Maviş 🐣
siteye o kadar uzun zaman olmuş ki girmeyeli hala nikimin durması bi duygusallık yarattı bende. bir yaz akşamı keşfedip çok güzel insanlarla tanıştım burda. o sıkıcı yaz gecelerini burası şenlendirdi. üniversiteden mezun oldum ve şu an mesleğimi yapıyorum. özlem dediğim samsun u fotoğraflardan görünce gözlerim doluyor. burası benim için o zamanlar tamamen blog gibiydi. yaşadığım duygusal karmaşaları vs herşeyi anonim kimliği altında yazıyordum. ve bu sıralar yine çok karışık olduğum zamanlar... covid döneminde bir hastanede çalışmanın depresif etkileri ve sevdiklerimi uzun süredir görememek en yoğun covid şehrinde yaşamak çok hırpalayıcı. bir yandan da iyi bir eş olabileceğini düşündüğüm birine karşı aşık olmadığımı düşünüyorum. kafamda sürekli 40 yaşına gelince ayrıldığına pişman olur musun diye sorgularken buluyorum kendimi. ya siz ne dersiniz 26 yaşında risk alıp aşık olunacak kişiyi aramak ya da beklemek gerekmez mi ?
karakutuu
bir zamanlar kel bir derviş berbere gitmis kafasını kazımak için o arada iri yapılı bir serseri de tras olmak için berbere gelmiş kalk ulan kel ben tras olacağım demiş dervişin ensesine bir tokat geçirmiş. derviş sakince kalkıp buyur demiş adam bir yandan tras oluyor bir yandan da kel ne bakıyorsun kel imana gel gibi sözlerle dervişe takılmaktan kendini alamıyormuş trasi bitmiş kalkmış son kez dervişin kafasına vurmuş derviş ise tüm bunlara sabredip ağzını bile açmamış adam dükkandan çıkar çıkmaz meydandan ipleri kopan bir at arabasının dingilleri kafasını kopartıp berber dükkanının önüne doğru yuvarlamış. berber bu olayın şokunu atlatinca dervişe dönüp biraz ağır olmadı mi derviş efendi demiş serviste vallahi yaptıklarından hoc gücenmedim lakin kelinde bir sahibi var demiş . @magicmushroom .
.
sene 1960 falan. tabi o zamanlar dm kutusu aktifti. bak duygulandım. kimler kimlere yürüdü (like me) tabi bundan mütevellit mesajların kapanacağı belliydi. çünkü biz yürüyenler ırkı ekolojik dengeyi bozmuştuk. doğa bunu affetmezdi ve affetmedi de. yeni üyelere güzel ve yeşillikler içinde yürüme imkanı bırakmadık bırakamadık. affedin 😒
karakutuu
geç uyandık kahvaltımızı yaparken beyaz peynir haşlanmış yumurta ve çikolata görünce bi an yurtta kaldigim zamanlar geldi aklıma. sabah kahvaltısı 4 kişilik oda . yumurta ile peyniri yerdim çikolatadan da 3 tane alır 2 dilim ekmekle odaya çıkartırdım. öğleye doğru acikinca kantinden karton bardakta çay ile çikolatamı ekmeğimi yerdim .
.
durgunlaştığım zamanlar çok hoşuma gidiyor. sakin ve güzel
King
şeytanin evİne yaptiğim yolculuk (resİm yaşadiğim olayda bahsettİğİm otelİn gercek resmİ)
6 yaşımdayken erzurumdaydım.orada şehri tam tepeden gören palandöken dağında bulunan üçgene benzer devasa bir otel vardı.İsmi palan oteldi.o zamanlar televizyon yaygın değil telefon sabit hatlarla sağlanıyordu.bu ortamda büyüyen çocuklar olarak sürekli bu oteli görürdük.gösterişli yapısıyla hakkında hayaller kurmamızı sağlardı.birgün babamla konuşurken onu bıktırana kadar o binanın ne olduğunu sorup canavarların yaşadığını söyledim.babamda sonradan anladığım üzere şaka amacıyla orası şeytanın evi devler ve başka varlıklar yaşıyor dedi.tabi benim bu olayı ciddiye aldığımdan habersizdi.mahallede beraber oynadığım 3 arkadaşımı da şeker cips altın var diyerek otele yolculuğa çıkmaya ikna ettim.aramızda anlaştık.her sabah kahvaltıda yediğim patatesleri ekmek arasına koyup sakladım.ailelerimize oyun oynayacağız diyip erkenden yola çıktık önümüzde büyük kısmı düz arazi olan biryol olduğu için yürümeye devam ettik hepimiz tedirgindik.yolda arkadaşlarımla topumuzuda aldığımız için ma yaptık.ancak süreyi uzattığımızın farkında değildik.hava kararma belirtileri gösteriyordu.arkadaşlarım geri dönmek istediler.ancak buraya kadar gayret ettik oraya varınca istediğimiz herşeye sahip olacaz diye ikna ettim.elimdeki çubukla önde ben arkada onlar yola devam ettik.devamı yorumda
karakutuu
hayatimdaki en büyük hatamı anlatacağım size üniversitede 5. senem bıkmış usanmışım hayattan alttan derslere giriyorum tek motivasyonum omu dedikodu içimi döküyorum adminin yayınlarını dinliyorum millete sarıyorum en baba zamanlar neyse yengeniz ile sevgiliyiz o zamanlar kavga ettik aradaki 500 km nedeni ile olay saçma bir biçimde büyüdü ve iş ayrılma noktasına geldi normalde kavgalarda alttan alirim bu sefer almadım tamam lan sana mi kaldım dedim gurur yaptım ( ilişkileri bitiren nalet şey siz sakin gurur yapmayın geri dönüşü olmayabilir) aramiyoz birbirimizi ama sürekli takipteyiz foto felan koyuyor profile kıskanıyorum ama yazamıyorum 1 ay felan oldu normalde hiç önemsemem bende şekil tras olup ki bir erkeğe en az 6 puan katar siyah atletle gözlükle foto çekinip facebook a atıyorum profil fotoma koyuyorum hepsi de filtreli fotolar az buçuk da tıp vardır hani brad görse özenir yani o derece öyle 1 ay geçti eğitim kantininde benim canım kardeşim b. ile oturuyor sende çok bakıyon kendine bi aralar felan diye laf açıldı oğlum daha ölmedik elimi sallasam en az 3 4 tane düşer dedim buda hadi lan sana kim bakar dedi iş iddaya bindi o sırada sarışın bir kız önümüzden geçti bu kızın telefonunu al sana yemek ısmarlayacam diye arkadaş bana gaz verdi bende gittim kıza numaramı yazdim verdim istediğin zaman bana yaz konuşuruz dedim kız bisey söylemedi o gün akşama kadar bekledik yazmayınca ben yenilgiyi kabul ettim ve arkadaşa yemek ısmarladım ben hatun için profil fotoları atarken bu kızcağız da beni takip ediyormuş tabi aradan 1 hafta felan geçti ben kızı tamamen unuttum .birgün telefonum çaldı açtım merhaba dedi bir bayan sesi lan banka numarası da değil beni kim arar ki buyrun dedim konuşmak için aradım dedi bende hatunla atriyum heralde dedim beni bir arkadaşına arattı deneme yapıyor .kıza sen utanmıyor musun benim numaramı kimden aldın neden beni rahatsız ediyorsun diye başladım saydırmaya kız da salak deyip kapattı tabi . sonra whatsuptan profil fotosunu görüp tanıdım. hatun da akşamına özür mesajı attı sonra da kendimden utandım. aldattigimi düşünmüyorum ama yine de birgün bunu anlatmak istiyorum . ağzıma aicacagi kesin ama olsun bilsin vicdanım rahatlar elin kızlarına numara bırakmanın cezası numara veren eli kesmek değildir inşallah .
deepred
hayırlısıyla tüm derslerimizi aldık danışman onayına gönderdik. adam akıllı çalışıp 3 üstü ortalamayla mezun olalım gerisi allah kerim. daha dün gibi ben okulu bırakıyorum diye valizimi topladığım zamanlar şimdi son senemiz
ikarus✨
omü ' yü kazanıp heyecanlı heyecanlı buraya sorularını yazanlara bakıyorum da... kendimi düşündüm. samsun'a ilk geldiğim zamanlar, omü ' yü kazandığım zamanlar geldi aklıma. 9 yıl önce bi girdim bu okula, henüz kopabilmiş değilim😅 yeni gelen herkese bol şans ✌🏻😃
babayorgun
2013 yılında omüyü kazanmıştım, bu 5 sene biter mi dedim, yabancı bi şehir, yabancı insanlar, tek başıma ne yaparım orda dedim, aradan zaman aktı okul bitti, meğer ben en güzel günlerimi, en iyi arkadaşlarımı samsunda kazanmışım, bir zamanlar yabancısı olduğum şehri şimdi özler oldum. herkesin dediği gibi üniversite en güzel günlerimiz ve yine herkesin yaptığı gibi ben bunu bitince anladım. yazacak o kadar şeyim varki, tüm yaşadıklarıma bi tebessüm bırakıyorum🙂
alien
bi tane sanal arkadaşım var, onunla neredeyse her yerden takipleşiyoruz ve her yerden birbirimizin aktivitesini görebiliyoruz. hatta bazen youtube mesajlarda bazen de instagramda hatta bazen de linkedin falan google hangouts kullandığımız zamanlar vardı. yandex mailden konuştuk bir ara askjdgasf yarın onunla görüşecem. çok heyecanlıyım.
Beginnerdoctor
İnsanların gerçek yüzlerini zor zamanlar geçirirken görüyorsun. hayatınızdaki insanları iyi seçmeye bakın.
mitolojikunsur
hani bir zamanlar o hor gördüğünüz delikalı vardı ya... ha işte o geri döndü! şimdi yargı dağıtma zamanı!
ladylazarus
stefan zweig ve o dönemdeki insanlar uçağın icadıyla çok heyecanlanmışlar. zira uçakların, kaosu yaratan sınırları aşıp, ortadan kaldırarak barışı getireceğine inanıyorlarmış. aynı nesil, huzur getireceğine inandıkları o uçakların bombalar bırakıp, ülkeleri yerle bir ettiğine şahit olmuş.

ben de bazen tam olarak böyle hissediyorum, sınırlarımın aşılıp, değer verdiğim şeylerin infilak ettiğine şahit oluyorum.

camus' un aklımdan hiç çıkmayan satırları dönüyor beynimde : '' bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: ' tutkulu ruhların çoğunda olduğu gibi, hayattaki inancının tükendiği an gelmişti. ' cümlesini okudum. bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlarına boğulmuştum. '' işte tam böyle bir anda, ağzınıza aldığınız bir yudum suyu, yüzünüzü kapatıp, defalarca denemenize rağmen yutamayışınızı nasıl açıklarsınız insanlara ? hıçkırıklarını tayin edemeyecek denli acılarından korkan insanlar bilemez yutkunmanın esasında bir savaş olduğunu. oraya buraya iliştirdiğim cümleleri , bana ait bir defteri yanlışlıkla eline alan insanlardan canhıraş saklamanın aciziyetini nasıl anlatırım ? en mahrem gizlerimi bilecek, benim gördüğüm gerçeği göreceklerini sanırım. oysa tüm mahremiyeti cümleleri olan bir insanın gizlerini kavrayamazlar.

insanların hüzünleri ve mutluluklarının sahteliği ve basitliğiyle afallıyorum, bu yüzden uzun süredir cümleleri yalnızca o an ' öyle söylenmesi gerektiği ' için kuruyorum. karşımda duran insanın ruh halinin bende yarattığı kayıtsızlık düşüncelerimi ve cümlelerimi engelliyor, içinde bulunduğum duruma vereceğim karşılığı yerine getirmeye zorluyorum kendimi. hatta bu bazı zamanlar o kadar suni bir şekilde gerçekleşiyor ki, cümle dahi kurmadan birkaç mimik ve belki bir sarılışla geçiştiriyorum. bu kayıtsızlık bir yandan beni memnun ediyor, gerçekleşmesi adına çabaladığım birkaç hayalim var , zamanımı ve düşüncelerimi bunlar için harcamayı yeğliyorum. bununla birlikte günlerim, her biri bir başka duyguyu yansıtan kendi portrelerim arasında hangisinin ben olduğuma karar vermekle geçiyor. bir sonuca varamıyorum zira hepsi benim. nitekim bu da bir sonuca tekabül etmiyor ve hepsi birleşip yalnızca bir silüet oluşturuyor. her gün görüp, derisinden öteye geçemediğimiz herhangi bir yüz.. herkesin gerçeğini ve acısını taşıyabiliriz fakat kendi gerçeklerimize vakıf olmanın acısını taşıyamayız. insanın kendini salt aynada görebilmesinin sebebi bu sanırım. ' kim kurtaracak beni var olmaktan ' diye fısıldıyor yazar.




aynadakinin çilleri var, benim yok.
Gaf Ebesi
bütün yetişkinler bir zamanlar çocuktu. ama sadece çok azı bunu hatırlar.

küçük prens
Tuhaf Ama Gerçek
katolik bir kadının ve protestan kocasının mezarı. bir zamanlar birlikte gömülmelerine izin verilmiyordu. (hollanda, 1888)
kakule
bi anda niye aklıma geldi bilmiyorum ama bir zamanlar burada tanıştığım arkadaşlarım vardı. sonra bir tanesiyle sosyal medyadan arkadaş olduk. burda olduğu gibi sohbet ettik bi iki kez sonra engellemiş 😂🤭 yani başıma gelen ilginç sözde arkadaşlık vakasıydı anlatmak istedim iyi geceler hepinize ✋☺️
ladylazarus
aynı gökyüzünün altında, kaç beden eskittim ? insanüstü bir kayıtsızlıkla bulutları izlerken düşünüyorum bunları. aynı gökyüzü altında, birkaç asır önce ağladıklarıma gülerken idrak ediyorum varlığımın gülünçlüğünü. biri, hiçbiri, binlercesi.. yıllar evvel okuduğum bir pirandello romanı. moscarda' nın , eşi vesilesiyle burnundaki, belki varlığındaki kusuru fark etmesiyle başlıyor roman. biriyken, hiçbiri oluyor moscarda. sonra binlercesi olmayı deniyor ve en nihayetinde koca bir ' hiç ' olarak çıkıyor karşımıza. İnsanoğlunun bilinçsiz döngüsüdür bu. ilkin, ' biri ' olduğumuzu sanırız. o 'biri' ne göre yaşamayı hedefleriz tüm yaşamımızı. sonra bir gün, kendini biri sanan bir başkası, ' hiçbiri' olduğumuzu öğretir bize. insan, ancak varlığındaki kusuru fark ettiğinde yahut sarıldığı biricik giysinin gülünçlüğüyle cüceleştiğinde yaşamaya başlar. asıl kopuş oradadır ve artık ne ' biri ' dir o, ne de ' hiçbiri'.. ' binlercesi ' dir. her yeni parmak için biri olmaya çalışır. ailesi için, arkadaşları için, sevgilisi için, sokaktan geçen herhangi biri için bir ben yaratır. binlercesi olmaya çalışırken kaybeder kendini. belki de delilerdir yalnız bu döngüyü tamamlayan. bizler asırlardır, aynı gökyüzünün altında dönen bulutlar gibi bin parça olmuş, bir zamanlar ağladıklarımıza gülüyor, güldüklerimize ağlıyoruz. bazen benim gibi birkaç tanesi başını kaldırmayı akıl ediyor. oysa bilmemeli insan. eski bir dostoyevski hastalığı sarıyor bedenimi. iliklerime kadar ' anlıyorum '.

gökyüzü yasaklanmalı !




'' bu adam fezadan
fezada, fezada ''
Tuhaf Ama Gerçek
"ben manav mehmet efendi değilim" diyerek bir meslek grubunu aşağılamak zeki, akıllı ve saygılı bir insanın yapacağı şey değil. unutmayın, samsung da bir zamanlar yaş meyve, sebze tedarikçisi idi. daha sonra elektronik işine girdi ve şu an dev bir dünya markası oldu.
.
rüyamda bazen çok sevdiğim insanları görüyorum. ama kavga ediyoruz genellikle. rüyam bitse bile içimdeki kırgınlığı atamadığım zamanlar oluyor. soğuyorum o insanlardan ve bu soğukluğu atlatmam çok zor bir evre oluyor benim için 😔😞

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)