mistletoe🍃
bir hikaye sözüm vardı buraya onu anlatayım hazır boş boş otururken... net hatirlamamakla birlikte iki ya da üç gün sonraya sunum hazırlamakta olduğum, saatlerdir pc başında çalıştığım bir geceydi. bir yerden sonra uykumu açmak amacıyla spotify listelerini karıştırıp rastgele bir şeyler dinlemeye başlamıştım. bir yandan sunuma devam ediyorum bir yandan sıkılmanın vermiş olduğu rahatsızlık sebebiyle aklıma alakasız şeyler üşüşüyor. aylardır konuşmadığım ama çok özlediğim birinin bana bahsettiği bir şarkı geldi aklima ama ne adi ne melodisi hicbir ayrıntısı yok kafamda sadece bana o şarkıyı her dinlettiğinde söylediklerini hatirlayabiliyorum. nasıl yapsam nasil bulsam o şarkıyı diye düşünüp dururken aklıma bir yazışma esnasında sarkinin linkini attığı geldi. her seyi bir kenara bıraktım yazışmayi actim ama aslinda ne aradığımı çok da iyi bilmiyorum. neyse gidiyorum eskilere, daha eskileree derken dedim bununla neden uğraşıyorum ya ben ama aramaya devam bir yandan. taktım bir kere kafaya bulmadan rahat edemem. o arada şarkılar değişti sevmediğim melodiler duymaya başladım yazışmayi kurcalamayi bıraktım spotify da yeni bir liste aramaya koyuldum. yazışmayi didiklemeye sonra devam ederim dedim. ordan oraya, buradan şuraya derken alakasiz bir yerden alakasiz bir listede, alakasiz bir sarki açıp aramaya geri döndüm. ariyorum...ariyorum... o arada açtığım listede ikinci ya da üçüncü şarkı çalmaya başladı, melodiyi duydum ve şarkıyı tanıdığım anda önümdeki yazışmada da linki bulmuştum. bunun ihtimali nedir diye düşünüyor insan o anda. nasıl böyle bir tesadüf gerçekleşebilir? bu tür anların benim için tarif edemediğim bir hazzı var. garip şekilde mutlu ediyor hatta tatmin ediyor sanki bir şey başarmışım gibi. anlatmasını da yaşaması kadar keyifli buluyorum. dinlemesini de...
limos
sevgili omü dedikodu sakinleri gerçekten çok sakinsiniz. nerde bu millet nerde bu devlet. yoksa herkes muhteşem derecede harika tatiller mi geçiriyor. düşüncesi bile beni yıpratır. uzun bir aradan sonra karşınızdayim. kendimi bir göstereyim dedim. hoş aldığım ve asla veremediğim kilolar yüzünden uzaydan bile göründüğüme eminim ama ben yine de kendimi bir göstereyim. nasıl geçiyor bakalım yaz aylarınız? benim aynı. geçen yazdan ve bundan önceki 21 yazdan pek bir farkı yok. herkes gider mersin'e ben gidemem çünkü ben fakirim. bilenler bilir yaz tatillerimi köyde geçiririm since1998. tatil köyü sananlar için belirtmekte fayda var burası 20-25 kişinin yaşadığı g*t kadar bir bozkır. 50 yaş altı insan sayısının bir olduğu ve o kişi ben olduğum için yaşın otomatik olarak 30 yıl ileri taşınıyor. zevk aldığın şeyler kadınların bahçe sulama sırası için yaptıkları kavgalarlarla sınırlı hale geliyor. allah'ın unutmuş olduğu bu lokasyonda telefon çekmiyor. telefonun internete girecek kadar çektiği tek yer mutfaktaki fırının üstü olduğu için bir yandan fırında kek börek yapıp bir yandan da internette takılıyorum. babannem olmasaydı burada tek başıma sessiz sakin geçireceğim üç ay beni üç yıl idare ederdi. fakat canım babannemin dokuzda uyanmayi geç bulması, akşam dokuzdan sonra uyumayı geç bulması, iki kaşık yiyeceği her yemeğe bahane bulması, yağmur yağmasına rağmen bahçe sulamak istemesi, antifeminik söylemleri, anneminde içinde olduğu gelin düşmanlığı hakkında uzun sohbetleri, ekonomi hakkındaki derin düşünce yapısı vb hal ve hareketleri nedeniyle burada geçirdiğim üç ay ömrümden üç yıl götürüyor. biraz da iyi şeylerden bahsedelim. İyi şeylerde bu kadar işte. bir uzun yazımın daha sonuna geldik umarım diğer yazımın da hemen sonuna geliriz. hepinize sevgiler saygılar.
mistletoe🍃
biraz dertleselim sizlerle istiyorum. etrafimda malesef sağlıklı bir evlilik sürdüren kimse olmadığı için evliliğe bakış açım hep bir iki değil mümkünse beş altı adım geri durmak yönünde şekillendi. ama arkadaşlarımdan bazılarını evlenirken nişanlanirken görünce sevdiğim insanla olursa güzel olur ya diyerek gözyaşlarımı tutmaya çalışır bir halde buluyorum kendimi. tüm zorluklarına tüm gereksiz adetlerine rağmen hakikaten sevdiğin insanla olursa her şey yerli yerine oturuyor mu acaba? sonra yine birkaç arkadaş tecrübesi geliyor aklıma ve uyanıyorum. düğünde nişanda herkes eğleniyor, ağlaşıyor falan sonra maalesef yine birçok şey çok kötü gidebiliyor. hayaller yarım kalabiliyor, verilen sözler unutulabiliyor. kısacası ben bunun orta yolunu bulamıyorum. galiba gözümü karartıp anında evlenecek kadar sevmediğim müddetçe ben bu işlerden uzak durmaya devam edeceğim. halimden memnunum da insan arada bir acaba mı oluyor. bazen saçlarımı çok kısa kestirmek konusunda da böyle hissettiğimi hatırlıyorum demekki olay değişiklik ihtiyacı tecrübe hevesi anlık şeyler yani diyerek konuyu kapatıyorum.
Siyahsayfa🍂
yapmayı hiç istemediğim ama yapmak zorunda kaldığım şeyler beni yordu. yanlış yerde ve yanlış zamanda gerçekleşen hayallerim içime dert oldu. her gece gördüğüm kabus yüzünden gecelerim zehir oldu. üzüleceğimi düşünürken mutlu oldum, mutlu olacağımı düşünürken üzüldüm. telafisi yok bazı şeylerin... güzellikler doğru yerde, doğru zamanda ve aynı insanda. benim hâlâ umudum var.
belki bir gün olur...
belki..
casualman
eskiden yaptığım gibi şuraya azıcık sitem atayım içimi dökeyim. o kadar bıktım ki insanların sahte yaşamlarından ve sahte şeylerden mutlu olup gerçekten gram anlamamalarından boş şeylerle uğraşıp boş bir hayat yaşamalarından diyeceksiniz ki bundan sanane öyle olmuyor işte o iş bizde yaşıyoruz bu dünya da mesela iş hayatımdaki insanlar veya hoşlandığım bir kız illaki birileri sürekli çıkıyor karşıma ve zararını ben görüyorum. hayatta hiç bir zaman yok like takipci kısaca sosyal medya umrumda olmadı başka insanların seveceği şekilde resimler çekinmek başka insanların beğeneceği sözler yazmak başka insanların ilgisini çeken profiller vs vs ha bundan da sanane diyeceksiniz bunca sahtelik içinde insanlar gerçek benliklerini unutmuş ve ben onlara doğru olanla gerçek olanla yaklaştığımda resmen kaçıyorlar saçma bir şekilde. bir kaç örnekle açıklayım geçen bir kadınla tanıştım cidden güzel şeyler hissettim ona karşı sadece dürüst oldum veya başka bir amaç gütmeden kartları mı açık oynadım evime kadar geldi tek düşündüğüm sadece yanında olmak o anki sıkıntısını ona unutturmakdı 1 ay sonra felan başka birisi daha çıktı karşıma ona da gerçek olması gereken şekilde davrandım sonuç 2 sininde en son söylediği casual sen çok iyi birisin deyip konuşmayı kestiler. diğer bir örnek erkek arkadaşım oldu bebelerle samimi olmak güzel bir dostluk kurmak istedim ben ne kadar dürüst olup onlara iyi davrandıysam onlar da bir o kadar kullanmaya çalıştılar beni ve en kötüsü bu anlattığım bu insanların hepsi beni salak yerine koymaya çalıştılar. herkesin dili farklı kalbi farklı konuşur olmuş ne adamlıktan ne insanlıktan anlayan kalmış boş ve sahte dünyalarınız da mutlu olmaya devam edin ben gerçek dünya da gerçek insan aramaya devam edeceğim. lafta bunları arayıp icraat de kendine ızdırap çektirenlerin yanında nasıl duruyorsunuz hala anlayamıyorum anlayamayacağım da. her neyse iyi döktüm içimi her zaman joker kartım oldun iyiki varsın omüdedikodu 😏
Gamsız Baykuş
uzunca bir zamandır kendimi tanımaya çalışıyorum ve bu süreç kendimle çokça çatışmama sebep oluyor. eskiden gerek deftere gerek siteye olsun kendimi anlattığım yazılar yazardım. birkaçına göz gezdirdiğimde “ben böyle miydim?” diyorum. olmak istediğim kişiydim eskiden ama şimdi zamanın ve çevremin getirmiş olduğu şartlarla birlikte o kişi olmaktan çıktığımı fark ediyorum ve bu durum beni mutsuzluğa itiyor. bu istemediğim bir durumdu ve kabullenemeyerek sürekli eski ben olmak için çabalayıp durdum. alışamıyordum bu halime çünkü. çok düşündüm, hâlâ da düşünüyorum. neden kaçındığımın farkındayım ama bundan bahsetmeyeceğim. İçinde olduğum durumu matematikle örneklemek istiyorum.

şimdi bir diferansiyel denklem problemi ele alalım. diferansiyel denklem dediğimiz şey kısaca bir fonksiyonun türevli halini de içinde bulunduran denklemdir. türev en temel anlamda değişime karşılık gelir. yani çözülmesi gereken problemimiz aslında değişmiş bir halde ve biz onun önceki halini arıyoruz. çözüm arayışına girelim. adi diferansiyel denklemde her iki tarafın integralini alırız ve bir dizi işlem sonucunda “y=f(x)+c” şeklinde bir genel çözüm elde ederiz. burada dikkat etmemiz gereken şey c sabiti. görüldüğü üzere fonksiyonun ilk halini birebir biçimde bulamadık. biz bu c'ye keyfi değer vererek farklı sonuçlar elde edebiliriz ama hangisinin bu fonksiyonun değişmemiş hali olduğunu bilemeyiz. çünkü o değişti ve eski halini korumamız artık çok zor.

İşte bu günlük hayatımızda da böyle. bakıyorum kendime, bu yaşadığım şeyler boyunca birtakım değişimler yaşadım her ne kadar istemesem de. problem yukarıdaki gibi kısmen. çözüm bulmaya çalışıyorum ama aynı zamanda farkındayım ki asla eskisi gibi de olmayacak. onun için ne kadar çabuk kabullenirsem o kadar iyi. belki de düşündüğüm kadar kötü değildir. hem darwin amcamız ne güzel söylemiş: “en zeki veya en güçlüler değil, değişime en iyi şekilde ayak uydurabilenler hayatta kalır.”

okuduğunuz için teşekkürler. İyi geceler dostlar, saygılar..
mrmuhendis
artık tüm zamanımı kitap okumaya ve bilgisayarda oyun oynamaya adadım. okul daha 3. sınıftayken 6ya uzadı. yolunda gitmeyen şeyler insanı çok üzüyor be....
Gamsız Baykuş
eyy omü dedikodu, sen ne güzel arkadaşlar kazandırdın bana. buraları boşuna sevmiyorum ben. seviyorsak sebebi var! ki sebep olmasa bile sevilir bence. yeni gelen üyelere tavsiyem, bence siz de sevin buraları. bu site bana çok değerli şeyler kattı. çok güzel anılar yaşadım. yeri geldi anlattım yeri geldi dinledim, okudum. ama en önemlisi kesinlikle hayatıma giren dostlarım. İyi ki varsın dedikoducum, bunların hepsi senin sayende. <3

bugünkü mutluluk sebebime gelirsek.. doğum günüm münasebetiyle buradan bir arkadaş bana bu hediyeyi gönderdi. nick vermeyeceğim ama kendisine buradan da teşekkür ediyorum. :)
psikodok
hayatımda artık farklı bir şeyler olsun tek düzelikten çıksın istiyorum mesela öleyim
mistletoe🍃
şöyle bırakayım..nostaljik bir şeyler.

psikodok
bir çok şey başardım hayatımda özellikle üniversiteye başladığımdan beridir. İyi bir işim var kendi halimde yaşıyorum hayatı. güzel para kazanıyorum, iyi bir bölüm okuyorum, gelecek planlarım için çok çeşitli organizasyonlarda görev alıyorum. bir proje uğruna 19 mayıs sanayi sitesi'ne bile gittim. ama yolunda gitmeyen şeyler de yok değil. burayı ara ara girip kullanıyorum. not defterim burası. çok fazla insandan zarar gördüm. çok kırıldım. çok kötü davrandılar. kanımda var o dik başlılık elimde değil, dik durmaya çalıştım. hiçbir şeye gücüm kalmadığını hissediyorum bugünlerde. çok kırdılar. kırıldım.
bimecnun
jean valjean kurgusal bir karakter ve victor hugo'nun 1862 romanı sefiller'in baş kahramanıdır. ve bunu sefiller kitabını okuyanlar iyi bilir.bu zatı muhterem aç kalan yegenleri ölmesin diye bir ekmek çalar ve hapse düşüp 19 yıl kürek mahkumu olur .böylece olaylar başlar .roman biterken insan düşünüyor bu doğru yoldan ayrılmayan adamın yaptığı iylikleri söylememesi neden? romanın sonunda o da açıklanıyor ve iyilikler diyor karşılığını bu dünyada bekliyerek yaptığım şeyler değil diyor.gerçekten de öyle yani insan iyilik yapıyorsa içinden geldiği için yapmalı tabii bu içine konulmuşsa ama bu günümüzde de oluyor mu yani mesela tamam ekmek çalanlar o kadar uzun süre hapse atılmıyor ama iyilik yapanlar bunu söylemiyor mu veya bir yerlerde paylaşmıyor mu ? veya iyilik yapanlar gerçekten iyi olarak mı görülüyor yoksa enayi yerine mi konuluyor? düşündürücü .en iyisi iyilik yapmak ama karşılığını bu dünyada beklemeden mesela kimse göremesede yaralı bir kediye bakmak gibi veya sırf sokakta ihtiyacı var diye düşündüğün insana cebinde ki son 10 tl yi vermek gibi , velev ki o insan dilenciliği meslek edinmiş olsa bile . sonuçta elimizde temiz kalan pek az şey kaldı iyi ve adaletli olmak gibi .
Gamsız Baykuş
selam dostlar. kitap fuarına gitme fırsatını anca bulabildim. aslında dün de gelmiştim ama o daha hızlı gelişen bir olaydı. arkadaşlarımla geldiğim için odağımız daha çok test kitapları oldu ve kafama göre gezemedim. biraz da yorgunluğun verdiği baş ağrısıyla keyfini çıkaramadığımı düşündüm ve bugün sabahın erken saatlerinde tekrar yol aldım. fuar genel olarak güzel geçti benim adıma. sabah saatleri olduğu için çoğunlukla okullardan gelen öğrencilerle doluydu etraf. bir tane çocuğun pubg kitabını gördüğünde verdiği tepki ile başka bir çocuğun yanık yanık sesiyle "nayino" şarkısını söylemesi hatırımda kala güzel detaylardan :d bu defa her standa uğramadım. aslında bu sene kitap fuarından pek bir kitap almam diye düşünüyordum çünkü epey zamandır kitaplarla çok haşır neşir değilim. birinci dönemi geride bıraktığımda sadece bir kitap okumuşum ve elimde aylardır sürünen bir kitap var. dönemin yoğunluğundan dolayı kitap okumaya pek zaman ayıramıyordum. hal böyle olunca araya giren soğuklukla beraber aklımda şu kitabı alırım gibi bir düşüncem yoktu. geçen sene "şeker portakalı" ve "güneşi uyandıralım" kitaplarını almıştım, üçüncü kitabı da seneye alırım diyerek bırakmıştım. aklımda olan sadece bu vardı. dün kitabı sorduğumda kalmadı demişlerdi ama bugün tekrar geldiğini görünce sevinçle aldım. bu sene de geçen seneki gibi en çok kitabı can yayınları'ndan aldım. böyle yazınca da çok gibi oldu ama çok değil aslında, 3 tane eheh. yine sevdiğim yayınlardan olan yky'den oradaki görevlinin tavsiyesi üzerine bir kitap aldım. gezinirken baykuşlu bir kitap -diğer baykuşlu her şey gibi- dikkatimi çekti. daha önceden bilmediğim bir kitap olduğu için görevli arkadaşa kitap hakkındaki bilgisini sordum. İlk sayfasını okuyup çok beğendiğini ve devamında da aynı türde olan bir kitabı da mutlaka okumamı önerdi. ben de ilk sayfasını okuyunca düştüm direkt kitaba. çünkü uzun zamandır içinde bulunduğum ruh haline yakın şeyler yazıyordu. çok şaşırdım çünkü kitabın dışından hiç böyle bir izlenim uyandırmamıştı. sonrasında daha evvel okuduğum ve kitaplığımda bulunmasını istediğim iki kitabı daha aldım. arada kardeşim için de hem etkinlik tarzı hem de okuması için küçük kitaplar aldım. çocuk sonuçta, her türlü hediyeye seviniyor :) resmen okumayı özlemişim yaa, bunu fark ettim. okunacak çok kitap var. İçlerinde kayboldum sanki. neyse ben şu sınavı bir atlatayım hele. zaten burada aldığım kitapları yazın evde okumayı tercih ediyorum çoğunlukla.
yani özetle bir iki kitap alsam kâfi diyerek girdiğim fuardan 8 kitapla çıkmışım. bakıldığında kitaplar için çok değil verilen para ama çok hazırlıklı olmadığım elimden bu kadarı geldi :/ fiyatlar genel olarak ortalama geldi bana. kitapçılarda olmasa da internette bu fiyatlara bulunabilir çoğu. en çok indirim sanırım test kitaplarındaydı. ama şöyle de bir etken var, fuarın sonuna geldikçe kitapların fiyatı daha da iniyor. mesela dün bir kitabı sorduğumda 22 lira demişlerdi, bugün aynı kitabı 20 liraya aldım. onun için hâlâ gitmemiş olanlar varsa hafta sonunu değerlendirin derim :)
Zeze
sanki bana ait olmayan bir hayata sıkışıp kalmışım gibi hissediyorum bu aralar.
genel anlamda net ve kararlı bir insanken kararsızlıklar yaşıyorum. hislerime hep güvenen biriyken hislerimle ilgili de sorunlarım var galiba. bu da karar veremememe sebep oluyor. değişikliğe ihtiyacım olabilir derdim ama daha hayatım yeni değişti bununla ilgili değil sanki. kendim de çok değiştim. belki de bu rahatsız ediyor içten içe. olumlu olmasına rağmen... büyüdükçe işler sarpa sarıyormuş. bir daha bundan bikaç ay önceki halimin ufacık bir kısmına bile dönememekten korkuyorum. tespit edemediğim şeyler var o yüzden yazı dağınık oldu bu çabalamadığım anlamına gelmiyor ama beynim toparlamaya çalışırsa söyleteceğini de unutacak gibi.
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
Fridakahlo
ders kaydı yapayım dersin sakinsindir. sonra 5 dk sisteme giriş yapmaya çalışırsın. 10 dk olur sakinsindir ve işte o patlama anı 20 dk da sonra sana böyle yavaş yavaş gelirler bilgisayar ile ilgili tuhaf şeyler düşünmeye başlarsın onu yere atıp üstünde tepinmek istersin camdan aşağı atmak istersin onu paramparçik etmek istersin işte buna omü ders kaydı sistemi denir.
sakinim.
Fafatara
az önce kitaplığımı düzenlerken yere bir kağıt düştü. çok heyecanlandım. genelde filmlerde o kâğıtta kişiyi çok şaşırtacak onun hayatını değiştirecek gizemli şeyler yazar. öyle bir düşünceyle kağıdı elime alıp baktım ve yazan şey; domates çorbası tarifi. hayaller ve hayatlar deyip susuyorum.
malifalitiko
omü dedikodu aslında günlük gibi benim için. ilk memurluk mülakatına çağrıldığımı buraya yazmıştım, memurluğa atandığımı ilk burada duyurmuştum. tayinim çıktı buraya yazdım. başıma ne mevzular geldi hep burada döktüm içimi. sözlendim nişanlandım evlendim derken bir bakmışım 2019 olmuş ve ben 25 ocakta 27 yıllık birey oldum. 2015 haziranında sitenin yeni haline üye olurken aklımdan geçen ilk şey malifalitiko demek oldu ve bu benim kullanıcı adım oldu. bu siteden gerçek hayatta konuşup tanıştığım o kadar dostum oldu ki saymakla bitiremem ve iyiki de olmuşlar hep varolsunlar. başıma gelen iyi kötü ilginç garip ne varsa burada paylaştım ve sanırım paylaşmaya da devam edeceğim. site için ses kayıtları yapıyordum ama şimdilerde evim için odun kırıp eşim için rızık peşinde koşuyorum yani hayatın içinde yuvarlanıp gidiyorum bir şekilde. öz eleştiri yapacak olursam aslında kötü birisiyim yapmaması gerekilen çok şeyler yaptım bunları biliyorum ama iyi insan olmaya çalışıyorum ve bunu başaracağıma inanıyorum. sırada ne mi var ? sanırım sizlerle paylaşmadığım daha doğrusu paylaşamadığım şeyler yaşadım mesela henüz iki aylık evliyken evimizi sel felaketi vurdu. aman allahım çamur çelpeş derken atlattık hamdolsun. rutubet belası sardı evi ve bununla birlikte böcek istilası. geçenlerde göz göre göre boğuluyorduk eşimle allah korudu. soba içeri tüttü bacanın tüm zifiri kurumu eve döküldü off neler neler ama onunda üstesinden geldik evelallah. millet evlendiğinde kilo alır ben 11 kilo verdim eşim sağolsun sağlam bir akdeniz diyetine tabii tuttu beni. (zayıflamak isteyen ege kızı ile evlensin) mesela ben kola müptelasıydım ama bugün tam bir yıldır değil kola asitli içecek sürmedim ağzıma. yaşadığım yerin de katkısı ile organik yaşıyoruz bağ bahçe işlerine girdim anlayacağınız. ufak tefek de olsa bile arabam var ve borç yiğidin kamçısıdır misali düğün borçlarım var ama cidden allah evlenen kuluna yardım ediyormuş o yüzden evlilik olayından maddi olaylar sebebinden asla korkmayın. İçsel olarak boktan bir iç dünyam var kirli karmaşık düğüm düğüm ama sadece ben biliyorum. dıştan tam bir aile reisiyim. geçenlerde beyaz askılı atlet ile haber izlerken sade maden suyu içiyordum ve eşimin tabiri ile tam aile reisi oldum 😂 hayat standartları cidden zor mesela bu ekonomik çöküntüler den önce 89 günde 265 lira elektrik faturası ödemistim şimdilerde 32 günde 211 tl ödedim yani elektrik baya zam yedi 😂 özetle hayat zor ama ruh eşin ile evlenirsen yaşamak güzel şey. bundan sonra size vereceğim haber sanırım yaşasın baba oluyorum haberi olur ama o haberi vermeme biraz zaman var şimdilik. çok darmadağınık bı yazı oldu artık affınıza sığınıyorum. o halde geçmiş doğum günüm kutlu olsun !!
Snake
geçen kardeşimin odasında örümcek vardı, tam öldürecektim, öldürme dayanamam dışarı çıkarsana dedi
kardeş tabi kıramadık
örümceği dışarı çıkarttım, bir iki bir şeyler içtik
hoş sohbet, kafa adam, ağ işletmeni olmak istiyormuş

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)