Zeze
merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)

öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.

*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.

*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)

*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…

*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.

*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.

hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.

tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.

şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
thor
hala utanmadan sıkılmadan "kızcağız islami yetişseydi bilmem ne" diyenler var. ensar vakfı olayına girmeden farkı bir şey anlatayım. öncelikle bu tiplerden dolayı din düşmanlığının arttığı aşikar. kuran'da yazan ayetlerin neredeyse tamamı "önce erkeğe" söyleniyor. mesela örtünmeyle ilgili ayetler. önce erkeğin nasıl giyinmesi gerektiği sonra kadının. bir sürü örnekle çoğaltabilirsiniz. ayrıca son yıllarda hadis diye millete anlatılan sözde hadisler var. yok huriymiş bilmem ne. ya kuran'da hurilerin cinsiyetiyle ilgili bir şey yazmıyor ki. sadece çok güzel oldukları söyleniyor. kadın denmiyor. cinsiyet yok. ama sanki her erkeğe 70 kadın verilecek gibi anlatıyorlar ve inanıyorlar buna. birden fazla kadınla evlenme meselesi. evet nisa suresinde erkekler için birden fazla kadınla evlenebilirsiniz diyor. ama bu ayetin devamı var. kimse onu söylemiyor. evlendiğiniz kadınların hepsine eşit davranacaksınız. aynı sevgi aynı saygı vs. ama siz bunların hiç birini yapamayacağınız için içlerinden bir tanesi ile evlenin diyor. bu gibi örnekler dinin ne kadar işine geleni kabul etme mantığının bir sonucu. mesela aynı mantıkla içki içilebilir. çünkü ali imran suresi (başka sure de olabilir hatırlayamadım şuan) "içkinin size yararı da vardır. zararı da. ancak zararı yararından çoktur. " diyor. eee ben bu ayete göre içki içebilirim. haram veya yasak demiyor bu ayette. ama sonradan gelen ayetlerde kesin yasaklanıyor. özetle allah islamı önce erkeğe göndermiştir. bu kuran'da da diğer kitaplarda da hatta adem ilk yaratıldığında da böyleydi. kadınları korumak için kadınları islamla yetiştirmek çözüm değil. erkekleri önce islamla yetiştirmek lazım. ya ben müslüman değilim diyen varsa da o diyen kişi hangi dine inanıyorsa onun dini emirleriyle yetişmesi lazım. hepsinden önce de insan olması lazım. eskiden din kültürü ve ahlak bilgisi dersi vardı. eğer din sadece ahlakı kapsasaydı adı böyle olmazdı. ahlak toplumlara aittir. bu toplumda ahlaksız görülen bir şey başka toplumlarda normal olabilir.

bir de şeriat isteyen tayfa var. şeriat olsa öyle olmazdı falan. şeriat ne mesela? haberin var mı şeriattan? mesela şeriata göre siber suçuları nasıl cezalandıracaksın? İslam geldiğinde mahkeme hakim savcı mı vardı? o dönemde belirli suçlara belirli ceza vermiş allah. e diğerleri? bunun için de akıl vermiş. ceza, suç işledikten sonra verilen bir şeysen çıkıp, suçu önleyecek unsur olması lazım. senin şeriat dediğin şeyde bazı olaylarda sürgün cezası vardı. şimdi siber suç işleyeni sürelim mi ülkeden? ne yapalım?

biz ümmetiz peygamber torunuyuz diyor adam. ve buna inanan müritleri var. ulan hadi diyelim gerçekten peygamber torunusun. İspat edilemez de hadi diyelim öylesin. ee? bana ne karı var bunun. peygamber torunusun diye müthiş iyi bilgili bir din adamı ve insan olman mı lazım? ulan peygamberinizin 4 amcasından 3'ü kesin olarak ona inanmadı. sen bana torunuyum diyorsun! hasan ve hüseyin'i şehit edenler peygamberin amcasının torunu oğlum? siz manyak mısınız? peygamber torunu olsan bana ne bize ne? İnsan ol önce.

bak yine sinirlendim. neyse. özetle dinle falan bu toplum düzelmez. eğitim ve cezalar arttırılmadan bunların düzelmesi çok zor. ne kadar eylem de yapsak, duyursak da, siyah da giysek nafile. çünkü devleti yöneten insanların umrunda değil. çünkü onların kız kardeşleri, eşleri, ablaları çakarlı arabalar ve korumalarla geziyor. hiç onlara böyle şeyler olmaz. çünkü türkiye eski türkiye değil. kadınlar özgürce geziyor. eskiden türbanlı kardeşlerimiz çoğu yere giremezdi. öyle de kardeşim şimdi de katiller caniler insanlıktan nasibini almamışlar istedikleri yerde istedikleri zaman istediğini yapabiliyorlar. ve ceza almıyorlar. o ne olacak?
themuallim
helllöööö diyerek giriş yapıyorum siteye.🌈
saygıdeğer ikizler'in yazısından ilham alarak buralarda arzı endam etmeye karar verdim. nasılsınız?
ben görüşmeyeli hele hele hele hele antepli oldum arkadaşlar💃
sizinle görüşmeyeli şahsi olarak hayatımda pek de bir şey değişmedi aslında. yine aynı ben, sadece mesleğimi gerçekleştirmeye ve farklı bir şehirde yaşamaya başladım. üç yıllık bir kpss süreci sonucunda 2022 şubatta antep'te bir liseye atandım. bu süreç benim için ilk başta çok zordu. thor'la da konuşmuştuk, maceradan maceraya atladım ilk atandığım zaman😅
öncelikle antep pahalı bir şehir, zaten günümüzde alım gücümüz belli maalesef ama antep'te bu durum ekstra diyebilirim. yemek kültürü bunu en çok besleyen durum bence. daha önce hiç güneydoğu turu yapma fırsatım olmamıştı, kulaktan dolma bilgilerle gittim oraya. çok katmanlı, her tür sosyal statüden insanla karşılaşabileceğin; bilindiği üzere farklı milletleri de çokça barındıran bir yer. aslında bizim için zorunlu hizmet adına ilk başta gelen bölge burası ama sevmek lazım. elbette hem fakültede okurken hem sınava hazırlık sürecinde "her neresi olursa olsun görevimi yaparım" diyordum, diyorduk ama iş bunla bitmiyormuş gerçekten.
bir yandan ev bulmaya çalışıyorum, bir yandan kültüre adapte olmaya çalışırken aynı zamanda mesleğime, öğrencilerime adapte olmaya çalışıyorum. en zoru kesinlikle ev bulmaktı, bu uğurda az kalsın yolum malum evlere düşüyordu dolandırıcılar sağolsun :)
şimdilik 4 aylık bir tecrübem var bu içinde bulunduğum tempoya dair ama okulum çok kötü, semti çok kötü, şartlar çok kötü. güzel olan tek tarafı sanırım çocuklar. ben buraya öğretmeye geldim ama kendim her gün ayrı bir gerçek öğreniyorum. ben onlara matematik öğretiyorum -en azından deniyorum :)- onlar bana kendimi öğretiyor. çok garip. ne olaylar ne olaylar. anlatırım bir gün, çok uzun. şuan çok idealist gidiyorum aslında ama umarım içinde bulunduğum sistem bunu köreltmez. kendime sabır ve daha fazla hoşgörü diliyorum.
velhasıııllll karanlık yollardan geçtik, zehir gibi sular içtik veee tekrar burada buluştuk. öpüyorum kocaman :*
thor
öncelikle kestane balının diyarı zonguldak gökçebey pazarlıoğlu köyünden tüm dünyaya selamlar.
👑 Ef.
eveet incelemeye bu üründen başlıyorum çok bilindik olmaması ve fiyatının uygun olması açısından anlatmaya değer olduğunu düşünüyorum. öncelikle gratiste satılıyor, fiyatı 30tl ama sık sık indirime giriyor 20tlden fazla para vermeyin.
sık sık saçlarımı boyayan biriyim ve son kullanmamda saçlarım aşırı sertleşti ve kurudu.
bu ürün nem ve parlaklık vadediyor bu yüzden de bunu denedim.
ürünün kullanım önerisinde ıslak saça 3-4 dakika yazıyor ama okumadan kullanmıştım, kuru saçta 1-1.30 saat beklettim. bu arada yapısı yağlı değil, krem gibi elde yapış yapış kalmıyor ve durulanması da normal şampuan durular gibi kolay.
İlk kullanmamda çok az fark etti, ikincide biraz daha fark gördüm üçüncüde ise istediğim gibi kolay taranan, canlı ve yumuşak haline döndü.
yani çok bir mucize beklemeyin ama saçlarınız kuru ve cansız kaldıysa işinizi görür.
hipokratinyegeni
evet arkadaşlar öncelikle üniversitemizi kazanan arkadaşlara hoş geldiniz demek istiyorum. tıp fakültesine yerleşenler varsa bu postun altında okulla ilgili sorularını sorabilirler mümkün olduğunca cevaplamaya çalışırım :d
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgun ve musmutluyum. yaz okulundan sonraki bir aylık yatışımın ardından bu kadar hareket halinde olmak bana müstahaktır diye düşünüyorum. öncelikle üniversitemize yeni gelen kardeşlerimize hoş geldiniz diyorum. bu üniversitede ve platformda 5. yılına giren biri olarak benden büyükler de olsa ben de kendimi bir nebze olsun yaşlanmış hissettim bak şimdi. yaşlılık sohbetlerini bir tarafa bırakayım yahu. ben bir arkadaşımı daha evlendirdim bu sene. milletin arkadaşları mı yavaş yoksa benimkiler mi çok hızlı anlamıyorum. beraber finalleri, vizeleri çalıştığımız, oda komşum olan adamlar bir bir evleniyor. bu sefer de samsuna gelmeden önce düğün için ankaradaydım. sabah erken indim, hem rahat rahat düğüne katılırım hem de biraz gezerim ankarada diye. biraz bir camiye girdim uzanıp dinlendim. allahın evlerinin kimsesiz olduğumuz zamanlarda kimsemiz olması çok hoşuma gidiyor. ondan sonra bir kahvaltı yaptım. sonra anıtkabire gittim. anıtkabirin her yeri japon dolu. kendimi yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hissettim. türkçe konuşan azdı. bu durum şaşırttı beni. türk milletinin atasını ziyaret için geç saatleri beklemesi tuhaf bence. atatürkü ziyaret ettikten sonra dedim ki kızılaya geçeyim. orada çok güzel kitapçılar var. daha önce bir defa gitmiştim. arkadaşlarım kollarımdan tutup çıkarmışlardı beni remzi kitapevinden biz buraya kitapçı gezmeye mi geldik diye. bu sefer de otobüse binip kızılaya geçecekken arkadaşlar aldı arabayla düğüne geçtik erkenden. düğünden sonra tekrar bindik arabalara ve indim samsuna. o kadar özlemişim ki bu şehri. artık memleketim burasıymış gibi. nasıl özlemeyeyim ki. aşık olduğum, gezgin gibi bir dosta sahip olduğum. denizinden ormanlarına, havasından yollarına kadar benim olan bir şehir. bu sene yeni bir yurtta kalıyorum ben. güzel sanatlar kampüsünde üniversitemiz bir erkek yurdu açmış. ben de tesadüf eseri fark ettim. yaz okulunda başvurmuştum ve bir arkadaşımla beraber çıktı. ben çok sevdim burayı. hem ilkadımdaki çay ocaklarıma yakın, hem üniversiteye yakın. her yer bir gezgin uzaklığında :) 3 gündür eşyalarımı taşımak, eksik olan şeyleri almak, okuldaki işlerimi halletmekle uğraştım. ve dün gece 3 aydan daha fazla zamandır kendisinden ayrı kaldığım yarimle buluştum. o kadar çok özlemişim ki onu. İnsanın birini özlemesi kadar güzel bir şey varsa özlediğine kavuşabilmesi. bunu nasıl kelimelere dökebilirim nasıl anlatabilirim bilmiyorum. sevdiğinizin gözlerini öylesine izleyebilmenin mutluluğunu başka ne verebilir ki şu dünyada. İnanın ki bilmiyorum. o anların her saniyesini romanlar dolusu yazmak isterdim. ama aşk insanda unutkanlığa yol açıyor. bildiğinizi de unutuyorsunuz bir tek o kalıyor geriye. güzel sevin, güzel sevilin dostlarım. hayat aşkla çok daha başka güzel. normalde 4-5 yazıya sığdıracağım şeyleri tek yazıya sığdırmaya çalıştım. çok da uzattım farkındayım. ne yapayım yahu. dostlarımla muhabbet etmeyi seviyorum. hem de en son yazısını uzunca bir zaman önce yazmış olan bir ikizler olarak biraz da hakkım var sanki. gecenize bir fotoğraf bırakarak iyi geceler diyeyim dostlarım. bu fotoğraftaki radyo yarimin bana dün gece hediye ettiği radyo. o kadar güzel bir şey ki. elektrikle ve şarjla çalışıyor. fm özelliğinin yanında usb, sd card ve aux bağlantılarını da desteklemesiyle müzik zevkini doruklara çıkarıyor. tam hayallerimdeki gibi bir radyo. ve hayallerimdeki radyonun hayallerimdeki aşkım tarafından bana hediye edilmesi de muhteşem bir şey. odamda tek olduğum an açıyorum dinliyorum radyomu. bir yere gittiğimde de götürebilirim. yarimin hayatımın her gecesinde olduğu günlerde onunla dinleriz saatlerce. muhteşem bir şey. diğeri de fotoğraf makinem. hareketli dünyadaki zamanı durdurma aletim. aynasız olmasından dolayı o da her yere gelebiliyor benle. bir sürü güzel fotoğraflar çekiyorum onunla. radyom, fotoğraf makinem ve gezginim. 3 dostum var artık benim. geceniz bu fotoğraf kadar güzel geçsin dostlarım... :)
kayipgalaksi
İyi geceler herkese :) uzuuun bir aradan sonra yeniden buradayım. bugün arkadaşımla siteyle ilgili konuştuk birkaç kişi halen yazıyor deyince bir bakayım dedim. gördüm ki site güncellenmiş, yeni birçok kişi gelmiş. bu halini sevdim mi? yaani. @admin @mayk fotoğraf olayını pek sevmedim. olmasaymış keşke öyle daha gizemli oluyordu :) eskilerden çok kişi kalmamış ona üzüldüm. anasayfada ilk @snorlax ı görünce sevindim ve tabiki stalkladım 😬 @poseydon a baktım yazdıklarını silmiş 🙄 @ikizler halen yazıyor @alpheratz de yazıyormuş muallimleri gördüm (birkaç tane olduğundan böyle yazdım 😂 ) @zorakimuhendis @ejderiyacı @chen @dakoh daha birkaç kişi de var şuan aklıma gelmiyor. kısaca sizleri gördüğüme sevindim :) en son yazımı 1 yıl önce yazmışım öyle diyor. o yazıdan sonra neler oldu neler. öncelikle o yazıdan birkaç ay sonra atandım. ayın 15 ini bekleyen bir memurum artık. İşe başlayana kadar stres sıkıntı içindeydim, boğuluyordum. sonra işe alışma süreci okul değiştirme falan derken bir sürü şeyler oldu. şuan kafamda kronolojik bir sıraya oturtamıyorum ama hayatımda bir sürü şey değişti, işim var çalışıyorum bunun bilincine varmam biraz zor oldu. sonra çeşitli insanlarla tanıştım, hayatıma birileri girdi çıktı, çok farklı olaylarla karşılaştım, büyüdüm, çok şey öğrendim, eskisi gibi çok depresif değilim onu atlattım, istediklerimi şimdiye kadar gerçekleştirdim, içimde zorla yeşerttiğim umudu söndürmemeye çalışıyorum falan filan. kısaca böyle. sizler nasılsınız neler yapıyorsunuz yukarıda isimlerini yazdıklarım ve diğerleri :) yine uzun yazacaktım ama artık uzun yazan yok herhalde kısa keseyim bu sefer 😏
alonecowboy
günlerden yine bir final akşamı, final dönemi öncelikle herkese başarılar hepimize kolay gelsin. İçim acıyor önceden burası böyle değildi ahali ne oldu bize haydi kalkın ayağa ses verin.
Eleni
öncelikle belirtmeliyim ki frank'cığım seni sene 2011'de yazdığım bu zımbırtıyı kamufle etmek için kullandığımdan dolayı üzgünüm. :/
evet şimdi başlayalım eski dosyalardan c/p yapmaya.
~
sevgili frank,
uzun zamandır düşündüğüm mail arkadaşlığını uygulamaya karar verdim. aslını sorarsan, mektup arkadaşlığından yanaydı gönlüm. hızlı ilerleyen zamanın geride bıraktığı bu yaşamları mektup aracılığı ile sana aktarmak, insanlığın henüz küçük-orta-büyük teknolojik kutulara sığdırılmadığı dönemin parçası olup gönderdiği mektubun gelmesini dört gözle bekleyenlerin yaşadığı dönemden yazmak isterdim. ne de güzel dönemdir o dönemler. açlık ve sefalete esir olmuş bedenlerin arkasında hep bir umut vardır. bu yüzden olsa gerek özeniyorum o dönemde yaşayan insanlara. konumuza dönecek olursak; sana yazdığım bu mail, içinde sana edilmiş bir penfriend teklifi barındırıyor. yazdıklarıma bir mail ile karşılık verdiğin vakit teklifimi geri çevirmeyip kabul ettiğin düşüncesi ile mutlu olacağım. bu konuları sonraya bırakıp şimdiki zamana gelecek olursak da soracağım soru değişmeyen klasik sorulardan. “nasılsın?”. İyiyim cevabı ne kadar gerçekçilik barındırıyor ise sen de o kadar iyisin, biliyorum. varlığına yaşam kaygısı enjekte edilmiş insanlar nasıl iyi olabilir ki? sen, ben, biz, onlar ve daha niceleri… hepimiz o insan topluluğu içerisindeyiz. kimileri reddederken kimileri kabullenip hayatın akışına kendini bırakmış durumda. peki, sen mesyö? kimlerdensin? sen bu soruyu düşünürken hayatından belli bir ölçüde zamanını almış oldum. sadece herkesin yaptığını ben de yaparak herkesleştim ve olması gerekeni yaptım. herkes gibi olmayınca bir ucubeden farksız oluyor insan. oysa güzel olmalıydı, simsiyah kargaların arasında bembeyaz bir karga olmak. şimdilik yazıma son veriyorum. beklediğim bir mektup olmasa da yazacağın maili bekliyor olacağım. ellerimizde kahvelerimiz, karşılıklı oturup bir sohbete dalacağımız vakit gelene dek kendine iyi bak. o vakitten sonra kendine iyi bakmanı, o gün gelince söylerim. adieu.

~
ne biçim bir evreden geçmişim lan.
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgunum yahu. üstümden bir kitap fuarı geçti. sadece kitap fuarı geçse de iyi, koşturuyorum sabahtan beridir. normalde bugün sadece 1 dersim var öğleden sonra. ama fuar olduğu için sabah 8'deki dersine yetişmeye çalıştım ve geç kaldım. uyanır uyanmaz yataktan fırlayıp yetişmek zorunda olmak iyi bir şey değil bence. hani diyorlar ya uyanınca güneşi selamlayın falan diye. bunu söyleyenler bizim güneşten önce uyanıp okul yolu düz gider eşliğinde toplu taşımada nefessizlikten öldüğümüzü görüyorlar mı acaba. sinirlendim bak, neyse. derse girip çıktıktan sonra kantinde takıldım biraz, mühendisliğe uğramam gerekiyordu oraya uğradım ve r11'e attım kendimi. travayda da uyumuşum zaten. taa üniversiten tekkeköye kadar en az yarım saat kısalttım. bu sene ilk defa yalnız gittim fuara. benim okuyan bir çevrem yok. olanlarda ya dersleri vardı, ya başka nedenlerle gelmediler. girdim içeri adetim olduğu üzere stantları dolaştım öncelikle. neler var neler yok baktım. sonra bir çay içip kafamda biraz kurguladıktan sonra başladım alışverişe. bu senenin şampiyonu iş bankası yayınlarıydı benim için. adamlara her fuarda bir kaç defa uğramadan yapamıyorum. İş bankası yayınlarında hem kitaplar baskı ve çeviri olarak çok kaliteli, hem de çalışanlarla muhabbet edip kitaplar hakkında konuşabiliyorsunuz. kitaplar hakkında konuşmayı ve dinlemeyi severim zaten. kitabı bilmeme gerek yok. bilen biri sohbet tarzında anlatsın kitabı yeter. İş bankası çalışanları da bunu gayet güzel yapıyor zaten. bir de sel yayınevinde çalışan bir kardeş de kitaplar hakkında güzel bilgiler verdi. İthaki'ye gittim, oradaki çalışana ilk defa bilim-kurgu okuyacağım ne tavsiye edersiniz diye sordum, yanımdaki müşteri de kitap önerdi. can yayınlarından bir kaç tane aldım. İlgimi çekmedi kitapları. çoğu geçen seneki kitapların aynısıydı sanki. diğer kitapevlerini de gezdim ve toplam 18 tane yepisyeni kitabım oldu. bu fuardaki tek eksiğim yalnız gitmemdi. kitaplar hakkında konuşabileceğim, heyecanla gösterebileceğim, anlatabileceğim birileri yoktu yanımda. İş bankası yayınları çalışanların güzel sohbeti de olmasaydı sanırım sus pus gidip gelecektim. ama fuarda geçirdiğim 3.5 saati komple iş bankasında geçirmedim ki. İnşallah bir sonrakine istediğim ile giderim. fuardan gelince de dizerim üst üste kitaplarımı, onlara bakarım öyle uyurum mutlu mutlu. yeni yeni görünce onları içim huzur doluyor. bir de kahvem olsaydı iyi olacaktı şimdi. kahvem bitmiş yahu. halbuki bu yorgunluğa ne de iyi gelirdi. hepinize iyi geceler dostlarım. bir an önce siz de gidin de o ortamın güzelliğini doyasıya yaşayın... :)
zavagar
zeki zavagar yükseköğrenim kız öğrenci yurdu kurucusu olarak öncelikle bize atılı suç için cevap yazmak istiyorum. bu bir karalama politikasıdır ve olayları tek taraflı dinleyerek yargılama asla yapılmamalıdır çünkü katil bile savunma yapmadan ceza almıyor.
şimdi konu şöyle: 2015-2016 eğitim öğretim sezonuna kayıt yaptırmak üzere a…g.. kül…. yurt binamızı gezerek yurt kayıt fiyatları hakkında bilgi sahibi olduktan sonra kayıt yaptırmak istediğini söyleyerek kayıt işlemi yapılmıştır.
eğitim öğretim yılı içerisinde yaklaşık 2-3 ay gibi süre kaldıktan sonra (kyk) kredi yurtlar kurumundan yurt çıktı diyerek imzalamış olduğu senetleri ve sözleşmenin iptal edilmesini kurumumuzdan talep etti ve kurumumuzda böyle bir şeyin olmayacağı hem sözlü hem de sözleşmemizin ödeme koşulları bölümünde 3.4 maddesi gereğince iptal işlemi olmayacağı tarafına daha öncesinden tebliğ edildiğini hatırlatarak ödeme konusunda yardımcı olabileceğimizi aceleci olmayacağımızı belirttik. öğrenci velisi d…..k…….ile yapılan telefon görüşmesinde ödeme konusunda acele etmeyerek ve ayrıca hukuki işlem şimdilik başlatmayacağımızı belirttik. aradan yaklaşık 1,5 yıl geçmesine rağmen her hangi bir resmi işlem yapılmamıştır. öğrenci a…g.. kül…. 2016-2017 eğitim öğretim döneminde aynı şekilde yurtta kalan ve kaydını silmek isteyen öğrencilerimize yurdumuz hakkında ben ayrıldım bana bir şey yapamadılar sizlerde ayrılabilirsiniz diyerek kendini örnek teşkil ederek yurt düzen ve kurallarını hiçe saymıştır. ayrıca yurdumuzda bulunan arkadaşını ziyarete geldiğinde neden bu şekilde yurtta kalan öğrencilere bilgi veriyorsun diye sorumuzun cevabı yurt müdürüne, çalışanlarına ve kurucumuza hakaret ederek yurttan ayrılmıştır.
son olarak öğrenci bizlerin iyi niyetini kötüye kullandığı kanaatine vardığımızdan dolayı sözleşmemizin ödeme koşulları bölümünün 3.4 maddesi gereğince icra takibi başlatılmıştır.
Uyku
herkese yeniden merhaba.
belki "sevgi, aşk" konuları sinirinizi bozup, "yine mi yaa" diyip okumadan geçiyorsunuzdur.
öncelikle bu konuda hassas olanlardan özür dileyerek başlıyorum.
kısa zaman önce salı günü gördüğüm bir kızın sınıfını öğrenmek için bütün ders programlarını analiz ettiğimi söylemiştim ve bulmuştum da.
bugün sağlamasını yaptım ve sonuç doğruydu, muhasebe 2 gündüzdü ve a şubesiydi. evde "ya ben bu kızın yanına gidip artık konuşucam, tanışıcam" diyorum ama bugün onu gördüğümde elim ayağım boşaldı, sandalyeye zor tutundum.
geçen hafta onu tek gördüm ama aşırı derecede hızlı yürüyordu. anlam veremedim, dizim sakat, yetişemiyorum...
evet, o salı günü ilk defa gözgöze geldik, artık unutamıyorum.
korkuyorum;
tanışmaktan. (reddedilmekten değil.)
hani belki erkek arkadaşı vardır, yanlış anlaşılırız, öyle ya; öğrenemiyorsun...
adına, ulaşamadım. hergün buralara gelip bakıyorum; yoksun...
aşk acısı değil bu, tanışamamak...
görmezsin ki, göremezsin çünkü; umrunda olmayan biri...
bugün daha yakından baktım gözlerine, sonunda kafanı kaldırabildin...
belki de bu yazdıklarım saçmadır...
bugün neredeyse hiç bakmadı...
belki de o buralara hiç gelmedi, gelmeyecek...
ne kadar sürç-i lisan ettikse affola...
mimarlique
biz de adettendir etkinlik sonrası bir teşekkür mesajı yazmak, site değişse de adetimizi devam ettirelim, öncelikle kahvaltıyı organize eden @admin ve @chiko kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum, sonrasında icabet eden arkadaşlarım sizler de iyiki varsınız tanımadığım onca insan ile beraber aynı sofra da kahvaltı yapmak sonrasında güzel oyunlar oynamak ve sohbetler etmek, hasta hasta geldiğim kahvatı da kendimi iyi hissetmemi sağladı, iyi ki varsınız bir sonraki etkinlikte daha büyük bir katılımla birlikte olmak niyetiyle hepinizin gecesi güzel geçsin.
mimarlique
uzun zamandır yazmıyordum buralara, bu gece biraz içimi dökmek istedim öncelikle çok hızlı başlayan okul günleri beni bir miktar afallattı fakat bunların da üstesinden gelebileceğimi düşünüyorum tabi ama ilk günden de 1 aylık ödev kitlenmez ki biz de insanız bizim de kağıt, taş oynama hakkımız var diye biliyorum ama stresten o ortamlara girecek mecalim kalmadı neyse ufak bir hadiseyle köşeme çekilmek istiyorum az önce ailemle konuşmak üzere salona geçmiş uzanmıştım ki karşı koltuğun altında ki bir ufak göz, telefona aldırmadan bir küfüre ve yerimden sıçramama neden oldu, hareket etmediğini görünce yaklaştım sandığım canlı olmadığını görüp sevinsem de yerde yatan cansız kuşun bedeni durgunlaşmama neden oldu, sen nerden geldin, ne zaman geldin, nasıl bu hale geldin bilmiyorum ama çaresizlikten kendini ordan oraya vurarak can vermek gerçekten çok acı ve yaşamaktan korkuyorum.
neutron
öncelikle herkese selamun aleyk. bugün hayatım boyunca çaresiz kaldığım anlar top3 listesini zorlayacak bir olayı anlatıcam. dersten çıktık. @designer ile çaylanıyoruz. boğazım gıcık yaptı diye aldım bir sürü pet şişe boğazım tıkandıkça içiyorum. e o kadar su içmeye gel zaman git zaman tuvaletim geldi ama gitmeye erindim. dedim olum tutarsın nolcak. bindim r11'e. e güzel bir şeyim yok. indim, bindim tramvaya ama ben gidiyorum yavaştan. neyse dua ediyorum tutarsın oğlum aslansın oğlum yaparsın oğlum... subhanallah o nedir? milim kıpırdayamıyorum. dedim bu böyle olmayacak .daha çobanlıdayım meydana öpsen dayanamam. kafamda planı kurdum. belediyede inilecek, yeşilyurda gidilecek... bak bak çok zekiyim. dedim oh rahatız. *dın dın dın* *atakum belediyesi* sesi. çok güzel. ayağa kalktım, adımı attım. bismillahirrahmanirrahim! o nedir yarabbi. bir ağrı. bilimsel olarak idrar torbamızın %30 u dolunca çişimiz geldi sanırmışız ama ben kesin fullemişim off. ulan minik minik adım atıyorum daha duraktan çıkamadım. bilirsiniz o kız yurdunun yanından yeşilyurta inen yolu. o yolu hayatta gidemicem belli oldu.
gitmeyi bırak daha duraktan çıkamıyorum. allahım dedim beni neden bu durumla sınıyorsun. ciddiyim ama gülmeye başladım. etrafa bakınıyorum bir yer var mı diye dükkan işyeri vs. köşede bir işyeri gördüm. adam kapatıyor. içimden yetişmek istiyorum ama fiziksel olarak imkanı yok. sanki karabasanlı rüyadayım. abi dedim sanki böbreğini istiyorum adamdan öyle bir ses tonum var. dedim abi ya aç kapıları gireyim ya da beni göm şuraya bir rezillik çıkmasın. surat ifademi görünce dedi işte açarım kapıları hazırım dünden. mutlu sonla bitirdim sonuç olarak. trajikomik bir olaydı. 20 metre yolun gözümde 20 km ye çıktığı bu küçük anımı size erinmeyin gidin çişinizi yapın sonra rezillik çıkmasın diye anlattım. kanalıma abone olmayı unutmayın
mayk
birini takip etmeden bloklamayı
mesaj yazmadan silmeyi
dm grubuna girmeden gruptan çıkmayı
istiyorsunuz, ya arkadaşlar biraz kaynaşın ya. bu platformu kayıt olup herkesi engelleyip kendi kabuğunuzda yaşayın diye yapmadık. tamam yapacağız ama önceliklerimiz sizi eğlendirecek şeyler.
Nickollyy
dört gündür buradayım ve bazı gözlemlerimi aktarayım. öncelikle en çok dikkatimi çeken şey insanlar arabanın resmen önüne atlıyor ve araba kullananlar da aynı şekilde saçma sapan üstüne sürüyor insanın bu açıdan beğenmedim ikinci çok kabalar müşteriye karşı bir suratsızlık hırçınlık azarlar gibi konuşma tarzı. sonra çok ego var milliyetçiler milliyetçiden kastım kendi şehirlerini övme konusunda. arkadaş ben de harika bir yer falan sanıyorum öyle bir şey yok. samsun ile kıyaslanamazmıs onu anladım. linç olsun istemiyorum bunlar kendi görüşlerim katılan katılmayan olabilir . selametle
Nickollyy
gençler öncelikle selamun aleykum 115 iyi mi kötü mu bilemedim ama yeter ya ahahahaha testi çözmek isteyenler buyurun https://www.zekatestimerkezi.com

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)