teyit
📂 İnternette karşınıza çıkan bir makale, haber ya da görsel birkaç saat sonra değiştirilebilir ya da ortadan kaybolabilir. http://teyit.link'i kullanarak karşılaştığınız içerikleri arşivlere kaydedin, içerik silinse bile kaydettiğiniz versiyona erişmeye devam edin.
teyit
sahte para üretimine cumhuriyet döneminde de devam ediliyor. sahtecilik konusunda 2008 yılında yayınlanan bir doktora tezinde, o dönemde yakalanan ve elle çizilen sahte para örneklerine yer veriliyor. https://teyit.org/ilk-sahte-dolarin-1900lerin-basi...
artyom
kendimi de anlatmak istemiyorum artık,hep aynı şey değişen düzelen hiçbirşey yok,büyük olasılıklada düzelmeyecek böyle leş gibi dayanabildiğim yere kadar devam edeceğim,yeter lan ne çilem varmış bitmedi bi türlü isa mıyım olum ben o bile bu kadar çile çekmedi çarmıhta ölmem kardeşim pompalıyla vur pompalıyla...evet inceden kafayı yedim sanırım
ucuncunesilsaglikci
aylardır yokum buralarda. hep içimi dökmeye gelirdim, yine o sebeple burdayım; ama neyi nereye nasıl dökeyim seçemiyorum. eskileri hatırlayıp duruyorum, nerelerden nasıl geldiğimizi ne badireler ve ne fırtınalar atlatıp bugüne çıktığımızı düşünüyorum. buraya kadar gelmişken diyorum böyle devam etmeli. peki ya hükmümüz geçersizse? peki ya sevdadan deliye dönsen bile elinden bir şey gelemeyecekse? yine kendi içimde kördüğüm oldum kaldım, nasıl çözülür nasıl çözebilirim maalesef bilmiyorum. sadece şunu biliyorum:üç yıldır bir yangın var ve ben o yangından bütün kuvvetimle kaçtım. ve sevgilim, canım mavİm seni bu dünyadaki tüm mavilerden daha çok sevdim 💙
Tuhaf Ama Gerçek
fransa'da puy du fou tema parkında sigara izmariti toplamak için 6 zeki karga eğitildi. kargalar topladıkları izmaritleri bir makineye atıyor, ödül olarak o makineden yiyecek alıyor ve sonra yine izmarit toplamaya devam ediyor.
Calimeroo
sonuçta "insan zamanı durdurmayı istediği yere aittir." bu sözü okuyunca sık sık olmasa da zamanı durdurmak istediğim anlar yaşadığım geldi aklima. o anda o manzarada yaşamak, yaşlanmak istediğim. en çok deniz kenarındayken kendimi anın sonsuzluğuna bırakmak istiyorum. dalga sesleri, hafif bir rüzgar, denizin tuzlu kokusu, kuş sesleri, güneşin batarken bulutlarla oynadığı minik oyunlar... o anda durmalı zaman ve ben tüm güzel hislerimle orada kalmalıyım. senelerce deli gibi kurduğum hayallere bir ara vermiştim, yorucu boğucu bir hayat vardı etrafımda çünkü, o güzel hayalleri kuracak gücü kendimde bulamıyordum galiba. şimdi her şey bambaşka gibi hissediyorum ben daha sakinim, ben daha huzurluyum, ben daha "benim". zorlamasız, plansız, sade ve sakin bir hayat. o yüzden hayallerime geri döndüm. anı durdurmak gerçek hayatta mümkün olmasa bile ben hayallerimde durduruyorum o anları, istediğim süre keyfini çıkarıp yoluma devam ediyorum. sonra tekrar ve tekrar başka anları durduruyorum neye ihtiyacım olduğuna inaniyorsam. ve tekrar ve tekrar...
Tuhaf Ama Gerçek
"antremana geldiğimde cristiano ronaldo çalışmaya çoktan başlamıştı. antreman bittikten sonra herkes ayrılırken ronaldo çalışmaya devam ediyordu."

douglas costa
orlitorenk
selamlar omü dedikodu
burada hâlâ paylaşımlar yaparak sitenin aktif kalmasını sağlayan arkadaşlar var. aylar sonra girip baktım ki aynı 3-5 kişi devam etmekte. bu adamların ödüllendirilmesi gerek adoooo. saygılar iyi günler
Calimeroo
iki ay önce mezun olma şerefine(!) eristigimden beri yapmayı ertelediğim bir şey vardı. biriken dağınıklığı toplamak. üst üste yığılmış anlamlı anlamsız kitap ve not yığınları masamın üzerinde birer gökdelen modunda yükselirken inatla onları ayıklamamak konusunda büyük bir sabır gösteriyordum ki ben takıntılı insanımdır bazen en olmadık dağınıklığa kafayı takar oraları toplamaya girişirim ama yapmadım, yapmak istemedim. bu inadımın sebeplerine gelecek olursak yakın zamanda o masaya ihtiyaç duymadığımı hissetmekten başlayıp, toplamak zorunda olmamakla devam edip, hatırlatacaklarını belki sevimsiz ve gereksiz bulma ihtimaliyle sonlandırabilirim. neyse gelelim düne. artık masaya ihtiyaç duyduğum gerçeğini düşünerek o yığına şöyle bir bakış attım ve evet dedim günü gelmiş sizden kurtulmanın ya da kitaplığın tozlu raflarına yerleştirmenin. o yığını toparlamak tüm eğitim hayatımın gözlerimin önünden geçmesine sebep oldu(tahmin ettiğim gibi). ama ne hikmetse düşündüğüm gibi kendimi rahatsız ya da mutsuz hissetmedim baktığım her kitaba yaa şu dersi çok seviyordum ya da ayy bunda ne kadar eziyet çekmiştik diyerek tepkiler vermeye başladım. birçok dersi ne kadar sevdiğimi onları çalışmaktan keyif aldığımı hatırladım en önemlisi bir öğretmenin dersi sevdirmede ne kadar etkili olduğunu bir kez daha fark ettim. lisans hayatım boyunca en sevdiğim derslerden birinde tuttuğum tertemiz notları bir araya getirirken kelimenin tam anlamıyla garip bir mutluluk hissettim çünkü uykusuz kalacak kadar sevdiğim, çalışırken belli bir sistematik içinde çalıştığım, en çok üzerine düştüğüm ders oydu ve tabi ki mutluluğumun en büyük sebebi tüm o çalışmaların karşılığını aldığım bir ders olmasıydı. notları incelerken bile çalışırken aldığım keyif, vizeleri finalleri açıklandığında kendimi iyi hissettiğim zamanlar geldi aklıma ve inanır mısınız bilmem ama bir çeşit özlem duydum. e tabi böyle duygular hissedince bazı şeyleri atmaya kıyamamak gibi bir problemle de karşı karşıya kaldım ama hakikaten onları atmak emeklerime kendi kendime saygısızlık etmek gibi olurdu. yığını toparlamaya devam ederken beni en çok şaşırtan ve güldüren şey bir kağıtta adımı görmek oldu. niye diye düşünebilirsiniz şöyle açıklayayım o kişinin benim için bu kağıdı yazdığını unutmamı geçtim, o kişinin varlığını bile unutmuştum. zaman ne de çabuk geçmişti ve ben ne kadar çok şey yaşamıştım hatta birçoğunu unutacak kadar. o yığını toparladığım gibi konuyu da şöyle bir toparlayacak olursam tercih sürecinden mezun olduğum güne kadar aşırı talihsiz ve sıkıntılı süreçler yaşamama rağmen hiç bir kararimdan pişmanlık duymadığımı fark ettim. olmam gereken yerin burası olduğunu, kariyerime bu şekilde yön vermem gerektiğini ve almam gereken kararların böyle olması gerektiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. dönüp 18 yaşındaki haline tavsiyeler vermek ister miydin deseler tek söyleyeceğim verdiğin kararların arkasında dur ve başka şeylerle ruhunu yormaktan vazgeç demek olurdu. çünkü işin sırrı güçlü olmak değil güçlü hissetmekte. 18 yaşındaki halim şimdiki halimi görse eminim kendiyle gurur duyardı ama böyle nasihatler verdiğim için üff böyle mi olacağım da diyebilirdi ekstra olarak, ne de olsa ergen 😂 immm demem o ki eğer uzun süredir toplamayi ertelediğiniz bir yığın varsa evinizde, odanizda, bahcenizde, hatta zihninizde... toparlayın oraları, toparlayin toparlayin sandığınız kadar canınızı sıkmayacak, yakmayacak aksine attiklarinizla yükünüz azalacak ruhunuz biraz olsun nefes alacak orda durup farkinda olmadan canınızı sıkmasınin, size yük olmasının kimseye bir faydası yok inanın bana. ben yaptım zihnimi toparladigim gibi masamı da toparladım. şimdi daha rahat hissediyorum, zamanimiz ne kadar kaldi bilemiyorum ama hiçbir şey için geç olmadığını biliyorum ve bazı şeylerin sadece zamanı geldiğinde gerçekleşeceğini de. ne kadar ısrarcı olursak olalım, olması gerekenlerin ötesine geçemeyeceğimizi de. keyif almaya, mutlu olmaya, fazlalıklardan kurtulmaya, anı yaşamaya, tokezleyip düşsek dahi ayağa kalmaya 😏
Tuhaf Ama Gerçek
yıkılmaz sanılan her şey yıkıldı. bu sistem de yıkılacak. biz görür müyüz? kim bilir. ancak şu var; İngilizce bir şekilde dünya dili olmayı becerdi ancak para (currency) sahipsiz kaldı ama satoshi'yi tüm dünya sahiplendi. sahiplenmeye devam edecek de. yakın gelecek böyle bir şey.
snorlax
kramp hissini bilirsiniz epey rahatsız edici bir his. İster yavaşça ovun ister hırsla o anki mücadeleden dolayı en sonunda yorulup kendi haline bırakıyor insan biraz olsun hafifleyince. ani bir hareket yapsa aynı şey olacak gibi geliyor, kıpırdamıyor. sızısı devam ederken bir anda idrak edilen 'geçti' hissı ise ilk ne zaman gerçekleşiyor acaba? soyut bir kavramı en somut şekilde böyle tarif edebilirim şu an sanırım. kendi haline bırakmış durumdayım ben de galiba. öfkeli bir pokémon olmak ise en nefret ettiğim şey. belki de bir çiçek almalıyım. toprağını kontrol edip, sulamalı, onunla konuşmalıyım. masamdaki kaktüsle iyice benzeşir olduk gibi gelmeye başladı zira. ya da bambaşka şeyler bulmalı zihnimdeki gürültüyü bastırmalık... şuraya bir türkü iliştireyim. kerim yağcı- ela gözlüm. geceniz yakamozların ışıltısı gibi güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın.
Tuhaf Ama Gerçek
kutup ayılarının evleri yıkılmaya devam ediyor.
Tuhaf Ama Gerçek
"beyin mükemmel bir organ. sabah uyanır uyanmaz çalışmaya başlıyor ve işe gidene kadar aralıksız çalışmaya devam ediyor."

robert frost
Tuhaf Ama Gerçek
böyle devam ederse çok yaşamayız

1976 ve 2018 dünya isı haritası
snorlax
epeyce vakittir mai' yi yalnızca birkaç eşyamı ararken gördüm sanırım. soluk sayfalarında gezinmem için biriken onca şeyi hala erteliyor, görmezden geliyorum. 'bazen kaybettiğimiz bir şeyler olduğunu hissediyoruz, neyi kaybettiğimizi ararken elimizde kalanları da yitirip, en sonunda kendimize geç kalıyoruz. beş bin güle sahip olmak isterken bir damla suda bulacaklarımızı da yitiriyoruz. sonrası yok. geriye dönecek yol da kalmamış, ileri atacak adım da...' bu satırlar biraz incitiyor beni açıkçası. yazan kişiyi yazıları dışında tanımıyorum fakat benden daha güzel şekilde benim hislerime tercüman olan birilerini görünce küçük bir gülümseme yerleşiyor yüzüme ve biraz daha rahatlamış hissediyorum. mantıklı gelmiyor bu kimi zaman çünkü kendimi kandırmış gibi hissediyorum. yine de o anki etkisi düşünülürse pek tartışmıyorum kendimle bu konuyu. tam da akşam üzerindeki gibi bir havada oturup mai ile dertleşmek iyi olurdu ama önceliğim haline gelmesi gereken şeyler yüzünden olamadı. bir görünüp bir kaybolan güneş'le yürüyüp, yorulunca yer yer nemi geçmemiş bir bankta soluklanmak isterdim. sanırım konuşkan olmadığım zamanlara yaklaşıyorum yeniden. tek farkla yalnız bu kez kendi seçimim olmayacak. okul hayatımın devam edecek olmasının eksi yönü diyebiliriz. fotoğraf çekerek 'an' ı yakalama güzelliğine tutuldum şu aralar. özellikle sevmem o anı yaşamak dururken kayıt altına almayı. fakat bunun dışında gezerken ya da öylesine dururken göze çarpan hoş bir kareyi yakalamak keyifli oluyor. bulutları, gün batımını, ani uçuşları olan değişik böcekleri, denizi, kuşları... bunun ilerlemesini gerçekten çok isterim. şuraya bir şarkı iliştireyim. barış diri- yine gönlüm karardı. bir bardak ırahan şerbeti ve gökyüzündeki yıldızlar kadar güzel geçsin geceniz. esen kalın 🌠
Tuhaf Ama Gerçek
milliyet isimli sözde gazete mide bulandırmaya devam ediyor.
Tuhaf Ama Gerçek
fenerbahçe taraftarları ali koç yönetiminden horoz beklerken, yönetim tüyü bitmemiş civcivleri almaya devam ediyor 😂

şaka bir yana, gençlik iyidir 👌 https://twitter.com/Fenerbahce/status/101814105443...
ikizler
huuuh. (çok çalışıp da alnındaki teri silerken derin bir nefes veren insan emojisi koyalım şuraya da). evet. mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben çok iyiyim. özgürlüğü için giriştiği bir savaştan zaferle dönen bir komutanın mağrurluğu, mutluluğu ve heyecanı var üzerimde. en son taa 3 ay önce yazmışım. onda da fotoğraflardan bahsetmişim. 3 ay bir mevsim ediyor değil mi. bir mevsim uzak kalmışım buralardan. son 1 aydır da girmemiştim siteye. az önce girdim ve okudum gidebildiğim yere kadar. özlemişim lan herkesi. neyse ben de bu 3 aylık arada önce okulla giriştiğim savaşı kazandım. vakitsiz ufukta beliren tehlikeye karşı hazırlıksızdım belki ama inanç, gücen ve aşk ile bu savaşı da kazandım. 16 dersle uğraşmak zor oldu tabi. ama uğraştığıma da değdi doğrusu. bu ara gezginimden, kitaplarımdan ve sevdiğim bazı şeylerden mahrum kaldım. ama değdiğini ve artık tamamen onlara kalabileceğimi de görünce ister istemez içim sabırsızlık dolu bir mutlulukla doluyor. sonra photoshop konusunda kendimi baya geliştirdim. bir kurs almıştım udemy den. oradaki kursa devam ettim. sonra youtube dan ingilizce içerikleri de izliyorum. hala geliştiriyorum kendimi aslında. İngilizce diye ayriyeten belirtmemin sebebi maalesef türkçe kaliteli içeriğin fazla olmaması. bakarsınız o açığı da ben kapatırım ne dersiniz :) bir de tüm bunlar olurken yarimle geçirdiğim güzel anılar var. bu süre zarında yanımda olan en büyük destekçim. beraber fotoğraf çekme çabalarımız oldu. bir sürü yürüyüşler yaptık. gölete bile götürdüm onu. ders çalışırken bile beraber çalışabilmek o kadar güzel bir şeydi ki. geceler, gündüzler, saatler ve bir sürü anılarımız oldu. tabi bu da durmadan biriken bir mutluluğa neden oluyor. hem size de bir haberim var. bu sefer onunla beraber geldim. kendisi artık @ledya adı ile burada bizimle beraber. onun da heyecanı var üzerimde. bir de @ortayakarisik bir mesajında benden bahsetmiş ama ben onu okuyamadım. şimdi de silinmiş. bildirimler kısmından gördüm. çok teşekkür ederim dostum benden güzel bir şekilde bahsettiğin için. bir dostumun aklında güzel kalabilmişsem ne mutlu bana. şimdilik bu kadar yazayım. yine uzun uzun yazdım. bıraksalar beni daha da yazarım. nasıl olsa zamanımız bol bundan sonra. hepinize mutlu geceler dostlarım. uyuyacağız odanız püfür püfür essin bu yaz gününde... ;)
👑MerryAndrew

once upon a time…

uzak uzak ülkelerin birinde güzel bir kasabada oldukça mutlu görünen insanlar yaşarmış. ama denizin mavisi, gökyüzünün parlaklığı ve o eşsiz yeşillikler bu insanların mutlu görüntülerinin ardındaki karanlığı bir türlü yok edemiyormuş.

bu kasabada şerefsiz bir pislik yaşarmış. bu şerefsiz 25 yaşındayken, henüz 12 yaşında olan bir kızı sürekli rahatsız edip dururmuş. yolunu keser, pis pis konuşur, evine kadar takip eder ve hiç durmadan ona rahatsızlık verirmiş. bu durumdan korkuya kapılan kız ailesine durumu anlatmış ama kimse ona inanmamış, çocukça bir kuruntu olduğunu düşünmüşler. bu böyle tam bir buçuk yıl devam etmiş. sonra kızın peşini bir şekilde bırakmış. kızcağız bu şerefsizin amacının ne olduğunu anlayamıyor ve bu bilinmezlikten, güvende hissedememekten korkuyormuş. aradan bir süre geçince bu kişinin kim olduğunu anlamaya çalışmış, uzaktan izlemiş, insanların neler konuştuğunu dinlemeye başlamış ve ne fark etmiş biliyor musunuz? bu kişi evliymiş, normal gibi görünen bir hayatı varmış ama fırsatını buldukça kendinden oldukça küçük kızları bu şekilde rahatsız edermiş. birine kafayı takar bir türlü kandıramayınca başka birine kafayı takar ve bu böyle devam edermiş. kandırdığı kızları da dükkanına gelen müşterilerine anlatır övünürmüş. İnsanlar da birbirine bulaşmayı ve tartışma olmasını istemediğinden bununla uğraşmazlarmış.

yıllarca kendinden küçük kızları taciz etmeye, kandırabildiklerine tecavüz etmeye devam etmiş ve tüm kasaba bunu bildiği halde susmuş, hiçbir şey dememiş, umursamamışlar. kızcağız kendini koruyabilmiş ama başka kızlar koruyamamış kendini. o da bunu kanıtlamak ve bu şerefsizi şikayet etmek için çok uğraşmış ama olmamış bir türlü kanıtlayamamış. yıllar geçmiş ve bu kız büyümüş. bir gün bu şerefsiz onu yolda görünce tanımış ve yolunu kesip korkutmuş yine. kız öylesine korkmuş ki vazgeçmiş onun yaptıklarını kanıtlamak için uğraşmaktan. bunun yerine bir ölüm listesi yapmış ve ilk sıraya o şerefsizi eklemiş.
umutsuzvakkka
10 saat önce mantıklı bir akıl istemiştim hepinize teşekkür ediyorum omü dedikodu ailesi ama ben yine bildiğimi okudum ve mesaj attım üstüne üstlük mavi tikimi de kapadım hani olur okurda cevap vermezse sinirlenmiyim diye hala kara kara düşünüyorum acaba okudu ve cevap vermedi mi yoksa okumadı mı 🤔 üstelik (adını vermeden yazıyorum) .... bey nasılsınız yazmıştım 😑 bu adam tam bir öküz diyorum işte neyse ben biraz daha kendimi yemeye devam ediyim bari saygılar sevgiler ✋🏻

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)