Yıldız Tilbe
öyle olsun diyorum böyle olsun diyorum şöyle ordan bakıyo ))
ADOFO MAKALO
sonunda İşleminiz devam ediyor, lütfen bekleyiniz… sayfasını yakaladım ama yarım saattir bu böyle webciler yenilemeli mi yenilememeli mi bu sayfayı? girmişken çıkmayıp bekleyeyim diyorum da ekranda loading dönüp duruyor.
Yalnizkuş
ya ben insanları cidden anlamıyorum. İnsanlarla uğraşmayı dalga geçmeyi ne çok seviyolar. hele ki insanların dış görünüşleriyle allahim kaç yaşına gelmiş kişiler cidden o beyinsizler yüzünden ne sıkacam canımı diyorum ama sıkıyorum ister istemez sıkıyorum ama cidden bıktım bu tip insanlardan ben o kadar dikkat etmeye calisirim ki bu konularda kimseyi üzmek istemem ama insanlar cidden vicdandsılar böyle konuşarak insanlarin kalplerini çok iyi kırıyorlar. o kişinin kendini nasıl hissedeceğini hiç düşünmüyorlar. aslında o insanlara acıyorum kendilerini sadece küçültüyolar. yazık cidden çok yazık..
Guvenvermiyordemissin
uzun süre yoktum demişlerki öldü
şimdide diyorum ki gvd geri döndü
çArşı
şenol güneş: ''görüntülere bakarsanız, maç sonunda iki konuşmam var. ama medya malzeme olarak kullandı. başka alana götürdüler. onun için size mevlana'nın bir sözünü söyleyeyim,''bazen diyorum ki söyle, ne olacak gitsin. sonra diyorum söyleyince ne olacak, sus bitsin.'' #Beşiktaş
Tolga Cevik
diyorum ki...akşam bir maniniz yoksa, bekleriz😈 #tolgshow
Simerazzi
yarın kedilerin tüylerini kestiricez. yastık yaptırayım diyorum tüylerden 🤔. böyle bişey deneyen var mı aranızda?
Eleni
İç açısı verilmemiş üç nokta ile biten bir çokgenin kaç gen olduğunu bulmayı deniyorum frank. sessiz ol lan! İşte bu bulma yolunda ilerlerken çözüm dışında her şeye denk geliyorum. kaan’ın da dediği gibi yorgunum, ağrılar, kırıklar, ezikler, çizikler var. hatta bunlar yetmiyor; hap var, cigara var, ex var, roj var, taş var, ne ararsan var yani. sana ne lazım abi? söylediğim ilk cümle var ya hani. onu şöyle dizimizin dibine çekelim, bir de “kendimi çok yüksek bir binadan atmış da ölmemiş gibiyim” cümlesini. şimdi anladın mı o aptalca cümlemin ardında yatan çaresizliği? derdimi açık açık anlatamayacağımdan değil kelime oyunları yapışımın sebebi, aksine anlatmak istemeyişimden ve de bu istemeyişin içinde barındırdığı anlasınlar isteğinden. kendimi şarkı sözlerinin başrolüne aktardım, şarkılar söyleniyor. İki zıt kutup misali figüranlığa itiliyorum, şarkılar bitiyor. niloya’nın ismini bilmediğim herif arkadaşını üstleniyorum. “niloya git, yalnız kalmak istiyorum.” diyorum. niloya “peki” diyerek olduğu yerde put gibi kalıyor. dönüp “yalnız kalmam için uzaklaşman lazım.” diyorum. bu sefer de bir adım geriye atıp “şimdi yalnız mısın arkadaşım herif?” diyor. aklını si. si. si. seveyim niloya. neredesin diyemiyorum! hemen arkadaşının arkasında, tam da sırtından bıçaklayabileceğin en yakın yerdesin. ben ise oturduğum dere kenarında ayaklarımı sarkıtıyorum. nazım’ın piraye’ye yaşattığı kırgınlığı üstleniyorum bu sefer de. bak karşim; burada “hayat bna feyk atıyoo ama bhen fakir dğlm. .s” tribi, nazım’ın kolundaki saatte “senin adını kol saatimin kayışına yazdım piraye.” sözü ve bu sözün asıl gerçekliğinde ise kayışta ismi yazılı olan vera var.
Mahdokht.
bakın ben de herkes gibi venüs hayranıyım. sabah ve akşam onu gördüğümde nefesim kesiliyor, böyle nadide bir vakitte böyle güzellik olamaz diyorum, tarifi imkansız.

ama arkadaşlar onu hilal evresinde görmek tüm duyguların ötesinde..
Simerazzi
o nalet yastıklar yamuk da dursa düz de dursa benim için bir fark yok ilk başta. o yüzden ilk günler yamulduklarını yere düştüklerini fark etmiyorum bile. eşimin yokluğu 3. gün kafama vurduğunda o yastıkların yamukluğu öyle bi batıyor ki "oha ev ahıra dönmüş" diyorum.
TeddyBear
hayattaki en büyük fantezim gidemeyeceğim basketbol maçlarının biletlerine bakıp hayal kurmak şuan all-star 2018’e olduğu gibi. yine diyorum ve hep diyecem parayı bulanın ben taaaaaaa. ama ümit ediyorum ki elbet bir gün gidicem ve hayal olmayacak 🙃🙃
ayse ozyilmazel
#CatherineDeneuve “erkekler kadınlara asılmakta özgür olmalı” dedi ya ben de; “erkekler kadınlara asılma özgürlüklerini bugüne kadar geniş arazilerde, yayıla yayıla ve bol miktarda kullanmadılar mı? buyurun gelinen noktaya... ” diyorum. yazı için; https://m.sabah.com.tr/yazarlar/gunaydin/ozyilmaze...
Eleni
efeniim selamlar!

laf söz arasında aklıma geldi bir kaç şey zırvalayayım dedim. "biz çocukken" bundan daha da küçükken yani, tahminen velet iken komşu çocuğunun bilgisayarı değil de atarisi vardı. olmayanların ise hiperaktif manyak bir çocukluğu. İtiraf ediyorum ben atarisi olan şu komşu çocuğuydum ama bu hiçbir zaman çılgın çocukluğuma engel olamadı. ağaç dallarının lades kemiğine benzeyen kısımlarını bulur sapan yapıp millete suikast girişimleri düzenlerdik. kafası gözü dağılan yaşıt veletlerimiz "anneaaağğ" diye ağlayarak eve koştururken biz de yeri gelir kendimizi onlardan biri olarak bulurduk ki namussuzlar az ağlatmadılar. genellikle taş değil de ağaçta yetişen bezelye türevi yeşil yeşil mermilerimiz olurdu. (çok da acıtırdı, ağlatması normal.) o dönemlerde 1 lira yerine 1 milyon vardı, fazla zengindik. sahip olduğumuz 1 milyon bozukluk yerine bir kağıt parçası idi. şimdilerin 50 kuruşu o zamanları 500'ü idi ve kusura bakma 1 liracığım boyut olarak seni gebertirdi. 5 kuruş en küçük para dilimimiz değildi o zamanlar, bizim en küçüğümüz 1 kuruş'tu. şimdilerde 10 kuruştan aşağı alamadığımız sakızları biz 1 kuruş abimiz sayesinde 5 kuruşa 5 tane sakız gelecek şekilde hunharca çar çur ederdik. eskimolarımız vardı bir de! meybuzlarımız yani. çubuğun bitiş kısmına doğru düğüm atar (evet evet düğüm tecrübem buradan geliyor.) ilk bulduğumuz kaldırıma oturarak yol kenarından bulduğumuz avucumuzdan büyük bir taş ile eskimoyu tuzla buz edererek yemeye hazır hale getirirdik. tuzla buz olan meybuzumuz çubuğundan çok pişmiş etin kemiğinden bir çırpıda ayrılışına özenerek tek celsede ayrılırdı. çubuğumuz ayrıldı mı? ayrıldı. attığımız düğümü daha da sağlamlaştırıp en alt köşesine minik dişlerimiz ile bir delik açardık. (dişi dökülmemiş olanlar çok şanslıydı.) sonra hüplet gitsin! her sabah "simiaatçiğğğh" sesleri ile uyanır "anağ anağ varsın çek git şurdan bana bir simit al." şeklinde sızlanırdık. anne yüreği işte, dayanamaz alırdı. düşen susam tanelerine çocukluğumuzu bırakır bir kuşun gelip midesine indirmesine sebep olurduk. bayram harçlığımız vardı, "-dı" diyorum çünkü büyüdükçe "eşek kadar oldun ne harçlığı?" cümlesinin arkasına sığınarak kestiler elimize geçen maaşımızı. İşte o bir zamanlar var olan harçlıklarımız ile her bayram suikast girişimlerimize devam etme amacı güden tabancalar alırdık. (tabii ki de su tabancası değil! bildiğin boncuk boncuk mermileri vardı.) mermilerimiz bittikçe 10 kuruş verip ekstra mermiler alırdık ama renk renk! mavi vardı, kırmızı vardı, mor vardı, sarı vardı, vardı da vardı. ben hep sarıları alırdım, nedendir bilinmez. bir de bu paraların kurban olduğu çatpatlar vardı. belki bilmeyenler, görmeyenler, ilk kez duyanlar, bilip de ismini hatırlamayanlar vardır. bu sebeple bu resim o şahıslara;




İşte bu naçizane bok rengi şey (siz pembe sıçıyorsanız üstünüze alınmayın.) meybuzlarımızı kırdığımız taşlar ile ortalığı duman ederdi. vur bir tanesine ve çat! vur bir daha pat! şimdi ayıktın mı ismi nereden geliyor? aferin. bunlara kafa göz dalan torpiller vardı bir de ama benim kaba etim hiç yemedi onu ateşlemeye. evet tırsaktım. elimden kıymetli misiniz lan? değilsiniz. o zamanlar "inşaata topu kaçtı." denilmezdi. cesur yürekli çocuklardık oğlum biz. "itolit git şuradan alçı kaçır da gel, biz k*çını kollarız." cümleleri eşlik ederdi bize. cidden de korurlardı, ciddili bak. şimdi diyeceksiniz ki "alçı ne alaka be .s" sabretsene evladım. kaç aylıksın sen? o alçıları yere seksek çizmek için kullanırdık. bizim pelinsu'nun ablası vardı hatçe o hep kelebek çizerdi. şimdilerde dudağını büzüştürüp karda yaptığı kelebekler ile meşhur kardeşi. beş taş oynardık lan. çok tatlı taşlar bulurduk, ismi gibi 5 tane. bir tanesini havaya at, yerden bir taş al, sen diğer taşı alamadan havaya attığın taş (tek elinle yapacaksın tabi her şeyi, aynı elinle yani.) düştü mü? öldün çık. bir de koca koca taşları üst üste koyup top ile devirmeye çalışırdık. yakar top vardı ayrıca diğer ismi ile ortada sıçan (yok gerçekten s*çan değil, farenin dayısı olan sıçan). topu tutan can tutmuş olurdu, millet tuttuğu canları başkalarına verirdi, ben vermezdim. neden veriyormuşum! güzeldi be benim çocukluğum. aklıma bunlar geliyor sadece ama bunun bir o kadardan fazlası da aklıma gelmeyenlerde var. çabuk geçti gibi frank.
sadista
@ricardoveritas dönüşünü kutlamak adına seviyeli bir parti diyorum :d hoş bir müzik eşliğinde hamachi üzerinden bir nfs undergrand 2 yarısı biliyorum biliyorum nefesin kesildi değil mi seni çılgın ne dersin :d


TeddyBear
şu son iki izlediğim film berbattı al çöpe at o derece ama şuan izlediğim film ne desem az keşke önceden o filmlerle zaman kaybetmeyip onu izleseymişim. filmin adı “dangal” izleyen vardır zaten tek kelimeyle mükemmel bir filmdi. filmin belli dakkasından sonra çok ağladım bi ara durdum sonra tekrar ağladım hala aklıma geldikçe ağlayasım geliyor. yani vaktinizi boşa harcamayıp direk “dangal” filmini izleyin izleyen bile varsa tekrardan izlesin çünkü o vakte değecek bir film emin olabilirsiniz. zaten başrolde amir khan var o yüzden başka söze gerek yoktur diyorum.
ayse ozyilmazel
‘ayşe 2017’yi değerlendir’ dediler, ‘kolaysa sen değerlendir’ diyorum ve yazıyorum, ‘koskaca bir yıl geçti, neler oldu neler’😉🎄🎅🏼 https://m.sabah.com.tr/yazarlar/gunaydin/ozyilmaze...
Devlet Bahçeli
bunlar devletini, milletini, vatanını canından aziz bilen bir devlet sözü, bir devlet beyannamesidir. devletin bekası, milletin birlik ve kardeşliği şer oyunlara, pis senaryolara kurban verilmeyecektir. diyorum ki, gök girsin kızıl çıksın.
TeddyBear
olm şuan sizin sayfa sayılarınızı görünce iyiki liseli ergenim diyorum 💃🏻💃🏻💃🏻 benimde çalışmam gerek 6 sayfa var işte 😏😏😏

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)