Lydia
üniden mezun olalı 3 yıl oldu. üniye ilk kayıt yaptırdığım zamanlar bulmuştum burayı da.. hatıralar dün gibi sıcak.. samsun bana çok güzel şeyler kattı, çok güzel insanlar, nice unutulmaz anılar ve bolca hayat dersi.. hayatımın aşkı zannettiğim adam hayatımın en büyük dersi oldu. o benim eşim, ailem derken cehennemim oldu. onun yüzünden samsunla ilgili hiçbir sey duymaya tahammülüm kalmadı. şu an 7 yıl önceki o günden çok daha gerideyim. o zamanlarda en azından umudum vardı, hayat ışığım vardı. güzel bir yerlere gelirim zannediyordum. her imkanı değerlendirmeye çalıştım olmadı. en son kpssyle şansımı deniyim dedim, o da elimde patladı. keske şu an şu siteye 7 yıl önce kayıt yaptırdığım ilk güne geri dönsem, o heyecanı yeniden yaşayarak... o günleri çok özledim.. umarım bundan sonraki her sey geçmişimi özletmeyecek kadar güzel olur..
Zeze
merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)

öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.

*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.

*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)

*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…

*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.

*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.

hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.

tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.

şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
Nobume
şeytanın sağ bacağından türediğini düşündüğüm patron denen varlık ve yaverleri burayı bulamayacağı için isyanımı buradan yapmaya karar verdim çünkü insan sosyal bir varlıktır ve görülmek ister. eyyy tanrılarım, bu patron denen varlık sanki personel çalışıp hak etmiyor da kendisi hayrına maaş ödüyormuş gibi düşünüp sinirlenip her türlü kötülüğü yapıyor. hani sanki her şeye gücü varmış gibi bi havalarda tanrıcılık oynuyor. ben olsam bi çarpardım ama yine de siz bilirsiniz. yine de rica ediyorum bi bela bol bol dert falan yorulsa en azından ihbar süremi kazasız belasız atlatsam çok iyi olur. amin amen ohm. İyi geceler
varmiyimki
çookk özlemişim burayı. neler yaşamışım neler hissetmişim dedirtti bana. yaşlandık be azizim.
mimarlique
depresyon günlerinde burayı hatırlayıp, sa girdisi girmek için geldim ama hepiniz burdasınızya arkadaşlar
mayk
twittera limit gelince bi yokladınız demi burayı. limit yok yardırın
LorneMalvo
zaman ne kadar da hızlı geçiyor. bir sınavla ilgili bilgi ararken görmüştüm burayı kaç sene geçmiş. şimdi terk edilmiş gibi olmuş buralar,umarım eskisi gibi olur.
sosyal medyayı falan pek sevmeyen birisi olarak bu tarz yerler hep güzel gelmiştir bana.
Anonda
ayy ne zamandır girmiyormuşumm ne çok özlemişim burayı :(
emreyba
burayı unuttum sanmayın.. üzülürüm
Nunu 777
unutmuşuz burayı yia...s.a. nabersinizz?¿
bayhuysuz
herkese günaydın burayı kullanmayalı baya oldu atananlar falan olmuş atanan herkesi tebrik ederim ve başarılar dilerim herşey gönlünüzce olsun :-)
Sokaklambası
2 yıl aradan sonra merhaba özlemişim burayı
wulsfgersborger
selam, yeniden ben geldim. burayı hep içimi döktüğüm ve rahatladığım bir yer olarak kullanmıştım. eskilerden(2015) hala yaşayan var mı özledim lan sizi :)
psikodok
bir çok şey başardım hayatımda özellikle üniversiteye başladığımdan beridir. İyi bir işim var kendi halimde yaşıyorum hayatı. güzel para kazanıyorum, iyi bir bölüm okuyorum, gelecek planlarım için çok çeşitli organizasyonlarda görev alıyorum. bir proje uğruna 19 mayıs sanayi sitesi'ne bile gittim. ama yolunda gitmeyen şeyler de yok değil. burayı ara ara girip kullanıyorum. not defterim burası. çok fazla insandan zarar gördüm. çok kırıldım. çok kötü davrandılar. kanımda var o dik başlılık elimde değil, dik durmaya çalıştım. hiçbir şeye gücüm kalmadığını hissediyorum bugünlerde. çok kırdılar. kırıldım.
eliptik
selam dostlar..burayı çok özlediğimi farkettim. her mutsuz olduğumda burayı açar benden de mutsuzları varmış der şükrederim 😂😂 şaka şaka ama mutsuz olduğumda iyi geldiğiniz kesin 😊 hepinize iyi geceler 😊
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgun ve musmutluyum. yaz okulundan sonraki bir aylık yatışımın ardından bu kadar hareket halinde olmak bana müstahaktır diye düşünüyorum. öncelikle üniversitemize yeni gelen kardeşlerimize hoş geldiniz diyorum. bu üniversitede ve platformda 5. yılına giren biri olarak benden büyükler de olsa ben de kendimi bir nebze olsun yaşlanmış hissettim bak şimdi. yaşlılık sohbetlerini bir tarafa bırakayım yahu. ben bir arkadaşımı daha evlendirdim bu sene. milletin arkadaşları mı yavaş yoksa benimkiler mi çok hızlı anlamıyorum. beraber finalleri, vizeleri çalıştığımız, oda komşum olan adamlar bir bir evleniyor. bu sefer de samsuna gelmeden önce düğün için ankaradaydım. sabah erken indim, hem rahat rahat düğüne katılırım hem de biraz gezerim ankarada diye. biraz bir camiye girdim uzanıp dinlendim. allahın evlerinin kimsesiz olduğumuz zamanlarda kimsemiz olması çok hoşuma gidiyor. ondan sonra bir kahvaltı yaptım. sonra anıtkabire gittim. anıtkabirin her yeri japon dolu. kendimi yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hissettim. türkçe konuşan azdı. bu durum şaşırttı beni. türk milletinin atasını ziyaret için geç saatleri beklemesi tuhaf bence. atatürkü ziyaret ettikten sonra dedim ki kızılaya geçeyim. orada çok güzel kitapçılar var. daha önce bir defa gitmiştim. arkadaşlarım kollarımdan tutup çıkarmışlardı beni remzi kitapevinden biz buraya kitapçı gezmeye mi geldik diye. bu sefer de otobüse binip kızılaya geçecekken arkadaşlar aldı arabayla düğüne geçtik erkenden. düğünden sonra tekrar bindik arabalara ve indim samsuna. o kadar özlemişim ki bu şehri. artık memleketim burasıymış gibi. nasıl özlemeyeyim ki. aşık olduğum, gezgin gibi bir dosta sahip olduğum. denizinden ormanlarına, havasından yollarına kadar benim olan bir şehir. bu sene yeni bir yurtta kalıyorum ben. güzel sanatlar kampüsünde üniversitemiz bir erkek yurdu açmış. ben de tesadüf eseri fark ettim. yaz okulunda başvurmuştum ve bir arkadaşımla beraber çıktı. ben çok sevdim burayı. hem ilkadımdaki çay ocaklarıma yakın, hem üniversiteye yakın. her yer bir gezgin uzaklığında :) 3 gündür eşyalarımı taşımak, eksik olan şeyleri almak, okuldaki işlerimi halletmekle uğraştım. ve dün gece 3 aydan daha fazla zamandır kendisinden ayrı kaldığım yarimle buluştum. o kadar çok özlemişim ki onu. İnsanın birini özlemesi kadar güzel bir şey varsa özlediğine kavuşabilmesi. bunu nasıl kelimelere dökebilirim nasıl anlatabilirim bilmiyorum. sevdiğinizin gözlerini öylesine izleyebilmenin mutluluğunu başka ne verebilir ki şu dünyada. İnanın ki bilmiyorum. o anların her saniyesini romanlar dolusu yazmak isterdim. ama aşk insanda unutkanlığa yol açıyor. bildiğinizi de unutuyorsunuz bir tek o kalıyor geriye. güzel sevin, güzel sevilin dostlarım. hayat aşkla çok daha başka güzel. normalde 4-5 yazıya sığdıracağım şeyleri tek yazıya sığdırmaya çalıştım. çok da uzattım farkındayım. ne yapayım yahu. dostlarımla muhabbet etmeyi seviyorum. hem de en son yazısını uzunca bir zaman önce yazmış olan bir ikizler olarak biraz da hakkım var sanki. gecenize bir fotoğraf bırakarak iyi geceler diyeyim dostlarım. bu fotoğraftaki radyo yarimin bana dün gece hediye ettiği radyo. o kadar güzel bir şey ki. elektrikle ve şarjla çalışıyor. fm özelliğinin yanında usb, sd card ve aux bağlantılarını da desteklemesiyle müzik zevkini doruklara çıkarıyor. tam hayallerimdeki gibi bir radyo. ve hayallerimdeki radyonun hayallerimdeki aşkım tarafından bana hediye edilmesi de muhteşem bir şey. odamda tek olduğum an açıyorum dinliyorum radyomu. bir yere gittiğimde de götürebilirim. yarimin hayatımın her gecesinde olduğu günlerde onunla dinleriz saatlerce. muhteşem bir şey. diğeri de fotoğraf makinem. hareketli dünyadaki zamanı durdurma aletim. aynasız olmasından dolayı o da her yere gelebiliyor benle. bir sürü güzel fotoğraflar çekiyorum onunla. radyom, fotoğraf makinem ve gezginim. 3 dostum var artık benim. geceniz bu fotoğraf kadar güzel geçsin dostlarım... :)
şevoperi!
twitter gibi mi kullanıyoruz burayı acaba
ikizler
bugün size bir mekandan bahsedeceğim. burası benim istediğim tüm özellikleri barındıran bir yer. muhabbet edebileceğiniz güler yüzlü çalışanların olduğu, ne tenha ne çok kalabalık, arkadaşlarınla gelip güzelce muhabbet edebileceğiniz, çay,kahve içebileceğiniz, oturup güzelce ders çalışabileceğiniz, kitabınızı okuyabileceğiniz, yazın sepserin kışın da sıcacık olan bir kitapevi burası. "tdv samsun kitabevi". burası samsunda çay ocakları hariç müdavimi olduğum tek mekan sanırım. her müsait olduğumda soluğu burada alıyorum diyebilirim. gelip kitabımı okuyorum, ders çalışıyorum, bir şeylerle uğraşıyorum. ben de burayı keşfedeli 2 yıl oldu aslında. bir gün bir arkadaşımı görmüştüm burada. yanına girmiştim hoşuma gitmişti o an için. ama asıl müdavimliğim bu senenin başında başladı. boş oldukça kaçıp kaçıp geliyordum buraya. vize, final ne varsa burada çalışıyorum. zaman geçtikçe çalışanlarla da iyice ahbap olduk. artık kitapevi benim oldu gibi. çayımı falan kalkıp kendim alıyorum bazen. yakında bakarsın satış yapmaya bile başlarım. bir tarafı kafe bir tarafı ise kitapevi. beni de çeken noktası orası zaten. bir sürü kitabın arasında rahatça takılabiliyorum. canım sıkıldıkça kalkıp dolaşıyorum rafların arasında. mezun olduktan sonra da özleyeceğim yerlerden birisi olacak kendisi. bakarsın mezun olduktan sonra da samsunda kalırım da ayrı da kalmam buradan ha. ne dersiniz?... :)
tweety
burayı birinci sınıftayken keşfetmiştim, şimdi dördüncü sınıfım... zaman geçip gitti; ama geriye dönüp baktığımda bazı şeyleri (bazı durumlarda nasıl davranmak gerektiğini, doğru ders çalışabilme vb.) bu zamanlarda öğrendim. birinci sınıftaki ben ile dördüncü sınıftaki ben arasında biraz fark var.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)