sadista
dememeliyim dememeliyim diyorum ama , artık tutamıyorum arkadaş , burada öyle vatandaşlar var ki , 1-2 eleştiriye gelemeyen az bir eleştiride bulunduğumuz da direk savunmaya geçip ezmeye çalışan , her türlü unsurda ona karşı tavır aldığımız da bizi itin götüne sokup çıkartan , ancak onları yalayıp yuttuğumuz da bizden iyisi olmayan , bu statü ile kendini arşa taşıyan karaktersiz .... evet evet bunların geneli bayan durun daha erkek kesimine de geleceğim . bu şahıslara onların bakış açıların da yaklaşmadığımız da bizden iğrenci ve kalitesiz bir başkası yokmuş gibi davranmaları siz ne berbat insanlarsınız lan ölün lan siz üstünüze köpekler işesin .

gelelim birde bu tür çapında bulunan erkek kitlesine şurada öyle zekaya sahip adamlar yada adama benzeyen insanlar var , buraya gelip aynı şekilde onları da eleştirdiğimiz de söylediklerimin doğru olduğunu anladığı anda , bana da ağzına geleni sayıp köpürüp çıldırıyor , bir tanesi var bu platformda istediğini yapar bana ne tabi , lakin adam bunu yaparken burada bulunan herkesi aynı statüde gösteriyor ucu bize de dokunuyor bunu eleştirip bir laf dedik diye olan oluyor, sorun da şu buradan karı kız düşürecek ne bok yersen ye bizi kirletmeden yap olum işini . sizde ölün lan sizinde üstünüze köpekler işesin .
Tuhaf Ama Gerçek
bilim insanları, kadınlardaki tuz tüketimi ile prematüre ölüm arasında bağ olduğunu ispatladılar.

📰 tw/brighamwomens
Tuhaf Ama Gerçek
tarihte bugün: 22 haziran 1633'te kilise, galileo galilei'in dünyanın güneşin etrafında döndüğü teorisini geri çekmeye zorladı. aradan 250 yıl geçtikten sonra vatikan gelileo'nun haklı olduğunu, kendilerinin yanıldığı kabul etti.
Sosyotrend
tüylü ayna. şimdi siz nasıl olduğunu da sorarsınız. kamera önündeki şekilleri işliyor ve ardından görüntüyü çıkarmak için her bir tüye beyaz veya siyah mı olması gerektiği konusunda komut veriyor. biraz optik, biraz yazılım biraz sihir.

👑MerryAndrew
güven sağlanan bir şeydir. eğer bir kişi size güvenmiyorsa bunun sebebi tamamen sizsinizdir. o yüzden kızmayın kimseye size güvenmiyor diye.

en güvenilmez olduğu zannedilen insana güvenirim bazen ve kendini güvenilir, düzgün biri zanneden yalancı, çıkarcı, yavşak, şerefsiz ne kadar tanıdık varsa ona nasıl olup da güvendiğimi merak ederler. onda olup da kendilerinde olmayan şeyin ne olduğunu sorgularlar. olay aslında o kadar basit ki. tek yapmanız gereken sevdiğiniz insanları hayatınızda tutmak, konuşmak zorunda olduklarınızla da minimum iletişimde kalmak.

sevdiğiniz o insanlara asla yalan söylemeyin, hiçbir konuda, asla. onlara asla ihmalkar davranmayın, duygularını ve düşüncelerini önemseyin, incitmeyin. olur da ruhunu incitirseniz özür dileyin, ta ki onun tekrar mutlu olduğundan emin olana kadar.

sevdiğinizi söylemekten, bunu belli etmekten, sarılmaktan, yakın olmaktan, gözlerinin içine bakarak konuşmaktan korkmayın. yanında içinizden geldiği gibi olun, tamamen kendiniz gibi. hatta öyle içten davranın ki başkalarıyla konuştuğunuzda sizdeki değişimi ve duvarları fark etsin. sizin için özel bir konumda olduğunu ona hissettirin.

en ufak çıkarınız için bile olsa sevdiğiniz kişiyi asla asla kullanmayın. ne kadar usta bir yalancı olsanız da karşınızdaki çıkar ve yalan kokusunu mutlaka alır. duygularını asla sömürmeyin. karşınızdaki sırf sizi sevsin, size ilgi göstersin diye demagoji yapmayın. karşınızdakinin sevgisini ve ilgisini kendinizi acındırarak ya da tam tersi ona tepeden bakarak kazanamazsınız. eğer siz hissettiğiniz gibi, içinizden geldiği gibi davranırsanız bu yeterli olacaktır. sevgi acındırma ya da aşağılamayla sağlanamaz.

hayat oyununda karşınızdakinin sevgi kartını kazanmak istiyorsanız kendi sevgi kartınızı masaya koymak zorundasınız. bu kadar basit işte.
Ümid Gurbanov
müslüman siyasetçi ve insan hakları savunucusu malcolm x, 1963 yılında bir röportajda "bütün beyaz insanlardan nefret mi ediyorsunuz?" diye sorulunca, "bunun adil bir soru olduğunu sanmıyorum." diyor ve başlıyor cevaplamaya.

Gaf Ebesi
sevgili dost,

herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. belki de bütün zamanlar böyledi.

ali ural
Eleni
yazı karamsarlık içermektedir, okunmaması tavsiye edilir.

dedikten sonra; farklı hayatın farklı pencerelerine yelken açalım. her hayatı yansıtan farklı bir pencere. elindeki işleri bir kenara bırak ve birkaç saniyeliğine evleri gözetleyip yaşamlara bak. herkes kendi halinde, aynı evde birden fazla değişik pencere. hepsinin ayrı bir sıkıntısı, birkaç çuvaldızı, birkaç da iğnesi var. başkalarının derdini sahiplenmek isteyip kendi derdinden arınmak isteyenler, kabullenip kendi sorunları ile yaşamayı öğrenenler, tam öğrendim derken fire verip karamsarlığa tutulanlar. farklı farklı sorunsallar, farklı farklı çıkmazlar. kısa süreli hatalarla karşılaşmalar, altından kalkıp yoluna devam edenler, yükün altında ezilip sessizce can verenler. herkes birbirinden habersiz, haberdar olduklarını sanırken tesadüf eseri olayların gördüklerinden ibaret olmadığının farkına varanlar. benim bir pencerem var, senin bir penceren var, onun bir penceresi var. sadece 2 3 tanesinin varlığından haberdarsın, geri kalanlarından bihaber. İnsanlar ölüyor, insanlar diriliyor. çoğu diri görünürken ölmüş oluyor. kiminin namı ölü bedenini diri tutuyor.(İyi ya da kötü.) yaşamlara baktın mı? birkaç saniyeliğine. herkesin farklı hayatları olduğunu gördün mü? peki, devamını görüp onların yaşantısının içine girmek ister miydin, en derin kesimlerine hem de. İşlediğimiz günahların yazılmadığı evrelerde dünyada varolan kuklalar sanıyordum kendim dışındakileri. onları oynatan başkaları varmış gibi, oyun karakteri gibi. onların duygu ve düşünceleri yok sanıyordum. bir defasında isyan etmiştim, "sen beni sevmiyorsun, ben de artık seni sevmiyorum." küçüktüm. gözyaşlarımın bedeliydi kendimce. görmüyordum, duymuyordum, çektiğim acılarım yanıma hep zarardı. (evet evet oyuncak ayım kaybolmuştu.) bir insanın acı çekmesinin yaşı yok bence, her yaşta kendi payını alıyorsun. pişman olmuştum, kendim gibi pencerem de küçüktü. büyüdüm, değiştim, pencerem görüş açım için genişledi.(yeteri kadar değil.) İnsanların kukla olmadıklarını idrak ettim. onların da benim gibi penceresi varmış. saklı köşelerinde yatan mutlulukları, üzüntüleri. çok zaman altından kalkamayacağım yükleri sırtladığımı düşündüm, tam altında ezilecekken bana uzanan el ile ayağa kalktım. İntihar benim için kurtuluştu, sadece kendi penceremi kapatacaktım. sadece kendi odamı havasız bırakacaktım. yapacağım tek şey, oyuna son vermek olacaktı. zamanla kurtuluş olmadığını fark ettim. uzun bir zamanımı aldı diyebilirim. öğrendim ki; bir evin penceresiydim, bağlantım vardı. penceresi olduğum evin sadece penceresi olmayı bırakıp bakımsız penceresi olacaktım. İntihar etmiş olsaydım tabii. kapısı ölümle kilitlenmiş bir oda, yağmur yağacaktı, toz olacaktı, rüzgarlar esecekti, dört mevsim de ayrı ayrı zamanlarda yaşanacaktı. ölüm yüzünden o pencere hep eski gibi gösterecekti evi. şu an kapım da açık, pencerem de. ev yeni gibi görünüyor, hayatında yerim olanları üzmemiş oluyorum ama gözlerimi kapatınca aydınlıkta bulduğum karanlıkta herkesin yaşamı beni esir alıyor frank.
Recep Tayyip Erdoğan
yol arkadaşımız, kader arkadaşımız, dava arkadaşımız bursa, 24 haziran'da türkiye'yi şahlandırmak için çıktığımız bu yolda bizimle olduğunu bugün bir kez daha gösterdi.

teşekkürler bursa!

#VakitBursaVakti
themuallim
en nefret ettiğim şeyler:
1.mütemadiyen memnuniyetsiz misafirler
2.memnuniyetsiz misafirlere sürekli çay koymak (ayyyy canım benim çok demli bu ya, balım bu ne imamın abdest suyu gibi, ay bu soğudu tazeler misin)
3.bunu yazdıktan sonra da aynı duruma devam edecek olmak.
ayrıca kolunu şıngır şıngır sallayıp örgü ören teyze, sanki o bileziklerin imitasyon olduğunu bilmiyoruz :(
Ümid Gurbanov
kara delik
http://birnevidipnot.blogspot.com/2018/06/kara-del...

"odamda bir kara delik var. (...) 'peki,' dedim içimden, 'bu, bir savaş.' ama insan bir kere bir savaşın içinde olduğunu düşündü mü, tek hedefi kazanmak olur; kazanmadığı sürece, her şey bitse bile, savaş bitmez." (görsel: gao xingjian)
mimarlique
20 sinde edirneye yaz okuluna gidecektim 25 inde dersler başlıyor az önce ailemle konuşurken 24 ünde seçim olduğunu hatırladım, ışınlamayı vaat eden partiye oyumu veriyorum duyurulur
Ümid Gurbanov
küçükken parça parça izlediğim dragon ball'a başladım geçenlerde. hakikaten çok eğlenceli, coşa coşa izlemekle kalmıyor, dünyanın en iyi anime açılışına sahip olduğunu da düşünüyorum.

Zeze
bugün pislik bir kedi yüzünden telefon ekranım çatladı. ekrana baktıkça kalp kırıklığından daha üzücü kırıkların olduğunu görüyorum 😣
👑MerryAndrew
yine kontrollü davranmak zorunda olduğum ve samimiyetsiz bir samimiyet göstermem gereken bi davetteydim. saçma sapan muhabbetler, yapmacık tavırlar. kendimi boğuluyor gibi hissettim. sakin, soğukkanlı, uyumlu ve olması gereken kadar hoş sohbet bir kimliğe büründüm. bu kimliği sevmiyorum. klasik yarı resmi davet maskesidir. tüm yaratıklarda vardır bu maskeden. o davet salonuna girdikleri an tüm yaratıklar bu maskeyi takar. normaller buna “insan maskesi” diyebilir. kimin ne olduğunu ayırt etmek insanlar için zordur. sadece yaratıklar birbirini tanır. ve eğer bir yaratığı düşman edindiyseniz sizi o davette ifşa etmek için köşeye sıkıştırıp maskenizi parçalamak ister.

köşeye sıkıştırıldığım o anda elime bir sopa alıp tüm o masalardaki kadehleri, tabakları, her şeyi paramparça etmek istedim. peki gerçekte ne yaptım?
sadece gülümsedim, hem de en sahtesinden.

neyse ki güzel şeylerin sonu olduğu gibi böyle boktan durumların da bir sonu oluyor. hani stresli ve bunalmış anlarınızda bir yere kaçmak, kendinizi dış dünyaya kapatmak ya da yanında iyi hissettiğiniz birine sığınmak istersiniz ya öyle bir kaçış hissiydi bendeki. telefonu elime alabildiğim ilk anda yanında kendim olabildiğim tek kişiye, arkadaşıma mesaj attım. kendisi dünyadaki en mükemmel dost olabilir, bu konuda iddialı konuşmak için yeterince sebep biriktirdim. aradı sonra, dinledi, bir şeyler anlattı ve onunla konuşunca içimdeki yaratığın derin bi uykuya daldığını hissettim. en son alice’teki yavşak tavşana sövüyordu falan.

İyi biten her şey iyidir derler. bugünü güzel kapattım en azından. (maşallah deyin please)

dip not: tek beklentim herkesin birbirini olduğu gibi kabul edebilmesi ve bir sevgi topu olup pamuk şeker tarlasında yuvarlanalım falan. çok şey mi istiyorum.
mihrimah🤘
annem aradı konuştuk falan derken , her yaz köye gelen komşumuz beni oğluna isteyeceğini söyledi.
ha ha😂😃 o çocukla ne fubol ,kanter oynardık,
annem diyince komiğime gitti , anne 11 adam lazımsa geleyim , yoksa diğer iş yaş diyesim geldi.
lan yıllarca çocuğa abi diyip dolandım🙄 kesin büyüklerin işi sanmiyom yani çocuğun öyle bi niyeti olduğunu.
Recep Tayyip Erdoğan
bugün madenci anıtı'nın yanı başından, türkiye'nin şahlanışının müjdesi yükseldi.

bu meydan bana 24 haziran’da destan yazmaya hazırlanan bir zonguldak olduğunu söylüyor.

teşekkürler zonguldak!

#VakitZonguldakVakti
Tuhaf Ama Gerçek
1000 tane özel koruma, 2000 tane sivil polis olduğunu hesaba katarsak binali yıldırım meydanda kendi kendine konuşuyor.

sahi neden kimse başbakan binali yıldırım'ı dinlemeye gitmiyor? düşük profilli olduğu için mi acaba? https://twitter.com/errdemglr/status/1002236207093...
Gaf Ebesi
aşkın küçük detaylarda saklı olduğunu gösteren 10 muhteşem çizim

http://www.muthispsikoloji.com/askin-kucuk-detayla...
OyuncakAyı✔️
tam 1 ay önce türkiye basketbol maçına gidemeyeceğim için iki gün boyunca ağlamıştım. ama dün sahurdan beri, hayat benim için mükemmel çünkü maçın istanbul değil ankarada olduğunu öğrenince bütün dünyalar benim oldu ve o an kendi kendime gülüp evde sevinçten tepindim. istanbuldaki ablam o zaman müsait değildi ama ankaradaki ablam evli ve orda yaşıyor. yani gitme olanağım %99 arttı. şimdi ise karşınızda hayaline ulaşmasına bir ay kalan bir kız duruyor çünkü biletleri aldıkkkkkkkk. dışarda ve evde kendi kendime gülüp duruyorum çünkü çok mutluyummmm. bekle beni ankararararaa. türkiye'nin gururlarını desteklemeye gidiyorum beeee.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)