per aspera ad astra
buradaki eski yazilarima baktikca kendimdeki degisimlere inanamiyor hala yasayabildigim icin kendimle gurur duyuyorum.insanlar geldi gecti, hayatmdaki donemler geldi gecti,
cezaevi olaylarim oldu ama hepsi geldi gecti.sevdiklerim kaldi ve tum nefrete ofkeye karanliga melankoliye, inthar egilimine ragmen kirinti kadar kalmis umutlarim ve 1 tanecik dostum ile bugun hala hayattayim.isin en ilginci hayat aslinda istediklerimi verdi, cok guclu olmak istedm-akil sagligm test edildi, rahat bir is istedim, cnnet gecirecek kadar test edildigim, adeta tecavze ugruyormus gibi hissettigm halde yine de icime atarak sabrettigm, ust uste gunde 4 5 saat uyku uyudugm ve yetersiz beslendigm yine de tum bunlara dayandigim anlardan gectim cok sukur kendi islerimizi benm sabrim, kiz kardesimn ve annemin fedakarliklari ve biricik dostumun sevgisi ile kendi acimdan bilgisayardan telefondan halledicek kivama getirdik, seytandan beter babam her gun yanina cagirir baski kurar her seyden nefret etmeme sebeb olur icimi kinle doldururdu ama o anlardaki sabrim sayesinde bugun daha iyiyim, kendimi psikopat ve sosyopat sanirdm aslinda sadece muhtemelen asperger sendromundan muzdarip olan, surekli psikolojik siddet gormekten, sevgisizlikten, ilgisizlikten, yoksulluktan kaynaklanan asaglk duygularni saplantli sadist dusunceler ile ustnluk kompleksine cevirmeye calisan bir cocukmusum.ekonomk krizde hayatmda uzun zaman sonra ilk defa proteinli beslenebiliyorm, kaliteli giyinebiliyorum, ilk defa kaliteli 2.el olmayan telefon kullaniyorum normalden biraz hizli yaslandim, kilo aldim erkek tipi sac dokulmem ilerledi, kekemeligm artti ama hayatmda ilk defa mutluyum ve maddi acidan en mutlu donemimi yasiyorum.dahasi ekstradan kendi islerimi kurmayi planliyorum
tum bu tecrubelerden cok dersler cikardim, cezaevinde kogusta konustugm kisilerden aldigm hayat dersleri olsun, sabrimin gercekten mukafatni aldigmi hissetigm bugunler olsun, insanin her seye ragmen icindeki cocugu korumasi, ruhunu korumasi, herkesin cikari icin, hirslari icin gozunun dondgu, seytana donstgu bu dunyada umutlu olabilmesi, iyi kalabilmesi, nefretten tamamen kurtulamasa da nefretinin hakimiyetinde olmamasi, nefretiyle eyleme gecmemesi kaderini ve kimligini belirliyor
tum bunlari neden yaziyorum cunku bir gun hayatm tamame iyilestiginde buraya yazacagma kendmi ikna etmistm ve ilk defa melankolik ben umut ediyorum, istiyorum, inaniyorum ve cabaliyorum ayrica burada tanisip 8 yil once 1 kere yuz yuze bulustugum birini ruyamda gordum bu sanirim bir isaretti
evet agir ateist ben artik isaretlere ve sanirim birazda tanriya inaniyorum.nefretle dolu dusuncelerimi tamamen asamamis olsamda olumlu dusunmeye calisarak beynimi yeniden kablolamaya calisiyorum, umut hissediyorum, benim icin hala hicbir sey mukemmel degil hala tamamen %100 duzelmedim, ama boyle olmak zorunda da degil zaten hicbir sey boyle degil,
hayat cogu kisi icin etrafimizdaki seyleri umutla cabalayarak kendi dusuncemizdeki mukemmel kalibina uygun hale getirmeye calisirken harcadigmz zamanda tecrube ettiklerimiz sayesinde ogrendiklerimiz ile hissettiklerimizden ibaret degil mi.kimse mukemmel olmak zorunda degil ve zaten kimse mukemmel degil bu dunyada ogrendigm bir sey varsa onemli olan kimsenin kalbni kirmamak bedduasni almamak en kotu olaylarda bile tecrubeyi dersi alip kotu hissettiren anlari unutmak cunku hicbir kotu kimse, hicbir kotu ani, hicbir aci surekli dusunulerek ust uste yasanmayi hak etmiyor, insanin kendi kendine yaptigi bu iskenceyi kimse kimseye yapamiyor.umarim herkes iyidir, iyi degilse de iyilesiyordur, umarim burasi hic kapanmaz buradaki yazilarmi komple tarihleriyle alip bir cesit ani defteri yapmak istiyorum, ilk yazdigm yazilari, ilk hissettiklerimi, her seyi hatirliyorum bu nostaji hissi, gecmisi hatirlama hissi, huzun hissi bence herkesin zaman zaman buna; kendni hatirlamasi, kendnin farkina varabilmesi, degistigni, buyudugunu, zamani, yasadiklarini anlayabilmesi icin ihtiyaci var
şu sıralar "kötü ev sahibi, kiracısı ev sahibi yaparmış." sözünün doğruluğunu anladığım günlerdeyim. ev sahibim yıllardır her kira döneminde beni çıkarmak için bahaneler arıyordu. sonunda bu defa hepimizin bildiği o klişeyi yaptı: kızım oturacak, evden çık. kesinlikle inanmadığımı belirtmeliyim. kendilerini çok akıllı sanıyorlar ama sundukları her bahane ellerinde patlıyor. varan 1: evi tutarken ev depreme dayanıklı demişti, şimdi sırf korkup çıkayım diye deniz kumundan yapıldı diyor. (İstanbul'da oturuyorum bu arada.) varan 2: kızım oturacak diyor ama apartmanda boş olan farklı iki daireyi daha yeni kiraya verdi. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! varan 3: evden çıkarken temiz bırak ki fotoğraf çekip siteye yükleriz diyerek pot kırıyorlar. anlamadık sanki ahjsj. varan 4: depozitoma çökmeye çalışıyorlar. ben de bunlara karşılık tebligat çekmeden evden çıkmayacağımı belirtiyorum. hadi bakalım el mi yaman bey mi yaman göreceğiz.
bu tür işlerde karşıdakinin anladığı dilden konuşmak gerekiyor bunu biliyorum ama tek başına yaşayan bir kadın olunca arkanda kimse yok sanıyorlar. İlla ki bir erkeğin gövde gösterisinde bulunmak zorunda olması zoruma gidiyor gerçekten.
bu da uzun zaman sonra gelen bir iç dökmeydi dedikodu ahalisi. öyle işte...
bu tür işlerde karşıdakinin anladığı dilden konuşmak gerekiyor bunu biliyorum ama tek başına yaşayan bir kadın olunca arkanda kimse yok sanıyorlar. İlla ki bir erkeğin gövde gösterisinde bulunmak zorunda olması zoruma gidiyor gerçekten.
bu da uzun zaman sonra gelen bir iç dökmeydi dedikodu ahalisi. öyle işte...
geçen hafta akşam üstü bowling oynamaya gitmiştik, bowling çıkışı, 2 erkek 2 de kız gördük, erkeklerden birisine rica ettik toplu fotomuzu çektiler, ondan sonra herkes dağıldı neyse baktık o 2 kız ve erkek volkswagen jipine bindiler bizde kuzenle bmw deydik, neyse volkawagen jipinin arkasını açık sanıp o arabadakileri uyardık, sonra arabadaki erkekte onun kamera olduğunu söyleyince şaşırdık, sonra gidiyoruz otobana çıktı o erkek geldi bizi solladı yanındaki kızlara artistlik yapacak ya zengin züppesi, sonra benim kuzen güldü, dedi senmisin artistlik yapan taktı vitesi 6 ya, bmw yle bastı 160 a o jipi imkanı olmamasına rağmen arkadan geldi solladı sonra elle salladı bunlara biz bi koptuk, o mal baka baka kaldı... sjsjsjsj
orada burada, sosyal medyada gezerken hep denk geliyorum, her gördüğümde sinirim bozuluyor, fenomen saçma sapan sayfalar, bunları takip edenler ''uzun boylu olmayan erkek erkek değildir'' ''sakalı olmayan erkek ne yhaaa'' ''zayıf erkek ıyyy'' ''fakir erkek ne yhaa'' tarzı iğrenç yazılar yazıyorlar, erkeğe her konuda baskı var, 1.60 boylarında gayet de kısa olan kızlar 1.70-1.75 civarı erkeklere kısa diyor dalga geçiyor, nereden geliyor bu cesaret? kendileri hem bakımsız hem çirkin, çoğu makyaj dışında bakım bile yapmıyordur ki bunların çoğu hem kısa hem de kilolu, senin o bodur halinle atıyorum orta boylu ve fit bir adamı eleştirmeye ne hakkın var? kendin nesin ki ne istiyorsun?
kadınlar hep göğe çıkartılıyor, hep erkeklere kriter getiriliyor, uzun boylu olacak, sakalı olacak, erkeksi olacak, malum organı büyük olacak, şunu yapacak şarkı söyleyecek, bunu yapacak kitap okuyacak, yok şair olacak, yok kası olacak yok spor arabası olacak, kadınlara böyle kriter getirildiğini gördünüz mü hiç? ben çıkıp kumral kız ne yhaa diye tweet atsam meriçler ve feministler hemen linç eder, çoğu yağ torbası olmuş ama yüzüne vursan kadın düşmanı olursun. şimdi çok açık bir örnek vereceğim kimse kusura bakmasın, o kadar zırlarlar erkeğin şeyi şöyle olsun böyle olsun, hiç diyen var mı kadının şeyi de güzel bakımlı olsun diye? yok çünkü onlar için olsun yeter, erkekler her an baskı altında ama, bir yönün tam olsa diğer yönüne takarlar.
eminim çoğu kişi artık erkeklere yapılan bu ayrımcılıktan rahatsızdır, sırf abazanlar yüzünden, sırf bunlara yürüyorlar diye boş yere erkekleri aşağılıyorlar, artık erkeklerin sorun yaşaması bile mantıklı değil onlara göre, bir kadın ay tokat attılar diye linç kampanyası başlatsa ülke ayağa kalkar benİm bacima tokat atmişlar diye, ama bir erkek dayak yese yerlerde sürüklense internette yaymaya çalışsa hahaha adama bak ya dayak yemiş eheheheh derler.
sadece egolarına güvendikleri için bu tiplerin çoğu bakımsız zaten, küçücük kız tweet atıyor 1.90 altı erkek değildir yazmasın diye, bunlar kafalarına göre erkeklik belirliyorlar ama biz bir şeyi eleştirsek hemen üstümüze saldırıyorlar, daha ne kadar böyle devam edecek?
kadınlar hep göğe çıkartılıyor, hep erkeklere kriter getiriliyor, uzun boylu olacak, sakalı olacak, erkeksi olacak, malum organı büyük olacak, şunu yapacak şarkı söyleyecek, bunu yapacak kitap okuyacak, yok şair olacak, yok kası olacak yok spor arabası olacak, kadınlara böyle kriter getirildiğini gördünüz mü hiç? ben çıkıp kumral kız ne yhaa diye tweet atsam meriçler ve feministler hemen linç eder, çoğu yağ torbası olmuş ama yüzüne vursan kadın düşmanı olursun. şimdi çok açık bir örnek vereceğim kimse kusura bakmasın, o kadar zırlarlar erkeğin şeyi şöyle olsun böyle olsun, hiç diyen var mı kadının şeyi de güzel bakımlı olsun diye? yok çünkü onlar için olsun yeter, erkekler her an baskı altında ama, bir yönün tam olsa diğer yönüne takarlar.
eminim çoğu kişi artık erkeklere yapılan bu ayrımcılıktan rahatsızdır, sırf abazanlar yüzünden, sırf bunlara yürüyorlar diye boş yere erkekleri aşağılıyorlar, artık erkeklerin sorun yaşaması bile mantıklı değil onlara göre, bir kadın ay tokat attılar diye linç kampanyası başlatsa ülke ayağa kalkar benİm bacima tokat atmişlar diye, ama bir erkek dayak yese yerlerde sürüklense internette yaymaya çalışsa hahaha adama bak ya dayak yemiş eheheheh derler.
sadece egolarına güvendikleri için bu tiplerin çoğu bakımsız zaten, küçücük kız tweet atıyor 1.90 altı erkek değildir yazmasın diye, bunlar kafalarına göre erkeklik belirliyorlar ama biz bir şeyi eleştirsek hemen üstümüze saldırıyorlar, daha ne kadar böyle devam edecek?
katiller ve iyiler
hicbir kotuluk bir insanin ruhunu, umutlarini, yasam enerjisini oldurmek kadar buyuk olamaz.yasam enerjinizin yavas yavas kemirilmesi icten ice umutlarinizin sonmesi ve sizin her gun hayallerle yalanlarla inanclarla umutlari yeniden canlandirmaya calismaniz..
bir zorbanin pisligin igrenc yaratigin boyundurlugu altinda yapilan itaatin sebeb oldugu esaret yavas yavas yakarak kirarak parcalayarak mahveder ruhu ve ruhtaki tum umutlari isigi enerjiyi.yasamak ve hayatta kalmanin farki budur zaten.olu ruha sahip umutsuz hayalsiz enerjisiz beden hayattadir ama canli bir ruha sahip canli bir beden yasiyordur
cok iyi saf kalpli bir cocuk dahil herkes kendisine vurana geri vurmak ister.bu icguduseldir savunmaktir.size hakaret edildiginde sizde kendinizi savunur size vurana sizde vurursunuz.1 vurana 1 kez aynu siddette vurmak dengeyi saglar.
peki ya 100 vurana 1 kez bile vuramamak?1000 hakaret edene 1 kez bile hakaret edememek tiksinsenizde nefret etsenizde itaat etmek?iste bunu yasamayan anlamaz.1 kez vurmak yetmez parcalamak kirmak yok etmek istersiniz sadistlik icinize isler hayallerinizi ele gecirir o nefret ve ofke icinizi sarar.merhameti duygulari insan olmayi unutursunuz hayal gucunuzde onemli olan tek sey karsinizdaki tum bunlata sebeb olanlarin cektigi acidir.icimdeki savasin tum sebebi tam olarak bu.
hayir aslinda psikopat degilim empati yapabiliyorum baskalarina karsi kibar ve iyi olmaya ozen gosteriyorum insanlari sevebiliyor saygi duyabiliyor sinirlarimi biliyorum.kolelik-itaate dayanan zararsiz, rizaya dayanan cinsel fetislerim disinda vicdanli iyi bir insanim.ama ayni zamanda bir sadistim
itaat etmek zorunda oldugumda, stres altina sokuldugumda, gucsuzlugum hissettirildiginde sevdiklerimin uzuldugunu ezildigini gordugumde bunlara sebeb olanlarin olabilecek en kotu fiziksel duygusal acilari cekmelerini istiyorum hicbir sey umrumda olmuyor.sadistligimin sinirlari yok.
ve neredeyse her gun icimde bu savasi veriyorum.vicdanim her gun tetiklenen nefretimi yenmeye cabaliyor hemde umutlari hayalleri yasam enerjisi yeni iyilesen yillarca komada kalmis bir ruhla bunu yapmaya calisiyor
hicbir kotuluk bir insanin ruhunu, umutlarini, yasam enerjisini oldurmek kadar buyuk olamaz.yasam enerjinizin yavas yavas kemirilmesi icten ice umutlarinizin sonmesi ve sizin her gun hayallerle yalanlarla inanclarla umutlari yeniden canlandirmaya calismaniz..
bir zorbanin pisligin igrenc yaratigin boyundurlugu altinda yapilan itaatin sebeb oldugu esaret yavas yavas yakarak kirarak parcalayarak mahveder ruhu ve ruhtaki tum umutlari isigi enerjiyi.yasamak ve hayatta kalmanin farki budur zaten.olu ruha sahip umutsuz hayalsiz enerjisiz beden hayattadir ama canli bir ruha sahip canli bir beden yasiyordur
cok iyi saf kalpli bir cocuk dahil herkes kendisine vurana geri vurmak ister.bu icguduseldir savunmaktir.size hakaret edildiginde sizde kendinizi savunur size vurana sizde vurursunuz.1 vurana 1 kez aynu siddette vurmak dengeyi saglar.
peki ya 100 vurana 1 kez bile vuramamak?1000 hakaret edene 1 kez bile hakaret edememek tiksinsenizde nefret etsenizde itaat etmek?iste bunu yasamayan anlamaz.1 kez vurmak yetmez parcalamak kirmak yok etmek istersiniz sadistlik icinize isler hayallerinizi ele gecirir o nefret ve ofke icinizi sarar.merhameti duygulari insan olmayi unutursunuz hayal gucunuzde onemli olan tek sey karsinizdaki tum bunlata sebeb olanlarin cektigi acidir.icimdeki savasin tum sebebi tam olarak bu.
hayir aslinda psikopat degilim empati yapabiliyorum baskalarina karsi kibar ve iyi olmaya ozen gosteriyorum insanlari sevebiliyor saygi duyabiliyor sinirlarimi biliyorum.kolelik-itaate dayanan zararsiz, rizaya dayanan cinsel fetislerim disinda vicdanli iyi bir insanim.ama ayni zamanda bir sadistim
itaat etmek zorunda oldugumda, stres altina sokuldugumda, gucsuzlugum hissettirildiginde sevdiklerimin uzuldugunu ezildigini gordugumde bunlara sebeb olanlarin olabilecek en kotu fiziksel duygusal acilari cekmelerini istiyorum hicbir sey umrumda olmuyor.sadistligimin sinirlari yok.
ve neredeyse her gun icimde bu savasi veriyorum.vicdanim her gun tetiklenen nefretimi yenmeye cabaliyor hemde umutlari hayalleri yasam enerjisi yeni iyilesen yillarca komada kalmis bir ruhla bunu yapmaya calisiyor
selamlarrr
3 haftadir yoktum, hayati yasamakla mesguldum sosyallesme falan.arkadasimla denize giriyorum uzun yuruyusler yapiyorum yemek yiyorum egleniyorum bazen derin konularda konusuyor karsilikli fkir alisverisi yapiyorum falan.
45 gunde karakterim dahada belli oldu.meger ne kadar eglenceli samimi komik cocuk ruhlu bazi konularda olgun falan biriymisim bunu anladim
7 yillik kendimden nefret etme hapisinden sonra nefes almak cok guzel, elbette bu ulkedeki genclerin %99 u gibi gelecek kaygim para kazanma kaygim vs de var.ama su siralar eglenmek yasamak istiyorum ciddi seylere dsha sonra donecegim
herneyse bugun kesfettigim seyi anlatmak istiyorum.biz insanlat dygular konusunda cok zayifiz.onlsr tarafindan yonetiliyor ele geciriliyoruz.duygularimizin yazdigi senaryolara kapilip onlarin prangalariyla kendi kendimize iskence ediyoruz.duygular gerektigi kadar gerektigi zaman olmalilar.her seyn abartilisi fazlasi sadece bencilliktir.sevgi bile buna dahil.duygular mantigimizi oyle bozuyor ki 1 gun mutsusuz diye sonsusza kadar oyle olacagimiza inaniyoruz daha sonaysa bu inanctan dolayi her gun kendimizi sonsuza kadsr mutsuz edecek seyler yapiyoruz kotu dusunme tembellik vs vs.bu 1 gunun 10 gun ya da 1000 gun olmasi neyi degistirecek
ates ben hissettigim zaman beni yakar, aci ben izin verdigimde var bu acidsn bakinca duygulara kendimizi bilerek isteyerek temsil ediyoruz elimizde tuttugumus yuk gibiler ellerimis agriyor ama birakmiyoruz
kesfettigim sey kisaca bu ki bu hep yazdigim seylerden ssyilir gerci gece 00.00 dsn ber uykuluyum ondan olmali
herneyse boyle iyi guzel cici yasiyorun ama ben hala benim bu dunyada guc intikam ve saygi isteyen ben, hukmetmek itaat ettirmek istiyorum hala tutkularim var ve hala ait olmadiklarima sahip oldugum ve sahip olduklarimla idsre etmem gerektigi dusuncesi sinir bozucu
son olarak gotham dizisine basladim bence mukemmel bir dizi
.kesinlikle oneririm.arkadasim.beni dizideki jerome karakterine benzetiyor ama hayir yanu bir yonum evet ama dizide dshs cok falcone a hayranim.irade olgunluk nezaket hayran oldugum seyler bunlara ek biraz biraz manipulasyon biraz jerome deliligi ve atesli tutkular bunlsrin karisimi olmali hayran oldugum olmsk istedigim sey bu gibi evet cok alakali :d
3 haftadir yoktum, hayati yasamakla mesguldum sosyallesme falan.arkadasimla denize giriyorum uzun yuruyusler yapiyorum yemek yiyorum egleniyorum bazen derin konularda konusuyor karsilikli fkir alisverisi yapiyorum falan.
45 gunde karakterim dahada belli oldu.meger ne kadar eglenceli samimi komik cocuk ruhlu bazi konularda olgun falan biriymisim bunu anladim
7 yillik kendimden nefret etme hapisinden sonra nefes almak cok guzel, elbette bu ulkedeki genclerin %99 u gibi gelecek kaygim para kazanma kaygim vs de var.ama su siralar eglenmek yasamak istiyorum ciddi seylere dsha sonra donecegim
herneyse bugun kesfettigim seyi anlatmak istiyorum.biz insanlat dygular konusunda cok zayifiz.onlsr tarafindan yonetiliyor ele geciriliyoruz.duygularimizin yazdigi senaryolara kapilip onlarin prangalariyla kendi kendimize iskence ediyoruz.duygular gerektigi kadar gerektigi zaman olmalilar.her seyn abartilisi fazlasi sadece bencilliktir.sevgi bile buna dahil.duygular mantigimizi oyle bozuyor ki 1 gun mutsusuz diye sonsusza kadar oyle olacagimiza inaniyoruz daha sonaysa bu inanctan dolayi her gun kendimizi sonsuza kadsr mutsuz edecek seyler yapiyoruz kotu dusunme tembellik vs vs.bu 1 gunun 10 gun ya da 1000 gun olmasi neyi degistirecek
ates ben hissettigim zaman beni yakar, aci ben izin verdigimde var bu acidsn bakinca duygulara kendimizi bilerek isteyerek temsil ediyoruz elimizde tuttugumus yuk gibiler ellerimis agriyor ama birakmiyoruz
kesfettigim sey kisaca bu ki bu hep yazdigim seylerden ssyilir gerci gece 00.00 dsn ber uykuluyum ondan olmali
herneyse boyle iyi guzel cici yasiyorun ama ben hala benim bu dunyada guc intikam ve saygi isteyen ben, hukmetmek itaat ettirmek istiyorum hala tutkularim var ve hala ait olmadiklarima sahip oldugum ve sahip olduklarimla idsre etmem gerektigi dusuncesi sinir bozucu
son olarak gotham dizisine basladim bence mukemmel bir dizi
.kesinlikle oneririm.arkadasim.beni dizideki jerome karakterine benzetiyor ama hayir yanu bir yonum evet ama dizide dshs cok falcone a hayranim.irade olgunluk nezaket hayran oldugum seyler bunlara ek biraz biraz manipulasyon biraz jerome deliligi ve atesli tutkular bunlsrin karisimi olmali hayran oldugum olmsk istedigim sey bu gibi evet cok alakali :d
az önce rastladığım bu yazı üzerine size fen edebiyat fakültesinde olan bir olayı anlatmak istiyorum.. birgün dersteyiz neyse işte vakit geçsin diye hocayla muhabbet ediyorduk. hoca 'geçen yıl ile bu yıl arasında ne gibi farklılıklar var' diye soru sordu herkes söz falan aldı konuşuyoruz. konu ders nasıl işlenmeli anlıyor musunuz gibi şeylere geldi ve oradan bir arkadaş söze atıldı : siz anlatıyorsunuz böyle şeyleri ben bazen anlamıyorum ama arkadaşlar anlatınca anlıyorum dedi. hoca sence ne yapmamız gerekli diye sordu ve çocuk söze atladı : bence böyle şeylere gerek yok dedi (hocayı ve tahtayı göstererek) hoca afalladı nasıl falan diye sordu ve çocuk tekrar etti siz anlatınca anlamıyorum ama arkadaşım anlatınca anlıyorum yani bunlara gerek yok dedi djdjdj
niye kendini bir kalıba sığdırmak zorunda kalasın ki? hele ki birileri tarafından kabul edilmek için niye yapasın bunu? sıkışıp kalmak zorunda değilsin, özgür bırak ruhunu.kaç kişi yapabilir bunu? nasıl davranmak istiyorsan öyle davran, ne söylemek istiyorsan onu söyle... kaç kişi cesaret edebilir buna? yeni bir başlangıç, yeni bir sayfa, yeni bir hayat adına her ne dersen artık ki bence bir isim koymaya bile gerek yok. İsmi cismi belli olmadan sadece başla, sadece yaşa, cesaret et, hata yap, dene, pes etme, umudunu kaybetme, kendini sev, her şeyi sev...
birileri senden farklı diye onu dışlamak ne kadar doğru ya da dış görünüşünden dolayı birileriyle alay etmek, onu her yerde aşağılamak ne kadar doğru? bu yüzden kaç kişi kendinden nefret ediyor biliyor musun? belki sende onlardan birisin, seninle de onunla alay edildiği gibi alay edildi. noldu, ne değişti, sen niye alay edenler tarafına geçtin, sırf seni aralarına alsın diye mi bu acımasızlığın? peki onların yanında mutlu musun, oraya ait hissediyor musun kendini? belki de hiçbir yere ait olmak zorunda değilizdir, kendimizi birilerine sevdirmek zorunda da değilizdir belki. ya bunlar düşündüğün kadar kötü şeyler değilse? ya böyle kendini daha çok seveceksen ve asıl önemli olanın senin kendini sevmen olduğunu anlarsan? ne kaybedersin ki? dene. korkma. hiçbir şeyi elde edemezsen bile yanında bulunan insanları gerçekten tanımış olursun.
İnsanların isteklerine göre şekillenme. kendin ol. aynada baktığında hiç istemediğin bir görüntüyle karşılaşabilirsin ama o halinle sokağa çıktığında aynada gördüğün o kişiyi unut. nasıl görünmek istiyorsan öyle göründüğünü düşün ve at kendini sokağa. kendinden emin bir şekilde at her bir adımını. özgüven gerçek görünüşümüzle alakalı bir şey değil bence olmak istediğimiz kişiyle alakalı.
kendine zaman ayır. bir saat iki saat ne kadar istersen. yapmayı sevdiğin şeyleri yap, kendini tanımaya çalış, kendini dinle, içindeki çocuğa kulak ver. kendine bir şans tanı, o bunu hakediyor inan bana. seni asıl anlayacak olan o, seni asla bırakmayacak olan o. kendini değersiz, güçsüz görme çünkü değilsin. kendini güçsüz ve değersiz hissediyorsun çünkü kendi yolunu çizmiyorsun. hep birilerinin izinden gitme çabası, birilerini taklit etme gayreti içindesin. bunlara gerek yok ki. sen kendin olduğun sürece varsın.
kimseye kendini beğendirmek zorunda değilsin. her gün güzel görünmek zorunda da değilsin. zaten bu güzellik denilen şey göreceli değil mi? kime göre neye göre güzellik. he dersen ben kendime göre güzel olmak istiyorum eyvallah ama şunu da unutma kendini nasıl görmek istersen öyle görürsün.
kısacası sana demek istediğim yaşamaya, hayattan ders çıkarmaya, sevmeye, mutlu olmaya bak. ve unutma sen her halinle güzelsin, değerlisin.
birileri senden farklı diye onu dışlamak ne kadar doğru ya da dış görünüşünden dolayı birileriyle alay etmek, onu her yerde aşağılamak ne kadar doğru? bu yüzden kaç kişi kendinden nefret ediyor biliyor musun? belki sende onlardan birisin, seninle de onunla alay edildiği gibi alay edildi. noldu, ne değişti, sen niye alay edenler tarafına geçtin, sırf seni aralarına alsın diye mi bu acımasızlığın? peki onların yanında mutlu musun, oraya ait hissediyor musun kendini? belki de hiçbir yere ait olmak zorunda değilizdir, kendimizi birilerine sevdirmek zorunda da değilizdir belki. ya bunlar düşündüğün kadar kötü şeyler değilse? ya böyle kendini daha çok seveceksen ve asıl önemli olanın senin kendini sevmen olduğunu anlarsan? ne kaybedersin ki? dene. korkma. hiçbir şeyi elde edemezsen bile yanında bulunan insanları gerçekten tanımış olursun.
İnsanların isteklerine göre şekillenme. kendin ol. aynada baktığında hiç istemediğin bir görüntüyle karşılaşabilirsin ama o halinle sokağa çıktığında aynada gördüğün o kişiyi unut. nasıl görünmek istiyorsan öyle göründüğünü düşün ve at kendini sokağa. kendinden emin bir şekilde at her bir adımını. özgüven gerçek görünüşümüzle alakalı bir şey değil bence olmak istediğimiz kişiyle alakalı.
kendine zaman ayır. bir saat iki saat ne kadar istersen. yapmayı sevdiğin şeyleri yap, kendini tanımaya çalış, kendini dinle, içindeki çocuğa kulak ver. kendine bir şans tanı, o bunu hakediyor inan bana. seni asıl anlayacak olan o, seni asla bırakmayacak olan o. kendini değersiz, güçsüz görme çünkü değilsin. kendini güçsüz ve değersiz hissediyorsun çünkü kendi yolunu çizmiyorsun. hep birilerinin izinden gitme çabası, birilerini taklit etme gayreti içindesin. bunlara gerek yok ki. sen kendin olduğun sürece varsın.
kimseye kendini beğendirmek zorunda değilsin. her gün güzel görünmek zorunda da değilsin. zaten bu güzellik denilen şey göreceli değil mi? kime göre neye göre güzellik. he dersen ben kendime göre güzel olmak istiyorum eyvallah ama şunu da unutma kendini nasıl görmek istersen öyle görürsün.
kısacası sana demek istediğim yaşamaya, hayattan ders çıkarmaya, sevmeye, mutlu olmaya bak. ve unutma sen her halinle güzelsin, değerlisin.
tukenen umutlar ve yozlasmanin esigi
belki duzelir diye umutla bekledim yazmadim yazmadim fakat..spor basta olmak uzere pek cok alanda kendimi gelistirmeyi ilerletmeyi dusundugum 45+ gun icimdeki alayci sesi hakli cikardi ve tembellikle yabanci dizilerle melankolik ruh haliyle gecti 45 gunde o kadar az disari ciktim o kadar yozlastim ki kimseyi istemiyorum etrafta.bunlarda yetmezmis gibi trk harcligim olan kredimin yarisini iddia kuponlarina harcadm ve kaybettim
bugun eski sanal bir arkadasmla konustum en son aylar once konusmustum kendisiyle.beni liseden beri tanir lisedeki hallerimi bilen tek tuk insanlardan biri.hayata karsi daima pozitif ama nefreti anlayamiyor.bazi dedikleri dogru olsada her seyin toz pembe olmaginu bilmiyor bende ona bunu soylemedim cehaletiyle mutlu kalsn diye.onlarfa dikeni yutmak ve o dikenleri zorla sana yutturanilari affetmek.hayur anlayamaz..
nefretimi sindiremiyordum ve artik nefret yerini vazgecise birakti ciddi psikojik yardim olmadan hatta belkide psikiyatrik tedavi olmadan iyilesmem mumkun degil.
kendimi kaldirmak hareket etmek istemiyorum hicbir seyi dusunmek istemiyorum hicbir sekilde bir otorite altina girmek istemiyorum baskilandigimda oyle nefretle ofkeyle doluyorum ki belkide bir gun cinnet gecirecek cinayet isleyecegim.ofke kontrolum yok izledigim film donuyor diye tabletin ekranini isirarak catlattim dokunmatiginu bozdum.hicbir sey olamayacagima artik emin olma noktasina geldim tum umutlarim sonmekte ve tum bunlara ragmen hayata karsi kahkaha atmaktayim.
bugun arkadasim seni ne mutlu edebilir diye sordu ve cevap veremedim.uzun zamandir sorgulamamistim bunu hatta dusunmemistim
hicbir sekikde tatmin olamiyorum icimi kemiren kederle karisik duygular var sanirim nefrete ve kine karsi hala vicdanim dayanmaya calisiyor.vicdanimi fakir yasli eli ayagi titreyen ve buna ragmen cabalayan calisan zavalli bir dedeye benzetiyorum.ona bosuna umut besledigini soyluyorum ama o hala cabaliyor.aslinda bu acidan annemede benziyor.2 adet asla basarili olamayacak ezik cocuklari icin babam gibi bir pislige umutla inancla katlanan sagligi hizla kotuye giden bizim icin cabalayan zavalli cahik anneme..
hayatla hic karsi karsiya gelmedim.hep rahatlik ve tembellikle yasadim ve psikolojim oyle coktu ki hayat gercek anlamda basladigi an pes edecegime eminim.belki uzayan okulumu bitirmem icin kredim kesildiginde ve calismak zorunda kaldigimda belki askerlikte belki oncesinde..
sorumluluklarimi insanlari hicbir seyi istemiyor hepsine hukmetmek istiyorum ama hepsinin karsisinda kendimi ezik aptal hisserittigimden tembellige ve kedere siginiyorum.bu durumsa bana ofkeden nefretten ve acidan baska bir sey vermiyor
hayatimin en guzel yillari curuyor vicdanim dahada zayifliyor duygularim dahada siliklesiyor ve nefretim ofkem hukmetme arzum dahada artiyor.vicdanimsa kotu sona engel olmak icin bana keder veriyor.hayir hayir bir turlu oturtamiyorum bir turlu olmuyor bir seyler yanlis bir seyler eksik
hicbir seyden tatmin olamiyorum nedir bu hayatin tatmin kaynagi.guc ve hukmetme istiyorum arzularimi tutkularimi istiyorum tum baskiladigim.yasayamadigim.her seyi doruklarda istiyorum intikam istiyorum ama bunlara ulastigimi hayal ettigimde bile bir seyler eksik kaliyor hep
hicbir savas insanin ic dunyasinda verdigi savas kadar zor ve aci verici olamaz
belki duzelir diye umutla bekledim yazmadim yazmadim fakat..spor basta olmak uzere pek cok alanda kendimi gelistirmeyi ilerletmeyi dusundugum 45+ gun icimdeki alayci sesi hakli cikardi ve tembellikle yabanci dizilerle melankolik ruh haliyle gecti 45 gunde o kadar az disari ciktim o kadar yozlastim ki kimseyi istemiyorum etrafta.bunlarda yetmezmis gibi trk harcligim olan kredimin yarisini iddia kuponlarina harcadm ve kaybettim
bugun eski sanal bir arkadasmla konustum en son aylar once konusmustum kendisiyle.beni liseden beri tanir lisedeki hallerimi bilen tek tuk insanlardan biri.hayata karsi daima pozitif ama nefreti anlayamiyor.bazi dedikleri dogru olsada her seyin toz pembe olmaginu bilmiyor bende ona bunu soylemedim cehaletiyle mutlu kalsn diye.onlarfa dikeni yutmak ve o dikenleri zorla sana yutturanilari affetmek.hayur anlayamaz..
nefretimi sindiremiyordum ve artik nefret yerini vazgecise birakti ciddi psikojik yardim olmadan hatta belkide psikiyatrik tedavi olmadan iyilesmem mumkun degil.
kendimi kaldirmak hareket etmek istemiyorum hicbir seyi dusunmek istemiyorum hicbir sekilde bir otorite altina girmek istemiyorum baskilandigimda oyle nefretle ofkeyle doluyorum ki belkide bir gun cinnet gecirecek cinayet isleyecegim.ofke kontrolum yok izledigim film donuyor diye tabletin ekranini isirarak catlattim dokunmatiginu bozdum.hicbir sey olamayacagima artik emin olma noktasina geldim tum umutlarim sonmekte ve tum bunlara ragmen hayata karsi kahkaha atmaktayim.
bugun arkadasim seni ne mutlu edebilir diye sordu ve cevap veremedim.uzun zamandir sorgulamamistim bunu hatta dusunmemistim
hicbir sekikde tatmin olamiyorum icimi kemiren kederle karisik duygular var sanirim nefrete ve kine karsi hala vicdanim dayanmaya calisiyor.vicdanimi fakir yasli eli ayagi titreyen ve buna ragmen cabalayan calisan zavalli bir dedeye benzetiyorum.ona bosuna umut besledigini soyluyorum ama o hala cabaliyor.aslinda bu acidan annemede benziyor.2 adet asla basarili olamayacak ezik cocuklari icin babam gibi bir pislige umutla inancla katlanan sagligi hizla kotuye giden bizim icin cabalayan zavalli cahik anneme..
hayatla hic karsi karsiya gelmedim.hep rahatlik ve tembellikle yasadim ve psikolojim oyle coktu ki hayat gercek anlamda basladigi an pes edecegime eminim.belki uzayan okulumu bitirmem icin kredim kesildiginde ve calismak zorunda kaldigimda belki askerlikte belki oncesinde..
sorumluluklarimi insanlari hicbir seyi istemiyor hepsine hukmetmek istiyorum ama hepsinin karsisinda kendimi ezik aptal hisserittigimden tembellige ve kedere siginiyorum.bu durumsa bana ofkeden nefretten ve acidan baska bir sey vermiyor
hayatimin en guzel yillari curuyor vicdanim dahada zayifliyor duygularim dahada siliklesiyor ve nefretim ofkem hukmetme arzum dahada artiyor.vicdanimsa kotu sona engel olmak icin bana keder veriyor.hayir hayir bir turlu oturtamiyorum bir turlu olmuyor bir seyler yanlis bir seyler eksik
hicbir seyden tatmin olamiyorum nedir bu hayatin tatmin kaynagi.guc ve hukmetme istiyorum arzularimi tutkularimi istiyorum tum baskiladigim.yasayamadigim.her seyi doruklarda istiyorum intikam istiyorum ama bunlara ulastigimi hayal ettigimde bile bir seyler eksik kaliyor hep
hicbir savas insanin ic dunyasinda verdigi savas kadar zor ve aci verici olamaz
bugün kedi evine gittik ben kedileri filan mincikliyorum mama filan veriyorum..oradan da başka bi ziyaretçi kadın "bunlara gelen giden mama verirse böyle olmaz ki " demesin mi🙄 ah bu anneler yok mu💜bu arada kedilerin hepsi van kedisiydi, o gözler o tüyler...aşık oldum resmen😍
efeniim selamlar!
laf söz arasında aklıma geldi bir kaç şey zırvalayayım dedim. "biz çocukken" bundan daha da küçükken yani, tahminen velet iken komşu çocuğunun bilgisayarı değil de atarisi vardı. olmayanların ise hiperaktif manyak bir çocukluğu. İtiraf ediyorum ben atarisi olan şu komşu çocuğuydum ama bu hiçbir zaman çılgın çocukluğuma engel olamadı. ağaç dallarının lades kemiğine benzeyen kısımlarını bulur sapan yapıp millete suikast girişimleri düzenlerdik. kafası gözü dağılan yaşıt veletlerimiz "anneaaağğ" diye ağlayarak eve koştururken biz de yeri gelir kendimizi onlardan biri olarak bulurduk ki namussuzlar az ağlatmadılar. genellikle taş değil de ağaçta yetişen bezelye türevi yeşil yeşil mermilerimiz olurdu. (çok da acıtırdı, ağlatması normal.) o dönemlerde 1 lira yerine 1 milyon vardı, fazla zengindik. sahip olduğumuz 1 milyon bozukluk yerine bir kağıt parçası idi. şimdilerin 50 kuruşu o zamanları 500'ü idi ve kusura bakma 1 liracığım boyut olarak seni gebertirdi. 5 kuruş en küçük para dilimimiz değildi o zamanlar, bizim en küçüğümüz 1 kuruş'tu. şimdilerde 10 kuruştan aşağı alamadığımız sakızları biz 1 kuruş abimiz sayesinde 5 kuruşa 5 tane sakız gelecek şekilde hunharca çar çur ederdik. eskimolarımız vardı bir de! meybuzlarımız yani. çubuğun bitiş kısmına doğru düğüm atar (evet evet düğüm tecrübem buradan geliyor.) ilk bulduğumuz kaldırıma oturarak yol kenarından bulduğumuz avucumuzdan büyük bir taş ile eskimoyu tuzla buz ederek yemeye hazır hale getirirdik. tuzla buz olan meybuzumuz çubuğundan çok pişmiş etin kemiğinden bir çırpıda ayrılışına özenerek tek celsede ayrılırdı. çubuğumuz ayrıldı mı? ayrıldı. attığımız düğümü daha da sağlamlaştırıp en alt köşesine minik dişlerimiz ile bir delik açardık. (dişi dökülmemiş olanlar çok şanslıydı.) sonra hüplet gitsin! her sabah "simiaatçiğğğh" sesleri ile uyanır "anağ anağ varsın çek git şurdan bana bir simit al." şeklinde sızlanırdık. anne yüreği işte, dayanamaz alırdı. düşen susam tanelerine çocukluğumuzu bırakır bir kuşun gelip midesine indirmesine sebep olurduk. bayram harçlığımız vardı, "-dı" diyorum çünkü büyüdükçe "eşek kadar oldun ne harçlığı?" cümlesinin arkasına sığınarak kestiler elimize geçen maaşımızı. İşte o bir zamanlar var olan harçlıklarımız ile her bayram suikast girişimlerimize devam etme amacı güden tabancalar alırdık. (tabii ki de su tabancası değil! bildiğin boncuk boncuk mermileri vardı.) mermilerimiz bittikçe 10 kuruş verip ekstra mermiler alırdık ama renk renk! mavi vardı, kırmızı vardı, mor vardı, sarı vardı, vardı da vardı. ben hep sarıları alırdım, nedendir bilinmez. bir de bu paraların kurban olduğu çatpatlar vardı. belki bilmeyenler, görmeyenler, ilk kez duyanlar, bilip de ismini hatırlamayanlar vardır. bu sebeple bu resim o şahıslara;

İşte bu naçizane bok rengi şey (siz pembe sıçıyorsanız üstünüze alınmayın.) meybuzlarımızı kırdığımız taşlar ile ortalığı duman ederdi. vur bir tanesine ve çat! vur bir daha pat! şimdi ayıktın mı ismi nereden geliyor? aferin. bunlara kafa göz dalan torpiller vardı bir de ama benim kaba etim hiç yemedi onu ateşlemeye. evet tırsaktım. elimden kıymetli misiniz lan? değilsiniz. o zamanlar "inşaata topu kaçtı." denilmezdi. cesur yürekli çocuklardık oğlum biz. "itolit git şuradan alçı kaçır da gel, biz k*çını kollarız." cümleleri eşlik ederdi bize. cidden de korurlardı, ciddili bak. şimdi diyeceksiniz ki "alçı ne alaka be .s" sabretsene evladım. kaç aylıksın sen? o alçıları yere seksek çizmek için kullanırdık. bizim pelinsu'nun ablası vardı hatçe o hep kelebek çizerdi. şimdilerde dudağını büzüştürüp karda yaptığı kelebekler ile meşhur kardeşi. beş taş oynardık lan. çok tatlı taşlar bulurduk, ismi gibi 5 tane. bir tanesini havaya at, yerden bir taş al, sen diğer taşı alamadan havaya attığın taş (tek elinle yapacaksın tabi her şeyi, aynı elinle yani.) düştü mü? öldün çık. bir de koca koca taşları üst üste koyup top ile devirmeye çalışırdık. yakar top vardı ayrıca diğer ismi ile ortada sıçan (yok gerçekten s*çan değil, farenin dayısı olan sıçan). topu tutan can tutmuş olurdu, millet tuttuğu canları başkalarına verirdi, ben vermezdim. neden veriyormuşum! güzeldi be benim çocukluğum. aklıma bunlar geliyor sadece ama bunun bir o kadardan fazlası da aklıma gelmeyenlerde var. çabuk geçti gibi frank.
laf söz arasında aklıma geldi bir kaç şey zırvalayayım dedim. "biz çocukken" bundan daha da küçükken yani, tahminen velet iken komşu çocuğunun bilgisayarı değil de atarisi vardı. olmayanların ise hiperaktif manyak bir çocukluğu. İtiraf ediyorum ben atarisi olan şu komşu çocuğuydum ama bu hiçbir zaman çılgın çocukluğuma engel olamadı. ağaç dallarının lades kemiğine benzeyen kısımlarını bulur sapan yapıp millete suikast girişimleri düzenlerdik. kafası gözü dağılan yaşıt veletlerimiz "anneaaağğ" diye ağlayarak eve koştururken biz de yeri gelir kendimizi onlardan biri olarak bulurduk ki namussuzlar az ağlatmadılar. genellikle taş değil de ağaçta yetişen bezelye türevi yeşil yeşil mermilerimiz olurdu. (çok da acıtırdı, ağlatması normal.) o dönemlerde 1 lira yerine 1 milyon vardı, fazla zengindik. sahip olduğumuz 1 milyon bozukluk yerine bir kağıt parçası idi. şimdilerin 50 kuruşu o zamanları 500'ü idi ve kusura bakma 1 liracığım boyut olarak seni gebertirdi. 5 kuruş en küçük para dilimimiz değildi o zamanlar, bizim en küçüğümüz 1 kuruş'tu. şimdilerde 10 kuruştan aşağı alamadığımız sakızları biz 1 kuruş abimiz sayesinde 5 kuruşa 5 tane sakız gelecek şekilde hunharca çar çur ederdik. eskimolarımız vardı bir de! meybuzlarımız yani. çubuğun bitiş kısmına doğru düğüm atar (evet evet düğüm tecrübem buradan geliyor.) ilk bulduğumuz kaldırıma oturarak yol kenarından bulduğumuz avucumuzdan büyük bir taş ile eskimoyu tuzla buz ederek yemeye hazır hale getirirdik. tuzla buz olan meybuzumuz çubuğundan çok pişmiş etin kemiğinden bir çırpıda ayrılışına özenerek tek celsede ayrılırdı. çubuğumuz ayrıldı mı? ayrıldı. attığımız düğümü daha da sağlamlaştırıp en alt köşesine minik dişlerimiz ile bir delik açardık. (dişi dökülmemiş olanlar çok şanslıydı.) sonra hüplet gitsin! her sabah "simiaatçiğğğh" sesleri ile uyanır "anağ anağ varsın çek git şurdan bana bir simit al." şeklinde sızlanırdık. anne yüreği işte, dayanamaz alırdı. düşen susam tanelerine çocukluğumuzu bırakır bir kuşun gelip midesine indirmesine sebep olurduk. bayram harçlığımız vardı, "-dı" diyorum çünkü büyüdükçe "eşek kadar oldun ne harçlığı?" cümlesinin arkasına sığınarak kestiler elimize geçen maaşımızı. İşte o bir zamanlar var olan harçlıklarımız ile her bayram suikast girişimlerimize devam etme amacı güden tabancalar alırdık. (tabii ki de su tabancası değil! bildiğin boncuk boncuk mermileri vardı.) mermilerimiz bittikçe 10 kuruş verip ekstra mermiler alırdık ama renk renk! mavi vardı, kırmızı vardı, mor vardı, sarı vardı, vardı da vardı. ben hep sarıları alırdım, nedendir bilinmez. bir de bu paraların kurban olduğu çatpatlar vardı. belki bilmeyenler, görmeyenler, ilk kez duyanlar, bilip de ismini hatırlamayanlar vardır. bu sebeple bu resim o şahıslara;

İşte bu naçizane bok rengi şey (siz pembe sıçıyorsanız üstünüze alınmayın.) meybuzlarımızı kırdığımız taşlar ile ortalığı duman ederdi. vur bir tanesine ve çat! vur bir daha pat! şimdi ayıktın mı ismi nereden geliyor? aferin. bunlara kafa göz dalan torpiller vardı bir de ama benim kaba etim hiç yemedi onu ateşlemeye. evet tırsaktım. elimden kıymetli misiniz lan? değilsiniz. o zamanlar "inşaata topu kaçtı." denilmezdi. cesur yürekli çocuklardık oğlum biz. "itolit git şuradan alçı kaçır da gel, biz k*çını kollarız." cümleleri eşlik ederdi bize. cidden de korurlardı, ciddili bak. şimdi diyeceksiniz ki "alçı ne alaka be .s" sabretsene evladım. kaç aylıksın sen? o alçıları yere seksek çizmek için kullanırdık. bizim pelinsu'nun ablası vardı hatçe o hep kelebek çizerdi. şimdilerde dudağını büzüştürüp karda yaptığı kelebekler ile meşhur kardeşi. beş taş oynardık lan. çok tatlı taşlar bulurduk, ismi gibi 5 tane. bir tanesini havaya at, yerden bir taş al, sen diğer taşı alamadan havaya attığın taş (tek elinle yapacaksın tabi her şeyi, aynı elinle yani.) düştü mü? öldün çık. bir de koca koca taşları üst üste koyup top ile devirmeye çalışırdık. yakar top vardı ayrıca diğer ismi ile ortada sıçan (yok gerçekten s*çan değil, farenin dayısı olan sıçan). topu tutan can tutmuş olurdu, millet tuttuğu canları başkalarına verirdi, ben vermezdim. neden veriyormuşum! güzeldi be benim çocukluğum. aklıma bunlar geliyor sadece ama bunun bir o kadardan fazlası da aklıma gelmeyenlerde var. çabuk geçti gibi frank.
ince zevkleri olan ve yaşamını bunlara adayıp tecessüsle geliştiren insanlara, seslerin dilini bilen, bir çiçeği kokusundan tanıyan, yaşamını güzel renkler ve kelimelerle bezeyen incelikli insanlarla dolu bir yaşama özeniyorum.
tüm bu çirkinliklerden sıyırabilir mi insan kendini ?
bir sabah siosepol köprüsü' nde, zayende' nin suları taşır mı yüzümüze rüzgarı dersin ? belki, küba' da çillerim çoğalırken, parmaklarımı okşar deniz... ramon'u anımsa, onunki gibi yükselir ruhumuz bu çöplükten. hangi toprağı dilersen, onun kucağında bulursun kendini. tanrının başı bizim gibilerle derttedir bilirsin, cehennemde bile eğretidir cüretimiz.
'sen onu bırak da' diye başlayan kaç çift göz öldürmüştür hayallerimizi şimdi ? 'ben' diye başladığımız her satır 'biz' diye bitiyor , insan kalemini dahi kalabalıklaştırmadan edemiyor görüyorsun. kim bu sen diye sorma. sen sensin belki,belki benim,belki aynadaki..
sen onu bırak da, bu şarkı çok güzel.
tüm bu çirkinliklerden sıyırabilir mi insan kendini ?
bir sabah siosepol köprüsü' nde, zayende' nin suları taşır mı yüzümüze rüzgarı dersin ? belki, küba' da çillerim çoğalırken, parmaklarımı okşar deniz... ramon'u anımsa, onunki gibi yükselir ruhumuz bu çöplükten. hangi toprağı dilersen, onun kucağında bulursun kendini. tanrının başı bizim gibilerle derttedir bilirsin, cehennemde bile eğretidir cüretimiz.
'sen onu bırak da' diye başlayan kaç çift göz öldürmüştür hayallerimizi şimdi ? 'ben' diye başladığımız her satır 'biz' diye bitiyor , insan kalemini dahi kalabalıklaştırmadan edemiyor görüyorsun. kim bu sen diye sorma. sen sensin belki,belki benim,belki aynadaki..
sen onu bırak da, bu şarkı çok güzel.
Omü Dedikodu