limos
alev öztürk'ün kim olduğunu öğrendim. alev öztürk dışında herkes hatalıymış resmen. ah alev ah toplumsal algılarımın mağduru oldun sorry aşkoo
dakoh
canikolarım beni istakramda bulup mesaj atıp kendisinin kim olduğunu söylemeyen uyanık kim acaba bilen parmakla gösterebilir mi?
Fridakahlo
“başımıza gelen olaylar bizi kahretmek için değil, olgunlaştırmak ve kemale erdirmek içindir.”
okuduğum şu cümle ile ve hayata karşı bakış açımın son zamanlarda biraz daha değiştiğini varsayarsak şu cümle beni sarsıyor. ne denli doğru olduğunu içimde bir yerde hissediyorum. başımıza gelen hiçbir şey ama hiçbir şey tesadüf değil! olması gerektiği için, yaşanması gerektiği için. asla tanımasaydım dediğimiz insanlar, bize çok şey öğretiyor. onlara teşekkür etmeliyiz aslında tabi bu nasıl baktığımıza bağlı. hayatımızda kötü şeyler olmadan iyi şeylerin farkına varamıyoruz malesef. keşke varabilsek.. ama ne olursa olsun artık bir kenara oturup şunu düşünüyorum. evet ben bunu yaşamam gerektiği için yaşadım belki üzüldüm ama bana neler kattı? İçimde kısa bir yolculuğa çıkıp bunun araştırmasını yapıyorum. geçmişe bakınca da aynı şey, belki içimizde halledemediğimiz bazı şeyleri; kırılganlıkları, pişmanlıkları, üzüntüleri çok küçük bir oranla içimizde halledebilmeye yarıyor.
yada halledemiyorda biz bu şekilde kendimizi kandırıyoruz. sonuçta insan psikolojisi ve bilinçaltı çok tuhaf ve kandırmaya müsait aslında, bence kandırabiliriz 🤭😁
thor
usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. büyük usta, öğrencisini uğurlamış. çırağına ” yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?” demiş.

“resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma” diye ilave etmiş.

öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.

öğrenci resmi yeniden yapmış.usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.

fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.

yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. öğrenci denileni yapmış. birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. sevinçle ustasına koşmuş.

usta ressam şöyle demiş:

“İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

İkincisinde, onlardan müspet,yapıcı,olumlu olmalarını istedin. yapıcı olmak eğitim gerektirir. hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.” alıntıdır.
Bubbles
llosa bir öyküsünde hiçbir şeyi unutmayan bir adamı anlatır. adını şimdi hatırlayamadığım kahraman doğduğu andan itibaren gördüğü, duyduğu, yaşadığı tek bir şeyi bile unutamaz. herkes bunun tanrı'dan gelen çok özel bir yetenek olduğunu düşünür ve adama imrenerek bakar. adam ise neredeyse her gece dua eder tanrı'ya unutabilmek için. fakat nafile.. hiçbir şeyi unutamaz ve başına gelen bir dizi saçma sapan olaydan sonra kafasını vura vura intihar eder. İşte o hikâyede geçen bir diyalog vardı. kendisine unutamamanın ne kadar müthiş bir yetenek olduğunu söyleyen dostuna şöyle cevap vermişti bizim adam. " tanrı nefret ettiği insanlara öyle yetenekler verir ki, dışarıdan bakan herkes bunu ödül zanneder fakat bu aslında cezaların en büyüğüdür. üstelik bunun nasıl bir lanet olduğunu kimseye anlatamadığı için aslında iki kez cezalandırılmış olur. bu da tanrı'nın yaptığı bir tür espridir!"
bir süredir kendimi llosa'nın kahramanı gibi hissediyorum. hafızam en büyük düşmanım ve ben umutsuzca kafamı vuracak duvar beğenmeye çalışıyorum. tanrım, afedersin ama bu hiç komik değil...
Black.
bahsettiğim kısım, psikologa başvurup da "benim oğlum, benim kızım" diyen anne babalar. çocuğun kendi başına birey olduğunu kabullenemeyecek bir bencillik. sahiplik. kibir. ve bu gibi bencil olanlar...
ps. kimse kimseyi dusunmezse ortada empati kalmaz... empati iletişimdir.
limos
ben ve benim demek her zaman kibirlilik belirtmiyor. başkalarını düşünerek hareket etmek de çok mantıklı değil. herkes kendini düşünürse kimse kimseyi düşünmek zorunda kalmaz.
not: kendinizi düşünün ve her şeyin önüne kendinizi koyun.
mistletoe🍃
yavaş yavaş eve yürüyordum yolumu uzatmak için geçmediğim bir sokağa saptım evlerin birbirlerine ne kadar yakın olduğunu görünce o eski mahalle samimiyetlerinin olduğunu düşündüm, en azından öyle olmasını istedim kendi kendime. sonra müziği duydum. perdeleri sonuna kadar açık, pencerenin kenarında bir sürü minik saksı dizili, görebildiğim kadarıyla nostaljik mobilya ve aksesuarlarla dekore edilmiş bir ev. şarkı sanki bir plaktan çalıyormuş gibi...yürüyüşümü daha da yavaşlatip müziği daha çok duyabilmek için yakınlaştım. müziği artık duyamadığım bir yere gelince içimi değişik bir hüzün kapladı. hiç bilmediğim bir hayati ve hatıraları özlemişim gibi. başka bir zamanda, başka bir bedende bu ruha sahipmişim gibi..

limos
dağınıklığımız ve üşengeçliğimiz probleme yol açıyormuş huzursuzluğumuz ondanmış. buna ben bile inanmam. kudurmayın geçimsiz ve pis olduğunuzu kabul edin. ( arkadaşlar bu bir genellemedir!!! genelleme dışında olduğunu düşünen geçimli ve temiz beyler olay çıkarmadan olay yerinden ayrılsın lütfen )
limos
gerçekten bir erkekle aynı evde yaşamaktan mutlu olan var mı? abi kardeş baba eş hiç fark etmez. bir erkekle aynı evde yaşamak öldürür. tercih edebilenler lütfen tercih etmesin.
Nazliokulbirincisi
otobüste koltuğun üzerine koltuğun ıslak olduğunu belirten bir yazı yazarak kağıt koyan insana müteşekkirim.
Fridakahlo
küçükken birlikte evcilik oynadığım arkadaşım evlendi. bugün çocuğu olduğunu da öğrendim. hatta çocuk doğmuş büyümüş kocaman olmuş. ve arkadaşım benden küçüktü. ve ben hala okuyorum 😂 şikayetçi değilim uzun bir süre evlenmeyi düşünmüyorum ama, millet mi bu kadar acele ediyor evlenmek için, biz mi okullarda ömrümüzü çürütüyoruz bilmiyorum. ama şunu biliyorum. evlenen ve cicim ayı denilen süre geçince hemen hemen herkeste keşke okusaydım, süreci başlıyor. ve bunun pişmanlığı ömür boyu sürüyor. en aşık insanlar bile okumadığına pişman. yani gençler doğru yoldayız okuyun okuyalım. memur olalım 😬😂
rorschach
herkese selamlar. psikolojik sıkıntılarım olduğunu düşünüyorum da yardım edebilecek birileri var mı?
dorttebirhukukcu
2014 yılında henüz 18 yaşında koca bir çocukken çok sevdiğim bir hocamızın ' benim dörttebir hukukçularım' hitabından esinlenerek dörttebirhukukçu olarak bu mecraya giriş yaptım. yolu yarıladığımı sandığımda artık koca bir çocuk değil omuzlarındaki yükleri taşımakta zorlanan küçük bir kadındım. dörttebeşhukukçu olarak buraları terk etme umudunda olduğum şu sıralarda çok düşünüyorum.' - eee sen neler yapıyorsun?' sorusuna verilen ' - okuyorum cevabının ' içinde ne çok mücadele barındırdığını, 'sizin için çalışıyoruz, her şey sizin için, sizin için yaşıyoruz' edebiyatı yapan ailemin neden bir kere 'nasılsın, hiçbir şey senden kıymetli değil'demediğini, yalandan da olsa mezuniyet günümde tebrik beklediğim dayımın ' o cübbe asıl annenin hakkıydı' demesinin kendimi nasıl değersiz hissettirdiğini; lafa geldiğinde arkadaş gibi olduğumuzu iddia edip sadece bütün sıkıntılarını üstüme kusmakla yetinen, kocasının aynı zamanda benim babam olduğunu unutan anneme ne kadar kızgın olduğumu.... herkesin sorunlarla başa çıkabilme potansiyeli aynı değil, şu sıralar içinde bulunduğum psikoloji derdimin çok olmasından değil bunlarla başa çıkamamamdan;kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı ardımda bırakamamamdan... 7-8 yaşındayken annemin kardeşimi eve gelen misafirlere - işte bu benim umudum diye tanıtmasını unutamıyorum mesela, ne için söylediğini hatırlamasam da -senden umudu kestim dediği aklımda... bizim için ne kadar çabaladıklarını, sıfırdan başlayıp ne kadar çok yol aldıklarının farkındayım, hep farkındaydım, 'yok'tan hep anladım. dünyaya gelmeyi ben seçmedim bana bakmaya mecburlar demedim hep yaptıklarının karşılığını vermek için yaşadım, onları hayal kırıklığına uğratmak en büyük korkum oldu, kendi hayal kırıklıklarımı hep sineye çektim. köpek gibi hep bir aferin bekledim. keşke biraz bencil olabilseydim, bu kadar yıpranmaz, güçsüz kalmazdım, belki o zaman 'hiçbir şey benden değerli değil' diyebilirdim. çünkü bir zaman sonra buna kendini inandırmak çok zor oluyor. dönüp baktığınızda hayatınızın 23 yılını ne kadar saçma sapan bir şekilde harcadığınızı, halden anlayan çocuk olmanın omzunuzda koca bir yükle dolaşmak demek olduğunu fark ediyorsunuz... eğer aranızda anne baba olanınız varsa çocuklarınıza sizin projenizmiş gibi davranmayın, başarısız olduğunda nasıl fark ediyorsanız başarılı olduğunda da fark edin; onlar için yaptıklarınızı, vazgeçmek zorunda kaldıklarınızı nimet gibi yüzüne vurmayın ... telafisi güç olabiliyor. size olan siniri, kırgınlığı size olan sevgisini, sizi kırma ihtimalinin korkusunu aşamadığından siz farkına bile varmadan bu hayata ancak ilaçlarla katlanabilecek hale geliyor...
Motorsuz Motorcu
geçen günlerde aynı liseden mezun olduğumuz bi çocuk bana istakramdan davet atmış neyae takipleştik falan. adama çocuk derken çocuğu olduğunu gördüm m ya 🙄 ulan biz en az 2 sene daha okuycaz yaşlandık ya huuu 😐
Gamsız Baykuş
uzunca bir zamandır kendimi tanımaya çalışıyorum ve bu süreç kendimle çokça çatışmama sebep oluyor. eskiden gerek deftere gerek siteye olsun kendimi anlattığım yazılar yazardım. birkaçına göz gezdirdiğimde “ben böyle miydim?” diyorum. olmak istediğim kişiydim eskiden ama şimdi zamanın ve çevremin getirmiş olduğu şartlarla birlikte o kişi olmaktan çıktığımı fark ediyorum ve bu durum beni mutsuzluğa itiyor. bu istemediğim bir durumdu ve kabullenemeyerek sürekli eski ben olmak için çabalayıp durdum. alışamıyordum bu halime çünkü. çok düşündüm, hâlâ da düşünüyorum. neden kaçındığımın farkındayım ama bundan bahsetmeyeceğim. İçinde olduğum durumu matematikle örneklemek istiyorum.

şimdi bir diferansiyel denklem problemi ele alalım. diferansiyel denklem dediğimiz şey kısaca bir fonksiyonun türevli halini de içinde bulunduran denklemdir. türev en temel anlamda değişime karşılık gelir. yani çözülmesi gereken problemimiz aslında değişmiş bir halde ve biz onun önceki halini arıyoruz. çözüm arayışına girelim. adi diferansiyel denklemde her iki tarafın integralini alırız ve bir dizi işlem sonucunda “y=f(x)+c” şeklinde bir genel çözüm elde ederiz. burada dikkat etmemiz gereken şey c sabiti. görüldüğü üzere fonksiyonun ilk halini birebir biçimde bulamadık. biz bu c'ye keyfi değer vererek farklı sonuçlar elde edebiliriz ama hangisinin bu fonksiyonun değişmemiş hali olduğunu bilemeyiz. çünkü o değişti ve eski halini korumamız artık çok zor.

İşte bu günlük hayatımızda da böyle. bakıyorum kendime, bu yaşadığım şeyler boyunca birtakım değişimler yaşadım her ne kadar istemesem de. problem yukarıdaki gibi kısmen. çözüm bulmaya çalışıyorum ama aynı zamanda farkındayım ki asla eskisi gibi de olmayacak. onun için ne kadar çabuk kabullenirsem o kadar iyi. belki de düşündüğüm kadar kötü değildir. hem darwin amcamız ne güzel söylemiş: “en zeki veya en güçlüler değil, değişime en iyi şekilde ayak uydurabilenler hayatta kalır.”

okuduğunuz için teşekkürler. İyi geceler dostlar, saygılar..
kelebeketkisi
allahım herşey benim başıma mı gelir ya. İnsanlar sanki sabrımı deniyor. dün akşam bilet aldım samsun'a gitmek için. metrodan (mecburi olarak çünkü başka firma yok!!!) ve bilet sadece kalemle yazıldı kaşe basıldı. bende ne olur ne olmaz diye int baktım. bie baktım ki erkek yeri görünüyor yanı da dolu üstelik erkek olarak..adamı aradım güzel güzel anlatıyorum he. bakın diyorum internetten bilet yerime baktım erkek görünüyor yanıda dolu. sorun çıkmasın diyorum bana diyor ki nasıl görüyorsunuz erkek olduğunu. diyorum her zaman görünüyor zaten. bana gene diyor siz bilmiyorsunuz.bağırmaya falan başladı telefonu kapattı. benim sinirler tavan tabi..dedim sen görürsün. kontrol etmek için, bende müsteri hizmetlerini aradım. dedi adınıza bilet yok..adamı geri aradım dedim sen ne diye kapatıyorsun telefonu..birşey anlatıyorum dinlemek zorundasın.birde diyor mubarek ayda sinirlendirmeye mi aradın..lan adıma bilet yok diyorum gerizekalı ya. salak birde telefon kapandı ben kapatrmadım diyo. dedim adıma bilet yok müsteri hizmetleri öyle dedi. burda boş görünüyor koltuklar diyor sen nerden görüyorsun erkek oldugunu..delirecem ya.. geri yine kapattı. ne var ne yok her yeri aradım..ilk defa birini bu kadar çok şikayet etmek istedim yani...hala yazarken bile sinirleniyorum 😠😡sonra geri arıyorlar sorun neydi falan diye. şunu baştan doğru düzgün konuşsalardı nalet insanlar
Артем
son 10 yıldır mizantropist olmamak için bir sebep göremiyordum aksine hep destekleyecek olayları yaşayıp gözlemliyordum,son zamanlarda mizantropik bakış açım inanılmaz derecede güçlendi.İnsanın ne kadar şerefsiz ve yoz bir canlı olduğunu anlamak için günümüzdeki atların soyuna bakmamız bile yeterlidir
günümüzde yaklaşık olarak 600 at ırkı varken sadece 2 at soyu vardır. bunlardan biri bildiğimiz evcil at ve nesli tükenmekte olan przewalski atıdır.insanlar tarafından yaptırılmış aşırı yoğun üreme nedeniyle evcil atların genetik çeşitliliği tüm zamanların en düşük seviyesindedir.yoğun üreme derken şaka yapmıyorum bu öyle bir üreme ki dünyadaki tüm erkek safkan atların %95’i darley arabian adlı atın soyundan geliyor.aşırı yoğun çiftleştirmeye bağlı olarak genetik çeşitlilik azalır bu düşük genetik çeşitlilikde genetik hastalıklara yol açar,miyopati ve gece körlüğü gibi genetik hastalıklardan etkilenen atların genetik çeşitliliğinin korunması gerekir aslında her canlının korunması gerekir çünkü düşük çeşitlilik genetik hasara yol açar bu da bir sorundur.bu genetik hasarın insanlar tarafından bilinçli ve kasti bir şekilde yapılması ise kabul edilemezdir tamamen keyfi sebeplerle yapılmıştır.neyse çok uzattım toparlamak gerekirse insanlar şerefsizdir,yaşasın mizantropi ve mizantropistler!

olurda birisi okumak isterse diye makaleyi de buraya bırakıyorum

https://doi.org/10.1016/j.cell.2019.03.049
malifalitiko
hayatımın büyük bir kısmı gerçekte ne bok olduğunu bildiğim kişilerin whatsapp dan attıkları hayırlı cumalar, hayırlı kandiller, hayırlı bayramlar, hayırlı ramazanlar ve bunlar gibi tüm rehbere iletilmiş emeksiz samimiyetsiz suistimalimsi kanayan gül temalı resimli mesajları silmekle geçiyor. mesela ben iyi bir insan değilim, demek ki o yüzden kimseye o tarz mesajlar göndermiyorum. yani klişe olacak ama sanırım sadece ben cehenneme gireceğim bu gidişle doğru ya her boku yiyip cuma mesajları atsaydim kurtulurdum belki tüh..eee sizler nasılsınız ? @ricardoveritas kumar hızlı mı kumar ?
Esraa55
bugün ringte gördüğüm formasyon öğrencisi olduğunu tahmin ettiğim esmer kirli sakallı siyah montlu (montun iç astarı turuncu) lacivert eşofman altı giyen çocuk çok fena birşeysin seni bulacağım...
Fafatara
ben: ya bu gece erken uyuyacağım çok uykum var.
beynim: ay şaka mı bu? seni dört gün hiç uyutmayan ben erken uyumana izin verir miyim lan?
ben: hiç şansın yok. park beni sen de dinlen yarın daha güzel uğraşırsın benle.
beynim: hatırlıyor musun küçükken tüp bebek lafını duyunca bebeklerin tüpün içinde olduğunu sanmıştın da gidip kontrol etmiştin tüpten ses geliyor mu diye. sınıfta öğretmene anne diye bağırmıştın da ağlamıştın, sınıftaki herkes gülmüştü sana.
ben: bunları pişirip pişirip getiriyorsun zaten, alıştım.
beynim: peki, bunu sen istedin. yıllar önce akraba düğününde yaptığın danssss.
ben: hayırrrrrrr, hatırlamak istemiyorum. off çok utandım.
yolyordam
bazen tek sorunun para olduğunu düşünecek kadar acizleşebiliyorum.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)