saat 12'yi geçince bana resim yapma perileri geliyor. masa lambamın altında bazen saatlerce resim yapıyorum. İnanır mısınız, en derin konuları, içinden çıkamadığım her şeyi bu anlarda yakalayıp çözüyorum. yine öyle bir gün bu geceydi. aklıma bir an öyle şeyler geldi ki kendimi ne kadar hafife aldığımı, yargıladığımı fark ettim. yeni şeyler deneyip üstüne gittim ve en azından denedim. bahane uydurmadım, başarısız olmayı göze aldım. basketbola başlama cesareti gösterdim, uzun yıllardır içindeyim ve beni en çok mutlu eden şeylerin başında. daha birçok spor dalına, farklı el sanatlarına yöneldim. baktım ki aslında kendime bir şeyler katmak için hiç durmamışım. yapamadıklarına değil de yaptıklarına odaklanmak gerekiyor.neyi yapamadım değil, neleri başardım? kendimize çok yükleniyoruz. kendimize bu kadar yüklenmeyelim ne olur. bir söz var instagram'da sürekli dönen: "sen de bu hayatı ilk defa yaşıyorsun, kendine bu kadar yüklenme."
bahtsız bedevi eşittir ben. İncir çekirdeği kadar metal koruma boyasının sağ el işaret parmağımın tırnağına tepeleme batmasının ardından ege üniversitesi hastanesi'nin acil servisine gittim. film çekildi, ve kıymığın parmağımın sinirine kadar girdiğini gördük. doktor enjektör iğnesi ile kurcalayıp çıkarmaya çalışsa da nafile. enjektör iğnesinin batan kıymığa her temasında aklımı kaybedecek kadar çektiğim acı ise cabası. travmaya aktarıp oradan ortopedi bölümüne gönderdiler. tırnağı çekeceğiz başka çaresi yok dediler başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. acil servisin ortopedi doktoru meraklı bakışlarla operasyonu izleyen tıp öğrencilerine başından sonuna tüm müdehaleleri anlatarak sapa sağlam tırnağımı çekti. batan boya kıymığı tırnak ile beraber gelince öğrenciler "aaa bunun için mi çektik hocam tırnağı" dediler. neyse kıymığı aldıktan sonra geriden gelecek tırnağa yol göstersin diye çektikleri tırnağı tekrardan parmağıma diktiler. yaşadığım acıyı tarif edemem. yani demem o ki bazen incir çekirdeğini dolduramayacak kadar ufak şeyler aklımızı alabiliyor.
2012 yılında kimya bölümünden mezun olmadan bırakıp gittim. pişman mıyım ? tabiki de hayır 😂
helllöööö diyerek giriş yapıyorum siteye.🌈
saygıdeğer ikizler'in yazısından ilham alarak buralarda arzı endam etmeye karar verdim. nasılsınız?
ben görüşmeyeli hele hele hele hele antepli oldum arkadaşlar💃
sizinle görüşmeyeli şahsi olarak hayatımda pek de bir şey değişmedi aslında. yine aynı ben, sadece mesleğimi gerçekleştirmeye ve farklı bir şehirde yaşamaya başladım. üç yıllık bir kpss süreci sonucunda 2022 şubatta antep'te bir liseye atandım. bu süreç benim için ilk başta çok zordu. thor'la da konuşmuştuk, maceradan maceraya atladım ilk atandığım zaman😅
öncelikle antep pahalı bir şehir, zaten günümüzde alım gücümüz belli maalesef ama antep'te bu durum ekstra diyebilirim. yemek kültürü bunu en çok besleyen durum bence. daha önce hiç güneydoğu turu yapma fırsatım olmamıştı, kulaktan dolma bilgilerle gittim oraya. çok katmanlı, her tür sosyal statüden insanla karşılaşabileceğin; bilindiği üzere farklı milletleri de çokça barındıran bir yer. aslında bizim için zorunlu hizmet adına ilk başta gelen bölge burası ama sevmek lazım. elbette hem fakültede okurken hem sınava hazırlık sürecinde "her neresi olursa olsun görevimi yaparım" diyordum, diyorduk ama iş bunla bitmiyormuş gerçekten.
bir yandan ev bulmaya çalışıyorum, bir yandan kültüre adapte olmaya çalışırken aynı zamanda mesleğime, öğrencilerime adapte olmaya çalışıyorum. en zoru kesinlikle ev bulmaktı, bu uğurda az kalsın yolum malum evlere düşüyordu dolandırıcılar sağolsun :)
şimdilik 4 aylık bir tecrübem var bu içinde bulunduğum tempoya dair ama okulum çok kötü, semti çok kötü, şartlar çok kötü. güzel olan tek tarafı sanırım çocuklar. ben buraya öğretmeye geldim ama kendim her gün ayrı bir gerçek öğreniyorum. ben onlara matematik öğretiyorum -en azından deniyorum :)- onlar bana kendimi öğretiyor. çok garip. ne olaylar ne olaylar. anlatırım bir gün, çok uzun. şuan çok idealist gidiyorum aslında ama umarım içinde bulunduğum sistem bunu köreltmez. kendime sabır ve daha fazla hoşgörü diliyorum.
velhasıııllll karanlık yollardan geçtik, zehir gibi sular içtik veee tekrar burada buluştuk. öpüyorum kocaman :*
saygıdeğer ikizler'in yazısından ilham alarak buralarda arzı endam etmeye karar verdim. nasılsınız?
ben görüşmeyeli hele hele hele hele antepli oldum arkadaşlar💃
sizinle görüşmeyeli şahsi olarak hayatımda pek de bir şey değişmedi aslında. yine aynı ben, sadece mesleğimi gerçekleştirmeye ve farklı bir şehirde yaşamaya başladım. üç yıllık bir kpss süreci sonucunda 2022 şubatta antep'te bir liseye atandım. bu süreç benim için ilk başta çok zordu. thor'la da konuşmuştuk, maceradan maceraya atladım ilk atandığım zaman😅
öncelikle antep pahalı bir şehir, zaten günümüzde alım gücümüz belli maalesef ama antep'te bu durum ekstra diyebilirim. yemek kültürü bunu en çok besleyen durum bence. daha önce hiç güneydoğu turu yapma fırsatım olmamıştı, kulaktan dolma bilgilerle gittim oraya. çok katmanlı, her tür sosyal statüden insanla karşılaşabileceğin; bilindiği üzere farklı milletleri de çokça barındıran bir yer. aslında bizim için zorunlu hizmet adına ilk başta gelen bölge burası ama sevmek lazım. elbette hem fakültede okurken hem sınava hazırlık sürecinde "her neresi olursa olsun görevimi yaparım" diyordum, diyorduk ama iş bunla bitmiyormuş gerçekten.
bir yandan ev bulmaya çalışıyorum, bir yandan kültüre adapte olmaya çalışırken aynı zamanda mesleğime, öğrencilerime adapte olmaya çalışıyorum. en zoru kesinlikle ev bulmaktı, bu uğurda az kalsın yolum malum evlere düşüyordu dolandırıcılar sağolsun :)
şimdilik 4 aylık bir tecrübem var bu içinde bulunduğum tempoya dair ama okulum çok kötü, semti çok kötü, şartlar çok kötü. güzel olan tek tarafı sanırım çocuklar. ben buraya öğretmeye geldim ama kendim her gün ayrı bir gerçek öğreniyorum. ben onlara matematik öğretiyorum -en azından deniyorum :)- onlar bana kendimi öğretiyor. çok garip. ne olaylar ne olaylar. anlatırım bir gün, çok uzun. şuan çok idealist gidiyorum aslında ama umarım içinde bulunduğum sistem bunu köreltmez. kendime sabır ve daha fazla hoşgörü diliyorum.
velhasıııllll karanlık yollardan geçtik, zehir gibi sular içtik veee tekrar burada buluştuk. öpüyorum kocaman :*
az önce sahur için börekçiye gittim. ısıtır mısınız böreği lütfen dedim. ısıtınca kötü oluyor dedi çocuk. olsun ben öyle seviyorum dedim. biraz sonra sıcak tabağı uzatırken “iğrenç oldu böyle” dedi.
sa. bir tane podcast dinliyorum. konuşmacıların bahsettiği konu da şu, 2000'li yılların başında bir tane itiraf sayfası varmış onla ilgili sohbet ediyorlar. direkt bizim siteyle bağdaştırdım ve yakın geçmişe gittim, geceye de minik bir itiraf olsun, özlemişiz. hazır mısınız? bir önceki sürümü bilenler bilir, üyelik sistemi yine vardı ama paylaşım yapabilmek için zorunlu değildi, anonimbay ya da anonimbayan olarak yorum yapılabiliyordu ya da gönderi paylaşılabiliyordu. ben ikinci sınıf falanım ve özgüvensizlikte zirve bir dönemdeyim o ara. bir gönderi paylaşmıştım işte kendimce komik, okulla ilgili bir durumdu sanırım. o zamanlarda da böyle hani bir gönderi altında 600 yorum coşturulduğu zamanlar. ben gönderimi paylaştım, 3 saat oldu 5 saat oldu tık yok. nasıl bozuluyorum ama kimse bir şey yazmıyor diye. en sonunda dayanamadım, hesabımdan çıkış yapıp anonimbayan'dan "ahahhaja gerçekten mi ya" tarzı bir yorum yaptım mesajıma, sonra döndüm kendi hesabımdan teşekkür ettim bi de ajsaahsjskakskd loser'lık seviyesine bakın ya, ne gerek var böyle bir şeye kaldı ki hâlâ bazen kendi gönderilerimin altına yorum yapıp eğleniyorum kendi kendime. bu yüzden de artık radikal bir karar aldım, akıştaki tüm gönderileri beğeneceğim siz paylaşın çiçeklerim ben hepinize gülüyorum❤he bu arada şunu da ekleyeyim, neyse ki akışta kendi özelliklerimi betimleyip "tanışalım mı :)" gibi cümleler yazmamışım, o potansiyel var çünkü ahdjdl beterin beteri var arkadaşlar... kendi kendiyle kavga edenler de vardı, hepinizin farkındaydım hepinizin aldjdekal sevgiler. :*
bugün ameliyatımı yapan doktora gittim şurası şöyle oldu ne yapabiliriz diye göstermek için, sen çok dikkatli bakıyosun ondan raadsız oluyosun keyfine bak kafana takma dedi. lan sen estetik cerrahsın bu nasıl laf diye düşünüyordum ki kenarda duran sazı aldı çalmaya başladı. ben noluyo lan diye mal mal bakarken birden kendimi müziğe bıraktım ve dooostum dostum dostum gelsene caağnım diye türkü çığırırken buldum.
kitapları alacağız diye istabula gittim kargoyla yola çıkmış agshshsbs rahat 15 dakika küfür ettim.elim boş dönmeyeyim bari izmitten pişmaniye alayım
sheraton otel samsunun heryerinden görünüyor derlerdi de inanmazdım. tekkeköy yel değirmeni müzesine gittim. bilenler vardır baya yüksekte biryer. samsunun yarısı gözüküyor. arkası dağ ağaçlık, deniz tarafına bakınca gözünüze direk sheraton takılıyor. baya net olarak gözüküyor. o kadar manzarada gözünüz sheraton a kayıyor evet. adamlar öyle bir yere yapmış ki, her yerden görünebiliyor. bu efsaneye inanın.
ilkadım piazza'dan omü merkez kampüse yürüyerek nasıl gittim
-yıl 2016 kayıt için omü'ye gelmiştim. samsunu tanımadığım için gezmekte istiyordum 9:30 civarı bandırma vapurundan yürümeye başladım sırasıyla cumhuriyet caddesinde yemek yiyip daha sonra sahil yolunu takip ederek sheraton otelini geçip atakum sahil istikametinden devam edip güzel sanatlara vardım. bahçede çay içip fakültedeki bütçü gençliğe sorular sorup maps yardımıyla yeni bir rota belirledim. uzun bir yürüyüş sonucu merkez kampüse vardım akşama doğru yaşam merkezine r11 kalabalıklığından dolayı yürüyerek çıkıpkaydımı yaptırdım yaklaşık 12 saat sürdü yolculuk. dönüşte tramvaya kadar yürüyerek indim. oradan otogara araçla gittim buda böyle bi anımdır.
-yıl 2016 kayıt için omü'ye gelmiştim. samsunu tanımadığım için gezmekte istiyordum 9:30 civarı bandırma vapurundan yürümeye başladım sırasıyla cumhuriyet caddesinde yemek yiyip daha sonra sahil yolunu takip ederek sheraton otelini geçip atakum sahil istikametinden devam edip güzel sanatlara vardım. bahçede çay içip fakültedeki bütçü gençliğe sorular sorup maps yardımıyla yeni bir rota belirledim. uzun bir yürüyüş sonucu merkez kampüse vardım akşama doğru yaşam merkezine r11 kalabalıklığından dolayı yürüyerek çıkıpkaydımı yaptırdım yaklaşık 12 saat sürdü yolculuk. dönüşte tramvaya kadar yürüyerek indim. oradan otogara araçla gittim buda böyle bi anımdır.
ah dedim kelebekler uçuyor, güneş doğuyor, kuşaklar cıvıldıyor. artık ders çalışabilirim. ama sonra gittim bir film önerisi gördüm. merak ettim izledim. ağlamaktan içim dışıma çıktı. psikolojimi bozdu. ortada, gözleri şişmiş, sarhoş gibi geziyorum.
2 senedir festivale eğlenmeye gidiyordum bu sene çalışan olarak gittim ben böyle yorgunluk görmedim 15 saat çalışıp 5 saat uyudum 4 gün boyunca. allah çalışanlara kolaylık versin durumlarını anladım
bugün hocanın yanına gittim ders notu için 3 davar 1 bayan olmak üzere 4 isim verdi. 4üne de mail attım ve sadece bayan cevap verdi. bayanlar sizi hakedecek ne yaptık ya hepinizi çok seviyorum❤❤
bir çok şey başardım hayatımda özellikle üniversiteye başladığımdan beridir. İyi bir işim var kendi halimde yaşıyorum hayatı. güzel para kazanıyorum, iyi bir bölüm okuyorum, gelecek planlarım için çok çeşitli organizasyonlarda görev alıyorum. bir proje uğruna 19 mayıs sanayi sitesi'ne bile gittim. ama yolunda gitmeyen şeyler de yok değil. burayı ara ara girip kullanıyorum. not defterim burası. çok fazla insandan zarar gördüm. çok kırıldım. çok kötü davrandılar. kanımda var o dik başlılık elimde değil, dik durmaya çalıştım. hiçbir şeye gücüm kalmadığını hissediyorum bugünlerde. çok kırdılar. kırıldım.
herkese merhaba,
biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
geçen sene taze mezunluğun verdiği rehavetle müthiş bir yıl geçirdim. arkadaşlarımla vakit geçirdim, yıl boyunca oradan oraya şehir şehir gezdim 😅 gezecek yer bulamadıysam, canım sıkıldıysa dershaneye gittim. onca yıl okumuşum keyfime bakmayayım mı dedim arkadaşlar. bu yıl ise evden dışarı çıkmayıp sınava çalışıyorum. İnstaya girdiğimde insanların (az kişi bu insanlar) gezdiklerine şahitlik ediyorum. aaah ah keşke geçen sene çalışsaydım falan da demiyorum, pişman değilim aklım hala gezmediğim yerlerde 😂 şu sınav bi geçsin göreceksiniz siz 😂😂 yani şey ben göreceğim 😎
geçende ilçemizdeki bir kitapçıya gittim. kitapları karıştırırken, açar açmaz bağlaç anlamına “-de”nin ayrı yazılmadığını gördüm. defalarca okudum farklı bir anlam yok. bu kadar basit bir dil bilgisi kuralını kitap yazabilecek düzeyde birinin yanlış yazması sizce normal mi?
gecenin geç sayılabilecek bir saatinde kütüphaneden çıkıp aheste aheste adımlarla ziraat fakültesinin önündeki e1 durağına doğru yürüyorum. yine en sevdiğim havalardan biri var bu gece. ceket giymesen üşünecek, ceket giysen tam gelecek hafif esen, soğuğa yakın serin bir hava. hani bir önceki yazımda bahsetmiştim ya balkonumu özledim diye. İşte tam oradaki gibi. bilmiyorum kaçınız gece 11 den sonra kampüsün içinde dolaştınız gönlünüzce ama size tek diyebileceğim. okul hayatınız bitmeden kampüsün 23 ile 06 saatleri arasındaki o havasını da içinize çekmeniz gerektiği. özellikle yaşam merkezi çevresi öyle tuhaf geliyor ki bana. gündüz milletin yemek için oluşturduğu kuyruklar, derslere gitmek için yoğun bir akış içinde olan kalabalıklar, dolu dolu ring durakları sanki hiç yaşanmamış, hiç yokmuş gibi oluyor. sanırım kütüphaneden geç çıkmamın dersten başka bir sebebi de kampüsün gece halini sevmem. şöyle bir göz gezdiriyorum da. keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı da gösterebilseydim size. bir gün getirirsem o güne nasip olur inşallah. bugün kütüphaneye bir arkadaşımla gittim. oturduğumuz masada elektrik olmayınca ben de elektrik olan bir masaya geçtim. ders çalışamam için iki şeye ihtiyacım var benim. biri notlarımı yazacağım bilgisayarım, ikincisi ders çalışırken müslüm baba veya eda baba dinleyeceğim kulaklığım. bu ikisi olmadan ders çalışamıyorum. baya esaslı konular çalıştım bugün. tamamen anlamaya çalışmadım. genel hatları ile anlayıp 6 sayfalık bir not çıkardım. bu notu yayayım da diğer gençler de bilgiye güzel bir şekilde ulaşabilsin değil mi. bir de imzamı çok sevdiğim için her yaptığım şeye atıyorum imzamı. çıkardığım notlara bile. vektör haline getirdiğim imzam her yere uyuyor zaten kolayca. bu güzel gecede ne çok ders muhabbeti yaptım değil mi. e1 yerine t1 geldi. ona binip gideyim bari. hepinize mutlu geceler dostlarım. gecenin tatlı serinliği kadar güzel bir gönül ile dalın rüyalara... :)
ben vs okul hayat para her sey
gecen hafta gidecegim okula bugun yeni gittim.3 sene boyunca okulda rol yapardm olmadigim insan olurdum, yazin 4 ayda hstirladigim, kazandigim kimlik ile "ben" olabilmek cok ozgur ve rahat hissettirdi
okuldan sonra canim arkadasimla bulusmaya gittim, gidistede donustede yolda dusuncelete daldim
guc, efendi ile kole arasindaki farki belirliyor, guc para ve paranin temeli ticaret, mal ve hizmet pazarlama.
hayatta neyi istedigimi sordum kendime.okula gidiyorum ama diploma hicbir ise yaramayacak en buyuk basarilarida kazansam hatta baska bir bolum bile okusam en az 3-4 yil karin tokluguna calisacagim hep para hesabi yapacagim baskalarinin kolesi olacagim baskalarini zengin edecegim benden daha cahiller beni ezecek ve ic savasa suruklenen ekonomisi batmis bir ulkede curuyecegim
ben bunlari istemiyorum.refah huzur ozgurluk eglenmek bunlari istiyorum, milyonlar kazanmak aileme cenneti yasatmak istiyorum
cok okumali cok gelismeliyim yurt disina gitmeli buyuk isler basarmali ailemide yanima almaliyim.hayat bu sekilde yurumuyor bunca yil hapisteydim hic eglenmedim ozgurce para harcanadim kendimi iyi hissettiren basarilarim olmadi.7 yil bir hapiste sadece yattim kactim saklandim
kimligim ve arzularim sekilleniyor.ben tiyatroya gitmek opera dinlemek en uc seyleri yasamak ahlaksiz olmak delilikler yapmak ve buyuk basarilar kazanmak, kazandiklarimla yardimlar yapmak istiyorum.
gecen hafta gidecegim okula bugun yeni gittim.3 sene boyunca okulda rol yapardm olmadigim insan olurdum, yazin 4 ayda hstirladigim, kazandigim kimlik ile "ben" olabilmek cok ozgur ve rahat hissettirdi
okuldan sonra canim arkadasimla bulusmaya gittim, gidistede donustede yolda dusuncelete daldim
guc, efendi ile kole arasindaki farki belirliyor, guc para ve paranin temeli ticaret, mal ve hizmet pazarlama.
hayatta neyi istedigimi sordum kendime.okula gidiyorum ama diploma hicbir ise yaramayacak en buyuk basarilarida kazansam hatta baska bir bolum bile okusam en az 3-4 yil karin tokluguna calisacagim hep para hesabi yapacagim baskalarinin kolesi olacagim baskalarini zengin edecegim benden daha cahiller beni ezecek ve ic savasa suruklenen ekonomisi batmis bir ulkede curuyecegim
ben bunlari istemiyorum.refah huzur ozgurluk eglenmek bunlari istiyorum, milyonlar kazanmak aileme cenneti yasatmak istiyorum
cok okumali cok gelismeliyim yurt disina gitmeli buyuk isler basarmali ailemide yanima almaliyim.hayat bu sekilde yurumuyor bunca yil hapisteydim hic eglenmedim ozgurce para harcanadim kendimi iyi hissettiren basarilarim olmadi.7 yil bir hapiste sadece yattim kactim saklandim
kimligim ve arzularim sekilleniyor.ben tiyatroya gitmek opera dinlemek en uc seyleri yasamak ahlaksiz olmak delilikler yapmak ve buyuk basarilar kazanmak, kazandiklarimla yardimlar yapmak istiyorum.
bugün derse gittim. sanırım gerçekten hiç sınıf arkadaşım kalmamış:((
Omü Dedikodu