ladylazarus
çizgi romanım sonunda geldi !!! artık huzur içinde ölebilirim. geldiğinden beri heyecanla kapağına bakıp sayfalarını karıştırıyorum. heyecandan başlayamadım bile djghd aşık olsam ancak bu kadar aşkla izleyebilirdim sanırım, sevgiliyi izler gibi izliyorum. umarım başına bir şey gelmez. önceki sahibi sayfalarına bir şeyler çiziktirmeyi de ihmal etmemiş. ikinci el kitapların da böyle bir güzelliği var, elinizdeki kitabın yaşadığını hissediyorsunuz. sizden önce de bir çift göz gezinmiş üzerinde, bir başkasının parmakları değmiş. bu tür şeyler duygulandırıyor beni, sonra da, nasıl satarsın ?! diye sahibine kızıyorum dsjgh

duygularım konusunda bir farkındalık sahibi olduğum günden beri, onları insanlardan saklamaya dahası sakınmaya özen gösteriyorum. zira çoğu insan başkalarını manen - çoğu kez de maddi olarak - sömürerek yaşamını parazit olarak sürdürmekten keyif alıyor. yalnız bir çocukluk geçirmenin artılarından olsa gerek, duygularımı insanlardan ziyade, gerçekten sevilmeye değer bulduğum diğer canlı varlıklara ve nesnelere vermeyi, kısaca ' doğru ' sevmeyi öğrendiğimi düşünüyorum. ben buna şefkat demeyi tercih ediyorum esasında. sevgi kavramı, gördüğüm, okuduğum ve yaşadığım şeylerden sonra bana çok vahşice geliyor. içinde bolca nefret barındırdığını görüyorum. nefret edebilmeyi dilediğiniz çoğu zaman yıkıcı olsa da, şefkat bambaşka bir duygu. yormuyor, kırmıyor, tüketmiyor. gülümseyip yaşamaya devam ediyorsunuz.

etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz derken cioran haklıydı. susmak gerekir, sahteliklerden iğrenip, elisabeth gibi, belki günlerce konuşmamak.. bununla birlikte bir miktar yanılıyordu, insan tüm dünyaya sırtını dönse de kendinden kaçamıyor. çoğu kez sustuklarımızdır celladımız. düşünceler bir araya gelip bir silahın silüetine bürünür, artık sadece ayna ve silah vardır. ve kelimeler çoğu kez yalnızca düşleyeni öldürür

Zeze
olayları fazla içselleştirmekten kurtulamıyorum. kendimi okuduğum kitabın karakteri sanmaktan ne zaman vazgeçeceğim ben ya ? al işte raskolnikov yorgunluğu var üzerimde acilen neşeli bir kitap önerin bana yoksa kuyularıma kapanacağım 🤭
babayorgun
2013 yılında omüyü kazanmıştım, bu 5 sene biter mi dedim, yabancı bi şehir, yabancı insanlar, tek başıma ne yaparım orda dedim, aradan zaman aktı okul bitti, meğer ben en güzel günlerimi, en iyi arkadaşlarımı samsunda kazanmışım, bir zamanlar yabancısı olduğum şehri şimdi özler oldum. herkesin dediği gibi üniversite en güzel günlerimiz ve yine herkesin yaptığı gibi ben bunu bitince anladım. yazacak o kadar şeyim varki, tüm yaşadıklarıma bi tebessüm bırakıyorum🙂
Zeze
maalesef hayatın çizgisi her zaman bizimle uyumlu olmuyor ya da uyumlu ama o an bize öyle gelmiyor, bilmiyorum. sonuç olarak her zaman her şey istediğimiz gibi gitmeyebiliyor. ama özellikle tam o noktasa mutlu olmak bizim elimizde diye düşünüyorum. sürecin içindeyken ne kadar bunaltıcı gelse de mutlaka bize kazandıracakları vardır. çareyi sabretmekte buluyorum bu yüzden. hazır gelen mutluluklardan sıyrılıp, hayatın mutluluk için elimize bıraktığı şeylerde çabalayalım artık. hem umut güzel bi vaad bence 🌸
Oyuncakayi✔️
kendime koyduğum kurarlar;
1. ne olursa olsun adaletli ol. kendi annen bile olsun doğru olanı yap. haksızlığa uğrayan insanların yanında ol.
2. her zaman yaşayan varlıklara karşı iyi ol. dini ve siyasi görüşü ne olursa olsun insan olduğu için güzel yaklaş. çünkü dünyadaki en güzel şey “sevgidir”
Zeze
bu yazıya eklemek istediğim şeyler var.
İnsanlar sevdiklerinden kendilerine yapılan şeyleri de küçük sayıyorlar. çünkü zaten yapılması gerekenmiş gibi bir algı var. ama yapılmak zorunda değil. bunun bir sebebi de herkesin kendi yaptığını büyük görmesi. birisine hediye aldığında büyük bi şey yapmış gibi bir havalar. oysa, fikrimin hala arkasındayım, senin yaptığın, yapabildiğin şey küçüktür. İsteyince yapma imkanın var çünkü. ama istediğimiz zaman başkasından kaynaklı bi şeye sahip olamayız.
Zeze
geçenlerde yağmur yağıyor diye otobüsten erken inip ıslandım. baya fazla ıslandım ama nasıl mutlu oldum anlatamam. küçük bi şeyle mutlu olmuşum gibi olsa da hayır bu büyük bi şey. ben istediğim an yağmur yağdıramam, elimde olmayan bi şey nasıl küçük sayılabilir ki ? ben ancak yağmur yağdığında onun keyfini çıkarabilirim. fazlası gelmez elimden. toplumumuzda insanların uğraşarak yapabileceği şeyler büyük sayılırken, ne kadar uğraşırsak uğraşalım yapamayacağımız şeyleri küçük sayma var. mesela birine ev hediye edilse ya da bütün yıl sınava çalışsa ve kazansa sevindiğini görsek büyük şeylere sevindi diye düşünürüz. hayır, bu küçük bi şey. çünkü istenilse ‘bi şekilde’ elde edilir. artık o kadar kavramlarımız iç içe geçmiş ki bunları bile karıştırır olmuşuz. uğraşmadan gelen her şeyi küçük sayar olmuşuz. halbuki uğraşarak elde ettiklerimiz kolay, basit ve küçük. çünkü bizim elimizde... her şey gibi bunların da yerini değiştirmeyi başarmışız, üzgünüm...
Fafatara
çoğu kez asıl düşündüğümüz şeyi saklar başka şeyler söyleriz karşımızdakine ve asıl düşündüğümüz şeyi anlamasını bekleriz. anlamadığında da sinirleniriz. bu ya kırılmamıza ya da onu kırmamıza sebep olur. belki asıl düşüncemizi söyleseydik daha az kırılır ya da daha az kırardık.
bazen kaybetmekten korkarız bazen yalnız kalmaktan. bir şekilde çekiniriz bir şeyleri söylemeye. ama bir korkuyla söyleyeceklerimizden vazgeçmek bir zaman sonra o korkunun gerçek olmasına sebep olabilir. korkmamak lazım o yüzden. biriktirmeden söylemek lazım.
Beginnerdoctor
çevremde o kadar güzel kalpli insanlar var ki 8-10 saat dışarıda zaman geçirip birbirimizden sıkılamıyoruz 😇
mistletoe🍃
çok yakın olmayan bir zamanda, cümlelerinin altında yatan hep ikinci bir anlamın olduğunu, aslında söylemeye çalıştığı şeyin o ikinci anlamda gizlenmiş olduğunu söyleyen biriyle tanışmıştım. ben de bir zamanlar onun gibiydim hep söylediklerimin arkasına saklardım asıl anlamları. zamanla öğrendim ki bir şeyi söylemek istiyorsak açık ve anlaşılır bir dille ifade ediyor olmak her zaman en iyisiymiş. kimsenin akıl oyunlarimiza dahil olmak ya da zor yollardan dediklerimizi anlamak gibi bir zorunluluğu yokmuş, bize ne kadar çok değer veriyor olsalar bile... bazen hislerimizi o ikinci anlamlara o kadar sakliyoruz ki değil karşı taraf biz bile onlari bulmakta zorlanır hale geliyoruz. eğer bir şeyi istiyorsanız söyleyin, eğer istemiyorsanız bunu da söyleyin. konuşmaya cesaretimiz olmadığını gizli anlamlara saklamanın alemi yok. uzuuun yoldan bunu öğrenmiş biri olarak kendimi de bu konuda değiştirdim, değiştiriyorum...değişmesi kolay demiyorum ama yaparsak hayat daha kolay geliyor bunu biliyorum.
Gaf Ebesi
unutmayın!

gülümsemek size daima olumlu geri döner.
vazgeçmeyi düşündüğünüzde başarısızlık sahneye çıkar.
zaman bir şifacıdır.
aşırı düşünmek kaygıyı arttırır.
İyilik yapmak size hiçbir şey kaybettirmez.
snorlax
eksikliğinde zorluk yaşayacağımı düşündüğüm birkaç şey yeniden hayatımda. üstelik zaman zaman da olsa o zamanlardaki hayıflanmamı gereksiz bulmaya başladım bu kısa sürede bile. geçenlerde telefonunu kaybedip birkaç gün sonra bunu fark eden birinin konuşmalarını dinledim ve kendime sordum 'ben ne zaman fark ederdim?' cevabım içten içe beni mutlu etmedi. birkaç sebebe tutunmuşum gidiyorum ama.. bu konu kendi adıma ciddi ciddi rahatsız etmeye başladı artık. önceye nazaran epey dikkat ediyor olsam bile bir huzursuzluğu hâlâ var. İki uygulama kaldı sonrası mutlak sükunet olacak umuyorum ki bu açıdan. kesinlikle önemsenmesi gereken bir konu ama iyiden iyiye kanıksadık diye düşünüyorum. gece yağan kar taneleri ve sessizliği gibi güzel geçsin geceniz dedikodu meclisi. esen kalın.
cimuka
ilk okulda hoca okur biz yazardık ben hiç yetişemezdim yazdığım yazıları okuyamazdım 6 sınıfa geldiğimde artık ben lisede nasıl yapacağım gibi şeylere kapıldım falan ama yazdığımı bende okuyamıyorum falan liseyi bitirdim şuan üniversitedeyim hala yazdığımı tam anlamıyla okuyamıyorum ama ilerleme kaydettim sonra öğrendim ki diskleksi diye bir hastalık var ben araştırınca kendimi buldum bu halimle üniversiteyi bitirmek üzeriyim sınav olduğu zaman test olsun diye dua ediyorum çünki okunaklı yazamıyorum hep düşük alıyorum yazı yazarken elim tutuluyor sanki bir taktik verin ya
Megalove
zaman okadar hızlı geçiyorki kasım ayında olduğumuzu bile unutmuşum benim kafa hala ekim’de kalmış 😁😁
bimecnun

oliver twist mutlu bir sonla bitti keşke hayatta böyle olsa sonlar hep mutlu bitse merhamet ve sevgi nedir bilmeyen kötü insanlar ellerindekilerin değerini bilmedikleri için cezalarını çekseler, pişmanlıklarında yürekleri kavrulsa sırf onlara insan oldukları için bahşedilen duyguları yine insanlara karşı yahut canlılara karşı kullanmadıkları için.ama ne yazık ki ' dünyamız bir kırık düşler dünyasıdır.ve kırılanlar da çoğu zaman en özenerek beslediğimiz , ruhumuzun en soylu yönünü yansıtan düşer ve umutlardır.' (teşekkürler charles dickens )
SANANE BE SLK
“peki bundan bize ne ?” diyorum çoğu zaman.
Sunset✔
şu sıralar baya bir duygusal oldum ya. hele genç ölümlere dayanamaz oldum.eskisinden daha bir kötü oluyorum. beni bu tür olaylar baya etkiliyor ya. bu tür olaylarla karşılaşınca şöyle bir düşünüyorum da ne kadar boş yaşıyoruz, en küçük olayları büyütüyoruz. küçük bir olaydan mutlu olamıyoruz.herkes birbirini en ufak şey için kırar oldu. ya ne zaman öleceğimiz belli değil. bugün varız, yarın yokuz... birini kaybedince o kişinin değerini daha iyi anlıyoruz.ah bi de yanımızdayken kaybetmeden değerini bilsek, sevdiğimizi doya doya söylesek... bilemiyorum ya nasıl bir hale döndük. hallerimize sadece üzülüyorum.
gulmeksanayakisiyor
kaçıp gitmek istediğim çok zaman oidu. meseia buiutiara da dokunmak istiyorum ama eiimie değii.

snorlax
...okul da bu kadar hareketli değildi sanki geldiğim ilk zamanlarda. garip bir havası var gibi hatırlıyorum. çoğu insan sevmez bahsetmeye çalıştığım hali. sessiz, az bilinen, kendi halinde yaşamını sürdüren, gördüğünüz anda etkisini hissettiğiniz, nefes alan ormanlar vardır ya hani işte öyle. velhasıl daha doğal. onca zaman sonra hastanenin karşısındaki bankımın olduğu yere gittim geçenlerde. denize doğru dönüp tüm o karmaşayı arkamda bırakınca tıpkı o zamanlardaymışım gibi oldu. hani özlem duyulur bir şeylere fakat geri dönülemeyeceğini bilmenin getirdiği sakin bir kabulleniş vardır ya işte öyle bir şey hissettim. hoş anılar olarak zihnimde yer almaya devam etmesini istemem ile o sakinlik kaplıyor bedenimi. uzun bir süre tekrar gelemeyeceğimi düşünerek çayımı yavaş yavaş içip olabildiğince kaldım orada. beynimde çakan sınavlar, dersler, notlar silsilesiyle mecburen ayrıldım sonrasında. başkasının notlarından çalışmayı sevmiyorum aslında fakat eksik kalan notlarım için bir arkadaşım yardımcı oldu sağ olsun. defteri gökkuşağı misali her renk var. benimse soluk, italik bir yazım ve nadiren kullandığım renkli bir kalem izi vardır. nedense gözlerimi yoruyor onca renk bir arada olunca. her şey bir yana bir süredir etrafıma pek bakmadığımı fark ettim. durup insanları izlemek bir şeyleri anlamama, yorumlamama yardımcı oluyordu. zaman zaman bencilliğime kurban gittiğim olduğunda kendi kendime 'ne oluyor, kendine gel' diyordum. zira aynı dediklerimiz bile çok başka. İnsan gerçeği göremiyor ya da yanlış yorumluyor bazen. İtiraf etmeliyim ki o zamanlarda bile bunu tam olarak yapamıyormuşum diye düşünüyorum şimdilerde. bir şekilde kendimi haklı bulma çabalarım oluyormuş. üzüldüm biraz esasen. üstünden beri gelmek diye bir tabir vardır bizde onu da yapmadım ama kaçtım bu halimden bir süreliğine. yıldızım görünürde yok bu gece. olsun. görünmemesi orada durduğu gerçeğini değiştirmiyor. kabuslarımdan bahsetmiştim bir ara burada. rüyalarım genelde uçmalı, kaçmalı gerçeküstü şeyler barındırır. ama iki hafta kadar önce gerçekliği yüksek olan ve buna rağmen beni korkutmaktan ziyade düşünmeye sevk eden bir rüyam olmuştu. çok geçmeden -çok şükür ki aynısı değildi- ilişkili bir şey oldu yaşantımda. hâlâ etkileri devam etse de önceki gibi değil allah' tan. uzattım biraz galiba. çok uzun yazılara tamamen yabancı olanlarımız var nihayetinde. her haliyle seviyorum deyip şuraya bir şarkı iliştirip kaçayım. eda baba- sonbahar. bu şarkının yeri ayrı bende çünkü ilk dinleyişte vurulduğum şarkılardan. şarkılarının tamamını sıralamış eve dönüş esnasında otobüste dinlemiştim ilk olarak. belli belirsiz kendini gösteren kış güneş'i eşliğinde başımı cama yaslayıp, gözlerimi kapatıp defalarca dinlemiştim. özellikle sondaki bölümü çok seviyorum. geceniz o nağmeler kadar güzel geçsin dedikodu meclisi. kendinize çok dikkat edin. sağlık olmayınca her şey gölgeleniyor. şapkalarınızı, atkılarınızı kullanma vakti geldi gibi görünüyor artık. esen kalın, sağlıklı olun ☄
iyikalplipsikopat
gecmisin ezgileri

gecenlerde okuldaki bir odev grubuna katildim, mecburiydi.arkadasim vasitasiyla gruba katildim.

2 kiz ve 1 ben kantinde bulustuk(normalde daha fazlayiz) konustuk kabaca planladik falan derken bir dahaki bulusmaya kadar 2 gunde odevin buyuk kismini olusturan bir slayt yaptim gercekten tek tek arastrdim falan

ve karsiliginda takdir edilmeyecegime yaptigimin begenilmeyecegine emindim ki tam tersi oldu

takdir edilmek onemsenmek cok guzel, bunun disinda gruptaki kizlardan birinin davranislari cok hosuma gitti, daha oncedende kucuk diyaloglar kurarkenki nezaketi, karsindakine deger gostermesi hosuma gidiyordu.iyi hissettim.herkes defalarca tesekkur etti cok yaraticisin falan dediler, tavirlarini begendigim guleryuzlu kibar kizin kucuk seyleri bile onemsemesi -grubun carsamba gunu bulusalim kararina iyikalplipsikopatin carsamba gunu dersi yokmus daha uygun gun bulalim cocugu yormayalim- gibisinden cumlesi cok hosuma gitti.evet kizin dis gorunusu benlik degil dindar giyimi(turbanli olmasi) falan benden cok uzak ama guleryuzu pozitif enerjisi temiz olmasi falan, iyi insanlar iyi hissettiriyorlar

ne zaman merryle bulussam ne zaman sevgiyi hissettigim onaylandigim deger gordugum bir an hissetsem kibar utangac iyi cocugu hissediyorum.iyi olmayi istiyorum.eve donerken hep iyi olmayi hayat icin cabalamayi istiyorum.zengin olup ulkeme hatta dunyaya iyilikler yaptigimi hayal ediyorum.sonra yol param disinda 20 lirayla ay sonuna kadar idare etmem gerektigini bilmek, babamin yaptiklarini isitmek, spor salonuna yazilamamak, gelecek kaygisi vs beni cikmaza sokuyor gibi

nefretle ofkeyle yasayip sadist sapkinliklar hayal etmek hayatta kalmamin tek yolu mu?

ben iyi olmak istiyorum ufak bir iyilik kucuk bir tebessum biraz onaylanma deger gorme takdir edilme daglar kadar nefreti buharlastiriyor.bir cikis yolu bulmaliyim.sevdigim basarili oldugum ve para kazanabilecegum yapmaktan bikmayacagim 1 seye bulsam ve yonelsem sadece kendimi degil sevdiklerimden sokaktaki hayvanlara kadar cok seyi degistirebilecegime eminim


adanaball
countryball,polandball nedir?

countryball veya polandball ilk olarak 2009 yılında,
bir alman sitesi olan krautchan.net'te polonyalı bir kullanıcı tarafından ortaya çıkarılmış bir çeşit internet fenomeni ve karikatür akımıdır.
zaman içinde tüm dünya'ya yayılmıştır. karikatürlerde ülkeler bir daire şeklinde resmedilir ve üzerine o ülkenin bayrağı ile bir çift beyaz renkli göz çizilir.
kişiselleştrilen bu karakterler her milletten insanların anlayabilmesi için ingilizce'nin kırık bir versiyonunu (engrish) konuşurlar.
genellikle diğer ülkelerin klişeleri (stereotype), dış ilişkileri, politik ve askeri tarihleri ile dalga geçerler.
ayrıca ülkenin kendi gündemi de karikatürlerin konusunu oluşturabilir.
ball (bol) akımı başta yalnızca ülkeler ile sınırlı olsa da zamanla dinî inançlar, ırklar, şehirler, politik gruplar ve askerî kuvvetler de ball şeklinde resmedilip countryball akımına dahil olmuşlardır. son zamanlarda popilaritesi azalsa da yeni ve güncel içerikli sayfalar sayesinde meraklıları tarafından hala severek takip edilmektedir.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)