thor
4. yüzyıl roma dönemine ait "apicius - cookery and dining in imperial rome" adlı kitabı okuyorum. mükemmel yemek tarifleri var. mutlaka deneyin.

reklam değildir.
Zeze
merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)

öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.

*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.

*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)

*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…

*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.

*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.

hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.

tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.

şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
Badboy
arkadaşlar arabanızın bakımlarını düzenli yapın klasik olacak ama yağını suyunu mutlaka kontrol ettirin yoksa benim gibi motoru elinize verip 50k ya yeni motor yaptırırsınız yeni öğrendiğim terimler: yatak sarma, conta yakma, gömlek, blok çatlatma, piston, silindir, krank mili, motor kitleme, motoru eline verme vs.
Sanatçı
hangi istasyonda olursan ol, mutlaka uğurlayan ya da bekleyen birini arıyor gözlerin.
Sanatçı
“yüreğiniz şarkı söylüyorsa eğer, hayat sizi mutlaka bir gün dansa kaldırır.”
Sanatçı
isteyen arayip sorar, isteyen gelir bulur yani isteyen istedigini belli eden bir sey mutlaka yapar o yuzden bosuna beklemeyin...
yolyordam
ikarus✨
bugün atakent kıyılarında bi amcayı yüzerken gördüm. evet evet yanlış okumadınız. amca baya baya yüzüyordu. bu havada. hele de bugünkü rüzgarda. aklımdan geçen tek şey "bu ne cesarettir yarabbi...seni tanimak istiyorum, yiğidim...beni mutlaka ara..." oldu.
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
Zeze
maalesef hayatın çizgisi her zaman bizimle uyumlu olmuyor ya da uyumlu ama o an bize öyle gelmiyor, bilmiyorum. sonuç olarak her zaman her şey istediğimiz gibi gitmeyebiliyor. ama özellikle tam o noktasa mutlu olmak bizim elimizde diye düşünüyorum. sürecin içindeyken ne kadar bunaltıcı gelse de mutlaka bize kazandıracakları vardır. çareyi sabretmekte buluyorum bu yüzden. hazır gelen mutluluklardan sıyrılıp, hayatın mutluluk için elimize bıraktığı şeylerde çabalayalım artık. hem umut güzel bi vaad bence 🌸
Zeze
‘ölüm de yaşamın bir parçası forrest’ ı üzülmek de yaşamın bir parçası diye kullanmak istiyorum. sonuçta her şey herzaman istediğimiz gibi gitmeyenilir. anı yaşamanın bir tarafı da hüznü yaşamaktır. bu illa mutlu anlar için gerekli değil ki. üzüntü de an değil mi ? yaşanması gerekenler ertelenmemeli bence. yoksa arkasından gelecek olanı da erteleriz. yanisi hayatta her an her şey olabilir ve boşver, sallama, takma laflarına gerek yok. eğer yaşnması gereken bi şey varsa, can acıtıcı bile olsa bırakalım yaşansın :) mutlaka o öyle olması gerektiği için oluyordur 🌸
ikarus✨
bulunduğumuz ortamlarda çalışan insanlara bir "günaydın" ya da "kolay gelsin" demek çok zor olmasa gerek ki bu davranış bize 100 misli ile geri dönüyor çoğu zaman. başımdan geçen bir olayı kısaca anlatmak istiyorum.
kısa bir süre önce yaklaşık 1 hafta hastanede kalmak zorunda kalmıştım. bu süre zarfında hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısından temizlik personeline kadar o servisin tüm çalışanlarını gözlemleme fırsatım olmuştu. hemşireler ve doktorlar zaten işlerini iyi takip edip ilgili davranıyorlardı, ben de temizlik personellerini gözlemlemeye karar verdim. rutin temizlikleri sırasında hal hatır sordum, kolay gelsin dedim ve hani en basitinden sildiği yerlere daha kuruman basmadım. bunlar çok basit şeyler bakıldığı zaman. bir de bunların hiçbirini yapmayıp bu personellerin yüzüne bile bakmayan hasta yakınları vardı. İnanır mısınız ben sırf bu şekilde davrandım diye neredeyse 2-3 saatte bir çarşaflarımız değişiyordu,odamız gün içinde 2 defa siliniyordu, el dezenfektanımız daha bitmeden bile yenileniyordu, fazladan 2 yastık daha alabildik, gece üşüyünce battaniye bulabildik, çayımız kahvemiz eksik olmadı... tüm bunları sadece bir "kolay gelsin" ve "nasılsınız" ile yaptım. şimdi belki size bunlar zaten olması gereken, normal seylermis gibi gelebilir ama insan 1 hafta gibi bir süre hastanede kalınca bu anlattıklarım birer nimet sayılabilir. ya da ben uzun zamandır "insanlık namına" pek bir şey görmüyorum :)
çok uzattım. demem o ki hayat zaten yeterince zor, insanın mutsuz olması için bir çok neden var, bari biz birbirimize yardım edelim, iki güzel söz bir sıcak gülümseme ile birbirimizin hayatında fark yaratabiliriz. siz birine güleryüz gösterdiğinizde mutlaka bunun karşılığını alırsınız. tamam kabul ediyorum çok büyük mutluluklar değil bunlar ama hangimizin hayatında her gün mutluluktan ağlayacak derecede büyük mutluluklar yaşanıyor ki? böyle böyle küçük şeylerle en azından yarıştan kopmamış oluyoruz.
kısaca anlatıcam dedim olay nerelere geldi :)
vackheriff
az kaldı kaçıcam dağlara. yaylalarda kendimi tedavi edicem. ruhumu dinlendiricem. en güzel türküleri dinliycem. beni ayakta tutan bu. biraz huzur bulacağıma inanmak. bunca çaba, eziyet, bu kadar yorulmak. hepsi biraz yaşamak için. keşke, lütfen ve keşke mecbur olmasaydım yaşamak için hayatı kaçırmaya. çıkıcam yollara, asfalt böyle upuzun, yol kenarı ağaçları. gölgem önümde, yüküm sırtımda. gideceğim buralardan. ama unutmayacağım yolculuk yalnızca gitmek değil mutlaka dönmektir de. eksik gidip tamam döneceğim.
iyikalplipsikopat
gercekler hep dram midir?

genel bir kargasa icinde olsamda ruhumun karakterimin gelistigini hissediyorum.duygularim canlaniyor yillar sonra paslar icinde olmasina ragmen yinede zorla donen bir carkli gibi hissediyorum

yakinda dedemler gelecek.ailede en cok benzetildigim kisidir dedem.cok soylenir negatiftir ama cok durusttur kimseye borc yapmaz sinsilik bilmez samimidir komiktir sevdikleri icin fedakarliklar yapar.kucuklukten beri 1400 lira maasina ragmen mutlaka bize harclik verir falan.

en son universite 2ye gecmisken gelmislerdi geldiklerini duydugumda "kimseyi istemiyorum misafirlerden nefret ediyorum psikolojim bozuk" diye bagirdim cagirdim isyan ettim.dedem tam 78 yasinda ve "bu son gelisimiz olabilir" demis.icimde bir aci hissettim.bu yillar sonra hissettigim bir sey."dibimde insan olse etkilenmem o hale geldim" derdim ama degilmisim.dedemi cocukluktan beri cok severdim.2013 le 2016 arasi tam 3 yil hic gorusemedik ve aradan 2 yil gecti

nefretten intikam hirsindan onumdekileri goremiyormusum meger.yillar sonra hissettigim bu aci hissi aslinra cok degerli

universitede son senem annemin dedigi gibi hayatin basindayim evdeki olumsuzluklara kapilmamaliyim falan bunca zaman bunca olayla ne hale gelmisim meger.koca insan oldugum gercegi sorumluluklarmin olacagi gercegi kiz kardesimin ileride evlenecegi gercegi nefrette etsem tum aile "artik olsunde kurtulalim" desede oldugunu dusundugumde icimde bi aci veren babam gercegi...

ruhum aciyabiliyor artik ve bu yillardir olmayan bir seydi gecen melek gibi arkadasimin insanlara yardim etmekle ilgili soyledigi sozler bu etkiyi yapti once sonrada demin annemin anlattiklari..

egomuz korkularimiz ofkemiz dikenli bir kalkan bizde o kalkanla iyiliklerin guzelliklerin ustune kosuyoruz gibi nefret her iyi seyi bizden uzaklastiriyormus meger.

ama hayat boyle gecer zaten hayallerimiz mazeretlerimiz ve pismanliklarimiz...yaralarimi sariyorum ayaga kalkacagim gunler uzak degil.kendimi tanimaya basliyorum ruhum hissederek huzunlenerek uzulerek hayatta oldugumu insan oldugumu anlatiyor bana.en son ne zaman agladigimi hatirlamam ama uzun zaman sonra ilk defa gozlerim dolmaya calisiyor.duygularimin firtinasina ragmen irademin iyi bir kaptaniyim yinede.
neutron
yarın mini mini birlerin ilk günüymüş. ilk birkaç seneye dair hatıralarımı canlandırayım. okula başladığım gün ağlayan arkadaşlarıma şaşırmıştım. annemle babama gidin ne duruyosunuz demiştim. öğretmenimiz kocaman bir ağaç yapmış her birimize birer elma çizmişti. okumayı öğrendikçe elmalarımız kızarıyordu. ilk benim elmam kızarmıştı. okuma yarışmalarında en hızlı ben okuyordum. çarpım tablosunu hemen ezberleyip daha ikinci sınıfta kantinde çalışmaya başlamıştım. gün sonunda tonla parayı bana emanet ederler müdürün odasına bırakırdım. en sevdiğim şey öğretmenimizin 1. dünya savaşını anlatmasıydı. o anlattıkça ben hayal ederdim. bir keresinde ısrarla 2. dünya savaşını sormamla iyi bir azar yemiştim. öğretmenimiz bize matematik sorusu sorar bunu çözerseniz bedene çıkacağız derdi. herkes bana bakardı ''hadi neutron'' derlerdi. ben de çözerdim, çıkardık. yirmi soruluk testler olurduk. öğretmen benim optiğimi okumaz 20'de 20 yazar geçerdi. şimdi buraya kadar niye böyle kendimi övermiş gibi anlattım. mutlaka bu mesajı okuyan öğretmen adayı dostlarım vardır. onlara zeki öğrencilerine ''çalışma disiplinini'' aşılamalarını istediğim için anlattım. allah vergisi bu durum ilkokulu kurtardı fakat lisede işe yaramadı. çalışmaya programlanmayan bu zeki çocuk derslerde uyudu. dışarda top oynadı. evde bilgisayarın başından kalkmadı. ve lisede üçer beşer zayıf getirdi. ha bu arada en sevdiğim ders hiçbir zaman matematik olmadı :d
msmechanic
staj yaparken işyerleri: "okulu bitirince mutlaka bekliyoruz. :)" şimdi de umurlarında değil. çıldırmamak elde değil.
mimarlique
'sitemizin kıymetli müdavimleri mutlaka cevap verecektir. ' buradaki kıymetli müdavimler biz oluyoruz, hepiniz hoşgeldiniz, her türlü soruyu sorabilirsiniz
Police in Wonderland
üniversitemizi yeni kazanan arkadaşlar, sitemize de hoşgeldiniz 🙂

aklınıza takılan soruların birçoğu sitemizin soru&cevap bölümünde daha önce soruldu. ufak bir arama ile merak ettiğiniz şeyler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. yok ben farklı şeyleri merak ediyorum diyorsanız yine aynı bölümden soru sorabilirsiniz. sitemizin kıymetli müdavimleri mutlaka cevap verecektir.

omü şimdiden hepinize hayırlı olsun 😊
iyikalplipsikopat
hayallerim ve tembelligim

bugun odami topladim ve duzenli spor yapmak istedigim icin hazirlik olarak bugun duzensiz araliklarlada olsa 100 e yakin barfix falan yaptim

hayalimdeki duzen:
gunluk 1-2 saat streetworkout(fotograftaki program) yaptigim, 1 saat yabancidil, 1 saat programlama, 1 saat karikatur-senaryo calistigim ve her gun mutlaka 1 saat yuruyuse cikip kafa dinledigim, ilerleyen zamanlarda programlamadan, senaryo ve karikaturlerden 3-5 kazanip cesitli yatirimlara hisse senedine borsaya falan harcayip iyi bir para yonetimiyle ciddi para kazanip cennet gibi bir hayat surmek, tum yasayamadiklarimi yasamak , icimdeki sanata bilime dair gecmisteki istahi gidermek hayalkirikliklarinin yaralarini sarmak

yasadigim duzen:
sabah 8-9 gibi uyku, ikindi de yapilan kahvalti kahvalti yaparken ve ardindan gece 21-22 e kadar telefonda facebook, youtube gece 22-23 civari yapilan yuruyus , gece 2 de aksam yemegi ardindan sabah 8-9 a kadar youtube facebook sapkin pornografiler vs

ozetle:
tembel, asosyal, yorgun, pes etmis ve her yonuyle curuyen bir ben

cozum:
duzenlenen uyku, gidilen okul, duzenli spor ve duzenli calisma, arkadaslarin arasina katilma vs

gercekler:
bozuk psikoloji, kendimi kotu hissettiren kiyafetler, kendim olamadigim arkadas ortami, evin genel duzeni

sonuc:
temel ihtiyaclar hiyearsisindeki en temel ihtiyaclari karsilayamadan daha ust basamaktakilere ulasma istegi.temeli bozuk binaya agir yuk koymak gibi eninde sonunda cozuyor

icinden cikilmaz bir labirentte asla bir cikis yolu bulamayip sonsuza kadar curumeye hapsedilmis bir labaratuar faresi..
ceksiparov
26 mart pazartesi keti rock city’e geliyor. bir omü mezunu olarak sizleri unutmadım buradan gelecekler için güzel bir indirimim olacak.
bilmeyenler için ;



konserden önce omü de söyleşi olacak mutlaka gelin

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)