belki de en güzel zamanları bir an önce geçsin dediğimiz günlerde yaşadık
(en güzel günler)
(mazi olduğunda)
(anlarız kıymetini )
doğan şensoy
bundan tam 10 yil once atilmis ilk post. atan sahis belki de yasamiyor bile
geliştirilmiş omü dedikodu vatana millete hepimize hayırlı olsun. bu da yeni sitenin ilk yazısı olsun :)
merhabalar sevgili omüdedikodu yazarları, merhaba değerli dostlar. epey olmuştu buralara yazmayalı. siteye girmişken birden çalakalem bir şeyler yazmak istedim, özlemişim... sizce de zaman çok hızlı geçmiyor mu? daha doğrusu bu konuda kendimle çelişen bir fikrim var. bir gün içerisinde o kadar çok olay, konuşma yaşanıyor ki sanki bazen gün bitmiyor gibi geliyor. hatta gün içinde spesifik bir olay olmazsa günleri sıklıkla karıştırıyorum. sanırım bu benim için 2019'da üniversiteden mezun olmamla birlikte hayatımda fark ettiğim bir durum. o zamandan bu zamana nasıl geldik, neler yaşandı, nasıl bu kadar vakit geçti bilmiyorum. geçen sene diyesim geliyor üniversite yıllarım için. bu aradaki kayıp zamanda pandeminin de etkisi olduğunu düşünüyorum. aslında kendi adıma çok da kayıp değildi. atandım, işim oldu, hayatıma çok farklı yeni insanlar girdi, yeni bir şehre alıştım, evim değişti, her şeyim değişti belki de... eski yazılarımı silmemiş olsaydım bunlardan bir kısmının konusunun değişimle alakalı olduğunu söyleyebilirdim. yapı olarak değişiklik seven biri değilimdir. çok sabit fikirlerim var ve acayip bir şekilde rutin severim, konfor alanından çıkmayı sevmem aslında. bu süreçler elbette benim için zorlayıcı oldu ama şimdi bakıyorum, günler birbirinin aynısı. zaman, o an içindeyken geçmiyor gibi gelse de bir bakmışsın yıllar geçmiş çoktaaan. bir gün içinde çok şey oluyormuş gibi gelse de hiçbir şey yapmaya yeteri kadar vakit kalmıyor. bu ne yaman çelişki annee? tamam tamam bir daha şarkıya bağlamayacağım :) belki de benim hiçbir şey için yapacak vakit bulamamam benim zaman yönetimimin kötü olduğunu gösteriyordur, bu da olabilir. zamanı algılama biçimimiz değişiyor. yaşantılarımız da değişiyor. bu yazdıklarım herkes için geçerli olmayabilir elbette. sizde durumlar nedir ahali? bu arada İstanbul'daki kızlar eqlesin, kıps ;) İyi geceler canım dedikodu.
bu arada böyle hitap ediyorum ama gerçekten içinden geldiği gibi yazıyorum çünkü bu sitenin olması bana güven veriyor. normalde kendimi yazarak iyi ifade edebilen biri değilimdir. sayısalcı olmamdan mütevellit kelimelerle aram pek de iyi değildir -en azından sayılara nazaran-. tanımadığım insanlara bir şeyler anlatmak yıllar önce de daha kolay geliyordu, şimdi de. ha şimdi bakınca sitede tanımadığım pek de kişi kalmamıştır, anonimlik falan hak getire ahahjs. neyse sitenin bana kattığı en güzel şeylerden biri yazı yazmak oldu. anlattığımı dinleyecek kimse olmasa bile buraya gönül rahatlığıyla yazabileceğimi biliyorum. kaldı ki buradan tanıştığım çok güzel insanlar var ve onlarla sohbetimiz hâlâ devam ediyor. İyi ki o insanlar var, iyi ki bu platform var... 💜
bu arada böyle hitap ediyorum ama gerçekten içinden geldiği gibi yazıyorum çünkü bu sitenin olması bana güven veriyor. normalde kendimi yazarak iyi ifade edebilen biri değilimdir. sayısalcı olmamdan mütevellit kelimelerle aram pek de iyi değildir -en azından sayılara nazaran-. tanımadığım insanlara bir şeyler anlatmak yıllar önce de daha kolay geliyordu, şimdi de. ha şimdi bakınca sitede tanımadığım pek de kişi kalmamıştır, anonimlik falan hak getire ahahjs. neyse sitenin bana kattığı en güzel şeylerden biri yazı yazmak oldu. anlattığımı dinleyecek kimse olmasa bile buraya gönül rahatlığıyla yazabileceğimi biliyorum. kaldı ki buradan tanıştığım çok güzel insanlar var ve onlarla sohbetimiz hâlâ devam ediyor. İyi ki o insanlar var, iyi ki bu platform var... 💜
her olayı" kadınlar ve erkekler" olarak genellemeyi bırakıp; karakterli insanlar ve karaktersiz insanlar, vicdan muhasebesi yapabilenler ve yapamayanlar, iyi davranışları baskın olan insanlar ve kötü davranışları baskın olan insanlar vs. olarak değerlendirmiş olsak, belki de sorunları arttırmak yerine çözüme dahi kavuşabileceğiz.
(*burdan bu cümle ile bihter ziyagil'e selam olsun.
* noktalama işaretlerinde ve ya herhangi bir kurala uygun olmadan yazmış isem düzeltiniz. öğrenmiş olmama vesile olursunuz.)
(*burdan bu cümle ile bihter ziyagil'e selam olsun.
* noktalama işaretlerinde ve ya herhangi bir kurala uygun olmadan yazmış isem düzeltiniz. öğrenmiş olmama vesile olursunuz.)
belki de en büyük yenilgiyi kazandım dediğiniz anda yaşayacaksınız
başta başöğretmenimiz mustafa kemal atatürk ve eğitim şehitleri olmak üzere tüm öğretmenlerin öğretmenler günü kutlu olsun. bir çocuğun öğrenmesine vesile olmak, yetiştiğini görmek, öğrenmesine tanıklık etmek belki de dünya üzerindeki en güzeli şeylerden biri. ona öğrettiğiniz şeyleri özümseyip öğrendiğini gördüğünüz an hissedilen haz tarif edilemez. bir insan yetiştirmek, onu eğitmek, büyüdüğünü görmek, onun sorumluluğunu almak çok güzel bir his. bu mesleği hakkıyla yapan \yapacak tüm öğretmenlerin ve adayların günü kutlu olsun.
yeni nesil bizim eserimiz olacak...
yeni nesil bizim eserimiz olacak...
4 yıl okudum, bitirdim ve bu platformu yeni kullanıyorum. ilk defa ihtiyacım oluyor belki de. 20.00 civarı kütüphaneden çıkan ve notlarından gördüğüm kadarıyla tıp fakultesinde okuyan, atakentte tramvaydan inen kıvırcık saçlı hanımefendi umarım benim gibi değildir, buralara sık uğruyordur. 🙄
herkes sitede bir reklamdan bahsediyor ama ben reklam falan görmedim. belki de kronik bir adblocker kullanıcısı olduğum içindir. yeri gelmişken bura aracılığıyla internetten kazanacakları 3 kuruşa engel olduğum tüm adminlerden özür diliyorum...
@odin evet kaybettim ama üzgün değilim. bu iddia sayesinde belki de önceden söylemen gereken şeyleri söylemiş oldun, kırgınlıklarımız son buldu. ama yine de sen bana çikilat alırsın, o kadar da öküz değilsindir. mihmih ^^.bununla beraber ben de buraya geri gelmiş oldum. yok mu eskilerden kimse?
herkese selamlar. bendeniz 2016 mezunu, samsun'da ikamet etmekteyim ve bazı filmlerdeki gibi türünün son örneği bir varlıkmışçasına gibi kendimi yalnız hissediyorum. aynı zamanda öğrencilik dönemindeki ahbaplarımın sanki bir gecede benden gizli işbirliği yaparak beni bırakıp da başka diyarlarda mutlu olmaya gittiklerini düşünecek kadar da melankolikleştim. ne varsa öğrencilikte var, sonrası uçurum, tadını çıkartın bu yılların. he evlenirseniz, çocuğunuz olursa, babanız para babasıysa ve dünyayı turlayabilecek imkanlara sahipseniz durumlar nasıl olur orasını da bilemem. ama muhtemeldir ki, günümüz şartlarından dolayı biraz da, çoğunluk kendini sonu gelmeyen bir boşlukta aşağı düşerken bulacak, sonu yere çarparak parçalanmak bile olsa bu sonsuz düşüşün bir nihayete ermesini dileyecek. ve belki de bazıları benim gibi gece gece sıkıntıdan delirecek, distopik manyağa dönüşecek ve gebermeyi arzulayacak. neyse bu platformdaki ilk gönderimde haddimden daha fazla saçmalayıp o güzel canınızı sıkmayayım. İyi geceler, şimdilik..
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
koşulsuz kabul, koşulsuz sevmek en güzeli belki de. hatta tek ihtiyacımız olan şey bu olabilir. yargılamadan, öylece, olduğu gibi, kendisi gibi sevmek. kendimizce...
bigün birisi mesaj attı , tanımıyordum sevdiği benim arkadaşlardan onu sordu , ama sadece sordu bilmesini istemedi başka birşey de istemedi..
keşke keşke bişey gelse elimden , ama gelmez bilirim kader hükmünü vermişse araya girilmez .
ben soramıyorum ,kime nasıl ne sorayım ki ,yaşadığını bilmek yetiyor belki de, nefesi sesi yuzu nasil bilmem ama sevdigi var mi, beni hic sevdim mi bilmem bir sevdigimi bilirim
başka da bişey bilmem.
çarezizlik çok hırpalıyor adamı bilirim.
rabbim sizi insallah birbirinizden haberdar eder.
keşke keşke bişey gelse elimden , ama gelmez bilirim kader hükmünü vermişse araya girilmez .
ben soramıyorum ,kime nasıl ne sorayım ki ,yaşadığını bilmek yetiyor belki de, nefesi sesi yuzu nasil bilmem ama sevdigi var mi, beni hic sevdim mi bilmem bir sevdigimi bilirim
başka da bişey bilmem.
çarezizlik çok hırpalıyor adamı bilirim.
rabbim sizi insallah birbirinizden haberdar eder.
az önce gördüğüm br paylaşımdan sonra bunu yazmayı istedim. edebiyatı sadece karşı cinsiyetten birileriyle konuşan biri edebiyat sever değildir, birkaç popüler yazar okumuş onların ekmeğini yeme peşindedir. görüyorum arada, bunu yiyen arkadaşlar oluyor. üzülüyorum. neyse belki de bunu hak edecek bir zekanız vardır. üzülmüyorum şimdi :d
kalan hayatımın ilk günü. İnsan hayatı ne kadar ilginç,sanki sürekli bir dönemeçten geçiyoruz,sürekli bir şeylerle sınanıyoruz. bazen kazanıyoruz bazen kaybediyoruz. bazense bile bile yeniliyoruz.
evet bence yarın kalan hayatımın ilk günü,yeni bir dönemeç. belki kazanıcam belki de bilerek kaybedicem. ya da belki sadece eve gelince panda gibi yatıp yuvarlanırım. kim bilir?
evet bence yarın kalan hayatımın ilk günü,yeni bir dönemeç. belki kazanıcam belki de bilerek kaybedicem. ya da belki sadece eve gelince panda gibi yatıp yuvarlanırım. kim bilir?
teknoloji çağı dediğimiz bu çağı seviyorum aslında. genel olarak keşke 70'lerde 80'lerde yaşasaydık keşke diyen birisi olmadım. ama o zamanlarda ve daha eski zamanlarda olan bazı şeylere imrendiğimi ve özendiğimi söylemeliyim. bu özendiğim şeylerden birisi de estetik ve ruh. teknoloji çağıyla bir çok şey işlevsel hale getirsek de estetik boyutunu atladık gibi sanki. evlerimiz mesela. yukarı doğru bakarken boynumuzun ağrıyacağı kadar uzun ve ışıl ışıl. ama biz o upuzun binalara değil de avlulu, merdivenli binalara bakarken dalıp gidiyoruz içimizden gelen bir yerlere. veya camilerimiz. eski camilere bakıyorum da içlerinde bir estetik bir ruh var. şimdikiler gibi milyonlarca lira harcanıp metreküplerce betonun dökülmesiyle değil de sadece allah rızası için samimiyet ve ihlasla yapıldığı içindir belki de. tüm o eskiliklerine rağmen hala zarif bir estetikle süslüler. maddi olanın yanındaki manevi olan duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimiz, yaşayışlarımızda... giderek estetikten uzaklamışız. merhabadan merhabaya fark vardır derler ya. İşte onun gibi. konuşmalarımızda, ilişkilerimizde, bakışlarımızda, içimizin sesinde bile estetiği kaybediyoruz yavaş yavaş veya kaybetmişiz. bu beni üzüyor açıkçası. estetiğin olmadı yerde hiçbir şey yapasım gelmiyor. koca bir insan türü nasıl oluyor da estetikten bu kadar uzakta yaşıyor anlam veremiyorum. aslında çok da zor bir şey değil bu estetiği tekrardan kazanmak. biraz içimizden gelen güzelliği dışımıza yansıtmaktan geçiyor. sonrasında her şey zarif bir hal almaya başlar tekrardan, her şey tekrardan gönlümüzü de doyurmaya başlar diye düşünüyorum. estetik her şeyin içinde vardır. yeter ki biz çıkarmasını bilelim. hatırlar mısınız park kahvesi diye bir yerden bahsederdim size. İşte oradaki estetiğe kapılmıştım ben. bu yaz tatilinde gördüm ki nostalji katıyoruz adı altında estetiğini bozmuşlar mekanın. o yüzden oraya gitmiyorum ikindileri. buradaki kurşunlu cami adında baya eski bir cami var. İkindiden sonra akşama kadar oranın dış namaz kılınan yerinde oturuyorum. kitabımı okuyorum, gökyüzünü izliyorum, sokağın sesini dinliyorum. gökyüzünün, caminin avlusunun, caminin estetiği içinde huzur dolmak hoşuma gidiyor. mecbur bırakılmış yalnızlığı sevmem hiç. ama kurtarılmış bölgelerimdeki tercih edilmiş yalnızlığı seviyorum. yalnızlık dediysem de estetik olmayan her şeyden kaçıp estetik olanlarla yalnız kalmak. şuraya kurtarılmış bölgemden bir fotoğraf ve estetik bir şarkı iliştireyimde öyle gideyim. mutlu geceler dostlarım. rüyanızda özlem duyduğunuz estetiği görün... :)
tam 13 yıl önce bugün ölümün ne demek olduğunu bilmeye başladım. çoğu insanın katlanamayacağı şeyler yaşadım. karşılaştığım her zorlukta oturup ağlasam da güçlü ve dik durmayı başarabildiğimi düşünüyorum. ama bazen çok katlanılmaz oluyor her şey. attila'nın aysel'i bile fayda etmiyor, ne yana dönsem canımın bir yeri acıyor. hayatımın belki de en zor çıkmazındayım.
çok sevilmelere gelemiyorum. belki de kendimi çok sevilmeye layık görmüyorum bilmiyorum. karşı cins olarak düşünülmesini istemem genel hâl böyle. geçen gün teyzeme bakıp beni bu kadar sevme lütfen dedim, çünkü o beni çok sevdikçe kaçma gereği hissediyorum. bunun sebebi belki de, sevince çok sevmemden dolayı ben de bu kadar seversem üzülürüm diye korkmak 🙄 bunun üzerine düşünürdüm ama şimdilik gerek yok, her şeyi bilmesek de olur.
yıl olmuş siteye girmeyeli... her şey değişmiş yahu, her şey! madem geldim bir iki cümle bırakayım :) az önce aniden geçmişe daldığımı fark ettim. "geçmiş" kelimesi kendiliğinden buruk bir tebessüm oluşturuyor yüzümde. İyi tarafları daha çok anımsarız çoğu zaman. hep güzel anarız, kaybettiğimiz zamanı kabullenerek. ama belki de tam zıt yönden bakmalıyız geçmişe. kayıp bir zaman olmaktan çok bizi biz yapan bir kazançlar bütünüdür geçmiş aslında. bu nedenledir ki geçmiş hep bizimledir. çünkü bugünümüzü oluşturan aslında geçmiştir.
yine buraya aylar sonra gelmenin utancını yaşıyorum. unutuldum belki de bilmiyorum. ama geçen gün hastahane koridorundayken birden aklıma burası geldi. ne kadar özlediğimi anladım. ancak fırsat bulup yazabiliyorum şuan. bilmem ne kadar hatırlanırım ama işte yine buradayım. uzun zamandır yokum biliyorum. sanırım küçük kadınlar dizisinde oynamam gerekirdi ya da kırgın çiçeklerde çünkü o dizilerdeki kızların başına gelmeyen kalmaması gibi aynısı bana da oldu. hasta olduğumdan ve sık sık hastahaneye gittiğimden bahsetmiştim hatırlanır mı bilmem ama. göğsümde kitleler bulunmuştu ve uzun zamandır tedavi görüyordum. gerçi hala görüyorum orası ayrı bir konu ama geçtiğimiz gün kitlelerde küçülmeler meydana geldiğini öğrendim. sonra işte aklıma burası geldi falan. biliyorum çok girmiyorum ama tedavim sırasında çok fazla radyasyona maruz kalmamamı tavsiye ettiler. zaten ilaçlar beni oldukça bitkin düşürdüğünden açıkcası telefona bakacak enerji bulabilirmiydim bilmiyorum. okula bile zor gidiyorum. umarım beni unutmamışsınızdır 😇
Omü Dedikodu