Calimeroo
arkadaşlar, merhaba arkadaşlar ben bir halt yedim. gittim kolumu çatlattım, hem de sağ kolumu hani şu sürekli kullandığım kolumu. evet evet bence de aferin bana. gece yatmak sabah kalkmak bilmeyen ben bakınız saat 7 ve ayaktayım. neden ? çünkü kolunuz alçıda uyumak epey zor bir eylem...neyse buna da şükür ki kırmadım. bir yanım deli gibi pişman, bir yanımsa olacağı varmış üzme tatlı canını diyor. taş olsa çatlar diyorlar nazardan, dedim ne nazarııı, neyin nazarııı, kimin nazarı ?!? canım kemiğim çabucak iyileş lütfen bu minik calimeronun sana ihtiyacı var....
Fridakahlo
özellikle lisede böyle sürekli insanları bişeylere benzetme geleneği vardır.herkesin vardır şuna buna benzetiliyordum diye yani genelde öyle tavşana, kediye falan benzetenler var sizinde varmıydı bilmiyorum. kendimi bildim bileli anime karakterlere benzetiliyorum. lisede anime kız diye seslenirlerdi. anime diye seslenince dönüp bakıyordum, artık siz düşünün 🤭 birde internetten açıp gösteriyorlar, bak işte aynısın diyorlar. artık bu duruma alıştım sanırım.
Fridakahlo
bu bir sorun mu bilmiyorum. arkadaşlarımı, akrabalarımı sürekli arayım sorayım mesaj atayım elimden hiç telefon düşmesin şeysi yok. beni aramadın sormadın unuttun diye söylemleri var ama aslında kötü bir niyetle değilde ne bileyim sürekli konuşma arama modunda değilim günlük hayat telaşı diyebilir miyiz bilmiyorum. çokta uyumlu biri değilim anlaşabildiğim nadir insanlar var. elimden geldiğince mesaj atmaya çalışıyorum ama olmuyor galiba. yani birinin iyi olduğunu biliyorsan neden hergün arayasın ki, mesaj yazmayı da sevmeyen biriyimdir ,sürekli mesajlaşayım modunda değilim. arkadaşlarım bu yüzden bana tavır alıyor bazen, hatta numaramı silen var. çokta şey yapmamak lazım galiba. ne yaparsak yapalım insanları mutlu, memnun edemeyiz. elimizden gelen herşeyi yapsak yine eksik birşey kalacaktır.
wulsfgersborger
olayı kısaca özet geçiyorum ; bizim evde bir ev arkadaşım sürekli yemek yapar sarmasına kadar :) diğer ev arkadaşım ise 1.sınıf yaklaşık 6 ay boyunca bulaşıkları çeşitli akıl oyunları ile ona iteledim. 6 ay boyunca ne yemek yaptım nede bulaşıkları yıkadım. memleketinden gidip geldi adam bulaşık bugunu çözdü. dün ağlayarak bulaşıkları yıkadım. taktik veriniz efenim 😅
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
Fridakahlo
bugün öğretmen atamaları olmuş.arkadaşımda atanmış. bir çok öğretmen adayı hayallerine kavuşmuş.onların adına çok sevindim darısı tüm isteyen öğretmenlerin başına inşallah. ben bu okula başladığımda yüksek lisans hayalim vardı. bunun için çaba da gösteriyorum. ales kitapları aldım çalışıyorum. İstediğim bölüm hakkında bilgi topluyorum. okuyan insanlarla hocalarla bile iletişim kurdum konuştum baya istekliyim. ama ödevimiz için köy okuluna gidip orada öğretmenlik yapma fırsatımız olmuştu. küçük sınıflarda ki çocukların öğretmeni olmanın çok farklı güzel bişey olduğunu farkettim. sürekli sana sevgiyle, saygıyla ve minnetle bakıyorlar sürekli sarılıyorlar. gözlerinin içi gülüyor yeni bişey öğrenmek için çok hevesliler.öyle içten öğretmenim diyorlar ki.. çok güzeller, bunlar aklıma geldikçe okulu bitirip hemen atanma istediği gelmiyor değil. İnşallah olur.. ☺️
çok_karanlık_patron!
adamlar forvet aldı (diagne)yeri göğü inletti. la daha ne istiyonuz sürekli kupa alıp duruyonuz. bi sene de almayıverin. bi de bizi düşünün napalim biz komple kadıköyde intihar mi edelim.
Fridakahlo
alıyorlar en son model telefonları pardon en havalı ve ünlü telefonları sonra içine yüklüyorlar ne kadar uygulama varsa sonra ne yiyip ne içiyorlarsa paylaşıyorlar. dışarıda, sosyal medyada gördükleri o insanlara özeniyorlar onlar ne yapıyorsa aynılarını yapıyorlar sırf onlarla aynı görünebilmek için hiç olmadıkları insan gibi davranıyorlar sosyal medyada, tanıştığım insanları sosyal medyada tanıyamıyorum.
sürekli mutluyum havası ile fotoğraflar, hikaye üstüne hikaye
neyi kime ispatlamaya çalışıyoruz ki o insanlar şunu der bunu der diye kendimizi unuttuk işte bu yüzden mutsuzluk çağımızın hastalığı, insanlar o özendikleri insan gibi olmaya çalışıp her eksiklikte mutsuz oluyorlar.
herkesi aynı tip insan yapmaya çalışıyorlar. instagrama neden fotoğraf atmıyorsun bunlardan biri çünkü sende onlar gibi olmak zorundasın sürekli öz çekim yapıp insanlara mutluluk pozu vermek zorundasın. (yanlış anlaşılmasın paylaşanlara karşı değilim.) fotoğraf çekiyorum onları paylaşıyorum ama hayır kendi özçekim fotoğrafım olmadan olmaz neden çünkü herkesle aynı olmak zorundayım aksi kabul edilemez. İyide niye?
Fafatara
hiçbir şey yapmadığım halde sürekli yorgunum. yorgun olduğum için de hiçbir şey yapasım gelmiyor. yapabileceğim en güzel şey ne diye düşünüyorum düşünüyorum. sonra diyorum ki keşke ölsem. ne güzel ölürüm lan ben. müthiş ölürüm. öleyim ben öleyim. çiçiliye can veren allah'um çek beni yukari.
ikarus⚡
bir arkadaşım var, sürekli iletişim halinde değiliz ama garip bir şekilde ne zaman canım sıkkın olsa bundan hiç bahsetmediğim ve bilmediği halde bana "iyi misin, her şey yolunda mı" diye mesaj atıyor. bu akşam yine aynısı oldu ve bu sefer "nasıl olduğunu, nasıl hissettiğini senden başka bilen var mı?" diye bir soru sordu. açıkcası bu soru bende soğuk duş etkisi yaptı. çok doğru ve mantıklı bir soru. düşünmeye başladım, nasıl olduğumu gerçekten benden başka bilen biri var mıydı...
Fafatara
değerli uzun boylu insanlar,
toplu taşıma araçlarında lütfen daha duyarlı olalım. sürekli kolunuzun ya da dirseğinizin hedefi oluyorum. ya gözlüğüme vuruyorsunuz ya da başıma. kol neyse de dirsek denk gelince kötü oluyor. tabii ki yanlışlıkla olduğunun farkındayım. o an önemli değil diyorum ama can bu acıyor. bir de ne olduğunu anlamak için arkasına bakanlar var ama işte ben aşağıdayım. neyse en azından bir şeye çarptıklarını fark ediyorlar. kısacası artık başıma vurmayın, acıyor. he bir de bildiğiniz gibi çoğu zaman ayakta kalıyoruz. bu sırada bir yere tutunmaya çalışırken fark etmeden koluyla omzumu bastıran çok kişi var. zaten kendimi zor taşıyorum siz de öyle yapınca daha zor oluyor. o yüzden yapmayın böyle şeyler, omzum ağrıyor sonra.
Fafatara
arkadaşım hasta olmuş, ateşim var deyip yattı. hastaneye gidelim diyorum, yok. meyve soyayım diyorum, yok. çay yapayım diyorum ona da yok. kalk duş al diyorum, yok. sürekli ateşim var diye mızmızlanıyor ama. ne yapayım üfleyerek ateşini mi düşüreyim?
ucuncunesilsaglikci
uzun bir süre mutsuz olunca mutsuz olmaya alışıyor sanki insan. evet sürekli dibe iniyorsun falan ama zaten dibin etrafında dolaştığın için dibe inişlerin hayatını tepetaklak etmiyor. öbür taraftan uzun bir mutsuzluk döneminin ardından hiç beklemediğin kadar güzel günler yaşadıktan sonra tekrar mutsuz döneme gitme ihtimali bile insanın dünyasını tepetaklak edebiliyor. musmutlu olurken bir anda dini görünce insan toparlanamıyor. bir de eğer bu mutsuzluğu yaşarken hayat seni her alanda zorlamaya başlıyorsa üzüntüyü yaşamaya ve bu duruma alışmak için çabalamaya vaktin olmuyor. saçma bir şekilde sürekli yorgun, sürekli sinirli ve patlamaya hazır bir yanardağ gibi etrafta dolanmaya başlıyorsun. artık lavların seni mi etrafındakileri mi yoksa maviyi mi daha çok yakar bilemiyorsun.
morfinaltkat
bugün sivas cumhuriyet üniversitesinin kampüsü bayağı gezdim çok tuhaf şeyler gördüm gidecekseniz herşeye hazırlıklı olun. benim bile sasirdigim şeyler var
1:kampüste girişler kartlı ; fakültenin girişinde kapıda gişeden geçerek giriyorsunuz ( her fakültede)
2: kantinlerde nakit para kullanılmıyor ( çok şaşırdığım şey )
3: merkez kafeteryada yine para geçmiyor (yaşam merkezinin prototip şekli :):)) cay almak için bile kartla ödeme yapıp başka biyerden cay alıyosunuz ( neden bele birşey yapmışlar anlam veremedim)
4: kampüs ring 50 kuruş (makul) r11e kurban olam, yeminle r11 aradım sivasta
5: fakülteler çok eski modern bi bina göremedim ( kiliseye benzeyen iletişim fakültesi hariç :):):)
6: kampus içinde minik marketler var sigara içenler için artı bi özellik
7: omudeki kızlar daha güzel
8: ha unutmadan söyleyim deniz yok bikere geldiğimden beri sahile gidem sahile gidem sürekli aklımdaydı ama burasıda bembeyaz bi deniz olmuş zaten.
9: sivas cumhuriyet üniversitesini gezmek istiyorsanız sivas ta mutlaka arkadaşınız olmalı
İlk günü değerlendirecek olursak eski bi üni olduğu da göz önüne alırsak samsun 100 kat daha iyi :):) yarin şehir merkezini gezmeyi planlıyorum bakalım neler yasayacaz neler gorecez .
saygılarımla :):):)
alien
sayın dedikoderlar sürekli ben paylaşıyorum biraz da siz dinlediğiniz, sevdiğiniz müzikleri paylaşın. yorumlarda oturdum bekliyorum. acayip değişik şeyler dinleyesim var.
Zeze
cümlelerimde genelde galiba kullanıyorum. çünkü çoğu şeyden emin değilim. düşünceler okunan herhangi bir yazıyla, gözlenen bi davranışla, bir yaşanmışlıkla değişebilir ve bu bir an sonra bile olabilir. bir de hadsiz buluyorum galiba emin olmayı. sürekli değişen dünyada bu denli net konuşmak ne haddime gibi 🤔
Gaf Ebesi
dünyanın en büyük problemi, akılsız ve fanatik kişilerin kendilerinden son derece emin olması, buna karşılık zeki insanların sürekli şüpheler içinde olmasıdır.

bertrand russell
aergün
üstü kurşuni renkli, cafede çalışan sürekli söylenen, sinirli şey nedir?
- eski sevgilim
👑Merry Andrew
kim olduğumu biliyorum. ne olduğumu. neleri sevdiğimi. nelerden nefret ettiğimi. nelerin beni hissizleştirdiğini. nelerin bana haz verdiğini biliyorum. ve kaçıyorum kendimden. olabildiğince uzağa. ardıma bakmadan koşuyorum tüm gücümle. ama bir süre sonra fark ediyorum aslında olduğum yerde dairler çizdiğimi. yıllarca o karanlık ormanın derinliklerinde kötü kurttan kaçtığımı sandım ama kaçtığım şeyin sadece bir yansıma olduğunu çok geç fark ettim. hiçlikte yankılanan o duyduğum ses, beni ölümüne korkutan o canavar, bunu kabullenmek çok zor, o benim. kaçtığım, korktuğum şey benim. simsiyah gözleri, korkutucu suratı ve kalın boğuk sesiyle bana bakan o şey sadece aynadaki yansımam. korktuğum yerdeyim. benden ayrı biri değil o ve onunla bir olmayı kabullenmek zorundayım. daha ne kadar kaçabilirdim ki zaten. ne olduğumu biliyorum ama onunla bir olup kendimi kabullenirsem olacakları da biliyorum. atlattım sanmıştım, kaçıp kurtulabilmeyi başardığımı sanmıştım ama bu gölgenden kaçmaktan farksız. yapabildiklerimi kabullenmek onu kabullenmek demek ve onu kabullenirsem bir olduğumuzu da kabullenmişim demektir. bu bana beladan başka bir şey getirmez.

kendimi bildim bileli çok fazla şey yaşadım hep. sürekli sorunlarla uğraşmak, sürekli mücadele içinde olmak ve bir yandan hayatla uğraşıp bir yandan sevdiklerini güvende tutmaya çalışmak artık beni yormaya başladı. tükenmenin hiç sırası değil. şu aralar zaten depresyona falan girmeye de zamanım yok. benden hep mücadele etmem bekleniyor ama ben daha kendi dertlerimi çözemiyorum nasıl başkalarına faydalı olabilirim ki. kalan son gücümü de aileme harcıyorum ve bu bir süre böyle devam edecek. peki ben hayatla boğuşurken içimdeki karanlık bir fırsatını bulur da beni yakalarsa.
gulmeksanayakisiyor
size son zamanlardaki kötü alışkanlıklarımdan bahsedeyim. elime ne zaman bir bilgisayar veya telefon alsam ilk kitap sitelerine giriyorum. sürekli okumak istediğim kitaplar vardı vakit bulupta okuyamadıgim. ekliyorum sepete bakıyorum okadar çok olmuş ki sepette şimdi hangisinden vazgeceyim diyorum . İşte asıl komik olan yanıda buya içinde set ile birlikte 16 kitap 68 lira tutmuş hepsi bu kadar mı diye şaşırdım. peki arkadaşım ne dese beğenirsiniz okadar kitabı ne yapacaksın , okadar para boşuna gitti hangisini okuyacaksın . peki benim aldığım bu kitapların hepsi senin günde ictigin bir paket sigaranın 5 günlük parası onu içip kendimi zehirleyene kadar bir kitaptaki belki bir sözle zihnimi aydınlatması kaç para?

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)