman doğduğu andan itibaren gördüğü, duyduğu, yaşadığı tek bir şeyi bile unutamaz. herkes bunun tanrı'dan gelen çok özel bir yetenek olduğunu düşünür ve adama imrenerek bakar. adam ise neredeyse her gece dua eder tanrı'ya unutabilmek için. fakat nafile.. hiçbir şeyi unutamaz ve başına gelen bir dizi saçma sapan olaydan sonra kafasını vura vura intihar eder. İşte o hikâyede geçen bir diyalog vardı. kendisine unutamamanın ne kadar müthiş bir yetenek olduğunu söyleyen dostuna şöyle cevap vermişti bizim adam. " tanrı nefret ettiği insanlara öyle yetenekler verir ki, dışarıdan bakan herkes bunu ödül zanneder fakat bu aslında cezaların en büyüğüdür. üstelik bunun nasıl bir lanet olduğunu kimseye anlatamadığı için aslında iki kez cezalandırılmış olur. bu da tanrı'nın yaptığı bir tür espridir!"
bir süredir kendimi llosa'nın kahramanı gibi hissediyorum. hafızam en büyük düşmanım ve ben umutsuzca kafamı vuracak duvar beğenmeye çalışıyorum. tanrım, afedersin ama bu hiç komik değil...
limos
ben ve benim demek her zaman kibirlilik belirtmiyor. başkalarını düşünerek hareket etmek de çok mantıklı değil. herkes kendini düşünürse kimse kimseyi düşünmek zorunda kalmaz.
not: kendinizi düşünün ve her şeyin önüne kendinizi koyun.
Black.
"ben"
"benim"
benli kalıplar bencildirler.
ps. uzaklasin kurtarın huzurunuzu bu tarz kibir yumakların
limos
herkes aşık oldum, aklım havada sanıyorken aslında beyin yerine kafamda plastik top taşıdığımı kimseye söyleyemiyorum. bir haftada kendim haricinde her şeyi kaybettim. hatta belki iç organlarımdan bazıları yerinde olmayabilir. alzheimer oldum desem yaşlılığım biyolojik olarak kanıtlayamadığım bir durum. çürüdüğümü hissediyorum. büyük ev ablukada bir şarkısıyla yaşadığım şeyi tam olarak ifade etmiş. "benim kafam s*kt*rm*ş gitmiş". herkese çok içten bir şekilde akıl sağlığı diliyorum.
thor
sitenin eski halini sevenlere ithafen;


@mayk sevdiğimiz bir abimizdi. janti adamdı, adabı giyinmeyi çok iyi bilirdi. mesela ben bilmem. @admin çok gülerdi, ben gülmem.
bu kapıdaki @nincakaplumbaga abi köye para dediğinde sırtını dönerdi. ben dönmem. @mimarlique abi beni kapıdan al dediğinde dalga geçerdi. ben geçmem @odin sevdiğimiz bir abimizdi ama sözlüğü de bi tuhaf yazardı. ne varsa sözlükte gene döner dolaşır onun editinde kalırdı. benim kalmaz.
bizde sözlük ortaya konur. herkes ihtiyacı kadarını yazar. @degisikbiradam yorumunu adamına taşıtırdı. ben lafımı saklamam. @malifalitiko bu masaya şöyle fiyakalı, ama biraz da yamuk otururdu. ben arkamı dedikoduculara verince, şöyle yaslanırım bi geriye.
anonimlik sende kalsın kardeş, pp koyma yeter.
bensizdenkactim
hadi herkes bu aralar en çok dinlediği şarkıyı yazsın
limos
sevgili omü dedikodu sakinleri gerçekten çok sakinsiniz. nerde bu millet nerde bu devlet. yoksa herkes muhteşem derecede harika tatiller mi geçiriyor. düşüncesi bile beni yıpratır. uzun bir aradan sonra karşınızdayim. kendimi bir göstereyim dedim. hoş aldığım ve asla veremediğim kilolar yüzünden uzaydan bile göründüğüme eminim ama ben yine de kendimi bir göstereyim. nasıl geçiyor bakalım yaz aylarınız? benim aynı. geçen yazdan ve bundan önceki 21 yazdan pek bir farkı yok. herkes gider mersin'e ben gidemem çünkü ben fakirim. bilenler bilir yaz tatillerimi köyde geçiririm since1998. tatil köyü sananlar için belirtmekte fayda var burası 20-25 kişinin yaşadığı g*t kadar bir bozkır. 50 yaş altı insan sayısının bir olduğu ve o kişi ben olduğum için yaşın otomatik olarak 30 yıl ileri taşınıyor. zevk aldığın şeyler kadınların bahçe sulama sırası için yaptıkları kavgalarlarla sınırlı hale geliyor. allah'ın unutmuş olduğu bu lokasyonda telefon çekmiyor. telefonun internete girecek kadar çektiği tek yer mutfaktaki fırının üstü olduğu için bir yandan fırında kek börek yapıp bir yandan da internette takılıyorum. babannem olmasaydı burada tek başıma sessiz sakin geçireceğim üç ay beni üç yıl idare ederdi. fakat canım babannemin dokuzda uyanmayi geç bulması, akşam dokuzdan sonra uyumayı geç bulması, iki kaşık yiyeceği her yemeğe bahane bulması, yağmur yağmasına rağmen bahçe sulamak istemesi, antifeminik söylemleri, anneminde içinde olduğu gelin düşmanlığı hakkında uzun sohbetleri, ekonomi hakkındaki derin düşünce yapısı vb hal ve hareketleri nedeniyle burada geçirdiğim üç ay ömrümden üç yıl götürüyor. biraz da iyi şeylerden bahsedelim. İyi şeylerde bu kadar işte. bir uzun yazımın daha sonuna geldik umarım diğer yazımın da hemen sonuna geliriz. hepinize sevgiler saygılar.
mistletoe🍃
biraz dertleselim sizlerle istiyorum. etrafimda malesef sağlıklı bir evlilik sürdüren kimse olmadığı için evliliğe bakış açım hep bir iki değil mümkünse beş altı adım geri durmak yönünde şekillendi. ama arkadaşlarımdan bazılarını evlenirken nişanlanirken görünce sevdiğim insanla olursa güzel olur ya diyerek gözyaşlarımı tutmaya çalışır bir halde buluyorum kendimi. tüm zorluklarına tüm gereksiz adetlerine rağmen hakikaten sevdiğin insanla olursa her şey yerli yerine oturuyor mu acaba? sonra yine birkaç arkadaş tecrübesi geliyor aklıma ve uyanıyorum. düğünde nişanda herkes eğleniyor, ağlaşıyor falan sonra maalesef yine birçok şey çok kötü gidebiliyor. hayaller yarım kalabiliyor, verilen sözler unutulabiliyor. kısacası ben bunun orta yolunu bulamıyorum. galiba gözümü karartıp anında evlenecek kadar sevmediğim müddetçe ben bu işlerden uzak durmaya devam edeceğim. halimden memnunum da insan arada bir acaba mı oluyor. bazen saçlarımı çok kısa kestirmek konusunda da böyle hissettiğimi hatırlıyorum demekki olay değişiklik ihtiyacı tecrübe hevesi anlık şeyler yani diyerek konuyu kapatıyorum.
casualman
hadi size hayatımın mallığını anlatayım da az gülün 😄😄 (spoiler içerir) bugun bayadır beklediğim avengerse 22:15 e bilet aldım bide bayadır sinemaya gitmiyordum nasıl hevesliyim saat 20:45 felan bi sigara felan içtim saat 21:00 oldu sen bileti 21:15 san salona gir koltuğa otur başladım izlemeye baktım reklam felan yok film başlamış direk thors öldürüyorlar ironmen ölüyor herkes dönmüş dedim noluyoz bi bilete baktım salonda kendimr kahkaha attım giden paraya mı yanayım filmin mahvolduğuna mı yanayım mallığıma mı güleyim 20:15de mecbur baştan izledik napalım 😄
Fafatara
bazı görüşler var ya; kapalı ama sevgilisi var kıza bak, namaz kılıyor ama içki içiyor ne anlamı kaldı vs. bu davranışların doğrusu ya da yanlışı beni ilgilendiren bir konu değil. ve bir insan size zarar vermediği sürece işlediği günahlar da sizi ilgilendirmiyor. din sadece kapalı olanlara farz değil ya da namaz kılanlara. açık olanlar ya da erkekler zinadan muaf mı tutuluyor ya da sadece namaz kılanlara mı haram içki. her insan elinden geldiğince dini inancını yaşamaya çalışıyor. İnanıp inanmamak ya da dini nasıl yaşadığı onu ilgilendiren bir şey. demek ki o insan bu kadarını yapabiliyor. madem her şeyi biliyorsun sen ondan daha iyisini yap. sen kendine müslümanım diyorsun ama daha o insanın yapabildiğini yapamamışsın kalkmış nasıl yaptığını eleştiriyorsun. çoğu insan başkalarının nasıl yaşaması gerektiğine dair bir sürü fikre sahip ve onları acımasızca eleştiriyor ancak bu söyledikleri şeylere kendileri uyuyor mu onu bilmiyorum. bir insan nasıl görünürse görünsün ne yaparsa yapsın sana zarar vermediği sürece onu eleştiremezsin. eğer eleştireceksen dön önce kendine bak ben nasıl yaşıyorum diye. İnandığın fikri savunmakta özgürgün ama bu fikirlerinle başka insanlara zarar veremezsin. bu söylediğim örnekler de aklıma gelenler sadece. herkes başkalarını eleştirmek yerine önce kendisini eleştirse kendisine karşı dürüst olsa kötü yönlerini düzeltmeye çalışsa bu kadar nefret olmazdı. başkalarının kusurlarını görmekte muazzam yetenekli bu insanlar kendilerine karşı neden bu kadar kör anlamıyorum.
shaggy
herkese merhaba,

biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
Fafatara
ben: ya bu gece erken uyuyacağım çok uykum var.
beynim: ay şaka mı bu? seni dört gün hiç uyutmayan ben erken uyumana izin verir miyim lan?
ben: hiç şansın yok. park beni sen de dinlen yarın daha güzel uğraşırsın benle.
beynim: hatırlıyor musun küçükken tüp bebek lafını duyunca bebeklerin tüpün içinde olduğunu sanmıştın da gidip kontrol etmiştin tüpten ses geliyor mu diye. sınıfta öğretmene anne diye bağırmıştın da ağlamıştın, sınıftaki herkes gülmüştü sana.
ben: bunları pişirip pişirip getiriyorsun zaten, alıştım.
beynim: peki, bunu sen istedin. yıllar önce akraba düğününde yaptığın danssss.
ben: hayırrrrrrr, hatırlamak istemiyorum. off çok utandım.
Fridakahlo
herkes çok zor bir yaşam savaşı veriyor. anlayış, saygı, empati ve merhamet bir kaç güzel kavramlar.
Zeze
herkes beni ‘şeker portakalı’ndaki zeze sanıyor olabilir ama ben ‘güneşi uyandıralım’ın zezesiydim. dim...
nar
İnsanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok.

herkes melek olmuş beh. kim kime ne yaşattıysa hep unutulup gitmiş. acılar çekildiği ile göz yaşı döküldüğü ile kalmış. benim saflığım ise harcanmış ve artık pek masum olmayan anılar ile baş başa bırakılmışım. kimseye ah! etmedim. ama kalpler allahın elinde doğru olmayan ne varsa bir gün karşına laaaps diye çıkıyor nasılsa insanların hehe. güzel, umarım herkes mutludur ve kaldıgı yerden devam ediyordur. hey millet ! ben döndüm.
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
mihrimah🤘
sobalı ev geleneğidir, herkes bi odaya doluşur, ışıklar kapanınca konuşmalar başlar, sonra ortam sessizleşir, tıkırtılar gelir, biri uyuduznuz mu diye ses verir, uyuyan uyumayan tekrar uyanır
-yooo uyumak mı😏
birazcık daha sohbet muhabbet derken sesler geceninde ilerlemesiyle kesilir. ve herkes uyurken biri uyumaz. İç sesi, tıkırtılar, rüzgar uğultusu, duvar saatinin de eşliğinde saniye saniye uykuyu bekler anıları tarar , hayaller kurar.. ve derken ihtiyaca binayen lavaboya gitmek için stratejik bir pilan yapar.
tam yanındakini uyandırmadan yataktan çıkar ,yere adım atar ki önce gıcırdayan tahtalar, sonra kapı tüm plan yerle yeksan. 😖
sonra sıcak odadan soğuğa geçiş varış ve geriye balıklama bir dönüş:)
paranoiddd
sabahları yanan geceleri sönen sokak lambalarıyla dolu mahalle, bir tane aklı başında insan bildirmiyor durumu (ben dahil) toplumun bir olaya tepki verme süresini ölçmek için karışmıyorum, gittiğim her evde ısrarla aynı konuyu açıyorum herkes muzdarip bakalım hangi deliyürek hangi edison getirecek mahalleye ışığı

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)