buranın hala yaşıyor olması da şov be hocam
arkadaşımla çarşıda dolaşırken öğrencimle karşılaştım. "aa, merhaba, görüşürüz!" dedim. o da bana, "hocam, inşallah hep mutlu olursunuz, hep mutlu olun hep!" dedi aniden, minnettar bakarak. ben bu öğretmenlik işini çok seviyorum galiba ya. dünyalar benim oldu. dün de bir öğrencim benim resmimi çizmiş. henüz 7. sınıf ama birebir olmuş. kalbimde kelebekler uçuşuyor gibi bir gün. öğretmen olmak başka bir mona lisa yaratıyor gibi.. yaşayıp göreceğiz 🌸
bahtsız bedevi eşittir ben. İncir çekirdeği kadar metal koruma boyasının sağ el işaret parmağımın tırnağına tepeleme batmasının ardından ege üniversitesi hastanesi'nin acil servisine gittim. film çekildi, ve kıymığın parmağımın sinirine kadar girdiğini gördük. doktor enjektör iğnesi ile kurcalayıp çıkarmaya çalışsa da nafile. enjektör iğnesinin batan kıymığa her temasında aklımı kaybedecek kadar çektiğim acı ise cabası. travmaya aktarıp oradan ortopedi bölümüne gönderdiler. tırnağı çekeceğiz başka çaresi yok dediler başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. acil servisin ortopedi doktoru meraklı bakışlarla operasyonu izleyen tıp öğrencilerine başından sonuna tüm müdehaleleri anlatarak sapa sağlam tırnağımı çekti. batan boya kıymığı tırnak ile beraber gelince öğrenciler "aaa bunun için mi çektik hocam tırnağı" dediler. neyse kıymığı aldıktan sonra geriden gelecek tırnağa yol göstersin diye çektikleri tırnağı tekrardan parmağıma diktiler. yaşadığım acıyı tarif edemem. yani demem o ki bazen incir çekirdeğini dolduramayacak kadar ufak şeyler aklımızı alabiliyor.
bismillahirrahmanirrahim diyerek giriş yaptım siteye. İlk başta eşimden sitenin açıldığını duyduğumda inanamadım. yok be dedim ama gerçekmiş. nasılsınız hanımlar beyler, sıhhatiniz afiyetiniz yerindedir umarım. yazarak bir şeyler anlatmayalı uzun zaman geçtiği için klavyede ellerim bile şaşırıyor şu anda yazdıklarıma. ay bazında baksak 2 seneye yaklaştı böyle bir durum yaşamayalı. olsun o kadar da. eskiden dağa taşa yazardım her şeyi. her gittiğim yerde bir yere bir şeyler karalar orada var olmaya çalışırdım. bu geçtiğimiz sürede ise altını çizmeye başladım. bir elimde cetvel bir elimde kırmızı kalem ne görsem altını çiziyorum. kendim için kendimin konuşması yerine başkalarının kelimelerinde ifade edilmenin rahatlığını yaşıyorum sanırım. yoksa orta yaşlarıma geldikçe dinginlemeye mi başladım? sanmıyorum. atamalı bir işte çalışalı 2 yılı bitiriyorum. ticaretin köpeği olan ben için atanmışlık zor becerdiğim bir iş olsa da iyi kıvırdım sanırım bu işi. süreç içerisinde evlendim üniversiteden beri hayatımda olan hanımefendiyle. evlendim ama hanımefendi de başka bir ilde çalıştığı için bekar hayatı yaşıyorum senenin 10 ayında. sporumu düzenli bir şekilde devam ettiriyorum. tabi pisboğaz yememi de. bu yüzden fiziksel olarak pek değişmesem de güçsel ve mental anlamda her geçen zaman daha da güçleniyorum. zorla çaya attığım şekeri bıraktırdı hocam. alıştım ancak şimdi de ne şekerli içiliyor ne şekersiz içiliyor bu meret. gezginimden sonra (bilmeyenler için üniversite hayatımdaki bisikletim, dostum, herşeyim), bir de mızrağım oldu. o da motosikletim. mızrağımla beraber iş yerine gidip geliyoruz, işten sonra veya haftasonları farklı şehirlere kaçıyoruz. o da bu yetişkinlik hayatımdaki dostum oldu. gezgine oranla biraz masraflı (benzin fiyatları :( )bir dost ancak ona göre de keyfi olan bir dost. bir de karavan gibi kullandığımız bir aracımız oldu bu sene. onunla birlikte de 7 şehir gördük. acemilik senemizdi onunla birlikte ancak baya keyifli anlar yaşattı bize. arabadan eskiden nefret ederdim hâlâ nefret ediyorum. ancak böyle karavan tarzı kullanabildiğim için biraz sempatim var. o yüzden o benim işime yarayan uzaktan bir akrabam gibi. arkadaş edinme yetimi kaybettim niyese. eskiden hayatıma senede en az 1 dost bir çok da arkadaş eklerdim ancak 2 senedir hiç dost ekleyemedim. edindiğim arkadaşlar da çoğunluğu mecburiyetten. niye böyle oldu hâlâ anlam veremedim buna. hâlâ birileriyle kavga etmedim, hâlâ aynı şarkıcıları keyifle dinliyorum, hâlâ hâlâ... bir sürü hâlâlar ve bir sürü yepisyeni şeylerle iki yıl geçmiş buraya gelmeyeli. hepinizi çok özledim ve seviyorum. biraz daha duvarı okuyayım bakalım millet neler yapıyor. bu şarkı eşliğinden hanım memleketindeki balkonumdan hepinize mutlu geceler... :)
dün @nyks ve @gamsizbaykus hocamızla istanbul zirvesi yaptık. ne çok konuşacak şeyimiz varmış. konu dışı arkadaşlar bize boş boş bakması ayrı güzeldi :d:d
radyo yayını çok iyiydi teşekkürler @thor bir daha ne zaman olur hocam?
aklıma lisans tezimin teşekkürler bölümüne ölen köpeğimin tam sayfa fotoğrafı ve büyük harflerle kıymetli oğlumun değerli ve sevgi dolu anısına.. yazıp danısman hocama kabul ettirmeye çalışmam geldi.hocalarını sana yardımcı olan insanları yazmalısın demişti.kimseden yardım almamakla birlikte,o ölen hayvanın bana sağladığı desteği,sevgiyi hiç kimse sağlayamadı sağlayamazda tekrardan sinirlendim,ne vardı lan izin verseydiniz,ne olurdu yani.bu sefer yazacağımın teşekkürler bölümüne eşşek kadar “in a loving memory of ....” yazmazsam ne olayım ben.
nusaybin’den herkese selamlar. şartlar çok iyi sayılmaz ama kötü de değil. allah devletimize zeval vermesin. yaralı askerlerimizin iyileşmesi için herkes seferber oluyor. sınıra yakın noktalarda devriye atan askerlerle birlikte bizde bulunuyoruz. taciz ateşleri yaralanmalar olur diye. basit taciz atışları oluyor ama bizim görevli olduğumuz yerde çok şükür yaralanma olmadı. piyade ve jöhler ile aynı yerdeyiz. askerimizin morali üst seviyede. çay demliyorlar gece nöbetteyiz diye bize getiriyorlar hocam lütfen alın içiniz ısınsın bize derman olmaya geldiniz diye. saz çaldı bir arkadaş çok eğlendik türküler filan. sonra mermi ve havan sesiyle onlar silahlarını biz sağlık ekipmanlarını alıp hemen kontrollü bir şekilde komuta merkezi ile iletişime geçip sahaya iniyoruz. terör örgütünün çekilmesiyle birlikte biraz daha sakin. taciz ateşleri dışında sivillerin ve askerlerin olduğu yere havan düşmedi. türk kızılay’ı ile de sürekli iletişim halindeyiz. sivil halk da askerine kan vermeye yardım etmeye sürekli geliyor. bir sürü kamera ve İha ile sürekli etraf izleniyor. umke ekiplerimiz de asker düzeninde takip mesafesini koruyarak anında yardım gereken yere intikal ediyor. güzel samsun’a çok selam. bugün pazar bizim yerimize de kıymalı pide yiyin :)
2014 yılında henüz 18 yaşında koca bir çocukken çok sevdiğim bir hocamızın ' benim dörttebir hukukçularım' hitabından esinlenerek dörttebirhukukçu olarak bu mecraya giriş yaptım. yolu yarıladığımı sandığımda artık koca bir çocuk değil omuzlarındaki yükleri taşımakta zorlanan küçük bir kadındım. dörttebeşhukukçu olarak buraları terk etme umudunda olduğum şu sıralarda çok düşünüyorum.' - eee sen neler yapıyorsun?' sorusuna verilen ' - okuyorum cevabının ' içinde ne çok mücadele barındırdığını, 'sizin için çalışıyoruz, her şey sizin için, sizin için yaşıyoruz' edebiyatı yapan ailemin neden bir kere 'nasılsın, hiçbir şey senden kıymetli değil'demediğini, yalandan da olsa mezuniyet günümde tebrik beklediğim dayımın ' o cübbe asıl annenin hakkıydı' demesinin kendimi nasıl değersiz hissettirdiğini; lafa geldiğinde arkadaş gibi olduğumuzu iddia edip sadece bütün sıkıntılarını üstüme kusmakla yetinen, kocasının aynı zamanda benim babam olduğunu unutan anneme ne kadar kızgın olduğumu.... herkesin sorunlarla başa çıkabilme potansiyeli aynı değil, şu sıralar içinde bulunduğum psikoloji derdimin çok olmasından değil bunlarla başa çıkamamamdan;kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı ardımda bırakamamamdan... 7-8 yaşındayken annemin kardeşimi eve gelen misafirlere - işte bu benim umudum diye tanıtmasını unutamıyorum mesela, ne için söylediğini hatırlamasam da -senden umudu kestim dediği aklımda... bizim için ne kadar çabaladıklarını, sıfırdan başlayıp ne kadar çok yol aldıklarının farkındayım, hep farkındaydım, 'yok'tan hep anladım. dünyaya gelmeyi ben seçmedim bana bakmaya mecburlar demedim hep yaptıklarının karşılığını vermek için yaşadım, onları hayal kırıklığına uğratmak en büyük korkum oldu, kendi hayal kırıklıklarımı hep sineye çektim. köpek gibi hep bir aferin bekledim. keşke biraz bencil olabilseydim, bu kadar yıpranmaz, güçsüz kalmazdım, belki o zaman 'hiçbir şey benden değerli değil' diyebilirdim. çünkü bir zaman sonra buna kendini inandırmak çok zor oluyor. dönüp baktığınızda hayatınızın 23 yılını ne kadar saçma sapan bir şekilde harcadığınızı, halden anlayan çocuk olmanın omzunuzda koca bir yükle dolaşmak demek olduğunu fark ediyorsunuz... eğer aranızda anne baba olanınız varsa çocuklarınıza sizin projenizmiş gibi davranmayın, başarısız olduğunda nasıl fark ediyorsanız başarılı olduğunda da fark edin; onlar için yaptıklarınızı, vazgeçmek zorunda kaldıklarınızı nimet gibi yüzüne vurmayın ... telafisi güç olabiliyor. size olan siniri, kırgınlığı size olan sevgisini, sizi kırma ihtimalinin korkusunu aşamadığından siz farkına bile varmadan bu hayata ancak ilaçlarla katlanabilecek hale geliyor...
girilmeyen bir notum var, her gün not sistemini aşındırmak suretiyle sisteme girip duruyorum. derslerim bitip ödevlerimi teslim edeli 2 hafta oldu, hala tık yok. çıldıraaazaaammm hocam çıldıraazaammm
saat gece 03:30 civarı. sabah 11de son sınavım var ve öyle bir sınav, öyle bir hocanın sınavı ki çok çalışıp kaladabilirsin hiç çalışmayıp geçedebilirsin. 2 kahve içtim ve sabahlıyorum. neyse ders çalışırken sigaram bitti saat 1 gibi. mahallede de büfe var açıktır diye çıktım paket almaya ama kapalıydı. tam yanından geçerken bir araba durdu büfeyi açtı adamın birine alkol sattı. bende girip sigaramı aldım ve adam büfeyi kapatıp arabasına bindi gitti. gece gece böyle bir şans ayağıma geldi inşallah test yaparsın sayın danışman hocam yoksa sınıfça direği tuttuk. sınıf grubunda da herkes kaldım diyor zaten gizliden gizliye rakip eleme oyunlarını sunmayan kalmadı.
törene gerek yok hocam mezun etseniz yeter 😏
son vize de bitti... böyle biraz içim buruk biraz da şaka şakaa ne buruk olacak be nalet olsun, bitse de hemencecikk gitsek komple... son vizemizde hoca vurduuuuuu golllll oldu :/ ayıptır ama bu yaptığın giderayak hocam çok ayıp hem de 😒
yarın farsça kursuna başlıyorum, inanılmaz heyecanlıyım ! daha önce öyle kendi kendime öğrenmeye çalışmış, fakat pek üzerinde durmamıştım. hocamız da iranlı imiş bakalım nasıl olacak🌹
vizeler bitse de resim yapsam diye bekliyorum😿şuraya da minnoş bir gökkuşağı çizelim (bu kez yakaladım)
vizeler bitse de resim yapsam diye bekliyorum😿şuraya da minnoş bir gökkuşağı çizelim (bu kez yakaladım)
meditasyona başladım. gönül isterdi ki bali' de yoga eğitimi alayım .. saçımdaki birkaç beyaz beni manen çok etkiledi dfgfkf sabah kalktığımda yeşil çay sonrası açıyorum müziğimi, reklam gibi olmasın bu tür müziklerin toplandığı bir sürü uygulama var onlardan indirebilirsiniz, on - on beş dakika meditasyon yapıyorum, güne bu denli huzurlu bir başlangıç olamaz ! bir de en son ben keşfettim sanırım, tibet ayinleri diye adlandırılan beş egzersizi uygulamaya başladım. söylediklerini sahiden yerine getiriyor mu bilmiyorum fakat oldukça rahatlamış hissettirdiği kesin. yüzme kursuna başlayana dek idare eder beni. vizeler öncesi herkese tavsiye ediyorum.
bu arada tchaikovsky eşliğinde ders çalışan hassas bünyemi ff vererek incitmezsiniz umarım hocam, asla eskimeyenlerden :
bu arada tchaikovsky eşliğinde ders çalışan hassas bünyemi ff vererek incitmezsiniz umarım hocam, asla eskimeyenlerden :
adnan oktar hocamın ne kadar büyük bir insan olduğunun kanıtı niteliğinde bir video
biz bu kedileri nasıl evcilleştirmişiz :d
hocamız siyasal iletişi dersinden o kadar zor sormuş ki recep tayyip erdoğan girse büte kalır
lütfen size tarım makineleri uygulama sınavını anlatmama izin verin.
+bakın arkadaşlar bu a makinesi
-tamamdir hocam
+bakin bu da b makinesi
-ona da eyw.
+siz ikiniz gelin bakalim. bu a bu da b makinesi olduğuna göre güneşin kütlesini hesaplayınız.
+bakın arkadaşlar bu a makinesi
-tamamdir hocam
+bakin bu da b makinesi
-ona da eyw.
+siz ikiniz gelin bakalim. bu a bu da b makinesi olduğuna göre güneşin kütlesini hesaplayınız.
jean rostand şöyle demiş: “bir gün atomun enerjisini serbest bırakacağız, gezegenler arası yolculuklar gerçekleştireceğiz, ömrü uzatıp kanseri ve tüberkülozu tedavi edeceğiz; ama en düşük seviyeli kişiler tarafından yönetilmiş olmanın sırrını asla çözemeyeceğiz.” bunu çözmekte ne var jean abi? bunun sebebi ne biliyor musun hocam? bunun yegane sebebi, insanların farklı fikirdeki diğer insanları dinlememesi, o konuda o fikirdeki kişiler tarafından yazılmış kaynaklardan bilgi edinmeye uğraşmaması ve bundan dolayı da tartışırken karşı tarafın söylediklerinin bir kulaktan girip bir kulaktan çıkması, sunulan hiçbir argümanın gerçekliğini sorgulamadan kişinin söylenenleri direkt reddetmesi. bunun sebebi bu işte hocam. dinlese halbuki belki de 'acaba?', 'ulan yoksa?', 'bunu hiç düşünmemiştim' vs deyip bazı çakraları açılacak ve ufku genişleyecek; ama yok. İnsanlar anlamsız bir şekilde bir konuda yanlış olduklarını öğrenmekten aşırı derecede korktukları için (yahut suçlarını örtbas etmek için) bu gerçekleşmiyor maalesef.
Omü Dedikodu