Beginnerdoctor
annihilation filmini izleyip anlayabilmiş biri var mı aramızda ya? hayatımın 2 saati boşa gitmiş gibi hissediyorum. ya da anlayacak kapasiteye sahip mi değilim 🙄
karakutuu
bizim yurtta bir cocuk vardı sevmezdim kendisini ilk taşındık yurda benimle aynı bölümde okuduğunu öğrendim tebrik ettim oda bu bölümü istemiyordum çalışacağım seneye bir daha gireceğim felan diyor küçümsüyor bölümü sevmemiş yanlışlık yapmış istanbulda bilmem ne güzel okulunda okumuş söyle ingilizcesi varmış ütü getirmiş kendine gömleklerini utuluyor akşam 11 de uyuyor oda kapısı çarpıyorlarmış ayakkabılarını hergun boyuyor birgün biri üstüne biri basmış yanlışlıkla geri dönmüş temizlemiş o yüzden geç kalmış sövüyor basana nasil böyle bisey yapabilir diye kendi kendine konusuyor yani cocuk benim eziyet olarak gördüğüm bir ruh haline sahip bunu sahile çağırıyoruz ben ders çalışacağım siz bana engel oluyorsunuz diyor gülüp geçiyoruz neyse 1. donem sonu geldi notlarına bir bakayım dedim (ben ders çalışmam son güne bırakırım daha önce anlatmışımdır )bu cocugu bölüm birincisi diye hayal ediyorum notları benden kötü sınava girdi polislik gardiyanlık lise kpss işte üniversite hepsi başarısız yani bu kadar çalışma konuşma artistlik bu hava noldu bide not felan da vermiyor çakal sadete gelelim geçen karşılaştık bununla hayattan hic ders almamış yine yükseklerden uçuyor böyle samimiyetsiz bir merhaba dedi napıyorsun felan zamanım yoktu sonra ararım dedim konuşuruz .
orlito
selamlar herkese
hesabı satıyorum. sahibinden az kullanılmış, hatrı sayılı takipçiye sahip, akılda kalıcı, eski “orlitorenk” nickinden hatırlanan (neden ornitorenk değil diye sormayın) güzide bir hesap. İlgilenenler yazsın uygun bir fiyata bırakırım.
teşekkürler iyi akşamlar
Parasetamol
arkadaşlar nasılsınız? bir allah’ın kulu kütüphaneye gitmez mi ? gidip de yazmaz mı buralara? kütüphaneye oğlunu ders çalışsın diye getiren ve bu sırada kendisi de kitap okuyan amca ne halde bileniniz yok mu ? ne hayırsız müdavimlersiniz. yokluğumu aratmazsınız sanmıştım . şimdi hüsrana uğradım . evladı için gündüzlerini çalışarak (belki de emeklidir) geceleri de kütüphaneye gelerek büyük bir fedakarlık örneği sergileyen bu amcaya biriniz bir çay bir kahve belki yanında bisküvi alıp ikram ettiniz mi ? ya kızlar siz o amcanın evladına kıvırcık uzun saçlarını daha iyi toplasın diye bir toka verdiniz mi ? hayır ! artık çok geç. bu evlat çoktan üniversite sınavına girdi , sonuçları açıklandı , hatta bir bölüme yerleşti bile( en azından ben öyle umuyorum) . velhasıl-i kelam kütüphaneye sahip çıkın.
karakutuu
@Frida kardeşimizin mesajına yorum olarak atacaktım. faydalı olabileceğini düşünerek herkesin kolay ulaşması için buraya yazıyorum. arac satın alırken de bak burası yamuk bunun bunlar fabrika çıkışlı hatalı abi bu modeller pek tutmuyor der fiyatını düşürürsün bunu yapan insanların bilinçsizce yaptığını zannediyorsanız yanılıyorsunuz. aslında sahip olduğunuz güzellikleri size bir kusurmus gibi kabul ettirip ozguveninizi assagi çekmek ve ulaşılabilir olmanızı saglamak istiyorlar. kısa boylu biz kız dünyanın en güzel hatlarına sahip olabilir ama kısalığı kafasına takmışsa sıradan erkeklerle bile çıkabilir . ilk buluşmada karşı cinsten güzel fiziki hatlara sahip şık giyimli hatlara sahip biri ile gitmek buluştuğunuz kişide sizi gözünde büyütme etkisi yaptığı araştırılmış bir gerçek. yani sizi kötüleyen biri karşı cinsse bilin ki sizden aslında hoşlanıyor ve sizi ulaşılamaz görüyor. atalarımız boşuna söylememiş büyük aşklar nefretle başlar . hatta burdan artık herkesin bir şekilde duyduğu gaz lambası etkisine de geçebilirsiniz. aslında sizi manipüle ediyorlar.
ikarus✨
gözlüğümü çıkardığım zaman bıraktığım belli başlı yerler var. kitaplığın rafı veya aynanın önü gibi. fakat bu sefer her zamanki yere koymamışım. evde şuan yalnız yaşıyor olmam ve 6. 5 derece miyop göze sahip olmam dışında bi sorun yok tabi..
psikodok
şuan stajer psikoloğum ücret talep etme hakkına sahip olmadığım için dilersen beni sömürebilirsin
Bubbles
beni insanların nefreti, egoları, gizli düşmanlıkları ve iki yüzlülüğü delirtti; teşekkürler.
Fafatara
bazı görüşler var ya; kapalı ama sevgilisi var kıza bak, namaz kılıyor ama içki içiyor ne anlamı kaldı vs. bu davranışların doğrusu ya da yanlışı beni ilgilendiren bir konu değil. ve bir insan size zarar vermediği sürece işlediği günahlar da sizi ilgilendirmiyor. din sadece kapalı olanlara farz değil ya da namaz kılanlara. açık olanlar ya da erkekler zinadan muaf mı tutuluyor ya da sadece namaz kılanlara mı haram içki. her insan elinden geldiğince dini inancını yaşamaya çalışıyor. İnanıp inanmamak ya da dini nasıl yaşadığı onu ilgilendiren bir şey. demek ki o insan bu kadarını yapabiliyor. madem her şeyi biliyorsun sen ondan daha iyisini yap. sen kendine müslümanım diyorsun ama daha o insanın yapabildiğini yapamamışsın kalkmış nasıl yaptığını eleştiriyorsun. çoğu insan başkalarının nasıl yaşaması gerektiğine dair bir sürü fikre sahip ve onları acımasızca eleştiriyor ancak bu söyledikleri şeylere kendileri uyuyor mu onu bilmiyorum. bir insan nasıl görünürse görünsün ne yaparsa yapsın sana zarar vermediği sürece onu eleştiremezsin. eğer eleştireceksen dön önce kendine bak ben nasıl yaşıyorum diye. İnandığın fikri savunmakta özgürgün ama bu fikirlerinle başka insanlara zarar veremezsin. bu söylediğim örnekler de aklıma gelenler sadece. herkes başkalarını eleştirmek yerine önce kendisini eleştirse kendisine karşı dürüst olsa kötü yönlerini düzeltmeye çalışsa bu kadar nefret olmazdı. başkalarının kusurlarını görmekte muazzam yetenekli bu insanlar kendilerine karşı neden bu kadar kör anlamıyorum.
Ümid Gurbanov
İzleyiciyle aramda başka hiçbir youtube kanalının sahip olmadığı bir farkındalık ve sadakat vardır desem abartmış olmam.
OMÜ Öğrenci Konseyi
İnsan hakları evrensel beyannamesinin bm genel kurulunca kabulünün 70. yıldönümü olan bu gün,yüzyıllar boyunca süren bir mücadelenin ürünü olarak,insanların doğuştan ve eşit bir biçimde sahip oldukları hklrı ifade eden uluslararası bir belgenin kabul edilişinin kutlandığı gündür.
Zeze
bu yazıya eklemek istediğim şeyler var.
İnsanlar sevdiklerinden kendilerine yapılan şeyleri de küçük sayıyorlar. çünkü zaten yapılması gerekenmiş gibi bir algı var. ama yapılmak zorunda değil. bunun bir sebebi de herkesin kendi yaptığını büyük görmesi. birisine hediye aldığında büyük bi şey yapmış gibi bir havalar. oysa, fikrimin hala arkasındayım, senin yaptığın, yapabildiğin şey küçüktür. İsteyince yapma imkanın var çünkü. ama istediğimiz zaman başkasından kaynaklı bi şeye sahip olamayız.
Zeze
geçenlerde yağmur yağıyor diye otobüsten erken inip ıslandım. baya fazla ıslandım ama nasıl mutlu oldum anlatamam. küçük bi şeyle mutlu olmuşum gibi olsa da hayır bu büyük bi şey. ben istediğim an yağmur yağdıramam, elimde olmayan bi şey nasıl küçük sayılabilir ki ? ben ancak yağmur yağdığında onun keyfini çıkarabilirim. fazlası gelmez elimden. toplumumuzda insanların uğraşarak yapabileceği şeyler büyük sayılırken, ne kadar uğraşırsak uğraşalım yapamayacağımız şeyleri küçük sayma var. mesela birine ev hediye edilse ya da bütün yıl sınava çalışsa ve kazansa sevindiğini görsek büyük şeylere sevindi diye düşünürüz. hayır, bu küçük bi şey. çünkü istenilse ‘bi şekilde’ elde edilir. artık o kadar kavramlarımız iç içe geçmiş ki bunları bile karıştırır olmuşuz. uğraşmadan gelen her şeyi küçük sayar olmuşuz. halbuki uğraşarak elde ettiklerimiz kolay, basit ve küçük. çünkü bizim elimizde... her şey gibi bunların da yerini değiştirmeyi başarmışız, üzgünüm...
👑Merry Andrew

kendimi yıkılması imkansız bir kalenin güçlü savaşçısı zannederdim. mücadeleci ve zorluklara karşı dayanıklı bir savaşçı. böyle zannettiğim için şimdi gülüyorum kendime.
karşıma çıkan her sorunun üstesinden gelmeye şartladım bugüne kadar kendimi ve yaralar almış olsam da yine de o sorunu atlattım. ama bu sefer öyle bir yenildim ki yenilgilerin en ağırı hem de. kendime yenildim ben. kendimi tanıdığımı zannederdim, kendimden emin olduğumu. ama bir detayı hep unutuyorum, bugüne kadar başıma ne geldiyse kendi seçimlerim yüzünden. bu hayatta güvendiğim bir iki kişi var, çoğunlukla kimseye güvenmem ama şu zamana kadar yaşadıklarıma bakıyorum en çok da kendime güvenmemeliymişim.
kimseyi yarı yolda bıraktığım falan yok aslında ama beynimin içindeki bu düşünceler beni kemirip duruyor. beynim bir iç savaşın ortasına sürüklenmiş gibi. "hasta olmamalıydım, hasta olmanın zamanı değil, en ufak bir zor koşulda vücudumun böyle pes etmeye hakkı yok, biri bana güveniyor ve yardım istiyorsa yanında olmak zorundayım, bu kadar hassas bir bünyeye sahip olmamalıyım, bunu kabul edemem, ben güçlü biri olmalıyım, her koşulda güçlü ve dayanıklıyımdır ben. hayır, değilim, öyle zannederdim ama değilmişim işte, işe yaramazın biriyim ben, hiçbir şeyi beceremiyorum, her şeyin üstesinden gelmeliyim bunu yapmak zorundayım başka çarem yok. ama yapamıyorum, gücüm tükendi, nasıl tükenir bunu kabul etmek çok zor ama oldu işte gücümün bittiği noktadayım."
ladylazarus
geçen gün üşümüş bir şekilde eve koşup yatağıma sığındım. dalmışım, bir ara kolumu yorgandan çıkarmışım ki üşüyerek uyandım. o uyku ve uyanıklık hali arasında üşüyen, açlıkla sınanan insanlarla sızladı kalbim. bir şeyler yapılmalıydı, büyümeyi hiç bu kadar istemedim. ertesi gün soğuktan donarak ölen iki askerin haberiyle sarsıldım. diyor ya cansever : ' gülemiyorsun ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir, ne kadar benziyoruz türkiye' ye ahmet abi. ' tıpkı böyle işte..
dün gece oğuz atay' ın babama mektup parçasını yeniden okuyup dinledim. ' korkuyu beklerken ' kitabında yer alan bu hikaye, oğuz atay' ı en iyi anlatan parça sanırım. karalama defterime istemsizce kolomon moore' nin sadist kadınlarının arasında venüs' ü yerleştirdim hikayeyi dinlerken.

onun ruhunu kendiminikine benzetmişimdir daima hakkım olmayarak. yıllar evvel bu parçayı okuduğumda sahiden de ne kadar yakın olduğumuzu idrak etmiştim. sonraları daha bir şefkatle öptüm fotoğrafını. ben de babasına kızgın çocuklardan biriydim. büyüdükçe esasında ne kadar benzediğimizi, sahip olduğum tüm güzel duyguları ondan aldığımı fark ettim. en acısı kötü yönlerimin de onunkiyle benzeşiyor oluşuydu benim için. anlayıp, affetmek büyümeye delalet sanıyorum. onu affettikçe mi anladım, anladıkça mı affettim bilmiyorum fakat ilk kez birinin özlemiyle ağladım. benzeşmek her zaman o kadar iyi değil, ikimiz de duygularımızı belli etmek konusunda beceriksiziz, üstelik yabancıymışız gibi büyümüşken ben, her şey daha zor oluyor. babamı çok özlüyorum ve yanındayken içimden geldiği gibi sarılamıyorum ona, ne tuhaf bir duygu. diğer insanları tanıdıkça ona sarılma isteğim artıyor. pamuklara sarılarak büyüyen biri olmama rağmen hiçbir zaman korunmaya ihtiyaç duymadım. yeri geldi kavga ettim, yeri geldi bile bile başımı belaya sokmaktan çekinmedim. tüm arkadaşlarımın karşıma dikildiği o gün dahi eğilmedim. dün o parçayı dinledikten sonra aslında ne kadar küçük olduğumu gördüm. huzur çok farklı bir duygu, yaşamdan mutluluk istemiyorum zira mutluluk bencilce gelmiştir bana hep. mutlu olmak zorunda değilim fakat huzurlu olmak istiyorum. etrafımda benimle ilintili fakat asla bana ait olmayan binlerce sorunun ve insanın arasında çekiştirilirken, gülümsemekle yetiniyorum. kimseye karşı öfke duyamıyorum zira herkes bir yerinden haklı. bağışladıkça kalbindeki yük hafifliyor insanın, son yıllarda bunu adet edindim. karşıma çıkan her insan bir farkındalık bırakıyor ve insanın, salt sahip olmak isteyen, gördükleri ve duyduklarıyla yetinen ucuz bir yaratık olduğu idrakiyle aradığım huzura bir parça sahip olarak devam ediyorum yaşamıma. bir an önce ideallerimi gerçekleştirip izole bir yaşam sürmek istiyorum. bunun için çalışmak güç veriyor bana. bir süredir iş arıyorum fakat ailem buna pek sıcak bakmadığı için, daha ziyade hedeflediğim şeylerin bir kısmını gerçekleştirmek adına para biriktirebileceğim kısa süreli işler bakıyorum. umarım en kısa sürede bu sorunumu da halletmiş olurum.

uzun ve dağınık oldu fakat insan her zaman bu tür şeyler paylaşacak gücü bulamadığı gibi, anlaşılmaya insan da bulamıyor. muhtemelen burada da okunmayacak bir yazı fakat paylaşmak bir miktar da olsa rahatlatıyor insanı.

oğuz atay' ın mektubunu bırakıyor, iyi geceler diliyorum.




işte bütün terakkinizi gördüm ve aslıma rücu ediyorum.
Gaf Ebesi
bir insan, kirli düşüncelere sahip olduğu için utanmaz. bir başkasının, o kirli düşüncesini bilme ihtimali utandırır.

friedrich nietzsche
iyikalplipsikopat
katiller ve iyiler

hicbir kotuluk bir insanin ruhunu, umutlarini, yasam enerjisini oldurmek kadar buyuk olamaz.yasam enerjinizin yavas yavas kemirilmesi icten ice umutlarinizin sonmesi ve sizin her gun hayallerle yalanlarla inanclarla umutlari yeniden canlandirmaya calismaniz..

bir zorbanin pisligin igrenc yaratigin boyundurlugu altinda yapilan itaatin sebeb oldugu esaret yavas yavas yakarak kirarak parcalayarak mahveder ruhu ve ruhtaki tum umutlari isigi enerjiyi.yasamak ve hayatta kalmanin farki budur zaten.olu ruha sahip umutsuz hayalsiz enerjisiz beden hayattadir ama canli bir ruha sahip canli bir beden yasiyordur

cok iyi saf kalpli bir cocuk dahil herkes kendisine vurana geri vurmak ister.bu icguduseldir savunmaktir.size hakaret edildiginde sizde kendinizi savunur size vurana sizde vurursunuz.1 vurana 1 kez aynu siddette vurmak dengeyi saglar.

peki ya 100 vurana 1 kez bile vuramamak?1000 hakaret edene 1 kez bile hakaret edememek tiksinsenizde nefret etsenizde itaat etmek?iste bunu yasamayan anlamaz.1 kez vurmak yetmez parcalamak kirmak yok etmek istersiniz sadistlik icinize isler hayallerinizi ele gecirir o nefret ve ofke icinizi sarar.merhameti duygulari insan olmayi unutursunuz hayal gucunuzde onemli olan tek sey karsinizdaki tum bunlata sebeb olanlarin cektigi acidir.icimdeki savasin tum sebebi tam olarak bu.

hayir aslinda psikopat degilim empati yapabiliyorum baskalarina karsi kibar ve iyi olmaya ozen gosteriyorum insanlari sevebiliyor saygi duyabiliyor sinirlarimi biliyorum.kolelik-itaate dayanan zararsiz, rizaya dayanan cinsel fetislerim disinda vicdanli iyi bir insanim.ama ayni zamanda bir sadistim

itaat etmek zorunda oldugumda, stres altina sokuldugumda, gucsuzlugum hissettirildiginde sevdiklerimin uzuldugunu ezildigini gordugumde bunlara sebeb olanlarin olabilecek en kotu fiziksel duygusal acilari cekmelerini istiyorum hicbir sey umrumda olmuyor.sadistligimin sinirlari yok.

ve neredeyse her gun icimde bu savasi veriyorum.vicdanim her gun tetiklenen nefretimi yenmeye cabaliyor hemde umutlari hayalleri yasam enerjisi yeni iyilesen yillarca komada kalmis bir ruhla bunu yapmaya calisiyor
ogretmenbey18
omü de ilk senem ve gerçekten bir duruma çok gıcık oluyorum omü de ortam yapmak için illaki içki ve sigara içmek okey ve batak mı bilmek gerekiyor anlamadım ki kitap okuyan, kültürlü, insan gibi konuşan, insan gibi yaşayanlar değilde neden bu kadar hoyrat kalpler tercih ediliyor. resmen insanlar bu vasıflara sahip olmayan kişilerle konuşmak bile istemiyor. hadi her fakülteyi geçtim egitimde ki adamlar bile her gün yaşamda batak atıyor. sizler değilmisiniz ilerde bir koca nesli yetiştirecek yapmayın gözünüzü seveyim yaşamdaki okey masaları tıklım kütüphaneler bomboşsa şapkaları önümüze koyup iyice bir düşünmeli...!!
Gaf Ebesi
en iyi makina en iyi fotografı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı.

#AraGüler
Gaf Ebesi
sahip olamadıklarına ulaşmak için çabalarken, sahip olduklarını unuttuğun için mutsuzsun.

shakespeare
Gaf Ebesi
her şeyin en iyisine sahip olan değil, sahip olduğunun tadını çıkaran mutludur.

nabakov
teyit
vestel telefonların yerli malı olduğu iddiası doğru. yerli malı tebliği baz alınarak yapılan hesaplamalar dikkate alındığında vestel telefonlar, sahip olduğu yüzde 51’den fazla oranla türk malı sayılıyor. https://teyit.org/vestel-telefonu-yerli-mi-aselsan...

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)