kardeş site canlanacaksa şu dmdeki bakım çalışmasını kaldırsanıza millet birbirine yazsın bakın yeni sezon geliyor bir ayar verin şu siteye ya bu arada kafam hafif çakır yanlış bişey dediysem kusura bakmayın kendinize iyi bakın dostlar seviliyorsunuz :)
şunu paylaştığımda acaba kime aşıktım? ahahshhd şaka.. artık kalpsiz bir serseriyim dostlarım…
selam canlarım. böyle uzun uzun yazmak istiyorum ama hiç halim yok, bilin bakalım kim tehlikeli sularda yüzüyor? aaa benmişim. ama su nasıl güzel… :’)
yemin olsun duygu roller coaster’ında ordan oraya savruluyorum; narin, hassas ve pamuk şeker kalbim artık isyan ediyor ama durduramıyorum ismet durduramıyorum… bir gün anlatırım.
hepinizi seviyorum, gözlerinizden öpüyorum. hoşçakalın.
yemin olsun duygu roller coaster’ında ordan oraya savruluyorum; narin, hassas ve pamuk şeker kalbim artık isyan ediyor ama durduramıyorum ismet durduramıyorum… bir gün anlatırım.
hepinizi seviyorum, gözlerinizden öpüyorum. hoşçakalın.
bu sitenin prime günlerinde harçlık alan dostlarım artık bizler harçlık verir olduk mu ? hepinize iyi bayramlar dilerim hala çitiriz üzülmeyin...
selamlar gönül dostlarım, tanıdık isimleri yeniden görünce tabi ki hemen buraya damlayacaktım😬
öncelikle herkese sevgiler, zeze’nin yazısını okudum biraz önce ve ben de kendime dair birkaç kelam etmek isterim müsaadenizle. şu sıralar kendi dünyamda daha sessiz ve karanlık bir noktadayım diyebilirim. kalbimi ağırlaştıran bu hissin geçici bir gölge olduğu bilincindeyim, geçeceğini biliyorum ama bilirsiniz ki bazen bilmek yetmiyor. elbette sonsuza kadar sürmeyecek ama bazı yaşadıklarımız kapanmayacak bir nokta gibi kalır ya içimizde bazen.. bunu sevmeyi ve kabullenmeyi öğrenmeye çalışıyorum. daha önce de bahsetmişim; en büyük idealim yormadan, yargılamadan, öylece, kendisi gibi, kendim gibi kabul etmek ve sevmek diye. insan bunları yapınca her şey gönlünce olacak sanıyor ama bu erdemin karşımızdaki insanda da olması gerekiyormuş, benim de öğrendiğim ders bu oldu diyebilirim :) çok da boğmadan bitirmek istiyorum yazımı ama elbette unutmadan eklemek isterim ki @gamsizbaykus ‘a canı gönülden mutluluklar diliyorum. ve de eshefle kınıyorum @thor neden düğünde düet yapacağımızdan bahsetmiyorsun insanlara? üstelik turne için gelen kıymetli dostumuz tarkan bizden önce sahne alacak, sonra nikah masası düetimiz ile sizlerleyiz. 🤍
öncelikle herkese sevgiler, zeze’nin yazısını okudum biraz önce ve ben de kendime dair birkaç kelam etmek isterim müsaadenizle. şu sıralar kendi dünyamda daha sessiz ve karanlık bir noktadayım diyebilirim. kalbimi ağırlaştıran bu hissin geçici bir gölge olduğu bilincindeyim, geçeceğini biliyorum ama bilirsiniz ki bazen bilmek yetmiyor. elbette sonsuza kadar sürmeyecek ama bazı yaşadıklarımız kapanmayacak bir nokta gibi kalır ya içimizde bazen.. bunu sevmeyi ve kabullenmeyi öğrenmeye çalışıyorum. daha önce de bahsetmişim; en büyük idealim yormadan, yargılamadan, öylece, kendisi gibi, kendim gibi kabul etmek ve sevmek diye. insan bunları yapınca her şey gönlünce olacak sanıyor ama bu erdemin karşımızdaki insanda da olması gerekiyormuş, benim de öğrendiğim ders bu oldu diyebilirim :) çok da boğmadan bitirmek istiyorum yazımı ama elbette unutmadan eklemek isterim ki @gamsizbaykus ‘a canı gönülden mutluluklar diliyorum. ve de eshefle kınıyorum @thor neden düğünde düet yapacağımızdan bahsetmiyorsun insanlara? üstelik turne için gelen kıymetli dostumuz tarkan bizden önce sahne alacak, sonra nikah masası düetimiz ile sizlerleyiz. 🤍
teşekkürler dostlar 🥰 gerçekten çok heyecanlı ve telaşlıyım. nasipse ben de orada olacağım eşimle tanışmak için 😂
@gamsizbaykus düğün telaşı ile meşgul olduğu için bilgilendirmeyi benim yapmamı istedi. 14 şubat 2026 tarihinde @gamsizbaykus 'un çırağan sarayı'ndaki düğününe tüm omüdedikodu ailesi davetlidir.
not: her düğün davetiyesi 2 kişiliktir. 2 den fazla kişi içeriye alınmayacaktır. misafirlerimizin siyah giyinmesi zorunludur. 14 yaş altı çocuk getirmeyiniz. çocuklu gelecek aileler için düğün boyunca oyun alanında görevliler çocuklara eşlik edecektir. vale hizmeti ücretsizdir. takı töreni olmayacaktır. hediyeleri girişteki hediye alanına bırakabilirsiniz. düğün boyunca cep telefonu ile fotoğraf ve video çekimi yapmak yasaktır. düğün sonrası after partisine katılmak isteyenlere girişte bileklik dağıtılacaktır. after parti için tekne çırağan sarayından ayrılacak ve after parti yapılacak mekana gidilecektir. after parti bitiminde misafirlerimiz tekrar tekneyle çırağan sarayına getirilecek ve gecemiz tamamlanmış olacaktır.
not: her düğün davetiyesi 2 kişiliktir. 2 den fazla kişi içeriye alınmayacaktır. misafirlerimizin siyah giyinmesi zorunludur. 14 yaş altı çocuk getirmeyiniz. çocuklu gelecek aileler için düğün boyunca oyun alanında görevliler çocuklara eşlik edecektir. vale hizmeti ücretsizdir. takı töreni olmayacaktır. hediyeleri girişteki hediye alanına bırakabilirsiniz. düğün boyunca cep telefonu ile fotoğraf ve video çekimi yapmak yasaktır. düğün sonrası after partisine katılmak isteyenlere girişte bileklik dağıtılacaktır. after parti için tekne çırağan sarayından ayrılacak ve after parti yapılacak mekana gidilecektir. after parti bitiminde misafirlerimiz tekrar tekneyle çırağan sarayına getirilecek ve gecemiz tamamlanmış olacaktır.
selamın aleyküm mimarlique’nin düğünümsü nikah ya da nişan veyahut kız isteme fotoğraflarına fav atarken aklıma gelmişti site… hala buranın twitter’dan kaliteli bir yer olduğunu düşünüyorum ama 2025 yılına geldiğimiz süreçte ‘etkileşim’ gerçeği insanlığı ele geçirdi. sitede etkileşim yok o yüzden insan da yok. yapacak bir şey de yok. neyse güzel günlerdi diyip özlemle anacağız. herkes iyi ve mutludur inşallah. evlilik kurumuna giriş yapan dostlara allah’tan huzur sabır ve mutluluk dilerim. bekar dostlara da allah’tan huzur sabır ve mutluluk dilerim. sizin iyi dilekleriniz varsa kabul ediyorum. kötü dileği olan varsa onları da ayyyneeennn iade ediyorum. hoşça kalın kalp
bu siteye ilk kaydolduğumda 2010 mezunu dayıların özlem dolu samsun ve omü mesajlarını okumuştum, yıllar sonra tekrar girdim şimdi. özlem dolu mesaj atan dayı ben olmuşum. kıymetini bilin a dostlar, samsun gibi şehir, omü gibi okul yok.
merhabalar sevgili omüdedikodu yazarları, merhaba değerli dostlar. epey olmuştu buralara yazmayalı. siteye girmişken birden çalakalem bir şeyler yazmak istedim, özlemişim... sizce de zaman çok hızlı geçmiyor mu? daha doğrusu bu konuda kendimle çelişen bir fikrim var. bir gün içerisinde o kadar çok olay, konuşma yaşanıyor ki sanki bazen gün bitmiyor gibi geliyor. hatta gün içinde spesifik bir olay olmazsa günleri sıklıkla karıştırıyorum. sanırım bu benim için 2019'da üniversiteden mezun olmamla birlikte hayatımda fark ettiğim bir durum. o zamandan bu zamana nasıl geldik, neler yaşandı, nasıl bu kadar vakit geçti bilmiyorum. geçen sene diyesim geliyor üniversite yıllarım için. bu aradaki kayıp zamanda pandeminin de etkisi olduğunu düşünüyorum. aslında kendi adıma çok da kayıp değildi. atandım, işim oldu, hayatıma çok farklı yeni insanlar girdi, yeni bir şehre alıştım, evim değişti, her şeyim değişti belki de... eski yazılarımı silmemiş olsaydım bunlardan bir kısmının konusunun değişimle alakalı olduğunu söyleyebilirdim. yapı olarak değişiklik seven biri değilimdir. çok sabit fikirlerim var ve acayip bir şekilde rutin severim, konfor alanından çıkmayı sevmem aslında. bu süreçler elbette benim için zorlayıcı oldu ama şimdi bakıyorum, günler birbirinin aynısı. zaman, o an içindeyken geçmiyor gibi gelse de bir bakmışsın yıllar geçmiş çoktaaan. bir gün içinde çok şey oluyormuş gibi gelse de hiçbir şey yapmaya yeteri kadar vakit kalmıyor. bu ne yaman çelişki annee? tamam tamam bir daha şarkıya bağlamayacağım :) belki de benim hiçbir şey için yapacak vakit bulamamam benim zaman yönetimimin kötü olduğunu gösteriyordur, bu da olabilir. zamanı algılama biçimimiz değişiyor. yaşantılarımız da değişiyor. bu yazdıklarım herkes için geçerli olmayabilir elbette. sizde durumlar nedir ahali? bu arada İstanbul'daki kızlar eqlesin, kıps ;) İyi geceler canım dedikodu.
bu arada böyle hitap ediyorum ama gerçekten içinden geldiği gibi yazıyorum çünkü bu sitenin olması bana güven veriyor. normalde kendimi yazarak iyi ifade edebilen biri değilimdir. sayısalcı olmamdan mütevellit kelimelerle aram pek de iyi değildir -en azından sayılara nazaran-. tanımadığım insanlara bir şeyler anlatmak yıllar önce de daha kolay geliyordu, şimdi de. ha şimdi bakınca sitede tanımadığım pek de kişi kalmamıştır, anonimlik falan hak getire ahahjs. neyse sitenin bana kattığı en güzel şeylerden biri yazı yazmak oldu. anlattığımı dinleyecek kimse olmasa bile buraya gönül rahatlığıyla yazabileceğimi biliyorum. kaldı ki buradan tanıştığım çok güzel insanlar var ve onlarla sohbetimiz hâlâ devam ediyor. İyi ki o insanlar var, iyi ki bu platform var... 💜
bu arada böyle hitap ediyorum ama gerçekten içinden geldiği gibi yazıyorum çünkü bu sitenin olması bana güven veriyor. normalde kendimi yazarak iyi ifade edebilen biri değilimdir. sayısalcı olmamdan mütevellit kelimelerle aram pek de iyi değildir -en azından sayılara nazaran-. tanımadığım insanlara bir şeyler anlatmak yıllar önce de daha kolay geliyordu, şimdi de. ha şimdi bakınca sitede tanımadığım pek de kişi kalmamıştır, anonimlik falan hak getire ahahjs. neyse sitenin bana kattığı en güzel şeylerden biri yazı yazmak oldu. anlattığımı dinleyecek kimse olmasa bile buraya gönül rahatlığıyla yazabileceğimi biliyorum. kaldı ki buradan tanıştığım çok güzel insanlar var ve onlarla sohbetimiz hâlâ devam ediyor. İyi ki o insanlar var, iyi ki bu platform var... 💜
acaba kullanıcı adım neydi derken tarayıcı otomatik doldurdu :) üç yildan sonra merhaba a dostlar :)
salute dostlar. güzel bir pazartesi sabahında mirkelam, gökhan zan ve filozof atakan ile beşiktaş-kadıköy vapurunda martılara simit atıyoruz. hepinize keyifli haftalar dilerim.
her zaman hayatımın en özel köşelerinden biri olan ama uzak kaldığım bu evimden 10 ay sonra hepinize tekrardan merhaba. umarım hepiniz çok iyisinizdir. bu evime geldiğimde eski mahallesine dönmüş bir yetişkin hüznü kaplıyor içimi. mahallesinin, evinin çocukluğundaki, gençliğindeki o cıvıl cıvıl halleri göz önüne gelir de o günlerden şimdiki ana doğru sıcak bir gözyaşı hızında bir anı yolculuğu yapar ya. İşte onun gibi bir şey. bu hal bende oldukça evimin anahtarını çıkarmaktan korkuyordum. bir zamanlar neşe saçan evimin içindeki sessizliği duymaktan. geçen akşam ilkadım sahildeki çay ocağında otururken oradaki abi ile ayaküstü muhabbet ettik. uzun zamandır görüşmemiştik. diğer abinin nerede olduğunu sordum ve aldığım cevap birden gözlerimin dolmasına neden oldu ölmüş o abi. evini bir gece böcek ilacı ile ilaçlamış sineklerden korunmak için ve uyumuş sadece. sonrası yok. o kadar oturdu ki içime. ellili yaşlarında bir abiydi. güleryüzlü, neşeli sesli biriydi. bir kaç selamlaşmamızdan sonra tanış olmuştuk. biraz muhabbetimiz ilerleyince bize ikinci baharını ve her iki tarafın evlatlarının karşı çıkması sonrası kavuşamadıklarını anlatmıştı. öyle anlatmıştı ki hem de bir romanın dönüm noktası gibi. gözleri her anlattığına eşlik etmişti. geriye bir fotoğrafı bile kalmadı bana. sadece zihnimdeki o güzel gülüşüydü geri kalan. İçimi yakmıştı gidişi ve koptum o anki arkadaş ortamımdan. o kopuş bugün anahtarları cebimden çıkarıp omudedikodu mahallesine girmeme ve ikizler kapımı açmama vesile oldu. benim ise hayatım haddinden fazla değişti bu dönemde. okulum bitti ve bir süre bir yerlerde çalıştım. sonrasında ise çok da geçmiş olmayan bir geçmişte atandım ve atandığım kurumda çalışmaya başladım. hem de samsuna atandım. İmkansız geliyordu bu bana ama olmuştu işte. üniversite yıllarımda kendimi bulduğum şehir yeniden bana kucak açtı ve bu sefer uzun yıllar boyunca kalmak üzere yerleştim bu şehre. İl merkezine azıcık uzak bir ilçedeyim lakin her hafta sonu kendimi atakum sahilde, ilkadım çay ocaklarında buluyorum. artık maddi özgürlüğüme tam manası ile sahiptim. bir ev kiraladım. 2+1. hep hayalini kurduğum yaşamın ilk temellerini atmış oldum böylece. İstediğim eve sahip olmak ülkemizin ekonomik durumundan dolayı biraz zaman alacak biliyorum ama şu haliyle bile bana mutluluk veriyor bu ufak yuvam. bu fotoğraflar da salonumdan ve evimin balkonundan ufak iki kare. buraya taşındığımdan beri pek yalnız kalmadım. sadece 1 haftasonu yalnız kaldım. oradan buradan arkadaşların uğrama noktası oldum. amaçlar edindim kendime ve 15 yıl verdim kendime. üniversite yıllarında amaçladığım ne varsa gerçekleştirdim çok şükür. en yapılamaz olarak görülen şeyleri bile yaptım. şimdi bakalım 15 yıl sonrası benim için nasıl olacak. evet şu an ikizler evimdeyim. ama yetişkin hüznüm mahalleye çıktığımda içimi kaplıyor. kapı komşum snorlax'ı göremiyorum. çatı katından bize seslenen posydon yok, eski dostum oas gideli uzun zaman olmuştu. gezginimin ad babası yok, o yok bu yok, gerçekten görmesem de hayatımda yer etmiş bir çok dostum artık yok. özlediklerimin yokluğuna alışmak ve yeni bir yaşantıya adepte olmak biraz zaman alacak ha ne dersiniz. hepinize mutlu geceler dostlarım...
dostlarım, size güzel haberle geldim. müjdemi isterim, ben atandım. :)
üniversitenin ilk yılından bir döneminin korona yüzünden çöp olması ve muhtemelen 1 dönemin daha öyle olacak olması... üzülüyorum be dostlar.
omü dedikoduysa adının hakkını verelim. bu ikarus'un aslında maske fabrikası olduğunu öğrendim ama bizden saklıyormuş, ve zenginmiş. koronayım vs derken bize maske vermemek için bahane uydurmuş aslında. bir de beni, yorum için iban atıp parasız sözü kullanırsan telif atarım diye tehdit etmişti. ben burda ikarus'un burdaki saltanatını bitirmek için ve siz kardeşlerimi ikarus konusunda gözlerini açmaya geldim... beni dinleyin dostlar
sanki bu gece tarihler 2020'nin sıradaki gününe değil de 11 ocak 2017 ye atmış gibi. sabahında gezgin efendiyle süren 40 km lik gel.git yolcuğum tamamlanmış. akşamına çay ocağında çaylar içilmiş, sonrasında balkonda kar maskesiyle kitap okunmuş, üşüyen vücudumu güzel bir duşla ısıttıktan sonra kahvemi yudumlarken karşı binadaki yeşil, aksa kömür yazısına bakarak müzik dinliyormuşum gibi. anda ise bazı şeyler hâlâ aynı bazıları ise eksik bazıları ise bambaşka. yatakta oturmak yerine, ben dünyadaki 1.yaşımı kutlarken onun ise mezardaki 23. yılını kutladığı dedemden kalma, restore ettiğim ahşap şezlongda oturuyorum. kahvem yok, hiç yok, buklesi dökülen uzun saçım yok... şarkılarım var, hâlâ aynılar. zaman geçti içine yenileri eklendi, bazıları çıktı. ama hâlâ kalp ritmime ayak uyduruyorlar. aksa kömür yazan duvardan sektirerek izlediğim karanlık gökyüzü yerine, karşı binanın çatısından sektirerek izlediğim gökyüzü var. aynı karanlık oda farklı bir ilde var. kitaplarım yanıbaşımda tüm ihtişamı ile var. varlıklar ve yokluklar. yazamadığımız eksik yazılar, okuyamayan eksik dostlar. ama anda tek bir cümle var. geçmiş hiçbir yere gitmez, sadece cee eee yapmak için yüzünü sizden gizlemiştir. mutlu geceler dostlarım...
dostlar şuna bir el atın da 1k yorum yapalım. zirve olsun.
sırayı karıştıranlara soğuk espri cezalı etkinlik.
daha bugün ilk sınavımı olmama rağmen acilen masada yüzbir dönerken kivi çayımı yudumlayıp alnıma okey yapıştırabileceğim bir ortamda bulunmam lazım dostlarım
mami ve alıntı serisi bölüm 1 :
" her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın yeni dostlar ediniriz. papaz okullarında olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası sayarız ve onlar da yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. biz görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar , canları sıkılır. çünkü efendim herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. ne var ki hiç kimse kendi kendisinin hayatını nasıl yaşaması gerektiğini bilmez. tıpkı şu, düşleri gerçeğe dönüştüremediği halde düş yorumculuğuna kalkışan cadı gibi."
" her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın yeni dostlar ediniriz. papaz okullarında olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası sayarız ve onlar da yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. biz görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar , canları sıkılır. çünkü efendim herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. ne var ki hiç kimse kendi kendisinin hayatını nasıl yaşaması gerektiğini bilmez. tıpkı şu, düşleri gerçeğe dönüştüremediği halde düş yorumculuğuna kalkışan cadı gibi."
http://oidb.omu.edu.tr/tr/content/ba%C5%9Fvuru-kay...
öyle güzel bir kılavuz yayınlamışlar ki sorularıma yanıt bulamadım. lletişim fakültesi radyo tv için 19 ağustosta çarşamba kampüsüne gitmem gerekiyor ama hangi belgeleri istiyor kayıt yapmak için( lise diploması vb) . e devletten kayıt yaptıramadım çünkü liseden 2005 yılında mezun oldum. aynı zamanda y lisansta tez dönemindeyim bu durumda katkı payı ödemem gerekiyor. var mı bilgisi olan dostlar üstüme belge bilgisi atın :)
öyle güzel bir kılavuz yayınlamışlar ki sorularıma yanıt bulamadım. lletişim fakültesi radyo tv için 19 ağustosta çarşamba kampüsüne gitmem gerekiyor ama hangi belgeleri istiyor kayıt yapmak için( lise diploması vb) . e devletten kayıt yaptıramadım çünkü liseden 2005 yılında mezun oldum. aynı zamanda y lisansta tez dönemindeyim bu durumda katkı payı ödemem gerekiyor. var mı bilgisi olan dostlar üstüme belge bilgisi atın :)
bu misafirler bu çayları ne çabuk bitiriyor ya! hiç durmadan boşalan bardakları dolduruyorum. tansiyonum düştü. türk kızlarının ,misafirlere çay doldurmak kaderidir. bir taraftan da, yerden çocuk topluyorum. üstlerine basmamak için büyük çaba gösteriyorum. çok yorgunum dostlarım...
Omü Dedikodu