per aspera ad astra
buradaki eski yazilarima baktikca kendimdeki degisimlere inanamiyor hala yasayabildigim icin kendimle gurur duyuyorum.insanlar geldi gecti, hayatmdaki donemler geldi gecti,
cezaevi olaylarim oldu ama hepsi geldi gecti.sevdiklerim kaldi ve tum nefrete ofkeye karanliga melankoliye, inthar egilimine ragmen kirinti kadar kalmis umutlarim ve 1 tanecik dostum ile bugun hala hayattayim.isin en ilginci hayat aslinda istediklerimi verdi, cok guclu olmak istedm-akil sagligm test edildi, rahat bir is istedim, cnnet gecirecek kadar test edildigim, adeta tecavze ugruyormus gibi hissettigm halde yine de icime atarak sabrettigm, ust uste gunde 4 5 saat uyku uyudugm ve yetersiz beslendigm yine de tum bunlara dayandigim anlardan gectim cok sukur kendi islerimizi benm sabrim, kiz kardesimn ve annemin fedakarliklari ve biricik dostumun sevgisi ile kendi acimdan bilgisayardan telefondan halledicek kivama getirdik, seytandan beter babam her gun yanina cagirir baski kurar her seyden nefret etmeme sebeb olur icimi kinle doldururdu ama o anlardaki sabrim sayesinde bugun daha iyiyim, kendimi psikopat ve sosyopat sanirdm aslinda sadece muhtemelen asperger sendromundan muzdarip olan, surekli psikolojik siddet gormekten, sevgisizlikten, ilgisizlikten, yoksulluktan kaynaklanan asaglk duygularni saplantli sadist dusunceler ile ustnluk kompleksine cevirmeye calisan bir cocukmusum.ekonomk krizde hayatmda uzun zaman sonra ilk defa proteinli beslenebiliyorm, kaliteli giyinebiliyorum, ilk defa kaliteli 2.el olmayan telefon kullaniyorum normalden biraz hizli yaslandim, kilo aldim erkek tipi sac dokulmem ilerledi, kekemeligm artti ama hayatmda ilk defa mutluyum ve maddi acidan en mutlu donemimi yasiyorum.dahasi ekstradan kendi islerimi kurmayi planliyorum
tum bu tecrubelerden cok dersler cikardim, cezaevinde kogusta konustugm kisilerden aldigm hayat dersleri olsun, sabrimin gercekten mukafatni aldigmi hissetigm bugunler olsun, insanin her seye ragmen icindeki cocugu korumasi, ruhunu korumasi, herkesin cikari icin, hirslari icin gozunun dondgu, seytana donstgu bu dunyada umutlu olabilmesi, iyi kalabilmesi, nefretten tamamen kurtulamasa da nefretinin hakimiyetinde olmamasi, nefretiyle eyleme gecmemesi kaderini ve kimligini belirliyor
tum bunlari neden yaziyorum cunku bir gun hayatm tamame iyilestiginde buraya yazacagma kendmi ikna etmistm ve ilk defa melankolik ben umut ediyorum, istiyorum, inaniyorum ve cabaliyorum ayrica burada tanisip 8 yil once 1 kere yuz yuze bulustugum birini ruyamda gordum bu sanirim bir isaretti
evet agir ateist ben artik isaretlere ve sanirim birazda tanriya inaniyorum.nefretle dolu dusuncelerimi tamamen asamamis olsamda olumlu dusunmeye calisarak beynimi yeniden kablolamaya calisiyorum, umut hissediyorum, benim icin hala hicbir sey mukemmel degil hala tamamen %100 duzelmedim, ama boyle olmak zorunda da degil zaten hicbir sey boyle degil,
hayat cogu kisi icin etrafimizdaki seyleri umutla cabalayarak kendi dusuncemizdeki mukemmel kalibina uygun hale getirmeye calisirken harcadigmz zamanda tecrube ettiklerimiz sayesinde ogrendiklerimiz ile hissettiklerimizden ibaret degil mi.kimse mukemmel olmak zorunda degil ve zaten kimse mukemmel degil bu dunyada ogrendigm bir sey varsa onemli olan kimsenin kalbni kirmamak bedduasni almamak en kotu olaylarda bile tecrubeyi dersi alip kotu hissettiren anlari unutmak cunku hicbir kotu kimse, hicbir kotu ani, hicbir aci surekli dusunulerek ust uste yasanmayi hak etmiyor, insanin kendi kendine yaptigi bu iskenceyi kimse kimseye yapamiyor.umarim herkes iyidir, iyi degilse de iyilesiyordur, umarim burasi hic kapanmaz buradaki yazilarmi komple tarihleriyle alip bir cesit ani defteri yapmak istiyorum, ilk yazdigm yazilari, ilk hissettiklerimi, her seyi hatirliyorum bu nostaji hissi, gecmisi hatirlama hissi, huzun hissi bence herkesin zaman zaman buna; kendni hatirlamasi, kendnin farkina varabilmesi, degistigni, buyudugunu, zamani, yasadiklarini anlayabilmesi icin ihtiyaci var
herkese merhabaaaa. uzunca bir zaman oldu. yine boş okulda nöbetimi tutup eve gideceğim. geçen hafta eski adıyla @odin'e musallat olmuştum, bu sefer de buraya yazayım dedim. tam mesleğe başladım derken pandemi patlak verdi o yüzden çoook boş vaktim var. hayatım biraz düzelecek derken daha beter oldu. hiçbir şeyin tadı yok. sözde her haftasonu bir şehre gidecektim. ilk defa kamp yapacaktım, hepsi yalan oldu. sosyal hayat sıfır. online dersler bakanın dediği gibi iyi gitmiyor, katılan en fazla on çocuk. bunu da yapmış olmak için yapıyoruz. pandeminin tek iyi yanı ördüğüm şeyler oldu. ninemin vaktinde örmediği kadar çok şey örüyorum ahahjs. gerçi bir bakıma iyi, markaların beğendiğim kazaklarını vs. kendim örebiliyorum hem de yarı fiyatından daha az bir maliyetle. enayi olmadığım için mutluyum ahajjssk. odin pisliği bunu okuyorsan benden çaldığın atkı ve bereyi kargoya ver. peşini bırakmayacağım! sjsjjs
İyi geceler. uzun bir aradan sonra iç dökmek için buradayım. aylar önce buradan zalımın oğlu diye seslendiğim kişiden bi haber aldım bugün. yeni bir şehre taşınmış, yeni yeni düzen kurmaya başlamış.
aklıma gelmesi yine gecemi zehir etti. bilmiyorum, ben onu halen atlatamadım galiba. pek kişiye de anlatamadım, kaldı öylece içimde. oysa ben kaşını ayrı kıtaya gözünü ayrı kıtaya resmetmek isterdim. mesleğinden mi bahsedecek, bana yapsın sunumunu isterdim. İçecek dertlenecek mi, benimle içsin. ne bileyim yumurta mı kıracak, çarptırdığı kap ben olayım derdim. gözünün önündeki hep ben olayım istedim, çünkü onun yüzü benim kadrajdan hiç çıkmıyor. onun yüzü en çok benim ellerime yakışırdı, benim başım da onun göğsüne. he, ama onun yanına en çok yakışacak sen miydin derseniz, orada başladı zaten problem. benimle olmak ona kıymekmış gibi geldi, kıyamadım.
ama şimdi pişmanım. sanki ne yöne yürüsem ona çıkıyormuşum gibi. hep o esmerden o esmere doğru gidiyorum. aylardır boşa nefes almışım. çektiğim havaya onun kokusu karışmazsa boşmuş. dank etti gece gece
ben ilk defa onun için değişmek istemiştim biliyor musunuz. İlk defa onu tanıyınca boş geçen tüm günlerime lanet ettim. allahım dedim, keşke muazzam bir entelektüel birikimim olsaydı da fiziksel eksikliği kapatabilseydim. karşısında tutulmasaydım, ellerim terlemeseydi. yeni doğmuşum da, ilk onu görmüşüm gibi donakalmasaydım keşke. ama kaldım işte. ve kendisinin başka bir kadına olan övgülerine tanık oldum. bu sırada kendimi tebrik de ettim. çok güzel bi adama tutulmuşum.
şimdi insanlar benim için ona benzeyenler ve benzemeyenler olarak ayrılıyor. en ufak bir ortak nokta tanışılan kişinin hanesine yetim sevindirme sevabı yazdırıyor benim kafamda
daha anlatacak bir şeyim kalmadı galiba. tek solukta yazdığım en uzun metni de buraya atıyorum.
hepinize karşılıklı sevgi dolu geceler
aklıma gelmesi yine gecemi zehir etti. bilmiyorum, ben onu halen atlatamadım galiba. pek kişiye de anlatamadım, kaldı öylece içimde. oysa ben kaşını ayrı kıtaya gözünü ayrı kıtaya resmetmek isterdim. mesleğinden mi bahsedecek, bana yapsın sunumunu isterdim. İçecek dertlenecek mi, benimle içsin. ne bileyim yumurta mı kıracak, çarptırdığı kap ben olayım derdim. gözünün önündeki hep ben olayım istedim, çünkü onun yüzü benim kadrajdan hiç çıkmıyor. onun yüzü en çok benim ellerime yakışırdı, benim başım da onun göğsüne. he, ama onun yanına en çok yakışacak sen miydin derseniz, orada başladı zaten problem. benimle olmak ona kıymekmış gibi geldi, kıyamadım.
ama şimdi pişmanım. sanki ne yöne yürüsem ona çıkıyormuşum gibi. hep o esmerden o esmere doğru gidiyorum. aylardır boşa nefes almışım. çektiğim havaya onun kokusu karışmazsa boşmuş. dank etti gece gece
ben ilk defa onun için değişmek istemiştim biliyor musunuz. İlk defa onu tanıyınca boş geçen tüm günlerime lanet ettim. allahım dedim, keşke muazzam bir entelektüel birikimim olsaydı da fiziksel eksikliği kapatabilseydim. karşısında tutulmasaydım, ellerim terlemeseydi. yeni doğmuşum da, ilk onu görmüşüm gibi donakalmasaydım keşke. ama kaldım işte. ve kendisinin başka bir kadına olan övgülerine tanık oldum. bu sırada kendimi tebrik de ettim. çok güzel bi adama tutulmuşum.
şimdi insanlar benim için ona benzeyenler ve benzemeyenler olarak ayrılıyor. en ufak bir ortak nokta tanışılan kişinin hanesine yetim sevindirme sevabı yazdırıyor benim kafamda
daha anlatacak bir şeyim kalmadı galiba. tek solukta yazdığım en uzun metni de buraya atıyorum.
hepinize karşılıklı sevgi dolu geceler
hayatımda ilk defa gece gece makarna yapıp yiyorum. allahım lütfen kilo almayım 🙏 hadi el birliğiyle dua edelim kilo almamam için🙄
ey vize haftası güzel olan olan hava nerdesin şimdi.hep mi böyle olmak zorunda.bi gel de ilk defa iyi geçen sınavlarımın tadını çıkarayim
herkese merhaba,
biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
bugün omü tiyatro topluluğu'nun gsf omü sahnesinde güzel bir toplantısı oldu, her şey iyi güzelde gsf'ye ilk defa gelen arkadaşlar alt geçiti bilmiyormuş yoldan geçmeye çalışmışlar, kız parmak kaldırıp az daha ölüyorduk dedi sjsksjks
gercekler hep dram midir?
genel bir kargasa icinde olsamda ruhumun karakterimin gelistigini hissediyorum.duygularim canlaniyor yillar sonra paslar icinde olmasina ragmen yinede zorla donen bir carkli gibi hissediyorum
yakinda dedemler gelecek.ailede en cok benzetildigim kisidir dedem.cok soylenir negatiftir ama cok durusttur kimseye borc yapmaz sinsilik bilmez samimidir komiktir sevdikleri icin fedakarliklar yapar.kucuklukten beri 1400 lira maasina ragmen mutlaka bize harclik verir falan.
en son universite 2ye gecmisken gelmislerdi geldiklerini duydugumda "kimseyi istemiyorum misafirlerden nefret ediyorum psikolojim bozuk" diye bagirdim cagirdim isyan ettim.dedem tam 78 yasinda ve "bu son gelisimiz olabilir" demis.icimde bir aci hissettim.bu yillar sonra hissettigim bir sey."dibimde insan olse etkilenmem o hale geldim" derdim ama degilmisim.dedemi cocukluktan beri cok severdim.2013 le 2016 arasi tam 3 yil hic gorusemedik ve aradan 2 yil gecti
nefretten intikam hirsindan onumdekileri goremiyormusum meger.yillar sonra hissettigim bu aci hissi aslinra cok degerli
universitede son senem annemin dedigi gibi hayatin basindayim evdeki olumsuzluklara kapilmamaliyim falan bunca zaman bunca olayla ne hale gelmisim meger.koca insan oldugum gercegi sorumluluklarmin olacagi gercegi kiz kardesimin ileride evlenecegi gercegi nefrette etsem tum aile "artik olsunde kurtulalim" desede oldugunu dusundugumde icimde bi aci veren babam gercegi...
ruhum aciyabiliyor artik ve bu yillardir olmayan bir seydi gecen melek gibi arkadasimin insanlara yardim etmekle ilgili soyledigi sozler bu etkiyi yapti once sonrada demin annemin anlattiklari..
egomuz korkularimiz ofkemiz dikenli bir kalkan bizde o kalkanla iyiliklerin guzelliklerin ustune kosuyoruz gibi nefret her iyi seyi bizden uzaklastiriyormus meger.
ama hayat boyle gecer zaten hayallerimiz mazeretlerimiz ve pismanliklarimiz...yaralarimi sariyorum ayaga kalkacagim gunler uzak degil.kendimi tanimaya basliyorum ruhum hissederek huzunlenerek uzulerek hayatta oldugumu insan oldugumu anlatiyor bana.en son ne zaman agladigimi hatirlamam ama uzun zaman sonra ilk defa gozlerim dolmaya calisiyor.duygularimin firtinasina ragmen irademin iyi bir kaptaniyim yinede.
genel bir kargasa icinde olsamda ruhumun karakterimin gelistigini hissediyorum.duygularim canlaniyor yillar sonra paslar icinde olmasina ragmen yinede zorla donen bir carkli gibi hissediyorum
yakinda dedemler gelecek.ailede en cok benzetildigim kisidir dedem.cok soylenir negatiftir ama cok durusttur kimseye borc yapmaz sinsilik bilmez samimidir komiktir sevdikleri icin fedakarliklar yapar.kucuklukten beri 1400 lira maasina ragmen mutlaka bize harclik verir falan.
en son universite 2ye gecmisken gelmislerdi geldiklerini duydugumda "kimseyi istemiyorum misafirlerden nefret ediyorum psikolojim bozuk" diye bagirdim cagirdim isyan ettim.dedem tam 78 yasinda ve "bu son gelisimiz olabilir" demis.icimde bir aci hissettim.bu yillar sonra hissettigim bir sey."dibimde insan olse etkilenmem o hale geldim" derdim ama degilmisim.dedemi cocukluktan beri cok severdim.2013 le 2016 arasi tam 3 yil hic gorusemedik ve aradan 2 yil gecti
nefretten intikam hirsindan onumdekileri goremiyormusum meger.yillar sonra hissettigim bu aci hissi aslinra cok degerli
universitede son senem annemin dedigi gibi hayatin basindayim evdeki olumsuzluklara kapilmamaliyim falan bunca zaman bunca olayla ne hale gelmisim meger.koca insan oldugum gercegi sorumluluklarmin olacagi gercegi kiz kardesimin ileride evlenecegi gercegi nefrette etsem tum aile "artik olsunde kurtulalim" desede oldugunu dusundugumde icimde bi aci veren babam gercegi...
ruhum aciyabiliyor artik ve bu yillardir olmayan bir seydi gecen melek gibi arkadasimin insanlara yardim etmekle ilgili soyledigi sozler bu etkiyi yapti once sonrada demin annemin anlattiklari..
egomuz korkularimiz ofkemiz dikenli bir kalkan bizde o kalkanla iyiliklerin guzelliklerin ustune kosuyoruz gibi nefret her iyi seyi bizden uzaklastiriyormus meger.
ama hayat boyle gecer zaten hayallerimiz mazeretlerimiz ve pismanliklarimiz...yaralarimi sariyorum ayaga kalkacagim gunler uzak degil.kendimi tanimaya basliyorum ruhum hissederek huzunlenerek uzulerek hayatta oldugumu insan oldugumu anlatiyor bana.en son ne zaman agladigimi hatirlamam ama uzun zaman sonra ilk defa gozlerim dolmaya calisiyor.duygularimin firtinasina ragmen irademin iyi bir kaptaniyim yinede.
selamlar. konu dışı bölümüne sanırım ilk defa yazıyorum. 27 yaşındayım. okulu bazı sebeplerden ötürü uzatmıştım ama mühendisim. İçkim yok, sigaram yok. çok şükür öğrencilik hayatım boyunca çoğu kişiden fazla harçlık geçti elime. ama elime geçen parayı hiç kimseye belli etmedim, "bakın ben neler alıyorum" havasında olmadım. kafelerde bir çaya 5, bir kahveye 15₺ verip içmedim, bunu sosyal medyaya koymadım. zaten genel olarak evdeydim. bir şeyler okudum, bir şeyler öğrendim, kendimi eğittim, "ulan şu nasılmış?" diye sorup, o konu hakkında bilgi edindim. ama bilmediğim şeye de "bilmiyorum" diyebildim. kendi kendime online müzik eğitimi aldım, bass gitar çalmayı öğrendim. klasik, jazz, blues, metal müzik dinlediğim için kafelerdeki, gece kulüplerindeki ritmik şeylere müzik diyemiyorum ve ortamları da çok sıkıcı geliyor. hayatım "efendi birisi" olmakla geçti. oturduğumuz sitedeki komşularımızın ben küçükken aileme söyledikleri aklımdadır hep. o sebeptendir ki, otomobil kullanımım bile güvenlik, sakinlik ve konfor üzerine. harıl harıl yabancı dil eğitimi aldım. bunlari kendİmİ övmek İçİn değİl, kendİmİ anlatmak İçİn yazdim.
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.
İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.
ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.
(alıntıdır)
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.
İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.
ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.
(alıntıdır)
degisim cesaret, cesaret ise fedakarliktir
bugun bunu ogrendim.degisimin ancak cesaretle ve ugruna bir seyler feda etmeyle olacaginu idrak ettim.herkesi mutlu edemeyecegimizi ayni anda her seyi yapamayacagimizi kazanmak icin kaybetmek zorunda oldugumuzu anladim
duygularimin etkisindeyim hala nasil olmayayim ki?ilk olarak universite giris sinavlarindan kisa sure once dusundugum intihari universite son sinifa kadar ertelemistim.2011 yilindan beri beni yavas yavas curuten hayatimin son yili olarak planladigum egitim ogretim yilindayim.
okul biter bitmez is bulmam bekleniyor ve okul uzayacak derslerim berbat, kimlik karmasasi icindeyim, ne oldugumu ne yapabilecegimi ne istedigimi net sekilde bilmiyorum bunca yil "nasil olsa intihar etcem" diyerek okulu sallamayarak tembellige fazlasiyla alistim yasam istencim en diplerden eksilerden yeni yeni yukseliyor ve 7 yillik curumenin ardindan bir mukafat gibi her seyin benim icin daha kolay daha huzurlu olmasini istiyorum ruhen yasli bir adam gibi yorgun isteksiz ve vazgecmis durumdayim.ailemin durumu dahada kotulesiyor git gide daha ölü daha zavalli ve daha cileden cikaran bir duruma geliyoruz.annem oluyor nefret ediyor olmama icten ice uzuldugum babam oluyor kiz kardesim anorexia gibi eriyor cok az yiyor evden disari cikmiyor
bunlar disinda 7 yilin ardindan ilk defa eglendigim bir yaz gecirdim tum kalbimle guvenebilecegim hemen her gun vakit gecirdigim bir dost edindim bana destek olmaya calisan arkadasimla bulusmaya cesaret edebildim bir parca huzuru eglenmeyi sevgiyi arkadasligi dostlugu hissettigim bir yaz gecirdim.bunca yildan beri sonuk bitkin olmus ruhuma bir nebze renk ve nese geldi
kucuk doz ilac hastaligi ilerlemis bir hastayi sihir gibi sapasaglam ayaga kaldirabilir mi?tamamiyle ölmüş durumdayim kimligim ölmüş durumda bu bedeni baska bir karakter yasatabilir baska duygulari dusunceleri olan bunca yillik asagilanma siddet eziklik ve yalnizlikta yarattigim bir karakter yasatabilir.ismi farkli tarzi farkli bunca yil icimde buyuyen ben ayakta tutabilir.hayir dissosiyatif kimlik sorunum yok sanrilar gormuyor sesler duymuyorum bu bambaska bir sey.suanki ben son gunlerini mutlu gecirmeye calisan hayata son kez gulumseyen bir ihtiyar gibi.
bana hirs lazim insanlari arac goren oyuncak goren bir bakis acisi lazim finansla is dunyasiyla ilgilenen para kazanan para yonetimini bilen is kurabilen diksiyonlu konusabilen sevdikleri disindakilere sakiz kadar deger vermeyen onlari somurulecek bir arac goren bir insan lazim.
icimdekine donusmeye cesaretim yok.suanki halimi canlandirmaya enerjim ve umudum yok.iyi olarak olmek mi kotu olarak insanlari uzerek zengin olmak mi?
sevdiklerim gozlerimin onunde oluyorlar eriyorlar umutsuzca yasamaya calisuyorlar onlara ne ozgurluk saglayabiliyorum ne para saglayabiliyorum hicbir sey basaramiyorum.sevdiklerim icin baskalarini uzmem dunyayi yakmam gerekiyorsa yaparim yapmaliyim.bu yil her seyi belirleyecek daha fazla beklemek yok hayal yok umut yok gercekler 1 sene sonra yuzume vurulacak
bugun bunu ogrendim.degisimin ancak cesaretle ve ugruna bir seyler feda etmeyle olacaginu idrak ettim.herkesi mutlu edemeyecegimizi ayni anda her seyi yapamayacagimizi kazanmak icin kaybetmek zorunda oldugumuzu anladim
duygularimin etkisindeyim hala nasil olmayayim ki?ilk olarak universite giris sinavlarindan kisa sure once dusundugum intihari universite son sinifa kadar ertelemistim.2011 yilindan beri beni yavas yavas curuten hayatimin son yili olarak planladigum egitim ogretim yilindayim.
okul biter bitmez is bulmam bekleniyor ve okul uzayacak derslerim berbat, kimlik karmasasi icindeyim, ne oldugumu ne yapabilecegimi ne istedigimi net sekilde bilmiyorum bunca yil "nasil olsa intihar etcem" diyerek okulu sallamayarak tembellige fazlasiyla alistim yasam istencim en diplerden eksilerden yeni yeni yukseliyor ve 7 yillik curumenin ardindan bir mukafat gibi her seyin benim icin daha kolay daha huzurlu olmasini istiyorum ruhen yasli bir adam gibi yorgun isteksiz ve vazgecmis durumdayim.ailemin durumu dahada kotulesiyor git gide daha ölü daha zavalli ve daha cileden cikaran bir duruma geliyoruz.annem oluyor nefret ediyor olmama icten ice uzuldugum babam oluyor kiz kardesim anorexia gibi eriyor cok az yiyor evden disari cikmiyor
bunlar disinda 7 yilin ardindan ilk defa eglendigim bir yaz gecirdim tum kalbimle guvenebilecegim hemen her gun vakit gecirdigim bir dost edindim bana destek olmaya calisan arkadasimla bulusmaya cesaret edebildim bir parca huzuru eglenmeyi sevgiyi arkadasligi dostlugu hissettigim bir yaz gecirdim.bunca yildan beri sonuk bitkin olmus ruhuma bir nebze renk ve nese geldi
kucuk doz ilac hastaligi ilerlemis bir hastayi sihir gibi sapasaglam ayaga kaldirabilir mi?tamamiyle ölmüş durumdayim kimligim ölmüş durumda bu bedeni baska bir karakter yasatabilir baska duygulari dusunceleri olan bunca yillik asagilanma siddet eziklik ve yalnizlikta yarattigim bir karakter yasatabilir.ismi farkli tarzi farkli bunca yil icimde buyuyen ben ayakta tutabilir.hayir dissosiyatif kimlik sorunum yok sanrilar gormuyor sesler duymuyorum bu bambaska bir sey.suanki ben son gunlerini mutlu gecirmeye calisan hayata son kez gulumseyen bir ihtiyar gibi.
bana hirs lazim insanlari arac goren oyuncak goren bir bakis acisi lazim finansla is dunyasiyla ilgilenen para kazanan para yonetimini bilen is kurabilen diksiyonlu konusabilen sevdikleri disindakilere sakiz kadar deger vermeyen onlari somurulecek bir arac goren bir insan lazim.
icimdekine donusmeye cesaretim yok.suanki halimi canlandirmaya enerjim ve umudum yok.iyi olarak olmek mi kotu olarak insanlari uzerek zengin olmak mi?
sevdiklerim gozlerimin onunde oluyorlar eriyorlar umutsuzca yasamaya calisuyorlar onlara ne ozgurluk saglayabiliyorum ne para saglayabiliyorum hicbir sey basaramiyorum.sevdiklerim icin baskalarini uzmem dunyayi yakmam gerekiyorsa yaparim yapmaliyim.bu yil her seyi belirleyecek daha fazla beklemek yok hayal yok umut yok gercekler 1 sene sonra yuzume vurulacak
subhanallah ilk defa gören beğensin
tüm gün boyunca yakıp kavurdu güneşin sıcağı yaz okuluna gelmiş şu kulları. evet. ben de yaz okuluna geldim. hem de ihtiyacım olmadığı halde geldim. bazı nedenlerim var tabi kendime göre. ama bu nedenlerden en büyüklerinden biri bu şehri gerçekten sevmem ve kendimi burada gerçekten iyi ve özgür hissetmem. her gün iyi ki de gelmişim diyorum zaten. ders bitip yurduma doğru yol aldığımda da tekrar kurdum bu cümleyi. geldim yurduma. yemeğimi yedim. sonra yine yapmayı sevdiğim şeylerden biri olan yemek sonrası yemekhane penceresinin önüne oturup öyle samsunu ve denizi izledim sessizce. ben öyle otururken bulutlar geldi, önce güneşi kapattılar sonra gökyüzünü kapladılar. ardından incecik bir sağanak boşalttılar ferahlamaya hasret şehrin üzerine. ben de bu fırsat deyip odama indim giyinip çıktım dışarı. ama yaz yağmuru. kısacık sürdü. olsun, hiç olmazsa ferahlamış yollarda yürümenin zevki bana kalmıştı. baya yürüdüm sokaklarda, çarşıda, meydanda. öylesine yürürken aklıma ne zamandır bir kitapçıya gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim geldi. ben de rotayı meydandaki d&r ye çevirdim. bu yaz okulunda hiç uğramamıştım. bana da çok iyi geldi hem. yeni çıkanları kurcaladım, eski olanlara defalarca bakmama rağmen bir kere daha baktım ilk defa bakıyormuş gibi. en son da dergiler bölümüne geldim. beni tanıyanlar bilir. kafkaokur dergisini pek bi severdim ben. uzun zamandır almayı bırakmıştım dergiyi. çizgilerini bozduklarını düşündüğüm için. artık hoşuma pek gitmiyordu dergi. eski tadı kalmamış gibiydi. ama bugün görünce tekrardan, dayanamadım aldım ben de. kararımdan vazgeçmeyeyim diye de gittim hemen ödedim parasını ve çıktım oradan. geldim bir çay ocağına söyledim açık, süzgeçli çayımı. açtım dergiyi göz attım şöyle. bazı sayfalar tanıdık geldi. çok sevindim onları görünce. eski dostumdu sanki. bazılarını yeni gibi görüp yadırgadım. daha yabancıyım onlara. bu yaşlanmanın bir alameti mi acaba. yeniye karşı yabancılık. sanmam. bence benim yabancılık çektiğim yenilik değil, haz aldığım şeylerin yerlerini gereksiz yere doldurmaya çalışanlara öfke. neyse yahu. benim yine öylesine yazasım geldi işte. bir ikizlerin çenesini tutumaması ve ona da tutulmamasını istemesi. hepinize mutlu geceler dostlarım. efil efil esen gecede tek sıcacık şey kalbiniz olsun...
arkadaşlar selam samsuna ilk defa geldim festival için, kitap kafe tarzı bir yer var mı ya da ne yapayım ben bikaç gün tekim, muhabbet de edebiliriz önerileri alabilir miyim otostopla geldim pek bilmiyorum buraları
yaz okulunda ders çakışmasından kimler muzdarip ? yada en azından benden başka birileri daha var mı ? çok aşırı öğrenci yanlısı muhterem öğrenci işleri “rektörü ara” gibi bir akıl verdiler. ben 4.sınıfım rektörü ilk defa mezuniyette gördüm. 😬😂
aydinlanma zamani
her hafta regl olan yasli huysuz bir kadin gibi duygudan duyguya atlayip dusunmekten tembel ukala kustah olmaktan aptalca davranmaktan vazgecmem gerektigini anliyorum degisimin kendini zorlamakla fedakarlikla ve secimle oldugunu anliyorum ve harekete gecmek icin plan yapiyorum.yeniden dogacagim kendimle barisiyorum
vizelerin son gununde basarili bir sinavin ve gunesli bir havanin verdigi pozitiflikle uzun sure sonra ilk defa kendimi severek kendimle barisarak arkadaslarimla etkilesim icinde oldum.eve geldigimde dusunurken sunlari kesfettim
arkadaslarimin cogundan fiziksel anlamda daha iyiyim.kas yag orani acisindan onlardan daha guzel ve guclu bir vucuda sahibim yuzum ve tenim onlardan daha temiz
arkadaslarimin cogundan mental acidanda daha gucluyum araba ve seksten eglenceden baska bir sey bilmeyen arkadaslarimin gorebildiklerinden otesini dusunebildiklerinden otesini dusunebiliyorum dahasi yalnizligin verdigi aliskanliktan olsa gerek iradem guclu onlar gibi yanlistan yanlisa savrulmuyorum
kotu giyiniyor ortamlara uyum saglayamiyor derslere odaklanamiyor olabilirim ama ne oldugumu bildikten ne oldugum konusuna emin olduktan sonra hicbir sey beni ezik yapmaz dahasi kendimle harisik olduktan sonra hicbir eziklik beni uzemez
ihtiyacim olan sey hareket ve sosyal yasam ama yalniz ve parasizim yinede yol param cok tutmuyor her gun sadece insan icine karismak icin bir sure farkli yerlerde yuruyus yapmak ve aksamlarida street workout calismak hatta pi90 a baslamak her seyi degistirebilir.
gercek kimligimle rol yapmadan kabul edildigim bir ortam ve arkadaslar bulmak veya sahip oldugum ortama sindire sindire yeniden dogmus ben i kabul ettirmek her seyi degistirebilir
hayir bir psikopat degilim.belki biraz deli birazda masum fetislere sahip bir sapigimdir ama ben empati yapabilen bir insanim kalbinde baskalarinin acisini hissedebilen biriyim kederi ve aciyi bilen biriyim birine zarar vermeyi somut olarak dusundugumde bile yuregimde bir keder ve urperme yasanir
agacin boyu uzadikca kokleri daha derinlere iner.belki durumum boyledir veya bu kustah bir cikarimdir ve sadece ufak takintilara sahip bir porno bagimlisiyimdir yinede vicdanli ve erdemli biriyim bunu biliyor ve hissediyorum tum kotu sadist dusuncelerin sonunda vicdan azabi cekiyor olmam ve kendimden surekli kacmak icin kendi kendimi uyusturuyor olmam bunun kaniti
kendime gunluk odevler koymali tembelligi ve hayata karsi pencereleri kapatmayi birakip kendimi zorlayarak harekete gecmeli kendimi akisa birakarak yasama uyum saglamali kendimi uyusturmaktan vazgecmeliyim.
disaridayken bile kendi ic dunyama odaklanmaktan vazgecmeliyim
olmayan seylerden korkup yorganin altina saklanan cocuk gibi gerceklerden saklanmaktan dis dunyayi ittirip ic dunyama odaklanmaktan
vazgecmeliyim kulakliktaki muzikle duygudan duyguya hayalden hayale atlamak ve kendimden her seyden nefret etmek yerine gercekleri kabul etmem gerektigini anliyorum
kendimle barisigim ve ne olursa olsun canim saolsun
her hafta regl olan yasli huysuz bir kadin gibi duygudan duyguya atlayip dusunmekten tembel ukala kustah olmaktan aptalca davranmaktan vazgecmem gerektigini anliyorum degisimin kendini zorlamakla fedakarlikla ve secimle oldugunu anliyorum ve harekete gecmek icin plan yapiyorum.yeniden dogacagim kendimle barisiyorum
vizelerin son gununde basarili bir sinavin ve gunesli bir havanin verdigi pozitiflikle uzun sure sonra ilk defa kendimi severek kendimle barisarak arkadaslarimla etkilesim icinde oldum.eve geldigimde dusunurken sunlari kesfettim
arkadaslarimin cogundan fiziksel anlamda daha iyiyim.kas yag orani acisindan onlardan daha guzel ve guclu bir vucuda sahibim yuzum ve tenim onlardan daha temiz
arkadaslarimin cogundan mental acidanda daha gucluyum araba ve seksten eglenceden baska bir sey bilmeyen arkadaslarimin gorebildiklerinden otesini dusunebildiklerinden otesini dusunebiliyorum dahasi yalnizligin verdigi aliskanliktan olsa gerek iradem guclu onlar gibi yanlistan yanlisa savrulmuyorum
kotu giyiniyor ortamlara uyum saglayamiyor derslere odaklanamiyor olabilirim ama ne oldugumu bildikten ne oldugum konusuna emin olduktan sonra hicbir sey beni ezik yapmaz dahasi kendimle harisik olduktan sonra hicbir eziklik beni uzemez
ihtiyacim olan sey hareket ve sosyal yasam ama yalniz ve parasizim yinede yol param cok tutmuyor her gun sadece insan icine karismak icin bir sure farkli yerlerde yuruyus yapmak ve aksamlarida street workout calismak hatta pi90 a baslamak her seyi degistirebilir.
gercek kimligimle rol yapmadan kabul edildigim bir ortam ve arkadaslar bulmak veya sahip oldugum ortama sindire sindire yeniden dogmus ben i kabul ettirmek her seyi degistirebilir
hayir bir psikopat degilim.belki biraz deli birazda masum fetislere sahip bir sapigimdir ama ben empati yapabilen bir insanim kalbinde baskalarinin acisini hissedebilen biriyim kederi ve aciyi bilen biriyim birine zarar vermeyi somut olarak dusundugumde bile yuregimde bir keder ve urperme yasanir
agacin boyu uzadikca kokleri daha derinlere iner.belki durumum boyledir veya bu kustah bir cikarimdir ve sadece ufak takintilara sahip bir porno bagimlisiyimdir yinede vicdanli ve erdemli biriyim bunu biliyor ve hissediyorum tum kotu sadist dusuncelerin sonunda vicdan azabi cekiyor olmam ve kendimden surekli kacmak icin kendi kendimi uyusturuyor olmam bunun kaniti
kendime gunluk odevler koymali tembelligi ve hayata karsi pencereleri kapatmayi birakip kendimi zorlayarak harekete gecmeli kendimi akisa birakarak yasama uyum saglamali kendimi uyusturmaktan vazgecmeliyim.
disaridayken bile kendi ic dunyama odaklanmaktan vazgecmeliyim
olmayan seylerden korkup yorganin altina saklanan cocuk gibi gerceklerden saklanmaktan dis dunyayi ittirip ic dunyama odaklanmaktan
vazgecmeliyim kulakliktaki muzikle duygudan duyguya hayalden hayale atlamak ve kendimden her seyden nefret etmek yerine gercekleri kabul etmem gerektigini anliyorum
kendimle barisigim ve ne olursa olsun canim saolsun
sınav haftası kimileri için bitti (mesela benim için frank), kimileri için de devam ediyor(kesinlikle ben değilim.). bu süreç boyunca balık istifi olan ringlerden (r-11 işte) gına gelmişti. sınava yetişmen gerekiyor ama tüm ringler dolu, sen bir sonraki gelene binerim diyene kadar bir sonraki ring gelmiştir ve o da dolu. ring mi sana binecek, sen mi ringe bineceksin orası muamma.(ne büyük hüsran; anlatılmaz, yaşanır frankcım.) en son sınava geç kalacam korkusu ile, hani sınava çok çalışıp yapabileceğinden ve heyecan ile soruları görmeyi arzuladığından değil,(zaten sallamasyon devreye giriyor, hem de istemsizce.) sadece bir umut düşük de alsam gireyim de kıl bir hocaya denk gelip “finilimi girmi ivlidim” demesinden çekindiğin için ağzına kadar dolu olan ringe binmeyi hedefler(gerçekten yetenek işi.) ve gelen ringe popon dışarıda kalsa bile binmeye çalışırsın. bindikten sonra çantayı arkaya alıp kaba eti sağlama alma kısmını es geçiyorum tabii. havalar soğuk diye bir nebze de olsa çekilir durumdadır bulunulan kalabalık. İğne atsan, yere düşmemesi sana batmaz. 1. durak, 2. durak, 3. 4. 5. 6.(ineceğiniz yere göre değişir.) derken ringten iner, suni teneffüs yapılmış da hayata sudan çıktıktan sonra ilk defa gözlerini açmışsıncasına derin bir nefes almışsındır.(gökyüzü doluyor ciğerlere.) sonrasında adım adım sınavın bulunduğu sınıfa yürüyorsun ve gözlerin boş bir yer arıyor. o da ne? yine hüsran, feryat figan bu kalbim. boş yer bulabilene ne ala. bulamayanlar ise diğer sınıfa yol almak zorunda. zorunda da zaten ring beklerken yeterince geç kalmışsın, üstüne bir de bu ama yapacak bir şey yok. “tabana kuvvet öğrenci!” dedikten sonra bir diğer sınıfa doğru seri bir şekilde varma çabasına bürünmüşsündür. gözlerin sınıfın önüne gelince kapanmış ve “hadi be, hadi boş bir yer olsun.” demiştir. sınıfa girdin mi? girmedin henüz çünkü gözlerin kapalı. önce bir aç da düşme. açtık gözleri, sınıfa girdik. onliyyuuuuu.. “boş yer var lan.” çığlığı atarsın, bir şartla. İçinden atacaksın, yoksa deli bu bakışlarına maruz kalırsın. boş yere oturur oturmaz, hoca gelir. (erken gidenler ne de şanslı!) sınav kağıdını dağıttığı ilk birkaç dakika “neredeyiz?, burası neresi?, neyi?" soruları ile cebelleşmiştir beynin. o minik şokun ardından yallah bismillah diyip sallamasyona başvurursun. (bu zaten belliydi frank, söylemiştim en başta.) bazen sallamasyonun yeterli olmaz, sorunun aynısını yazıp cevap gibi görünmesini sağlarsın. çanlar çaldı hem de bizim için. sakin olun, sakin. çanı seslendiren gözetmen hocanın “çıkmak isteyen çıkabilir.” cümlesi. atlı kovalıyor ya herkesin arkasından, millet apar topar hocaya yönelmiş ve kağıtları vermeye çalışıyordur. ama bir dk, bir dk, lan van münit dedik. genelde bir şeyler almak için sıraya girilirdi, n'oooldu? neyse. verdin kağıdı çıktın, süreç bitti. eve gitme aşamasını da anlatmayalım ama değil mi.
sana sisli havanın tozlu raflarında bulduğum bir anımdan söz etmek istiyorum frank’cığım. (kesin yaşanmıştır değil, yaşandı.!) o zamanlar mars’a yeni ayak basanlar arasındaydım, ilk defa görüyorum ya hani. o ayak izi senin, bu ayak izi benim diyerek her yerde 45 numara ayakkabılarım ile bir sanat yaratıyordum. biraz ilerledikten sonra karşımda su birikintisi görmüştüm, serap misali. (halisünasyon demeye üşendim, hebele hübele şeklinde yazmaya yetiyor klavyem, neyse devam.) sonradan fark ettik ki uzaylıların kanalizasyonu imiş. (şimdi yanımdaki mürettebatım serap olmadığına mı sevinsin yoksa uzaylıların boşaltım sisteminin kalıntıları olmasına mı üzülsün? ne yaman çelişki.) mürettebatımızdan kayıplar vermiştik, aramızdaki yerden bitmeler ayak izlerimde can vermişti. birkaçı da yanılgılarında(şu kanalizasyon olayı var ya, hah işte ondan söz ediyorum.). marsta olan ben bu şekilde idi, peki gerçeklikte? küçüklüğümün avuçlarında tuttuğum bir kaplumbağa vardı, oturduğumuz evin aşağısında bulunan bahçede bulmuştuk.(frank ile bulmamıştık, o henüz o kadar yetenekli değildi. sorry frank .s) kaplumbağa kocaman bir şeydi, abartmıyorum bak. evde kimsenin olmadığı bir anı yakalayıp(büyük şans!) gizlice eve sokmuştuk yeni yabani hayvanımızı. ne de olsa evcilleştirecektik. tabii işler düşündüğümüz gibi gitmedi korkuya yenik düşüp eve döndüğünü fark ettiğimiz annem odaya girmeden dolabın üzerine çıkıp(önce peteğe, sonra dolap koluna, en son dolabın üstüne tutunup kas gücüme güvenmiştim. vaoov spider gay.) abimin kaplumbağayı bana uzatmasını beklemiştim.(yaağğğ yağğğ demiştim frank değildi diye, gördünüz mü.) abim ile o dönemlerde aynı boyda olduğumuzdan ötürü benim de uzanmam gerekiyordu ki öyle de yapmıştım. kaplumbağa tekrar yanımdaydı derken pat ani bir baskın! annem odaya giriş yapmıştı, dolabın üstünde olduğum için odada sadece abimin varlığı belirgindi. her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüz esnada durumun komikliği ile gülmeye başlayarak anneciğime kendimizi yakalattırmıştık. haklı olarak afallamış şekilde bunun sesi nereden geliyor diyerek etrafı süzmüş, dolap görüş açısına denk gelince beni görmüştü. (ihih ihih anncm slm .s) ne yapsam ne etsem diye düşünürken annemin "in oradan" uyarısını dikkate alıp arkasını döndüğü anda kaplumbağayı abime attım, atacağımdan habersiz olan abim yaşından büyük bir şok ile yere düşen kaplumbağaya bakakalmıştı. (kaplumbağaların da kabuğu kırılıyormuş, bunu o gün öğrendim.) annemin de dikkati bir anda yere düşen şeye kaymıştı(ona göre ufo bile olabilirdi çünkü sadece uçan bir cisim görmüştü.). yaklaştıkça kaplumbağa olduğunu fark etti, eline alıp bir şeyi olup olmadığını kontrol etti. (o bu değil de bu kaplumbağaların da kanı varmış.) çok sert atmıştım sanırım, ölmüştü çünkü. annem ve abim kaplumbağa(isim koyamadık.) ile odadan çıktı, ben ise dolabın üstünde kalakalmıştım. çıktığım yerden inemiyordum, yüksekti. sonra bir cesaret yere atlamış, spider gayliğe son vermiştim. çocuğuz ya, kızmamışlardı. beraber kaplumbağayı gömmüş ardından minicik avuçlarımız ile son dualarımızı etmiştik. mürettebatımız böyle böyle son buldu.
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgunum yahu. üstümden bir kitap fuarı geçti. sadece kitap fuarı geçse de iyi, koşturuyorum sabahtan beridir. normalde bugün sadece 1 dersim var öğleden sonra. ama fuar olduğu için sabah 8'deki dersine yetişmeye çalıştım ve geç kaldım. uyanır uyanmaz yataktan fırlayıp yetişmek zorunda olmak iyi bir şey değil bence. hani diyorlar ya uyanınca güneşi selamlayın falan diye. bunu söyleyenler bizim güneşten önce uyanıp okul yolu düz gider eşliğinde toplu taşımada nefessizlikten öldüğümüzü görüyorlar mı acaba. sinirlendim bak, neyse. derse girip çıktıktan sonra kantinde takıldım biraz, mühendisliğe uğramam gerekiyordu oraya uğradım ve r11'e attım kendimi. travayda da uyumuşum zaten. taa üniversiten tekkeköye kadar en az yarım saat kısalttım. bu sene ilk defa yalnız gittim fuara. benim okuyan bir çevrem yok. olanlarda ya dersleri vardı, ya başka nedenlerle gelmediler. girdim içeri adetim olduğu üzere stantları dolaştım öncelikle. neler var neler yok baktım. sonra bir çay içip kafamda biraz kurguladıktan sonra başladım alışverişe. bu senenin şampiyonu iş bankası yayınlarıydı benim için. adamlara her fuarda bir kaç defa uğramadan yapamıyorum. İş bankası yayınlarında hem kitaplar baskı ve çeviri olarak çok kaliteli, hem de çalışanlarla muhabbet edip kitaplar hakkında konuşabiliyorsunuz. kitaplar hakkında konuşmayı ve dinlemeyi severim zaten. kitabı bilmeme gerek yok. bilen biri sohbet tarzında anlatsın kitabı yeter. İş bankası çalışanları da bunu gayet güzel yapıyor zaten. bir de sel yayınevinde çalışan bir kardeş de kitaplar hakkında güzel bilgiler verdi. İthaki'ye gittim, oradaki çalışana ilk defa bilim-kurgu okuyacağım ne tavsiye edersiniz diye sordum, yanımdaki müşteri de kitap önerdi. can yayınlarından bir kaç tane aldım. İlgimi çekmedi kitapları. çoğu geçen seneki kitapların aynısıydı sanki. diğer kitapevlerini de gezdim ve toplam 18 tane yepisyeni kitabım oldu. bu fuardaki tek eksiğim yalnız gitmemdi. kitaplar hakkında konuşabileceğim, heyecanla gösterebileceğim, anlatabileceğim birileri yoktu yanımda. İş bankası yayınları çalışanların güzel sohbeti de olmasaydı sanırım sus pus gidip gelecektim. ama fuarda geçirdiğim 3.5 saati komple iş bankasında geçirmedim ki. İnşallah bir sonrakine istediğim ile giderim. fuardan gelince de dizerim üst üste kitaplarımı, onlara bakarım öyle uyurum mutlu mutlu. yeni yeni görünce onları içim huzur doluyor. bir de kahvem olsaydı iyi olacaktı şimdi. kahvem bitmiş yahu. halbuki bu yorgunluğa ne de iyi gelirdi. hepinize iyi geceler dostlarım. bir an önce siz de gidin de o ortamın güzelliğini doyasıya yaşayın... :)
gençler bütünlemelerde çan sadece büttekiler arasından mı bakılıyo yoksa sınıfın çanı mı geçerli ilk defa büte kalıyorum😢
vizesi rakamdan fazla olmayan sinavima saatlerce calistim not cikardim ve bunu ilk defa yaptim.umarim bute kalmam
Omü Dedikodu