Gaf Ebesi
öğrendim ki,
bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek; hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

ataol behramoǧlu
yolyordam
selamlar. konu dışı bölümüne sanırım ilk defa yazıyorum. 27 yaşındayım. okulu bazı sebeplerden ötürü uzatmıştım ama mühendisim. İçkim yok, sigaram yok. çok şükür öğrencilik hayatım boyunca çoğu kişiden fazla harçlık geçti elime. ama elime geçen parayı hiç kimseye belli etmedim, "bakın ben neler alıyorum" havasında olmadım. kafelerde bir çaya 5, bir kahveye 15₺ verip içmedim, bunu sosyal medyaya koymadım. zaten genel olarak evdeydim. bir şeyler okudum, bir şeyler öğrendim, kendimi eğittim, "ulan şu nasılmış?" diye sorup, o konu hakkında bilgi edindim. ama bilmediğim şeye de "bilmiyorum" diyebildim. kendi kendime online müzik eğitimi aldım, bass gitar çalmayı öğrendim. klasik, jazz, blues, metal müzik dinlediğim için kafelerdeki, gece kulüplerindeki ritmik şeylere müzik diyemiyorum ve ortamları da çok sıkıcı geliyor. hayatım "efendi birisi" olmakla geçti. oturduğumuz sitedeki komşularımızın ben küçükken aileme söyledikleri aklımdadır hep. o sebeptendir ki, otomobil kullanımım bile güvenlik, sakinlik ve konfor üzerine. harıl harıl yabancı dil eğitimi aldım. bunlari kendİmİ övmek İçİn değİl, kendİmİ anlatmak İçİn yazdim.
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.

İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.

ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.

(alıntıdır)
kdrgnc16
arkadaşlar merhaba. ben kız arkadaşım için güzel bir evlilik teklifi düşünüyorum. beni 2 haftadır resim sergisine götürmeye çalışıyor fakat ilgim ve alakam olmadığı için içimden pek gitmek gelmiyor. ama evlilik teklifini tam olarak burda yapmak istiyorum. resim sergisinde. kısaca anlatayım. İlk olarak güzel sanatlarda okuyan arkadaşımız varsa benimle iletişime geçmesini istiyorum. resim sergisine girdiğimizde en sondaki resime ''benimle evlenir misin? '' yazdırmayı düşünüyorum. tabikide sonuna adını ve tuvalin kenarında kurdale ile sarkan bir yüzük olacak. bütün sergiyi gezdikten sonra sonuncu resimde anlamasını istiyorum. o yüzden böyle birşey düşündüm. sizce nasıl olur ?
Stiffler
buralar şimdi sessiz ilk hafta olacak şeyler 15 20 kisi olan sinifta cici cici anlaşan kızlar 2. hafta maximum 4 kisilik kız gruplarina bölünecekler ve dedikodular hizlanacak ardindan ders calisamicaz ve 4 senelik okulun ilk sinavda 4 senede bitmeyecegini anlayacagiz
snorlax
annem: bunu teyzen dikmişti hatırladın mı snorlax?
ben: aaa evet birkaç ay sonra giyemez olmuştum kilo aldığım için.
annem: denesene bir nasıl olacak?
(bol olur)
babam: İnsanlar sene sene büyür kilo alır bizim kız küçülüyor..

üçüncü- dördüncü sınıftaki yeleğimi giyebiliyorum sanırım bir terslik var sdjkljsdj
Tuhaf Ama Gerçek
dün rusya genelinde, ağırlıklı olarak gençler, 65 yaşında emekli olmayı öngören yasayı protesto etmek için eylem düzenledi. eylemciler, 45 yaşında emekli olacak olan güvenlik güçleri tarafından zor kullanılarak dağıtıldılar. 800 kişi gözaltına alındı.

malifalitiko
düşünsenize @admin veya @mayk ‘ın “birazdan sohbet paneli açık olacak takipte kal” yazdığını ve altına @chiko veya @ricardoveritas ın “ooo alırım bi dal” yazdıklarını ve @malifalitiko hocanızı sohbete konuk aldıklarını. sanırım bu sıralar fazla hayalperestim 🤔
limos
yeni gelen genç dimağlar için sevgi dolu yazıma hoşgeldiniz. biraz geç kaldım ama geç olsun geçmiş olmasın demişler. mini mini birler, çalışkan ikiler, yavrucaklarim. bu yol zor, bu yol engebeli... ama sor bir neden zor. çünkü zor işte. her şeyin bir nedeni yoktur. burada insan istediğini yapabiliyor. bazıları eğleniyor bazıları ağlanıyor bazıları da öğreniyor. ben hepsini yapıyorum. anonim olmanın sana verdiği yetkiye dayanarak rahat davranabilirsin. sonuçta sen; nerede nasıl davranacağını bilen,18 yaş sınırına erişmiş, gelişmiş bir bireysin. kimse düzene ayak uydurmuyor. herkes kendine düzen kuruyor. sınırlarını bilen, vizyon sahibi insanlar için özgürlüğün telefon uygulaması şekli diyebiliriz. burada herkes birbiri için var ve birbiri için yok. rahatiniza bakın. sizleri seviyorum. neden biliyor musunuz? İlla bir nedeni mi olacak lan seviyoruz işte. sevin sevilin, sövün sövülün. yakında o güzel okulunuzla buluşacaksiniz. hayal kurun bol bol yakında yıkılır zaten. ama bir şekilde hayatta kalirsiniz. gemi bir şekilde ilerler. sonuçta deniz var allah'ın çorumlusu. çorumlular fav. önümüzdeki günlerde düzenlenecek leblebi festivali için bilet satışları başladı bana ulaşın. numaram: 0500 300 400
OyuncakAyı✔️
“çevre temizliği”
merhabalar sizlere geçen hafta yaşadığım olayı anlatacağım. ankarada amcamlarla lunaparktayız adını bilmediğim çılgın alete binmek için ben, kuzenim ve ablam bekliyoruz neyse sıra çok uzundu bizde diğerine binelim dedik o ara ablam ve kuzenim amcamlara diğer yere gidiyoruz diye haber etmeye gittiler. bende onları kenara çekilip beklemeye başladığım an üç genç, iki kız bir erkek olarak çekirdek çitleyerek geliyorlar çöpleri yere ata ata tabi bu durum hiç sevmediğim bir şeydir yere çöp atmak vs. neyse bunlar sıraya geçtiler izliyorum hala atıyorlar mı diye tabikide hala devam en son dayanamayıp yanlarına gidip “pardon, yere çekirdek çöplerini atmayın” dedim hemen kız yere bakıp “herkes atıyor” dedi ama onların olduğu yerde sadece onların çöpleri var. bende masum gülümsememle “biz herkes olmayalım” diyerek yerime geçtim ve onlara bir daha bakmadım çünkü ablamlar gelmişti. yani demek istediğim yerlere çöp atmayın abi insan gibi davranın biraz. he sakın “herkes” yapıyor ben yapsam ne olacak demeyin çünkü bütün insanlar böyle davranırsa oooo türkiye çöplüğe döner. bu vatanı biz korumayacaksak başka kim koruyacak ? ama bir gündem olsa hemen atlarsınız çevre temizliği önemli, doğa katlediliyor, ağaçları koruyalım ya da ben tam bir vatan aşığım falan lan olum vatanını sevdiğini askere, savaşa giderek göstermezsin yaptığın hareketlerle de gösterirsin önemli olan sözler değil faliyetler. anlayacağınız bir kişi bir kişidir sakın bir kişi diye az görmeyin o bir kişi büyün dünyayı bile değiştirebilir. lütfen gündem insanı olmayın kendiniz olun. gündem olayına nerden geldim bilmiyorum ama ilk önce insan olalım. ve yerlere çöp atmayalım.
lisbethsalander
6 ay sonra yine ben durum bildirmek için burada bulunuyorum. kötü şeyleri yazmışım hep biraz karıştırdım da . hayat kaşıkla verdi ve kepçeyle aldı demişim en son, şimdi de diyorum ki kepçeyle aldı ve bir tencere sarma ile geri döndü. bilirsiniz işte hayat bazen böyledir kepçeyle alıp bir tencere sarma ile yüzünüzü güldürebilir.daha kötü olacak asla düzelmeyecek şeklinde çok fazla cümle duymuştum, hayattan güzel şeyler bekleme diyen de olmuştu.sonlardan asla emin olamayız.bazen çıktığımız yolun bizi nereye götüreceğini de bilemeyiz. emin olduğum tek şey sevginin onarma gücüdür bazen kendini, bazen çevreni onarabilmenin tek yolu sevmektir. düzelmez, asla eskisi gibi olmaz denilen şeyleri eskisi gibi yapan da sevgidir. sonlardan asla emin olmayın, sonu belirlemeye çalışmayın en büyük hatam budur benim ve son olarak sevgiyle kalın 🏵️
ladylazarus
bu gece hayatımın en güzel anlarından birini yaşadım. karanlıkta uzanmış, bir kieslowski filmi izlerken, birden ağaçların arasına saklanmış ayın kızıllığını fark ettim. bir süre yıldızları izledim, sonra filme döndüm, sonra yine ayı izledim, sonra yine film, yine yıldızlar.. ay, onu görmem için tamamen ortaya çıkana dek böyle bir döngü içinde bitirdim filmi. böyle anlarda tarif edemediği bir his kaplıyor insanın içini. yıldızlara bakarken, yıllar evvel annemle kargaları izlediğimiz noktaya takıldı gözlerim. sonra yine yıldızlar.. ve yıllardır hiç değişmeyen gökyüzünü düşündüm.

edebiyat dergileriyle aram pek iyi değildir fakat oldukça gecikmeli olarak bir dergi keşfettim ve muhtemelen düzenli olarak alacağım tek edebiyat dergisi olacak ' notos '. keşfettiğim ilk sayısının nabokov üzerine olmasının güzelliği .. sanırım vera' nın reenkarne olmuş haliyim. nabokov' la bu kadar sık karşılaşmamızın başka bir açıklaması olamaz. vera için ne acı dfgfj

hayatımı bir film olarak tahayyül edecek kadar önem vermiyorum kendime fakat bugün bu şarkıyı defalarca dinledikten sonra, hayatımın bir fon müziği olsaydı, şu sıralar kesinlikle bunu seçerdim dedim kendime.




iyi geceler değerli müdavimler.
Saudade
"tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı ? "
karakutuu
sa millet nasılsınız . kimler var eskiden kalan şuraya az yazın cizin yarın girip okuyacam . hepinizin bayramı mübarek olsun ben 9 gün tatil yapacagim dönüşte de arabanin arkasına et doldurup döneceğim. evlilik güzel bişey evlenin. size bir sırrımı vereyim. kızım olacak . adini annesine bıraktım ne koyacak merak etmiyor değilim .
OyuncakAyı✔️
“baba”
sen sevgini sözcüklerle belli etmesende o kadar değer veriyorsun ki bize hal ve tavırlarından belli oluyor bizim için çalışıyor biz ne istersek elinden geldiği kadar yapmak istiyorsun. ama şunu unutma maddi durumun yetmediği zamanlar sakın üzülme. ben senin bana o istediğim şeyi yapmak istediğini biliyorum. bir gün demiştin ki “belki seneye biz olmayız sağ kalcağımız belli değil” o cümlen o kadar içimi acıttıki sana anlatamam orda ağlamamak için kendimi çok zor tuttum. sanki siz hiç ölmeyecekmişsiniz gibi geliyor bana ama öyle değil bir gün beklemediğim anda olacak ve ben yıkılıcam sana sarılmadığım sana sevgi sözcükleri söylemediğim günlere lanet okuyacağım onun olmasını asla istemiyorum ama bir yandan sana sarılmayada utanıyorum. biliyor musun o güldüğün zaman o kadar mutlu oluyorum ki sana anlatamam. hele hepimizin başarılarında o kadar gururlandın ki gözlerinden okunuyordu o anlar... ablamları ilk yurda bıraktığın zaman gizlice ağlaman bizimde içimizi paramparça etti. özellikle ablamı isteme günü ablama değilde senin üzülmede ağlamıştım ama herkes ablama ağladım sanıyordu. senin gibi babam olduğu için o kadar şanslıyım ki herşey için teşekkür ederim her zaman her konuda arkamda duracağından eminim ki. şuan senin o gururlu ifadeni üniversiteyi kazandığım zamanda görmek istiyorum ve bunu başarıcam çünkü senin için sen bana bu zamana kadar herşeyi yaptın niçin benim iyi bir yerlere gelebilmem için şimdi ise sıra bende. asla seni üzmek istemiyorum. beni gördüğünde gururlanmanı istiyorum asıl o zaman mutlu olabilirim. canım babam.
babası olmayanlardan özür dilerim yaptığım belki bencilce ama yazmak istedim.
artyom
kratos’un sabisi atreus’ın “spartan rage” geçirirken hastalanıp bayılması gibi bir hayatım var resmen,tam birşeyler olacak kursağında kalıyor olmuyor yalnız güzel sahneydi sabi güzel delirdi kendimi gördüm resmen :d
privity
meraklısı değilim ama arada bir temizliğe karşı olacak kadar da pasaklı hiç değilim...
Calimeroo
şu yaşıma geldim kendimi hep derdini anlatabilen biri olduğumu sanarak geçirdim ama anlatamıyormuşum. gerçek dertlerle boğuşurken kan kusup kızılcık şerbeti içiyormuşum da ağzımı bıçak açmıyormuş. açamıyormuş. soranları geçiştiriyor, ayrıntıları hatta olayları anlatmaktan çekiniyor, fellik fellik dertlerimden uzağa kaçıyormuşum. yüzüme ve ruhuma bir gülümseme maskesi konduruyor bütün her şeyi o maskenin altına gizliyormuşum. halbuki ne de konuşkan insandım oysa ben. ne de her şeyini sevdikleriyle paylaşabilen bir insandım. birinin derdi olsa gerçekten içinde sıkıntı hissedip yardımcı olacak yer arayan ben, kendi derdime sıra geldi mi kimseyi gerçeklerle her ayrıntısıyla boğacak, kendimi o kadar savunmasız bırakacak, adeta yaralı olduğumu gözler önüne serecek kadar derdime ortak etmiyormuşum. ciddi dertleri belki mahrem sayıyor belki ne kadar ciddi olduklarıyla mücadele edemem korkusuyla bunu yapıyorum hala nedenini net olarak ben de bilemiyorum, anlamaya çalışıyorum. kısacası neyin önemli neyin önemsiz olduğunu daha net gördüğüm bir dönemden geçiyorum kendimi tanımak adına büyük adımlar atıyor biraz daha güçlü çıkıyorum her savaştan. şükürler olsun düne halen en kötüsüyle bizi imtihan etmediği için, şükürler olsun bugüne mücadele edecek gücü bularak uyandığımız için ve şükürler olsun yarına varlığıyla her zaman içimizde bir umut barındırmamıza yardım ettiği için. kimsenin derdini kimseninkiyle kıyaslamak adetim değildir tek öğrendiğim hayat denen bu imtihan sofrasında bazı şeylerin tadının daha acı olduğu. hastalık gibi, ölüm gibi. kim neye inanır bilemiyorum ama her şey allah'tan ve her dert gibi her çare de o'ndan, ben en azından buna inaniyorum. -zaman zaman unutup, zaman zaman serzenişte bulunsam bile -
bu yazdıklarımı sonuna kadar okuyan kişi veya kişilere en büyük tavsiyem: çevrenize iyi bakın. varlıklarıyla sizi iyi eden, etmeye çalışan, sizin için gerçekten önemli insanların kıymetini bilin. ansızın sevdiğinizi söyleyin, fındık kabuğunu doldurmayacak sebeplerle kırdığınız, kırıldığınız meseleri boşverin düzeltin, daha çok değer bilin çünkü tüm yaptıklarınıza pişman edecek şeyler de oluyor hayatta, olabiliyor. ben ne kadar yapabiliyorum derseniz ben de öğreniyorum bazen kolay bazen zor yoldan da olsa öğreniyorum. değişiyorum, düzeliyorum, gelişiyorum zaman zaman yerimde sayıyor bazen en başa bile dönüyorum. bu ne bir dert yanış ne bir serzeniş yazısı aksine fark etmenin, mücadele vermenin, değişime ayak uydurmanın bir yansıması.
snorlax
kramp hissini bilirsiniz epey rahatsız edici bir his. İster yavaşça ovun ister hırsla o anki mücadeleden dolayı en sonunda yorulup kendi haline bırakıyor insan biraz olsun hafifleyince. ani bir hareket yapsa aynı şey olacak gibi geliyor, kıpırdamıyor. sızısı devam ederken bir anda idrak edilen 'geçti' hissı ise ilk ne zaman gerçekleşiyor acaba? soyut bir kavramı en somut şekilde böyle tarif edebilirim şu an sanırım. kendi haline bırakmış durumdayım ben de galiba. öfkeli bir pokémon olmak ise en nefret ettiğim şey. belki de bir çiçek almalıyım. toprağını kontrol edip, sulamalı, onunla konuşmalıyım. masamdaki kaktüsle iyice benzeşir olduk gibi gelmeye başladı zira. ya da bambaşka şeyler bulmalı zihnimdeki gürültüyü bastırmalık... şuraya bir türkü iliştireyim. kerim yağcı- ela gözlüm. geceniz yakamozların ışıltısı gibi güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın.
teyit
karşılaştığınız grafikler ve veri görselleştirmeleri doğruyu söylemiyor olabilir. bu rehber, veri görselleştirmesindeki yanlışlıkları tespit etmenize ve bir grafiğin gerçeği söyleyip söylemediğini anlamanıza yardımcı olacak. https://teyit.org/veri-gorsellestirmelerinde-yalan...

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)