old but gold bir uye olarak ben de soyle bir iki kelam edeyim sahuru beklerken. İlk hesabimi acali 10 bu hesabimi acali 8 sene olmuş en son 7 ay once bu yasta aska inanmadigima karar vermisim, düşün ki o bunu okuyor sozluk girdimi yazali 3 sene olmus 4e yakin da olabilir onu anlayamiyoruz ama bana cok cok daha eskiden yazmisim gibi geliyor, 20 li yaslarimin hem en mutlu hem en mutsuz gunlerini yasarken hayatimda bu site vardi, su anda en yakin arkadaşlarimdan biri bu siteden tanistigim biri, en son bu siteden tanistigim biriyle hem en guzel hem de en sıkıntılı flortlerimden birini yasamistim, depresyona girer girer buralara yazilar yazardim, bazilarinizin sevgililiklerine ayriliklarina evliliklerine cocuk sahibi olmalarina şahit oldum, daha aklima gelen gelmeyen bir sürü sey var gercekten cok degisik ve guzel bir tecrube oldu bu site bana, birine anlatsaniz anlayabilecegi degil sadece sizin benim burada yasadiklarimizla birinci elden tecrubelerimizle anlasilabilecek bir durum, keske hep oyle cocuk kalsaydim ama simdiki aklimi da yanimda goturebilsem iyi olurdu
"bir tık"
eeevet gelelim ölçü birimi olarak kullandığınız bu ifadeye. arkadaşlar hatırladığım kadarıyla bu ifadeyi hayatımıza ilk sokan ivana sert'ti. o da türkçeyi yarım yamalak bildiği için kullanıyordur muhtemelen. taklit yapıp dalga geçiyorduk ne ara dilimize girdi anlam veremiyorum. yemeği bir tık daha pişirmek ne lan manyak mısın, bir tık daha gecikse otobüsü kaçıracakmış mala bakar mısın, çiçek bir tık daha büyüdüğünde başka saksıya dikmeliymişim, güne dünden bir tık daha mutsuz uyanmış, elbise bir tık daha bol olursa daha çok yakışırmış, saç rengim bir tık daha koyu olsa iyi olurmuş. hayır neye göre ölçücez ulan bu tıkı. sana bir tık geleni direkt algılayıp nasıl uygulayayım aptal mahluk. türkçe mi bilmiyorsunuz yoksa mal mısınız, ciddi soruyorum ya.
eeevet gelelim ölçü birimi olarak kullandığınız bu ifadeye. arkadaşlar hatırladığım kadarıyla bu ifadeyi hayatımıza ilk sokan ivana sert'ti. o da türkçeyi yarım yamalak bildiği için kullanıyordur muhtemelen. taklit yapıp dalga geçiyorduk ne ara dilimize girdi anlam veremiyorum. yemeği bir tık daha pişirmek ne lan manyak mısın, bir tık daha gecikse otobüsü kaçıracakmış mala bakar mısın, çiçek bir tık daha büyüdüğünde başka saksıya dikmeliymişim, güne dünden bir tık daha mutsuz uyanmış, elbise bir tık daha bol olursa daha çok yakışırmış, saç rengim bir tık daha koyu olsa iyi olurmuş. hayır neye göre ölçücez ulan bu tıkı. sana bir tık geleni direkt algılayıp nasıl uygulayayım aptal mahluk. türkçe mi bilmiyorsunuz yoksa mal mısınız, ciddi soruyorum ya.
selam dostlar..burayı çok özlediğimi farkettim. her mutsuz olduğumda burayı açar benden de mutsuzları varmış der şükrederim 😂😂 şaka şaka ama mutsuz olduğumda iyi geldiğiniz kesin 😊 hepinize iyi geceler 😊
yalnızken mutsuz olmak, birisiyle birlikteyken mutsuz olmaktan daha iyidir.
omüde 5. yılın sonuna gelmiş olmanın buruk sevinci içersinde mezun olacağım inşallah bütsüz bir dönemi ardimda bıraktım. bu okulda agladigim gün sayisi gulduklerimden fazla maaalesef. derslerin bi hayli zor olusu ortama adaptasyon sağlayamama sıkıntısı insanların iki yüzlülüğü daima mutsuz olmama yol açtı. bu siteye girer stres atardım simdi de yine mezuniyete yakin girdim. ama farkettim ki genelde mutsuz olunca girermişim buraya. simdi ise geçerken uğramış hissi var. vayyyy beee koskoca 5 yıl he. .... bitti sonunda. ah be omu sana bi gelen ağlar bi de senden giden galiba.... su son dönemde bana güzellikler sunman dileğiyle...
uzun bir süre mutsuz olunca mutsuz olmaya alışıyor sanki insan. evet sürekli dibe iniyorsun falan ama zaten dibin etrafında dolaştığın için dibe inişlerin hayatını tepetaklak etmiyor. öbür taraftan uzun bir mutsuzluk döneminin ardından hiç beklemediğin kadar güzel günler yaşadıktan sonra tekrar mutsuz döneme gitme ihtimali bile insanın dünyasını tepetaklak edebiliyor. musmutlu olurken bir anda dini görünce insan toparlanamıyor. bir de eğer bu mutsuzluğu yaşarken hayat seni her alanda zorlamaya başlıyorsa üzüntüyü yaşamaya ve bu duruma alışmak için çabalamaya vaktin olmuyor. saçma bir şekilde sürekli yorgun, sürekli sinirli ve patlamaya hazır bir yanardağ gibi etrafta dolanmaya başlıyorsun. artık lavların seni mi etrafındakileri mi yoksa maviyi mi daha çok yakar bilemiyorsun.
bulunduğumuz ortamlarda çalışan insanlara bir "günaydın" ya da "kolay gelsin" demek çok zor olmasa gerek ki bu davranış bize 100 misli ile geri dönüyor çoğu zaman. başımdan geçen bir olayı kısaca anlatmak istiyorum.
kısa bir süre önce yaklaşık 1 hafta hastanede kalmak zorunda kalmıştım. bu süre zarfında hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısından temizlik personeline kadar o servisin tüm çalışanlarını gözlemleme fırsatım olmuştu. hemşireler ve doktorlar zaten işlerini iyi takip edip ilgili davranıyorlardı, ben de temizlik personellerini gözlemlemeye karar verdim. rutin temizlikleri sırasında hal hatır sordum, kolay gelsin dedim ve hani en basitinden sildiği yerlere daha kuruman basmadım. bunlar çok basit şeyler bakıldığı zaman. bir de bunların hiçbirini yapmayıp bu personellerin yüzüne bile bakmayan hasta yakınları vardı. İnanır mısınız ben sırf bu şekilde davrandım diye neredeyse 2-3 saatte bir çarşaflarımız değişiyordu,odamız gün içinde 2 defa siliniyordu, el dezenfektanımız daha bitmeden bile yenileniyordu, fazladan 2 yastık daha alabildik, gece üşüyünce battaniye bulabildik, çayımız kahvemiz eksik olmadı... tüm bunları sadece bir "kolay gelsin" ve "nasılsınız" ile yaptım. şimdi belki size bunlar zaten olması gereken, normal seylermis gibi gelebilir ama insan 1 hafta gibi bir süre hastanede kalınca bu anlattıklarım birer nimet sayılabilir. ya da ben uzun zamandır "insanlık namına" pek bir şey görmüyorum :)
çok uzattım. demem o ki hayat zaten yeterince zor, insanın mutsuz olması için bir çok neden var, bari biz birbirimize yardım edelim, iki güzel söz bir sıcak gülümseme ile birbirimizin hayatında fark yaratabiliriz. siz birine güleryüz gösterdiğinizde mutlaka bunun karşılığını alırsınız. tamam kabul ediyorum çok büyük mutluluklar değil bunlar ama hangimizin hayatında her gün mutluluktan ağlayacak derecede büyük mutluluklar yaşanıyor ki? böyle böyle küçük şeylerle en azından yarıştan kopmamış oluyoruz.
kısaca anlatıcam dedim olay nerelere geldi :)
kısa bir süre önce yaklaşık 1 hafta hastanede kalmak zorunda kalmıştım. bu süre zarfında hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısından temizlik personeline kadar o servisin tüm çalışanlarını gözlemleme fırsatım olmuştu. hemşireler ve doktorlar zaten işlerini iyi takip edip ilgili davranıyorlardı, ben de temizlik personellerini gözlemlemeye karar verdim. rutin temizlikleri sırasında hal hatır sordum, kolay gelsin dedim ve hani en basitinden sildiği yerlere daha kuruman basmadım. bunlar çok basit şeyler bakıldığı zaman. bir de bunların hiçbirini yapmayıp bu personellerin yüzüne bile bakmayan hasta yakınları vardı. İnanır mısınız ben sırf bu şekilde davrandım diye neredeyse 2-3 saatte bir çarşaflarımız değişiyordu,odamız gün içinde 2 defa siliniyordu, el dezenfektanımız daha bitmeden bile yenileniyordu, fazladan 2 yastık daha alabildik, gece üşüyünce battaniye bulabildik, çayımız kahvemiz eksik olmadı... tüm bunları sadece bir "kolay gelsin" ve "nasılsınız" ile yaptım. şimdi belki size bunlar zaten olması gereken, normal seylermis gibi gelebilir ama insan 1 hafta gibi bir süre hastanede kalınca bu anlattıklarım birer nimet sayılabilir. ya da ben uzun zamandır "insanlık namına" pek bir şey görmüyorum :)
çok uzattım. demem o ki hayat zaten yeterince zor, insanın mutsuz olması için bir çok neden var, bari biz birbirimize yardım edelim, iki güzel söz bir sıcak gülümseme ile birbirimizin hayatında fark yaratabiliriz. siz birine güleryüz gösterdiğinizde mutlaka bunun karşılığını alırsınız. tamam kabul ediyorum çok büyük mutluluklar değil bunlar ama hangimizin hayatında her gün mutluluktan ağlayacak derecede büyük mutluluklar yaşanıyor ki? böyle böyle küçük şeylerle en azından yarıştan kopmamış oluyoruz.
kısaca anlatıcam dedim olay nerelere geldi :)
bir şarkı, sizi ne kadar etkileyebilir, neler yaptırabilir, neler hissettirebilir, nelerin hayalini kurdurup, ne kadar dibe çekebilir ya da yüzeye çıkarabilir? söz konusu bensem fazlaca etkileyebilir, hayaller kurdurtabilir, özletebilir, mutsuz edebilir, göklere de çıkarabilir... beni alıp götürebilecek bir şarkı keşfettiğim için dakikalardır aşırı mutluyum ama şarkının sözleri, ritmi, doğası gereği ise bir şeylere aşırı özlem duyuyor ve kendimi epeyce hüzünlü hissediyorum. bir insan iki ucu aynı anda yaşayabilir mi? biraz yorucu ama ben çoğunlukla böyle yaşıyorum.
şarkıyı dinlerken gözlerimi kapatıyorum hayal bu ya bir balo salonundadır genç kadın, bordoya çalan kırmızı bir elbisenin içinde, ışıkların altında parlayan düze yakın hafif dalgalı saçları sırtına dökülüyor, sadece boynunda ve parmağında zarif birer parça takı, makyajı güzelliğini gölgelemeyecek ama bakışlarını ortaya çıkaracak kadar sade yapılmış...salonda gezinirken birden onu fark ediyor bakışları kenetleniyor genç adamla, kalbinin atışlarını duymaya başlıyor, gözlerinden başka hiçbir şey göremiyor genç adamın ve anlıyor 'dans etmeliyiz'... bir saat, bir gün, bir ay, bir yıl? hayır 'koca bir ömür' diye fısıldıyor kendi kendine genç kadın... şarkıyı dinlerseniz siz de değişik hayallerin esiri olabilirsiniz.
şarkıyı dinlerken gözlerimi kapatıyorum hayal bu ya bir balo salonundadır genç kadın, bordoya çalan kırmızı bir elbisenin içinde, ışıkların altında parlayan düze yakın hafif dalgalı saçları sırtına dökülüyor, sadece boynunda ve parmağında zarif birer parça takı, makyajı güzelliğini gölgelemeyecek ama bakışlarını ortaya çıkaracak kadar sade yapılmış...salonda gezinirken birden onu fark ediyor bakışları kenetleniyor genç adamla, kalbinin atışlarını duymaya başlıyor, gözlerinden başka hiçbir şey göremiyor genç adamın ve anlıyor 'dans etmeliyiz'... bir saat, bir gün, bir ay, bir yıl? hayır 'koca bir ömür' diye fısıldıyor kendi kendine genç kadın... şarkıyı dinlerseniz siz de değişik hayallerin esiri olabilirsiniz.
selamlarrr
3 haftadir yoktum, hayati yasamakla mesguldum sosyallesme falan.arkadasimla denize giriyorum uzun yuruyusler yapiyorum yemek yiyorum egleniyorum bazen derin konularda konusuyor karsilikli fkir alisverisi yapiyorum falan.
45 gunde karakterim dahada belli oldu.meger ne kadar eglenceli samimi komik cocuk ruhlu bazi konularda olgun falan biriymisim bunu anladim
7 yillik kendimden nefret etme hapisinden sonra nefes almak cok guzel, elbette bu ulkedeki genclerin %99 u gibi gelecek kaygim para kazanma kaygim vs de var.ama su siralar eglenmek yasamak istiyorum ciddi seylere dsha sonra donecegim
herneyse bugun kesfettigim seyi anlatmak istiyorum.biz insanlat dygular konusunda cok zayifiz.onlsr tarafindan yonetiliyor ele geciriliyoruz.duygularimizin yazdigi senaryolara kapilip onlarin prangalariyla kendi kendimize iskence ediyoruz.duygular gerektigi kadar gerektigi zaman olmalilar.her seyn abartilisi fazlasi sadece bencilliktir.sevgi bile buna dahil.duygular mantigimizi oyle bozuyor ki 1 gun mutsusuz diye sonsusza kadar oyle olacagimiza inaniyoruz daha sonaysa bu inanctan dolayi her gun kendimizi sonsuza kadsr mutsuz edecek seyler yapiyoruz kotu dusunme tembellik vs vs.bu 1 gunun 10 gun ya da 1000 gun olmasi neyi degistirecek
ates ben hissettigim zaman beni yakar, aci ben izin verdigimde var bu acidsn bakinca duygulara kendimizi bilerek isteyerek temsil ediyoruz elimizde tuttugumus yuk gibiler ellerimis agriyor ama birakmiyoruz
kesfettigim sey kisaca bu ki bu hep yazdigim seylerden ssyilir gerci gece 00.00 dsn ber uykuluyum ondan olmali
herneyse boyle iyi guzel cici yasiyorun ama ben hala benim bu dunyada guc intikam ve saygi isteyen ben, hukmetmek itaat ettirmek istiyorum hala tutkularim var ve hala ait olmadiklarima sahip oldugum ve sahip olduklarimla idsre etmem gerektigi dusuncesi sinir bozucu
son olarak gotham dizisine basladim bence mukemmel bir dizi
.kesinlikle oneririm.arkadasim.beni dizideki jerome karakterine benzetiyor ama hayir yanu bir yonum evet ama dizide dshs cok falcone a hayranim.irade olgunluk nezaket hayran oldugum seyler bunlara ek biraz biraz manipulasyon biraz jerome deliligi ve atesli tutkular bunlsrin karisimi olmali hayran oldugum olmsk istedigim sey bu gibi evet cok alakali :d
3 haftadir yoktum, hayati yasamakla mesguldum sosyallesme falan.arkadasimla denize giriyorum uzun yuruyusler yapiyorum yemek yiyorum egleniyorum bazen derin konularda konusuyor karsilikli fkir alisverisi yapiyorum falan.
45 gunde karakterim dahada belli oldu.meger ne kadar eglenceli samimi komik cocuk ruhlu bazi konularda olgun falan biriymisim bunu anladim
7 yillik kendimden nefret etme hapisinden sonra nefes almak cok guzel, elbette bu ulkedeki genclerin %99 u gibi gelecek kaygim para kazanma kaygim vs de var.ama su siralar eglenmek yasamak istiyorum ciddi seylere dsha sonra donecegim
herneyse bugun kesfettigim seyi anlatmak istiyorum.biz insanlat dygular konusunda cok zayifiz.onlsr tarafindan yonetiliyor ele geciriliyoruz.duygularimizin yazdigi senaryolara kapilip onlarin prangalariyla kendi kendimize iskence ediyoruz.duygular gerektigi kadar gerektigi zaman olmalilar.her seyn abartilisi fazlasi sadece bencilliktir.sevgi bile buna dahil.duygular mantigimizi oyle bozuyor ki 1 gun mutsusuz diye sonsusza kadar oyle olacagimiza inaniyoruz daha sonaysa bu inanctan dolayi her gun kendimizi sonsuza kadsr mutsuz edecek seyler yapiyoruz kotu dusunme tembellik vs vs.bu 1 gunun 10 gun ya da 1000 gun olmasi neyi degistirecek
ates ben hissettigim zaman beni yakar, aci ben izin verdigimde var bu acidsn bakinca duygulara kendimizi bilerek isteyerek temsil ediyoruz elimizde tuttugumus yuk gibiler ellerimis agriyor ama birakmiyoruz
kesfettigim sey kisaca bu ki bu hep yazdigim seylerden ssyilir gerci gece 00.00 dsn ber uykuluyum ondan olmali
herneyse boyle iyi guzel cici yasiyorun ama ben hala benim bu dunyada guc intikam ve saygi isteyen ben, hukmetmek itaat ettirmek istiyorum hala tutkularim var ve hala ait olmadiklarima sahip oldugum ve sahip olduklarimla idsre etmem gerektigi dusuncesi sinir bozucu
son olarak gotham dizisine basladim bence mukemmel bir dizi
.kesinlikle oneririm.arkadasim.beni dizideki jerome karakterine benzetiyor ama hayir yanu bir yonum evet ama dizide dshs cok falcone a hayranim.irade olgunluk nezaket hayran oldugum seyler bunlara ek biraz biraz manipulasyon biraz jerome deliligi ve atesli tutkular bunlsrin karisimi olmali hayran oldugum olmsk istedigim sey bu gibi evet cok alakali :d
bir dizide, bir filmde, bir kitapta (kısacası hatırlamadığım bir yerde, hatırlıyorum ama bilerek söylemiyorum. çünkü neden söyleyeyeyeyeyim?) denk gelmiştim. sen şimdi “neye denk gelmiştin yahu? gevelemesene lafı kepçük ağzında!” diye söylenmeye başlamışsındır frank, başlama. “bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir süvariyi, bir süvari bir bölüğü, bir bölük de bir ülkeyi kurtarır. yani hayatta gerçekleşen her durum, yapılan her eylem değerlidir. küçük gibi görünen durumlar, etki ettikleri olayları bambaşka bir hale büründürebilirler.” çok mantıklı değil mi? bence de. düşünüldüğü zaman neredeyse hepimizin hayatını etkiliyor. düşünsene ufacık bir olay ölüme/ölümlere ya da yeni bir doğuma/doğumlara neden oluyor. bu doğum sadece candan can çıkması olayı değil. geniş düşün frank. ruhun yenilenmesi gibi mesela, düşüncelerin yenilenmesi gibi ya da. tabii sadece bunlar ile de sınırlı değil. (pöff manyadık iyice.) şu an çok aptalca şeyler düşünüyorum, hem de çok. küçüklüğümün kahramanı olmayan yaşlılarını, gençlerini, veletlerini. (evet hepsini düşünüyorum, çünkü olaylar gerçekleşirken yaş göz önünde bulundurulmuyor.) neler yapıyorlar acaba şimdi? aralarında zengin olan var mıdır ki? keşke birilerinden bize miras kalsa be! sürekli uykularımızı bölen şu sivrisinek vızıltısı rahatsızlığına sahip telefonlarımızın sesi sadece bir gün saçma sapan nedenler ile uyandırmaya yaramak yerine “zengin oldun lan denişik şapşik, sevin!” diye şaşkınlık içinde bıraksa. olur da zengin olursam hani çooooook çooook uzak bir ihtimal ama hani olur da olursa (vazgeçtim söz etmeyecem hayallerimden) zengin olmuş olacam işte. sonra bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç lezbiyenimsi gay vardı moduna bürünürüm, oh mis. sonradan sonra ise yansın geceler; bertuğlar, pelinsular, eceler, mertler. sabaha kadar cistak cistak. şaka lan. gelecek kaygıları ortadan kalkmış oluyor sadece. bize lazım olan mutlu olmak, mutsuz olduktan sonra trilyoner olmuşsun neye yarar di mi!(trilyoner olmayı seçiyorum.)
mezun olarak bir yılı doldurmadığım halde bayatlamış mezun diye tanımlıyorum kendimi. yaşadığım yere de alıştım sayılır. zaten en iyi yaptığım şey de bu, alışmak. hiç bir şeyin iyi olmayacağına alıştım, hayal kurmamaya alıştım. şuan işsiz ve hissiz olarak tek hedefim, en yakın zamanda işe girip ailemi yanıma almak. sonra da yalnız, mutsuz ve huysuz biri olarak rahat rahat ölebilirim.
tüm bu umursamazlık niye? birinin canını yakmak neden bu kadar mutlu ediyor insanları? o kaybedince sen ne kazanıyorsun ki ? bir insanı mutsuz ederek ne kadar mutlu olabilirsin ki? İnsanlara olan güvenim git gide sarsılıyor..birbirinin arkasından iş çevirenler, yüzüne gülüp daha iki dakika uzaklaşmadan dedikodusunu yapanlar, sadece çıkar için birbirinin arkadaşı sevgilisi dostu olan kardeşim diyenler.. güven bana göre en önemli şeydir birine güvenemedikten sonra yanımda çevremde olmasın. ne arkadaş olarak nede sevdiğim..sevgili olmak buda benim sevgilim demek herkese ne kadar basit geliyor öyle, aslında değil işte. siz birine benim diyebiliryorsanız bunu diyecek cesaretiniz olmalı çünkü benim dediğiniz birini iki gün sonra başka biri için yada sıkıldım diye bırakmazsınız, bunu diyen çok az insan kaldı sahiplenmek duygusunu bilen çok az insan. sahiplenme de öyle her şeyine karışmak değil onun yanında olmak iyi kötü güzel çirkin her anıyla onunla olmak her derdine sevincine ortak olmak budur sahiplenmek, sıradan insan olmamak herkese davrandığın gibi davranmamaktır sahiplenmek.. sevmek çok sevmek canından çok sevmek değildir sahiplenmek . sahiplenmek gerçekten sevmektir aşktır.aşk her şekilde yanında olduğunu hissetmektir, her dakika seni seviyorum demek değil bir bakışta dediğini anlamaktır. hani var ya bir söz ''sözlerden çok gözlerdedir aşk'' gözünde aşkı görebildiğiniz insanları sevin sırf buda benim sevgilim olsun dediğiniz insanları değil. kendinize yazık edersiniz. ''ayrılırken sana nasıl bakıyorsa o kadar sevmiştir seni '' seni diyor servet amca o zaman gerçek nefret, sevgi görülür işte işin kötü yanı artık kalpler kırılmıştır yani artık çok geçtir...
geceye bir şarkı bırakarak sözlerimi bitiriyorum. mutlu olun gençler karşınıza hep iyi insanlar çıkar inşallah ama çıkmayacak çıkmıyor ama siz umarım o insanların kötülüğünü en baştan fark edersiniz.
geceye bir şarkı bırakarak sözlerimi bitiriyorum. mutlu olun gençler karşınıza hep iyi insanlar çıkar inşallah ama çıkmayacak çıkmıyor ama siz umarım o insanların kötülüğünü en baştan fark edersiniz.
bu gece diğer geceler gibi uykusuzum ama post atsamda anasayfayaya yazmıyordum ses çıkarmadan köşemde bekliyordum , neden bilmiyorum. allaha şükür para derdim yok, aşk derdim yok, sevgili derdim yok ama mutsuz ve uykusuzum... herkes uyuyor, bu şehir uyuyor, insanlar uyuyor ve sabah kalkıyorsun; hiçbir şey olmamış gibi tıpkı tıpkı her gece 23 24 de yatan biri gibi okula gidiyorum. kimseye demiyorum, benim içim yanıyor sanki içimde bir öküz var ve onunla günlerimi geçiyorum. düşünüyorum neden ? neden böyle bana ne oldu. öyle aşırı derdin de yok senin ne problem diyorum kendime.hala bulamadım, bir neden sınav sonuçlarım diyorum öteki taraf alone sen bu değilsin sen neler gördün etme eyleme bu mu problem diyorum , diyorum , diyorum ve gine bir gece burada yazı yazıyorken kendimi buluyorum.İçimde nedensiz bir sıkıntı var bu sıkıntı sanki benim yeni insanlara yeni bir şeylere ihtiyacım olduğunu söylese de kimselere diyemiyorum. o kadar çok şey biliyorum ki insanlar hakkında yani biliyorum be arkadaş insanları biliyorum. sahtelikleri biliyorum, empati duygusundan yoksunlukları biliyorum, sanıyorlar ki hep ben haklıyım o benim dediğimi hep yapar, ben onu kullanırım. görüyoruz arkadaşlar biz bu oyunları görüyoruz ama susuyoruz ki biz insanları kırmamak için uğraşıyoruz. o kadar çok şey anlatılması gereken şey varken anlatamamak anlatamamak , dilinin ucuna gelipte söyleyememek zor zor , tahammülü imtiyaz ver ver ver ver sonra sen bir hiç oluyorsun koskocaman bir hiç, sadece bir hiç....
Omü Dedikodu