Fafatara
düşünceler yaşamama izin vermiyor. fark etmiyorum; nasıl hissettiğimi, zamanın nasıl geçtiğini, gerçekten nasıl yaşamak istediğimi. sadece nefes alıyorum.
Fafatara
birileri doğum günün kutlu olsun diye bağırıyor. tam da uyuyacaktım. şimdi pasta yiyecekler. ben de pasta istiyorum. azıcık bana da versinler. kremasından bir parmak alayım. niye bu kadar bağırıyorlar ki. normal sesle kutlayınca kabul olmuyor mu doğum günü? aklımda pasta varken nasıl uyuyayım? pasta, pasta, pasta... seni yemek istiyorum. kapatayım gözlerimi, uyuyayım da hemen sabah olsun. gidip pasta alayım. kocaman pastalar... aslında lahmacun yemek istiyordum. önce lahmacun yemeyi hayal edeyim sonra pasta. lahmacun; dünyanın en lezzetli yemeği. söylemesi bile güzel. söylerken son hecede dudakları büzülüyor insanın. pasta da güzel. uyumam lazım. herkese iyi geceler, bol tavuk dürümlü geceler ya da börekli, pastalı,sucuklu yumurtalı... açım.
wulsfgersborger
bilim çok güzeldir. lakin herşeyi tesadüfe bağlanması hakaret değil midir? kanun koyar enerji yoktan var edilmez der ancak bing bang sayesinde madde ve zaman olmuştu der. peki eğer bing bangden önce madde ve zaman yok ise big bangin oluşmasını sağlayan toz bulutları nasıl oluştu? onun patlamasını tetikleyen şey ne idi? aklı ve yaratma gücü olmayan toz bulutları iyice sıkışarak uzayı zamanı ve maddeyi mi oluşturdu? ve bunların hepsi oluşurken de kanunlar kondu, şuan bizim dediğimiz fizik kanunları. bilim harikadır ancak bazen bilimi savunanlar bilime çok zıt davranıyor yani akla mantığa sığmayan fikirler öne sürüyor. önesürmesinin en büyük nedeni ise bir yaratıcıya inanmaması. ona inanmamasının sebebi ise bilim ile kanıtlayamaması. sebebsiz sonuç olmaz...
size göre bilim nedir gençler?
Zeze
sönme patlaması yaşıyorum. sen de olmasan bu durumun adını nasıl bilecektim sevgili skinner 🤦‍♀️
morfinaltkat
kızın kilosu aynı "sen kilo mu verdin" diyince nasıl mutlu oluyo garibim
VideoTurkey
roma İmparatorluğu döneminde roma nasıl bir yerdi? bilgisayar yardımı ile hazırlanan görseli izlediğinizde binaların mimarisine bir hayli şaşırıyor ve o dönemde nasıl yapıldıklarını çok merak ediyorsunuz..

Артем
insanı apex predator olarak gören kitleyi hiç bir zaman anlayamadım, apex predator dediğin köpek balığıdır velociraptordur.insanın elinden teknolojik avantajı alındığı takdirde tavuktan bir farkı kalmıyor.cidden lan nasıl apex predator olarak görüyorsunuz shshshshsb bu kitleye azıcıkta olsa tahammül edebiliyorum ama düz dünyacılara tahammül edemiyorum abi shshshshs bu nasıl bir şuursuzluk ve cahilliktir shshshshs bu tek hücreli bile diyemeyeceğim varlıklar resmen oksijen israfı dhshsbdh abi cidden 2 dk maruz kalınca sinir bozukluğundan tikler oluşmaya başlıyor siz siz olun dünyanın düz olduğunu savunan birisi ile karşılaşınca arkanıza bakmadan kaçın çünkü o bir töbe yareppi yaratık bir cenavardır akıl sağlığınızı seviyorsanız kaçın shshsbsb
Zeze
‘zaman’ kelimesi ‘mekan’ dan daha çekici galiba. mekandan ziyade zamana takılıp kalmamız nasıl açıklanır ki başka.
zamanla ilgili ilk derdimiz kendi zamanımızı kabullenmeden, başkasının zamanını boynumuza tasma gibi takıp onun peşinden koşturmak gibi. herkesin aynı zamanda bi şeyleri yaşamayacağını, bunun mümkün olmadığını anlayamıyoruz. bir örnekle açıklamak isterim. fatih sultan mehmet 21 yaşında (bazı kaynaklarda değişiklik gösteriyor) İstanbul’u fethetti. ama erken öldü. bakıldığında hemen hemen ömrünün yarısı. peki 100 yaşında ölecek olsaydı ve 50 yaşında fethetseydi bu denli övülür müydü ? (şu anki genç başarısı) hayır. ama yine ömrünün yarısı. farkı ne ki ? onun kendi hayat çizgisi o. bizimki de başka. ali’nin de ayşe’nin de. peki neden hep bir geç kalmışlık ve yetişememe korkusu ?
bir de diğeri var. o zamana ait hissetmemek. İnsan bir zamana nasıl ait hissedebilir ki ? zaten her an geçmiyor mu ? tıpkı bizim gibi. bana kalırsa bu zamana ait hissetmemek değil, ilk cümlemdekinden kaynaklı bir aldanış. bizi boğan mekan. (mekan = dünya) biz değil birkaç yüzyıl öncesi 15 yüzyıl öncesine de gitsek yine kötülük var, yine samimiyetsizlik var, yine yalnızlıklar, fitneler, fesatlar, olaylaaaar olaylar yani. o zamanki insanlar da eminim eski başkaydı derler. çünkü zaman da tıpkı insan beyni gibi işler. kötüyü gömer unutturur, güzellikleri andırır. eskiden bugüne güzel şeylerin gelmesi de tamamen bundandır bence. yanisi sorun mekanda gibi geliyor bana. her anlamda zamanın peşini bırakalım artık. zaman biziz ve geçip gidiyoruz görmüyor musunuz ?
Cehennemindibindeki
uzun bir aradan sonra bir hal hatır sorayım dedim. nasılsınız gençlik ? hayat nasıl gidiyor?
ikarus⚡
bugün kalabalık bir alışveriş merkezinde kasa sırasında beklerken iki kızın konuşmalarına şahit oldum. biri diğerine "haticenin sevgilisi hatice'yi terketmiş" dedi. diğer arkadaşı da "hangisi terketmiş " diye sordu. nasıl ya? sevgilisi terketmiş işte hangisi diye soru mu olur diye içimden geçirdim. konuşmanın devamında da "üçü birden terketmiş kızıııaammm" diye bir cümle geldi. vallahi aklım almıyor. nasıl yapabiliyorlar böyle şeyleri. nasıl ya? nasıl?
ikarus⚡
bir arkadaşım var, sürekli iletişim halinde değiliz ama garip bir şekilde ne zaman canım sıkkın olsa bundan hiç bahsetmediğim ve bilmediği halde bana "iyi misin, her şey yolunda mı" diye mesaj atıyor. bu akşam yine aynısı oldu ve bu sefer "nasıl olduğunu, nasıl hissettiğini senden başka bilen var mı?" diye bir soru sordu. açıkcası bu soru bende soğuk duş etkisi yaptı. çok doğru ve mantıklı bir soru. düşünmeye başladım, nasıl olduğumu gerçekten benden başka bilen biri var mıydı...
Fafatara
sınavda ; oo piti piti karamela sepeti, doğru cevap hangisiii.
sınavdan sonra; yaa bu soru nasıl yanlış olur anlamıyorum, o an çok mantıklı gelmişti. zor soruyo işte, hepsi hocanın suçu.
mistletoe🍃
2019'un güzelliği nasıl yüzüme vurmuş görüyorsunuz, anlatmaya gerek yok.
mistletoe🍃
2018 nihayet geride bırakacağımız için kendimi biraz heyecanlı hissediyorum. genelde yeni bir yılın, yeni bir yaşın, her gün uyanıp yeni bir güne başlamaktan ne farkı var ki bu kadar önemsiyoruz diyenlerdenim ama geçen son 3 4 yıla bir bakınca, iyi ki geride bıraktığımı düşündürecek bir şeyler var derken buluyorum kendimi. 2015 yazında bir mesaj almıştım, doğum günümdü. geriye dönebilsem sanırım o mesaja asla cevap vermezdim mesela. tek bir mesajın son 3 yılımı nasıl benden çaldığını bilseniz siz de o mesaja cevap vermememi isterdiniz. malesef zamanı geri alamıyoruz. yürüdüğüm yollarda, gördüğüm şeylerde kaybettiklerimi hatırlamadığım bir yıl olsun istiyorum 2019. kendime iyi davrandığım bir yıl olsun istiyorum. daha çok okuduğum, yazdığım, konuştuğum, sevdiğim, yürüdüğüm, gezdiğim, öğrendiğim.. bir yıl olsun 2019. en önemlisi de insanlığımı, samimiyetimi, empati yeteneğimi, gülümsememi, merhametimi, cesaretimi kaybetmedigim bir yıl olsun.
mistletoe🍃
bambaşka bir başlık düşünüyordum bu şarkıya ama sözlerinin etkisini geçirmek için deli gibi ritme ayak uydurarak dans ettim kendisinde 🙈💃
(gelecekteki eşime:
umarım benim gibi nasıl göründüğüne aldırmadan dans etmende bir sakınca yoktur 😜)


ikarus⚡
evlilik teklifi beklerken ayrılık konuşmasıyla karşılaşan arkadaşına nasıl evlilik teklifi aldığını ballandıra ballandıra bir saat anlatmak mı... ben öyle ölmem bence füze at arkadaşım. İnsan gerçekten hayret ediyor doğrusu
ladylazarus
çizgi romanım sonunda geldi !!! artık huzur içinde ölebilirim. geldiğinden beri heyecanla kapağına bakıp sayfalarını karıştırıyorum. heyecandan başlayamadım bile djghd aşık olsam ancak bu kadar aşkla izleyebilirdim sanırım, sevgiliyi izler gibi izliyorum. umarım başına bir şey gelmez. önceki sahibi sayfalarına bir şeyler çiziktirmeyi de ihmal etmemiş. ikinci el kitapların da böyle bir güzelliği var, elinizdeki kitabın yaşadığını hissediyorsunuz. sizden önce de bir çift göz gezinmiş üzerinde, bir başkasının parmakları değmiş. bu tür şeyler duygulandırıyor beni, sonra da, nasıl satarsın ?! diye sahibine kızıyorum dsjgh

duygularım konusunda bir farkındalık sahibi olduğum günden beri, onları insanlardan saklamaya dahası sakınmaya özen gösteriyorum. zira çoğu insan başkalarını manen - çoğu kez de maddi olarak - sömürerek yaşamını parazit olarak sürdürmekten keyif alıyor. yalnız bir çocukluk geçirmenin artılarından olsa gerek, duygularımı insanlardan ziyade, gerçekten sevilmeye değer bulduğum diğer canlı varlıklara ve nesnelere vermeyi, kısaca ' doğru ' sevmeyi öğrendiğimi düşünüyorum. ben buna şefkat demeyi tercih ediyorum esasında. sevgi kavramı, gördüğüm, okuduğum ve yaşadığım şeylerden sonra bana çok vahşice geliyor. içinde bolca nefret barındırdığını görüyorum. nefret edebilmeyi dilediğiniz çoğu zaman yıkıcı olsa da, şefkat bambaşka bir duygu. yormuyor, kırmıyor, tüketmiyor. gülümseyip yaşamaya devam ediyorsunuz.

etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz derken cioran haklıydı. susmak gerekir, sahteliklerden iğrenip, elisabeth gibi, belki günlerce konuşmamak.. bununla birlikte bir miktar yanılıyordu, insan tüm dünyaya sırtını dönse de kendinden kaçamıyor. çoğu kez sustuklarımızdır celladımız. düşünceler bir araya gelip bir silahın silüetine bürünür, artık sadece ayna ve silah vardır. ve kelimeler çoğu kez yalnızca düşleyeni öldürür

ladylazarus
evren de okula gitmemi istemiyor. sabah erkenden kalkıp hazırlandım, rüzgara rağmen eğitim aşkıyla dolmuşa yürürken gözüme kocaman bir çöp kaçtı. gözümü bir saniye bile açamadan gözyaşları içinde yürürken aynaya bakmayı akıl ettim, haliyle maskaram akmış, pandaya dönmüştüm ! eve gelip yarım saat o şeyi çıkarmaya çalıştım ve evet okula gitmedim, cool story (!) 👍

İyi geceler, ha bir de pandaya dönmemek için gözlüklerinizi unutmayın🐼😎 ve yaşam nasıl daha iyi anlatılabilirdi ?


zorakimuhendis
nasıl bir rüzgar varsa gözümdeki gözlüğü uçuruyor fırtına var gençler kafanıza çatı düşer dikkat edin :/
Zeze
odamda tek eksiğim cem karaca posteri. nasıl getirmem yanımda hala inanamıyorum. bunu söylemişliği size ‘sen de başını alıp gitme’yi hediye ediyorum ☺️


Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)